T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2025/2095
KARAR NO: 2025/1797
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 19/11/2024
NUMARASI: 2023/346 Esas - 2024/973 Karar
DAVA Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 30/10/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili Kartal ilçesi sınırları dahilinde park halinde olan müvekkili ... ...' a ait ... plaka numaralı aracın sol arka kapısına 09/11/2016 tarihinde ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı araçla geri manevra yapılırken çarpması ile meydana gelen trafik kazası nedeniyle tazminat tutarının müvekkilinin 181428308 numaralı kasko poliçesi tarafından %100 rücu oranı ile tam kusurlu aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı' na rücu edildiğini, eksper rapor bilgilerinde de açıkça görüleceği üzere müvekkilinin 39208 KM' de olan 2010 model otomatik vites ... aracının sol arka kapısı değiştirilmiş olup işçilik olarak toplam 297 TL, parça olarak toplam 2.468,30 TL masraf hesaplandığını, müvekkilinin aracında değer kaybı da oluştuğunu, araçta 997,00 TL tutarında bir değer kaybı meydana geldiği tespitinin kabul edilmesi mümkün olmayıp bu durum hakkaniyetle de bağdaşmadığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak bilirkişi raporu sonucu tam olarak belirlenebilecek olan belirsiz bakiye alacağının şu aşamada 100,00 TL'sini, dava tarihinden itibaren bakiye alacağa uygulanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 09/11/2016 tarihinde ... plakalı araç ile ... plakalı aracın karıştığı kaza neticesi maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, ... plakalı araç da meydana gelen değer kaybı nedeniyle eksper raporu alındığını ve rapor doğrultusunda 07/11/2018 tarihinde...'a 997,00 TL ödeme yapıldığını, araçta meydana gelen değer kaybı ödendiği için müvekkili şirketin sorumluluğu kalmadığını, davacı tarafından hasara ilişkin sunulan fatura ve eksper raporu gerçek zararı yansıtmadığını, sözleşmeye konu poliçenin başlangıç tarihinin 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarından sonra olması nedeniyle Genel Şartlar Ekine göre hesaplama yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile; 100,00 TL maddi tazminatın dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme talep artırımın taleplerini reddederek hüküm kurduğu kararında, davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilemeyeceğini, davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilebilmesi için dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirtip Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/485 E. 2021/971 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğunu ifade edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu da hukuka aykırı olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre gerçek zararın tespiti zorunluyken, bilirkişinin hiçbir bilimsel veriye dayanmayarak tamamen öznel çıkarımları sonucu, piyasa koşullarının olması gerektiğinden yüksek olması bahsiyle, hesaplanan gerçek zarardan yapmış olduğu indirim sonucu ortaya çıkan indirimli zarar tutarı açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava,maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle değer kaybı tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.6100 sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır.Dava dilekçesinde açıkça " ...bilirkişi raporu sonucu tam olarak belirlenebilecek olan belirsiz bakiye alacağının şu aşamada 100,00 TL'sini ..." talep ettiğini belirterek maddi tazminat davasını HMK'nın 107.maddesine göre belirsiz alacak davası olarak açmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.04.2019 tarih, 2017/17-1099 E. ve 2019/460 K. sayılı kararında "Somut olay bakımından davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği; aracında oluşan değer kaybının varlığının ve miktarının belirlenebilmesi ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Bir başka anlatımla değer kaybının miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Bu nedenle davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir.Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır." yönünde karar verilmiştir. Bu durumda, dava dilekçesinde ki anlatımından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı yukarıda aktarılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda değer kaybı talebinin belirsiz alacak davası olarak açılabileceği anlaşıldığından işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/10/2025