T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/2226
KARAR NO: 2025/428
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 04/07/2024
NUMARASI: 2023/882 Esas - 2024/567 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 05/03/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...’ın, 09/10/2010 tarihinde, işvereni ... A.Ş.'nin, davalılardan ...’ten kiraladığı vinç üzerinde yaya üst geçidinde reklam afiş ve panoları asarken davalılardan ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı tırın dorsesinde (treyler) bulunan konteynırın ön üst kısmının vinç koluna ve sepetine çarpması sonucu ...’ın yere savrularak düştüğünü ve yaralandığını,Olay yerinde tutulan kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere kazanın oluşumunda vinç sürücüsü olay yerinde/çalışma sahasında yeterli güvenlik önlemini almamaktan, tır sürücüsü ise hızını düşürüp güvenli geçişini sağlamadığından kusurlu bulunduğunu, diğer davalılardan ... Dış Ticaret Ltd, Şti. ... plaka sayılı tırın maliki, ... Sigorta Şirketi ... nolu poliçe ile bu tırın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, ... Kiralama İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ... plaka sayılı vincin maliki, yine ... Sigorta Şirketi ... nolu poliçe ile bu vincin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olarak kusurlu araç sürücüleri ile birlikte 2918 SK'nun 85 vd. maddeleri uyarınca oluşan cismani zararlardan müşterek ve müteselsilen sorumlu bulunduklarını, davacının geçirmiş olduğu kaza nedeniyle tedavi süreci bayunca hiç çalışamadığı için bu dönem geçici iş göremezlik durumu söz konusu olmakla birlikte, tam iyileşmesi daha zaman alacak olması ve kırık ve yaralarımalar hareket kabiliyetini kısıtlayarak vücudunda kalıcı etki yarattığından emsallerine göre normal hayat ve çalışma hayatında daha fazla efor ve güç sarf etmesi gerekecek olup, artık eski performansla çalışması ve yaşamını idame ettirmesi mümkün olmayacağından sürekli iş göremezlik durumu da söz konusu olup, tedavi süreci boyunca da mutad olduğu üzere yol, ilaç, yemek, özel beslenme, bakım vs. gibi tedavi giderleri de olduğunu, davacının kaza tarihinde dava dışı ... San. ve Tic, A.Ş.'den aldığı maaş, net 1.400 TL olup iş bu sebeple müvekkilin uğramış olduğu maddi zararlara karşılık olarak fazlaya ilişkin hakları ve HMK mad. 107 uyarınca alacak miktarı belirli hale geldiğinde alacağımızı artırma hakkımız saklı kalmak üzere şimdilik; - tedavi süresince 7 ay hiç çalışamadığından uğradığı kazanç kaybı için 3.000 TL,- yatalak olduğu 7 ay boyunca en az ölçekteki hayati gereksinimlerini bir başkasının yardım ve bakımı olmadan karşılayamaz halde olduğundan yardımcı kişi tazminatı olarak 5.000 TL,- iş gücünde oluşan kayıp ve azalmadan kaynaklı sürekli iş göremezlik ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararı için 2.000 TL,- yol, ilaç, özel beslenme vs. mutad tedavi giderleri için 500 TL olmak üzere toplam 10.500 TL'nin, davalı sigorta şirketinden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile tahsilini yine müvekkillerinin uğramış oldukları manevi zararı giderici, onları tatmin edici ve davalı sürücüler üzerinde caydırıcı etki yapmak üzere müvekkili ... için 100.000 TL, eş ... için 20.000 TL, çocuklar ... için 5.000 TL, ... için 5.000 TL, anne ... için 10.000 TL olmak üzere toplam 140.000 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi haricindeki tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 410.486,44 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Kiralama Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ...’in kusursuz olduğunu, vincin davacının çalıştığı şirkete kiralandığını, talimatları vincin kiralandığı şirketin verdiğini, ...’in her türlü dikkati gösterdiğini, tedavi giderlerinin tamamının Devlet eliyle karşılandığını, davacının halen ilgili şirkette çalışmaya devam ettiğini, belirtildiği gibi bir mağduriyetinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Kusurun net bir şekilde ortaya konulması ile ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, geçici ve sürekli iş göremezlik durumlarının net bir şekilde ortaya konulması gerektiğini, tedavi giderlerinden sorumlu olmadıklarını ve faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kusurun davacı ...’da olduğunu, emniyet tedbiri almadan iş yaptığını, tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... .