T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/149
KARAR NO: 2024/986
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 26/10/2021
NUMARASI: 2019/74 Esas - 2021/835 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 04/06/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/05/2016 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla Batman Gültepe Köprülü Kavşağı yan yoldan Kozluk istikametine doğru seyrederken Beşikçi istikametine dönmek istediği esnada aynı istikamette yan taraftan gelen ve sürücüsü sonradan tespit edilen ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın davacının aracına aradan çarpması ve çarpmanın etkisiyle aracın ön kısımlarının kaldırıma çarparak durması sonucunda çift taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olup ... plaka sayılı araç içerisinde sürücü olarak bulunan davacının sakat kalacak şekilde yaralandığını, sağlık kurulu raporu ile sürekli maluliyetinin %23 olduğunun tespit edildiğini, davacının yaralanmasına ve sakat kalmasına sebebiyet veren ... plakalı aracın kazanın meydana geldiği 20/05/2016 tarihinde sigorta kaydı bulunmadığını, davacının zararının tazmini için davalı ...na 02/06/2017 tarihinde poliçe limiti dahilindeki maddi tazminatın ödenmesi için başvuru yapıldığını, söz konusu sigorta şirketi tarafından başvuruya cevap verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla geçici ve sürekli maluliyet tazminatının aktüer bilirkişisine hesaplattırılarak temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili vermiş olduğu 20/09/2018 tarihli dilekçesi ile davalarını ıslah ederek, toplam 138.088,11 TL iş göremezlik tazminatının davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/05/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, 21/06/2016 tarihinde Batman Sulh Hukuk Mahkemesi'nden kusur oranlarının tespit edilmesi talep edildiğini ve Batman Sulh Hukuk Mahkemesi 2016/15 D.İş numaralı dosya uhdesinde bilirkişi marifeti ile hazırlanan raporda ... idaresindeki aracın %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, asıl davada aynı olay ile ilgili olarak görülen davada alınan 11.04.2018 tarihli rapora göre ıslah yapıldığını ancak maluliyet oranının yeniden belirlenmesi ile 19.04.2021 tarihli aktüer raporunda tazminat miktarı daha fazla çıktığından raporlar arasındaki 56.147,35 TL'lik fark alacak ıslah edilemediğinden ve HMK'nın 176/2 uyarınca taraflardan her birine yapmış olduğu usul işlemlerini bir defaya mahsus olmak üzere ıslah etme hakkı tanındığından iş bu ek davayı açma gereğinin hasıl olduğunu belirterek iş bu davanın konu ve taraflar yönünden aynı olan İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/74 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesini, bakiye 56.147,35 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 20/05/2016 tarihinde poliçesi bulunmayan aracın karıştığı kazada davacının sakat kaldığını, bu poliçelerden dolayı sorumluluğunun davacının kusuru oranında olmak üzere yaralanma ve sürekli sakatlık halinde olay tarihi itibariyle kişi başı azami 310.000 TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitini bildirmelerinin davayı kabul anlamında olmadığını, kaza tespit tutanağında meydana gelen kazada plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusuru olmadığından davanın reddi gerektiğini, ayrıca alınacak maluliyet raporunun Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının A.5 (c) bendindeki şartları taşıması gerektiğini, kazanın meydana geldiği tarih göz önünde bulundurulduğunda kişinin resmi ve yetkili bir hastaneden alacağı sağlık kurulu ve maluliyet oranının tespiti için tedavi sürecinin sona ermiş olması ve kişide bu kazadan dolayı sürekli bir hasara yol açmış olması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olabileceğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Asıl dava yönünden; davanın kabulü ile davacının geçici ve sürekli maluliyetinden kaynaklı olarak toplam 138.088,11 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 14/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden; davanın kabulü ile davacının geçici ve sürekli maluliyetinden kaynaklı olarak toplam 56.147,35 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 14/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın kaza tarihini kapsar nitelikte ... Sigorta’dan geçerli trafik poliçesi bulunduğundan ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine ve davanın asıl sorumlusu ... A.