T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2024/1277
KARAR NO:2024/1962
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:17/10/2023
NUMARASI:2020/682 Esas - 2023/782 Karar
DAVA:Tazminat
KARAR TARİHİ:21/11/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31.10.2008 tarihinde Konya Hadim ... Köyü yolu ... km de dava dışı ... sevk ve idaresindeki ferdi kaza koltuk sigorta poliçesi tanzim edilmemiş olduğu iddia olunan ... plakalı ve aracın yoldan çıkarak devrilmesi sonucu 4 kişinin ölümü ile neticelenen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile 2.000 TL hastane masrafı, 4.000 TL koltuk sigortası sakatlık tazminatı ve 4.000 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 10.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın 31.03.2008 tarihinde trafikten çekildiğini ve trafik belgesi ve tescil plakasının iptal edildiğini, bu nedenle aracın kaza tarihinde düzenli yolcu taşımacılığı yapabilecek araç vasfında olmadığını, bu nedenle ...nın da olay nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını, davanın diğer araç sürücülerine ihbarı gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile 1.650,00 tedavi gideri, 10.682,14 geçici iş göremezlik tazminatı, 68.348,07 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 4.200,00 TL koltuk ferdi kaza sigortası kapsamında tazminat olmak üzere toplam 84.880,21 TL tazminatın 05/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne ilişkin karar verildiğini, kararın davalılar tarafından da istinaf edildiğini, her ne kadar kısmen talebi gibi karar verilmiş olsa da İstinaf Mahkemesinden farklı bir sonuç çıkması durumunda usuli kazanılmış hak denilerek birçok hak kaybına yol açtığından mahkeme kararını bütün usul ve esas yönleriyle istinaf edilmesi gereğinin hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kararın usul ve esas yönlerinden tümünden istinaf ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Tescilsiz ve plakasız araçların niteliği itibariyle sigorta yaptırmasının zorunlu araçlardan sayılamayacağını, bu nitelikte araçların vereceği zarar sebebiyle vekil edenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, yapılan taşımacılığa ilişkin yetki belgesi bulunmadığı gibi şehir içi taşımada ...nın sorumlu tutulamayacağını, hükme dayanak yapılan maluliyet raporunda davacıda oluşan arazlar ile kaza arasında illiyet bağı olmadığı tespiti yanında raporun oybirliği ile oluşturulmamış olması nedeniyle çelişkili rapora dayalı kararın kaldırılması gerektiğini, tazminat hesabında kullanılan hesap yönteminin hatalı olduğunu, teknik faiz indirimi uygulanması gerektiğini ayrıca hem maluliyet hem de ... Sigortası yönünden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ..., sorumlu olmadığı halde geçici iş göremezlik ve tedavi gideri yönünden tazminatına hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, davacının maluliyet bölgesine bakıldığıda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının yan talebini iki kez arttırım yoluna gittiğini, ıslah tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararında faizin türü ve başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü ve yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 31/10/2008 tarihinde ... plakalı otabüste yolcu konumunda bulunan davacının meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.4925 sayılı yasa hükümleri ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarındaki tanımlara göre, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası yaptırma zorunluluğu için öncelikle şehirlerarası veya uluslararası bir taşımanın mevcut olmasının gerekli olduğu anlaşılmaktadır.4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununun 18. maddesi uyarınca taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanunun 17. maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar. Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası, 25/02/2004 tarih, 25384 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ... nolu Bakanlarlar Kurulu kararı ile ihdas edilmiş olup, yayımlandığı tarihte Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortasının yaptırma mecburiyeti ile ilgili muafiyet ve istisnalar Ulaştırma Bakanlığınca belirleneceği açıklanmıştır.13/11/2009 tarih, 27405 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ... nolu Bakanlar kurulu Kararı ile ... sayılı Kararda değişiklik yapılmış ve Zorunlu Koltuk Ferdi kaza Sigortasının yaptırma mecburiyeti ile ilgili muafiyet ve istisnaların belirleme yetkisi Ulaştırma Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Hazine Müsteşarlığına verilmiş, Hazine Müsteşarlığı... sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden 28/06/2010 tarihinde çıkarmış olduğu 2010/8 sayılı genelge ile zorunlu koltuk ferdi kaza sigortasının kapsam, muafiyet ve istisnalarını yeniden belirlemiştir. Anılan genelge'nin yürürlük tarihi 01/07/2010 günüdür.Somut olayda, kaza tarihi 2008 olup, muafiyet düzenlemesinin 01.07.2010 olmasına göre 2008 tarihinde meydana gelen kazada ... plakalı aracın Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortasının yaptırılması gerekirken yaptırılmadığı, davalı tarafından dava dışı zarar görenlere de ödeme yaptığının açık olduğu nedenle oluşan zarardan davalı ... Hesabının sorumlu olduğu anlaşıldığından, bu yöndeki mahkeme kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre ATK Genel Kurul tarafından düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde 14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Bu nedenle 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam ettiği yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı sigorta şirketinin tedavi gideri teminatı kapsamında poliçe limiti ile geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğu bulunduğundan, davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının ve tedavi gideri talebinin teminat dışı olduğuna, ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları). Davacı vekili tarafından ...'na dava öncesi yapılan başvurunun 05/02/2010 tarihinde reddi ile davalı temerrüde düşmüştür. Davalı ... yönünden bu tarihten itibaren araç ticari nitelikte otobüs olması nedeni ile avans faizine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir."Tazminata konu trafik kazası ölümlü olarak gerçekleşmiştir. Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 30/10/2008 tarihi ile ıslah tarihi olan 07/11/2017 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir.Davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davasını kısmi dava olarak açmıştır.Dava belirsiz alacak davası olarak değil kısmi dava olarak açılmış olduğundan davacı vekilinin sadece bir kez ıslah hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemece davacının talep artırım hakkı bulunmadığı ve ancak bir kez ıslah yapabileceği gözden kaçırılarak, 07/11/2017 tarihli ilk ıslah dilekçesine yerine ikinci kere verilen ıslah dilekçesi doğrultusunda tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır. Dairemizce 07/11/2017 tarihli ilk ıslah dilekçesine itibar edilerek kararının düzeltilmesine karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusu gerekçesiz olduğu nedenle değerlendirilmemiştir.Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, hükmün HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b maddesi gereğince REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Davanın kabulü ile 1.650,00 tedavi gideri, 9.754,46 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 13.334,72 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 4.200,00 TL koltuk ferdi kaza sigortası kapsamında tazminat olmak üzere toplam 28.939,18 TL tazminatın 05/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 1.976,83 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 148,50 TL peşin harç, 66,00 TL ıslah harcı ve 191,10 TL ıslah harcı olmak olmak üzere toplam 405,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.762,33 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 17,15 TL başvurma harcı, 148,50 TL peşin harç, 66,00 TL ıslah harcı, 191,10 TL ıslah harcı, 2,75 vekalet harcı olmak üzere toplam 425,50 TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 404,00 TL tebligat ve müzekkere gideri 3.000,00 TL (farklı bilirkişiler) ve İstanbul 20.Asliye Mahkemesi 2023/268 Esas sayılı dosyasında sunulan 3 adet adli tıp rapor ücreti olan 1.989,90 TL olmak üzere toplam 5.393,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 28.939,16 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-a-)Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, b-)Peşin alınan harç yeterli olduğundan davacıdan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 2-a-)İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 264,25 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, b-)İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/11/2024