İşl. Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın SGK ya karşı açılması aksi halde ihbar edilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, kazanın ..., vinç operatörü ... ve davacının kusuru nedeniyle meydana geldiğini, sağlık giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile 411.745,02 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 2.651,53 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 6.589,89 TL bakıcı ve tedavi giderleri tazminatının, sigorta şirketi bakımından dava tarihi olan 01/07/2013, diğer davalılar bakımından kaza tarihi olan 09/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan (sigorta şirketi bakımından toplam 350.000,00TL ile sınırlı olmak üzere) müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya dair geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine,Davacılardan, ... için 20.000,00 TL, ... için 7.000,00 TL, ... için 500,00 TL, ... için 500,00 TL, ... için 4.000,00 TL olmak üzere toplam 32.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 9/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte (sigorta şirketi hariç) davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya dair talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar ... Sigorta Şirketi vekili, ... İşlet. Acen. ve Nak. Dış Tic. Ltd. vekili, ... Kir. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ile ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.5 çerçevesinde sakatlık teminatının sürekli sakatlık ile bakıcı giderlerini de karşılamakta ancak tedavi gideri teminatı sürekli sakatlık taleplerini karşılamadığını, hal böyle iken yerel mahkeme tarafından poliçe limiti olan 175.000,00 TL ''ölüm ve sakatlık teminatı '' limitini aşacak şekilde hüküm kurulduğunu, yargılama sırasında iş kazasına ilişkin peşin sermaye değerinin düşülmesi gerektiğine ilişkin itirazlarının gerekçeli kararında dahi tartışma yapılmadığını, karar hem usul ve yasaya aykırılık oluşturmakta hem de müvekkil sigorta şirketinin hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğramış olduğunu, kazanın üzerinden 11 yıllık bir süre geçtiği dikkate alındığında davacının iyileşmesi kuvvetle muhtemel olduğunu ancak düzenlenen maluliyet raporu kaza tarihindeki ve bir yıl sonra zamandaki hastane evrakları dikkate alınarak sadece epikriz raporlarıyla değerlendirme yapıldığını, fahiş olarak belirlenen %26.2 oranındaki maluliyete itiraz edip maluliyet tespitinin daha detaylı yapılması adına Adli Tıp İkinci Üst Kurulu'nca dosyanın gönderilmesini talep ettiğini, geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin 6111 sayılı kanun gereği hem de trafik sigortası genel şartları uyarınca tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte kişinin sürekli bakıma muhtaç olduğu belirlemesi farazi olarak denetime elverişsiz bir raporda düzenlendiğini, Mahkemece davacının geçici ve sürekli iş göremezlik döneminde bakıcıya ihtiyacı olup olmayacağı, bakıcıya ihtiyaç olması halinde hangi tarihten itibaren bakıcıya ihtiyaç duyacağı, bakıcı ihtiyacının süresi (tam zamanlı/yarı zamanlı/süreli) konusunda Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olarak ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, zorunlu mali sorumluluk genel şartları hükmü uyarınca da tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam tablosu ile %1,8 olarak esas alınması gerektiğini, yargılamada müvekkil şirketin hak arama özgürlüğü yeterli şekilde kullandırılmadığını, dosyadaki deliller ve bilirkişi raporu yeterince incelenmeksizin ve keşif yapılmaksızın müvekkili şirket aleyhine oluşturulan hükmün sırf bu nedenle dahi bozulması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... İşlet. Acentalık ve Nak. Dış Tic. Ltd. