T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/1689
KARAR NO: 2024/1810
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 12/06/2023
NUMARASI: 2023/395 Esas - 2023/408 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 24/10/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla 12.07.2016 tarihinde, sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunu, kaza sebebi ile dava dışı sigortalıların uzunca bir süre tedavi gördüğünü, müvekkili tarafından tedavi bakım ve giderleri masrafları için toplamda 19.795,05 Euro ödeme yapıldığını, müvekkilinin yaptığı ödemeyi hukuki sorumluluğu bulunan davalıllardan rücuen tazmin talep etme hakkı doğduğunu belirterek tedavi, sağlık ve bakım giderlerine karşılık gelen 19.795,05 Euro maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Mahkememizin görevsizliğine, bu nedenle HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine, Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu İş Mahkemesi'ne gönderilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın ticari bir dava olup kaza anında araç sürücüsü olan kişi ile müvekkili arasında herhangi bir iş akdi sözleşmesi bulunmadığını, dolayısıyla görevli mahkemenin iş mahkemesi olması mümkün olmayıp, asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, kazanın olduğu yerin, müvekkilin yerleşim yeri ve sigorta poliçesini kesen firmanın yerleşim yeri Giresun ili Görele ilçesi olduğundan yetkili mahkemenin Görele Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, araç sürücüsü ...'ın mirasçıları ve HDI Sigorta'nın da davaya taraf olarak dahil edilmesi gerekirken dahil edilmemesinin taraf eksikliği sebebiyle usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda: Dava, sağlık sigortası kapsamında, trafik kazasında yaralanan sigortalısına tedavi gideri ödemesi yapan davacının ödediği tedavi giderlerinin, zarardan sorumlu olduğu iddia edilen davalı SGK ile davalı ZMMS sigortacısından rücuen tahsili istemine ilişkindir. 13.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak 25.2.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde yapılan değişiklikle “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın "Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde yapılan düzenleme ile kanunun yürürlük tarihinden sonra ve önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanması amaçlanmıştır. Öte yandan İş Mahkemeleri, 5521 sayılı kanun ile kurulmuş özel nitelikteki mahkemelerdir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 101. Maddesinde de belirtildiği üzere, aksine hüküm bulunmayan hallerde 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ortaya çıkan uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde görüleceği hususu düzenlenmiştir. Dava konusu uyuşmazlık, 5521 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan bir uyuşmazlık değildir. Dava, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle ödenen tedavi giderlerinin tahsili amacı ile KTK'nın 98.maddesi ile TTK hükümlerine dayanılarak rücuan tazminat istemiyle açılmıştır. Rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açacak idi ise sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. Sigortalı gerçek kişi tarafından davalı ZMMS sigortacısı aleyhine eldeki davanın açılması halinde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğundan, sigortalının halefi sıfatıyla davayı açan davacı sigorta şirketi yönünden de asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Nitekim konuya ilişkin Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2013/1238 Esas ve 2013/2517 Karar sayılı kararında "...5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/1. maddesinde, bu Kanunun 13. maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak belli koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Güvence Hesabının oluşturulacağı hükmüne yer verilmiş, aynı maddenin II-a bendinde ise sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için güvence hesabına başvurulabileceği belirtilmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1483/1. maddesinde ise sigortacıların diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları belirtilmiş, aynı yasanın 4/I-a maddesinde de her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Yasa'nın lafzı ve amacı nazara alındığında zorunlu mali mesuliyet sigortalarından doğan uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde görüş bildirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; eldeki davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Dava konusu ise trafik kazasında yaranma nedeniyle ödenen tedavi giderlerinin rücuen tazmini istemine dayanmakta olup uyuşmazlığın Karayolları TrafikKanununun 98. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile Türk Ticaret Kanununun Sigorta Hukuku ile ilgili maddelerinden kaynaklanmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı TTK'nın 1401 vd. maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda dava TTK'da düzelenmiş olan sigorta hukukuna dayandığından açılan dava TTK'nın 4/1. maddesine göre mutlak ticari dava olup ihtilafın çözümünde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Bu nedenlerle yanılgılı değerlendirme ile davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/3. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş; Daire kararının kapsam ve şekline göre diğer istinaf itiraz nedenleri inceleme konusu yapılmamıştır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/3. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/10/2024