T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/2525
KARAR NO: 2025/2186
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 12/06/2023
NUMARASI: 2022/6 Esas - 2023/425 Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/02/2015
KARAR TARİHİ: 04/12/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 02.02.2015 günü akşamı saat 20:00 sularında ...'ye bağlı metrobüste iken Topkapı civarında aracın bariyerlere çarpması sonucu yaralanmış ve Bezm-i Alem Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındığını, metrobüs şoförünün hastanede verdiği ifade,mobese kayıtları ve görgü şahitleri ile bu husus rahatlıkla anlaşılacağını, davacının trafik kazasında bedensel zarara uğraması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 107.maddesi uyarınca maddi tazminat tutarı belirlenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL ilgili kurum ve sürücü yönünden olay tarihinden sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme davalılara ödetilmesine, ayrıca 100.000,00TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalılara ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; kusurun tamamının müvekkili idarenin sürücüsünde olmadığını, davacının da kusuru bulunduğunu, kazada davacı dışında yaralanan bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce müvekkili şirkete herhangi bir müracaat ve başvuru bulunmadığını, müvekkili şirketin ancak sigortalısının kazadaki kusuru oranında ve maddi zararın varlığı ispat edildiği takdirde maddi zarardan sorumluluğu poliçe azami teminat limitiyle sınırlı olarak söz konusu olabileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, dava dilekçesinin dava şartlarını içermediğini, kazanın meydana gelişinde müvekkilinin kusurlu bulunmadığını, davacının olay günü, oturmuş olduğu koltukta uyuması ve bulunduğu koltuktan aşağı kayması sonucu yaralandığını, müvekkilinin olay sonrası kendisiyle bizzat ilgilendiğini, müvekkiline bir şeyinin bulunmadığını beyan ederek şikayetçi olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın maddi ve manevi tazminat yönünden reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemede yargılaması yapılan dosyada, taraflarına ATK raporundaki eksikliklerin giderilmesi için kesin süre verildiğini, bu süre içerisinde ilgili eksikliklerin tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, dosyanın sürüncemede kalması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, yerel mahkemenin direkt olarak taraflarına kesin süre verdiğini, davaya konu edilmiş ceza davasında davalının fiilinin hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin zarara uğradığını ceza dosyası ile de sabit olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın davalının kusurlu hareketlerinden meydana geldiğini, yerel mahkemede yürütülen davada müvekkili aleyhine hüküm tesis edilmesinin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, ceza dosyasının hiç yokmuş gibi direkt olarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 02/02/2015 günü saat: 20.00 sıralarında ...'ye ait davalı ...'ün sevk ve idaresindeki metrobüste Söğütlüçeşme istikametinden Avcılar istikametine seyahat ederken, Topkapı durağına geldiği sırada sürücünün aracın camlarının buhar yapması sonucu önünü göremeyip manevra köprüsünün ayağına çarpması suretiyle meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olan davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Kaza tek taraflı olarak meydana gelmiş olup davacı araçta yolcu olduğundan kazanın meydana gelmesinde kusurundan söz edilemeyecektir. Ayrıca davalı sürücünün kaza nedeniyle yargılandığı ceza mahkemesinde alınan kusur raporunda belirtilen davacıya verilen tali kusur (yolcu olarak gerekli tedbiri almaması) müterafik kusur olup Yargıtay yerleşik içtihatları gereğince belirlenecek tazminattan resen %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin "Görevsiz mahkemece yapılan yargılamada davacının kusuru bulunmasına rağmen, kusur indirimi yapılmadan yapılan hesaplama doğru değildir. Ceza yargılaması ile davalı sürücünün asli kusurlu olduğu anlaşılsa da, davalıların sorumlu olduğu miktarın hesaplanabilmesi için davacının tali kusurunun oranının tespit edilmesi ve buna göre belirlenecek tazminattan kusur indiriminin yapılması gerekir." değerlendirmesi doğru olmamıştır. Bu doğrultu da davalıların İlk Derece Mahkemesinin önceki kararına karşı verdikleri istinaf dilekçelerinde ki kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından davacı tarafa usulüne uygun kesin mehil verilmesine rağmen kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş, davacının kaza nedeniyle yaralanmasından oluşan maluliyet oranı ve işgöremezlik süresini gösterir maluliyet raporunun sunulması için belirtilen eksikliklerin kesin süre içesinde yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Trafik kazası nedeniyle oluşan maluliyetin ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğu, davacının kesin mehil süresi içerisinde hastaneye müracaat ederek muayene olmadığı ve bu nedenle maluliyet raporu düzenlenemediği, dosyada mevcut delil durumuna göre davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranının kesin bir şekilde belirlenmesinin olanaklı bulunmadığı ve bu nedenle mevcut delil durumuna göre maddi tazminat hesaplanamadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Ceza dosyası kapsamında alınan İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 30/10/2018 tarihli raporunda davacının trafik kazasına bağlı yaralanması sonucu hayati tehlike geçirmemekle birlikte kemik kırıklarının hayati fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek şekilde yaralandığı bildirilmiştir. Manevi tazminatın takdiri için maluliyet oranının kesin olarak belirlenmesi zorunlu olmadığından yolcu olan davacının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmaması gözetilerek mahkemece ayrıca kusur ve maluliyet raporu alınmadan dosyada mevcut raporlarla ve davacı tarafça bildirilen hastaneden yazışma yapılarak gerekli belgelere göre davacının kaza nedeniyle yaralandığı sabit olmakla TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları ile davacının müterafik kusuru tartışılarak uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu açıklamalar çerçevesinde, lk Derece Mahkemesinin ilk kararına davacının manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf talebinin bulunmaması nedeniyle davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış hak da gözetilerek somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları ile manevi tazminatın belirlenmesinde hakim olan ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1. maddesi kapsamında davacı lehine 7.500,00 TL manevi tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, davalıların İlk Derece Mahkemesinin önceki kararına karşı vedikleri istinaf dilekçelerinde ki manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Ancak ZMMS sigortacısı poliçe kapsamında manevi tazminattan sorumlu olmadığından diğer davalılar manevi tazminattan sorumlu tutulmuştur.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
Buna göre:
1-Davacının davasının kısmen kabulüne,
-Maddi tazminat yönünden yönünden davanın reddine,
-Manevi tazminat davasının kabulü ile 7.500,00 TL manevi tazminatın davalılardan ... İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve ...'den kaza tarihi olan 02/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2- Alınması gereken 615,40 TL karar harcının peşin alınan 1.793,14 TL harçtan ile bakiye 1.177,74 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan 1.919,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red orarına göre hesap ve takdir edilen 137,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine, Bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Maddi tazminat yönünden, davalılar kendilerini vekil ile takip ettiklerinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesaplanan 5.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken ve müteselsilen verilmesine,
6-Manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile takip ettiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 7.500,00 TL vekalet ücretinin, davalılar ... İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde HMK'nun 333.maddesi gereğince taraflara iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;
1-Davacı ile davalı Şeker Sigorta A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,
2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 1.003,75 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2025