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının, ... Kiralama İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’de çalışmakta olup, vinç sepetinde reklam afişini asma fiilini gerçekleştirirken alması gereken önlemleri almadığı sabit olduğunu, davacı ... tecrübeli bir işçinin gerektirdiği özen ve dikkati göstermediği ve kusurlu olarak hareket ettiği tehlikeli işten kaçınma hakkını kullanabilecekken işverene itiraz etmeksizin işi kabul ettiği, davacının da kusurlu olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporları içeriği hesaplamaları değerlendirmeleri usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu olay incelendiğinde açıkça bir iş kazası olduğu anlaşıldığını, bu kapsamda yerel mahkeme tarafından iş kazasına ilişkin uygulanması gereken hükümler uygulanmalı, davacı kurumun rücuya tabii ancak bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin yarısı olabileceğini, ayrıca dava konusu olay iş kazası olduğundan Adli Tıp Kurumu tarafından yapılmış olunan maluliyet hesaplamasını da kabul etmediklerini, maluliyet hesaplamasının SGK nezdinde hesaplanması gerektiğini, manevi tazminat zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, davaya konu olan olayda; olayın oluş şekli, kusur durumu, olayın özellikleri, ekonomik olgular dikkate alındığında, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının çok fazla olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Kir. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 21.06.2022 tarihli hesap raporu sürekli iş göremezlik hesabında kazazede ...'ın fiilen kaza tarihinden buyana aralıksız ... nezdinde çalıştığını, beden gücü olarak aynı işi yapan kazazedenin kaza sonrasında iyileştiği gözetilmeden 10 yıl önceki tedavi evrakları üzerinden %26,2 oranında fahiş maluliyet oranı üzerinden hesap yapıldığını, kazazedenin bilinen dönemde fiilen çalışması nedeniyle mükerrer tazminat hesabı yapılmış olup verilen kararla sebepsiz zenginleşmeye yol açıldığını, bilirkişi raporunda bakıcı, pansuman, tıbbi malzemeler ile ilgili yapılan tüm hesaplamalara esas hiçbir tıbbi veri olmadığını, raporda 2.3. vd. eden sayfalarda tıbbi değerlendirmelerin tamamı herhangi bir bilimsel veri ışığında hazırlanmadığını, raporun denetime elverişli hazırlanmadığını, dava dilekçesinin netice ve talep kısmında; "yol, ilaç ve özel beslenme.." yönünde talepleri olmadığını ancak bilirkişi raporunda yardımcı ortopedik malzeme hesaplamasının yapılmış ve işbu hesap üzerinden karar verildiğini, dava dilekçesinde tıbbi malzeme talep edilmemiş olup 21.06.2022 tarihli raporda "taleple bağlılık ilkesi" aşılması nedeniyle kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından kazazede ...'ın güncel SGK dökümü alınmadan dosya hesap raporuna gönderildiğini, kazazedenin bilinen döneminde halihazırda kusuru tespit edilen davalı sürücü ...'ın da işvereni ... nezdinde çalıştığını, kazazede bilinen dönem hesaplamasında beden gücüne bağlı çalışmasıyla gelir elde etmesine rağmen mükerrer olarak davacı lehine hükmedilmesi ile davacı mükerrer tazminat kazanımına yol açtığını, yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi hesap raporunda artan gelir gözetilerek hesap yapıldığını, emsal kararlarda kazazedenin bedensel işgücü kaybının düşük durumda emeklilik aylığı alıyorsa pasif devre hesabının yapılamayacağını, yerel mahkeme tarafından davacının emekli aylığı alıp almadığı Sosyal Güvenlik Kurumuna sorularak belirlenmeli, buna göre pasif devredeki işleyecek hesaplama tamamen ortadan kalkma ihtimali gözetilmemesi gerektiğini, yerel mahkeme nezdinde yapılan yargılamada; davacı kazazedeye herhangi bir kusur izafesi yapılmaması hukuken doğru olmadığını, yargılamada kusur oranı ve kusur oranına dair dağılımlar hatalı, olayda kazazedenin kendi ısrarlı tutumunun fazlasıyla etkili olduğu, kusurunun bulunduğu açık olduğunu, diğer davalı ...’a yönelik kusur dağılımı da hukuka uygun olmadığını, davacı kazazede ...'