Ş'ne ihbarına, karar verilmesi gerektiğini, asıl dava için %36,2 maluliyet oranı kabul edilemeyeceğini, davacının maluliyetinin en son alınan 19.10.2020 tarihli maluliyet raporu ile %23 olarak belirlendiğini, davacının maluliyetinin düştüğünü, %23 ile %36,2 'lik maluliyet oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, her iki oranın da farklı yönetmelik hükümlerine göre belirlendiğini kaldı ki, maluliyet raporunun 20/02/2019 tarih 30692 esas sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Yönetmeliği çerçevesinde yetkili bir hastaneden alınmasının sigortacılık mevzuatı gereği yasal bir zorunluluk olduğunu, mevcut kaza ile ilgili bir rapor alınabilmesi kaza ile ilgili tedavinin sona ermiş olması ve sonrasında yetkili ve resmi kurumdan rapor alınması gerektiğini, davacının alkollü bir şekilde araç kullanması ve olay yerini terk etmesi sebebiyle asli kusurlu sayılması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının olay yerini terk ettiğini, bu nedenle tazminatın tamamen kaldırılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerektiğini, hesaplamalarda ölüm tablosu olarak TRH 2010 tablosu dikkate alınacağını, iskonto oranının (teknik faiz), %1,65 olarak dikkate alınacağını, ...’nın geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin sorumluluğunun söz konusu olmadığını, 01/06/2015 tarihli Trafik Genel Şartları gereği sağlık gideri teminatından SGK'nın sorumlu olduğunu, davacıya SGK tarafından geçici iş görmezlik ödeneği ödenip ödenmediğinin araştırılması ve yapılan geçici iş göremezlik ödemesi varsa tazminattan düşülmesi gerektiğini, birleşen dava tarihinin 17.06.2021 olmasına rağmen 14.06.2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, bulunan kaza tespit tutanağına göre, 20.05.2016 tarihinde saat 01:30 sıralarında mülkiyetinin dava dışı ... ait olan ... plaka sayılı aracı, 2.28 Promil alkollü olarak kullanan davacı sürücü ...'in, sevk ve idaresindeki bu araç ile olay mahalli olan Beşikçi caddesine dönmek istediği sırada sürücünün beyanına göre aynı istikametten yandan gelen plakasını alamadığı bir aracın çarpması ve çarpmanın etkisiyle aracının ön kısımlarıyla kaldırıma çarpması şeklinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, diğer aracın olay yerini terk ettiği, saat 03:00 sıralarında ... plaka sayılı olay yerini terk eden aracın sürücüsü olduğunu beyan eden ... Bölge Trafiğe geldiği ve bölge ekiplerine teslim edildiği, davacının geçici ve sürekli maluliyet tazminatı talep ettiği anlaşılmıştır.Davalı tarafından ibraz edilen tramer kaydının incelenmesinde ... plaka sayılı araç için ...A.Ş tarafından ... adına trafik sigortası düzenlendiği oluşturma tarihinin 20/05/2016 saat 16.54 olduğu kazadan sonra düzenlendiği görüldüğünden kaza tarihinde geçerli olmadığı anlaşılmaktadır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen % 23 oranına ilişkin maluliyet raporunun hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.ATK 2. İhtisas Kurulunun 10/06/2020 tarihli Maluliyet raporu kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, hükümlerine göre düzenlenen % 36,2 oranına ilişkin maluliyet raporu ile hükme esas alınan rapor arasındaki fark uygulanan yönetmelikten kaynaklandığından çelişki olmadığı gibi olay tarihinde yürürlükte olmayan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet belirlenemeyeceğinden bu yöne ilişkin istinafın reddi gerekmiştir.Davacının kaza sırasında alkollü olduğu tespit edilmiştir. Kusur belirlenirken bu durum da değerlendirilerek %25 kusur izafe edilmiştir. Bu durumda alkollü araç kullanılması nedeni ile müterafik kusur indirimi yapılamayacaktır. Kaldı ki, alkollü araç kullanmak sürüş kusurudur. Müterafik kusur oluşturmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir.Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,65 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı kararında; "2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa ... ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir" yönünde; 14.10.2014 tarih, 2014/ 16455 E. ve 2014/13330 K. sayılı kararında ise "Geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez" yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararı)SGK yazı cevabına göre dava konusu olay nedeni ile davacıya ödeme yapılmadığı belirlendiğinden bu yöne ilişkin istinafın reddi gerekmiştir. Kazaya karışan araç sigortasız olup davacı vekili, ...na başvurusunu yaptıktan sonra verilen olumsuz yanıt üzerine dava açıldığına göre KTK'nın 97.madddesindeki başvuru koşulu yerine getirildiğinin kabulü ile başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonrasının faize başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinde ve ek dava ile ıslah dışında kalan kısım talep edildiğinden başvuru tüm zarara ilişkin olmakla birleşen ek dava için de başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonrasının faize başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 9.432,79 TL harçtan peşin alınan 3.497,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.935,73 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.04/06/2024