T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2025/829
KARAR NO: 2025/1010
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 13/10/2022
NUMARASI: 2020/207 Esas - 2022/703 Karar
DAVA: Alacak (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 13/06/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketi pert olan aracın ödenmesi gereken 39.000,00 TL lik bedelini kendisinin belirlemesine rağmen araç üzerinde hacizler olduğu gerekçesi ile ödemeyi geciktirdiğini, daha sonraki yıllarda araç üzerindeki hacizler kaldırıldığı, en son haczi bulunan Yenice Mal Müdürlüğü tarafından 03/11/2016 tarihinde cüzi miktarda borç ödenmesi halinde haczin kaldırılacağının kendilerine de bildirildiği ancak davalı kendisinin tespit ettiği miktarı ödemediğini, açıklanan bu nedenlerden dolayı davanın kabulüne, ... plakalı aracın pert olması nedeni ile 39.000,00 TL alacağın davalıdan 01/01/2010 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, ... plakalı aracın poliçesi 06/07/2008-06/07/2009 tarihleri arasında sigorta teminatı altına alındığını, davalı şirket nezdinde tanzim edilmiş 2010 yılını kapsar poliçesi bulunmadığını, bundan dolayı davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının aktif dava ehliyetine sahip olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın 2020 yılında açıldığı, 10 yıl sonra açılmış olması nedeniyle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, meydana gelen kazada oluştuğu iddia olunan zararın net bir şekilde ortaya konulması ve sigortalı araç sürücüsünün kusur durumunun tespit edilmesinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın tazminat davası olduğunu, davalının belirlediği ve vekil eden tarafından kabul edilen bir kasko sigortasından kaynaklanan belirlenmiş bir tazminat miktarı bulunduğunu, zarar miktarının davalı tarafından tespit edildiğini ve bildirdiğini, itirazda bulunmamakla bir alacak olarak doğduğunu, tazminat ve alacak davalarında zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, davalıdan dosyanın getirtilmesi halinde zararın doğduğunu, belirlendiği tarih ile belirlemeden itibaren 10 yıllık sürenin geçmediğinin anlaşılacağını, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verildiğini, kararın hatalı olduğunu, kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, istinaf talebinin kabulü ile anılan 13.10.2022 tarihli mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamında dava dilekçesinde 2010 yılında gerçekleşen kaza nedeni ile davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğu belirtilen ... plakalı aracın pert olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafça 2010 yılına ait kasko poliçesi, kaza tespit tutanağı, sigorta şirketine başvuru evrakı sunulmamıştır.Davalı sigorta şirketi tarafından 2010 yılını kapsar kasko sigorta poliçesi bulunmadığı, taraflar arasında ... plakalı araç için 06/07/2008-06/07/2009 tarihlerini kapsar kasko poliçesinin düzenlendiği, 25/01/2009 tarihli trafik kazası nedeni ile davacıya 16/12/2009 tarihinde 25.600,00 TL ödeme yapıldığı belirtilmiş, hasar dosyası, poliçe ve ödemeye ilişkin dekont sunulmuştur.Bu durumda davalı vekili tarafından sunulan belgeler çerçevesinde tarihli trafik kazası tarihi 25/01/2009 olarak kabul edilecek ise 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi uyarınca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlayan zamanaşımı süreleri eski kanuna tabi olacağından, ihtilafa 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ki zamanaşımı hükümleri ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda ki zamanaşımının kesilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir. 6762 sayılı TTK'nın 1268. maddesi gereğince sigorta sözleşmelerinden doğan davalar 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Aynı Kanun'un 1292 ve 1299. maddelerine göre zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın muaccel olduğu gün, yani sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan 5 günlük ihbar tarihinin son günüdür. Somut uyuşmazlıkta kaza tarihi itibariyle davacı rizikonun gerçekleştiğini öğrenmiştir. Bu durumda öğrenme tarihinden itibaren 5 günlük ihbar süresinin son günü olan 30/01/2009 tarihi, zamanaşımının başlangıç tarihidir. Bu tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi 30/01/2011 tarihinde domuş olduğundan İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.13/06/2025