ın %20 oranında sorumluluk tayini olaya etki ediş şekliyle uygun olmadığını, oysa yaya ve araçların yoğun olduğu mahalde aşırı hızlı giden tır şoförü asli kusurlu olduğunu, mahkeme tarafından olayın trafik-iş kazası olduğunun tespiti yapılmadığını, reeskont avans faizi takdiri hukuka uygun olmadığını, takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 25/10/2023 tarih, 2023/1205 Esas ve 2023/1920 Karar sayılı kararı ile " ... mahkemece yapılması gereken; kısa kararla bağlı olmaksızın, kısa karara uygun olarak gerekçesini yeniden düzenlemek veya gerekçeye uygun nitelikte yeni bir kısa karar oluşturmak ve bu şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiyi gidermektir. Daire kararının kapsam ve şekline göre; davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda kısa karar ve gerekçeli karar çelişkisi giderildiği görülmüştür. Dosya kapsamından, 09/10/2010 tarihinde, davalı ... şirketi çalışanı olan davalı ...'ın kullanmakta olduğu ... plakalı vinçle, Şile Otoyolu Çamlık Otobüs durağında bulunan üst geçite belediyeye ait reklamı asmaya davacı ... ile gittikleri, davalı ... 'in vinci park ederek sabitleyici ayakları açtığı, vincin sepetinde bulunan davacının çalışmaya başladığı, bu sırada davalı ...'ın kullanmakta olduğu ... plakalı çekiciye bağlı yarı römork üzerindeki konteynerin vincin yanından geçerken davacı ...'ın içinde bulunduğu sepeti taşıyan vincin bomuna çarpması sonucu davacının sepetten fırlayarak bölünmüş yolun karşı şeridindeki asfalta düşmesi ile sonucu yaralandığı ve bu yaranması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.Dava dilekçesinde davalı ... Sigorta Şirketi'nin ... plakalı tırın ve ... plakalı vincin ZMMS sigortacısı olduğu açıklanarak maddi tazminat talep edilmiştir. Geçici bakıcı giderleri ile belgesiz tedavi giderleri poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve sürekli iş göremezlik zararları ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanacaktır. Kaza tarihinde poliçede tedavi giderleri limiti kişi başı 175.000,00 TL, sakatlık ve ölüm halinde poliçe limiti de yine kişi başı 175.000,00 TL'dir. Dolayısıyla her iki poliçeden dolayı davalı sigorta şirketinin geçici ve sürekli işgöremezlik tazminat talepleri bakımından teminat limiti ( sakatlık ve ölüm teminatı kapsamında) toplam 350.000,00 TL olacaktır. Davacı lehine hükmedilen toplam geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı 350.000,00 TL'yi aşmaktadır. Davacı vekili ıslah dilekçesinde, davalı sigorta şirketi bakımından 350.000,00 TL limit ile sınırlı olarak tazminat talep etmiştir. Oysa davalı sigorta şirketi tedavi ve bakıcı giderleri bakımından tedavi giderleri teminat limiti ile sorumlu olduğu halde davacı vekili talebini 350.000,00 TL ile sınırlandırdığından bu yönden davalı sigorta şirketi lehine usuli kazanılmış hak dahi oluşmuştur. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince taleple bağlı kalınarak her iki poliçenin de davalı ... Sigorta Şirketi'nden tanzim edilmiş olması nedeniyle de toplam limiti üzerinden hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Aynı kaza ile nedeniyle davalılar ... ve ...'in sanık olarak yargılandığı ceza mahkemesinde kusurlu bulunarak (davacı kusursuz) adli para cezasına mahkum edildikleri, mahkemece iş güvenliği uzmanından oluşturulan bilirkişi heyeti raporunda da davacıya kusur verilmediği, yine bu heyete Makina Mühendisi eklenmesi ile alınan bilirkişi heyetince düzenlenen kusur raporuna göre; ... Kiralama Ltd.Şti nin %50 kusurlu, (dava dışı) üst işveren ... San.A.Ş.'nin %10 kusurlu, davalı ...’ın %20 kusurlu, ...’ın %20 kusurlu ve yaralanan davacı ...’ın ise kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K. sayılı kararları).
İstanbul ATK tarafından düzenlenen 20/08/2021 tarihli maluliyet raporunda davacının trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre %26,2 meslekte kazanma gücü kaybı ve geçici iş göremezlik süresinin 9 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunda dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek ve yeni tarihli muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre maluliyet raporuna ilişkin istinaf itirazları da yerinde değildir. Trafik kazası nedeniyle sakatlanan ve bu sakatlığı nedeniyle çalışma güçlerini kısmen veya tamamen kaybetmesinden dolayı ekonomik geleceği sarsılan kişiler bu zararlarını kazaya neden olan kişi veya kurumlardan talep edebilir. Beden bütünlüğü ihlâl edilen kişi bu ihlâl nedeniyle tamamen veya kısmen çalışamaz duruma gelmişse, bundan doğan zararının tazminini talep edebilir. Sürekli iş göremezlik beden gücünün bütünüyle yitirilmesi ya da organ eksilmesi veya organ zayıflaması sonucu beden gücünün belli bir oranda azalması durumudur. Beden gücü eksilen kişi çalışmasını sürdürebilir ise de yaşıtlarına ve aynı işi yapanlara göre (sakatlığı oranında) daha fazla güç ve çaba harcayacağından, kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı vardır. Yargıtay kararlarında bu "güç kaybı-efor kaybı" olarak adlandırılmaktadır.Somut uyuşmazlıkta da davacının alınan maluliyet raporuna göre çalışma gücünü kısmen kaybetmesi nedeniyle %26,2 oranında sürekli iş göremezliği oluştuğu tespit edildiğine göre bundan doğan güç kaybı-efor kaybını sürekli iş göremezlik tazminatı olarak talep edebilecektir. Bu nedenle davalılar ... Kir. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... vekilinin davacının çalıştığı ve bu nedenle tazminat talep edemeyeceğine ve mükerrer ödeme aldığına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı kararında; "2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa ... ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir" yönünde; 14.10.2014 tarih, 2014/ 16455 E. ve 2014/13330 K. sayılı kararında ise "Geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez" yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı sigorta şirketi vekilinin geçici bakıcı ve geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğuna ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/8041 E. 2024/10381 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararı) Dava dilekçesinde tedavi ve yol giderleri, ilaç, özel beslenme ve mutad tedavi giderleri talep edilmiştir. Trafik kazasına bağlı bedensel zararlarda belgesiz tedavi giderlerinden işleten, sürücü ve ZMMS sigortacısının sorumluluğu devam etmektedir. Hükme esas alınan hesap raporunda belgesiz tedavi giderleri hesaplanmış, bu raporun düzenlenmesinde doktor bilirkişi de yer almış ve bakıcı ihtiyacını olay tarihinden itibaren 4 ay olarak belirlenmiş olmakla bu yönlere ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı da belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosuna göre ve prograsif rant tekniği uygulanarak, asgari ücret üzerinden, kusur oranlarına ve SGK tarafından yapılan geçici ödeme düşülerek tazminatın belirlenmesine göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden davalı vekilinin ıslah zamanaşımına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/20495 E.ve 2019/7842 K.sayılı kararı). TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Kazaya sebebiyet veren araçlar tır ve iş makinası olmakla yasal faiz uygulanmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı ... Sigorta Şirketi vekili, davalı ... Nak. Dış Tic. Ltd. vekili, davalılar ... Kiralama İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... Sigorta Şirketi vekili, davalı ... Nak. Dış Tic. Ltd. vekili, davalılar ... Kir. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ile ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-Alınması gereken 23.908,50 TL harçtan peşin alınan 7.737,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.171,50 TL harcın davalı ... Sigorta Şirketi'nden tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Alınması gereken 30.943,50 TL harçtan peşin alınan 7.735,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.206,50 TL harcın davalı ... Nak. Dış Tic. Ltd.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, c-Alınması gereken 30.943,50 TL harçtan peşin alınan 7.735,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.207,62 TL harcın ... Kir. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ile ...'tan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/03/2025