T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/2231
KARAR NO: 2025/2221
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 04/05/2023
NUMARASI: 2021/405 Esas - 2023/365 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 11/12/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: Davanın HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açıldığını, Olay günü sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı hususi aracın ...plaklı araca çarpması ile trafik kazasının meydana geldiğini, trafik kazası tespit tutanağına göre ...'ün m.57/1-a kuralını ihlal ederek asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, Alanya 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/73 Esas - 2020/591 Karar kararına göre, ...'ün birinci derecede ve asli kusurlu olduğu ve taksirle yaralama suçunu işlediği nedenle hakkında hüküm kurulduğunu, ...plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketine 23/12/2020 tarihinde başvurulduğunu ancak ödeme yapılmadığını belirterek şimdilik müvekkili ... için 1.000,00-TL ve ... için 1.000,00-TL olmak üzere toplam 2.000,00-TL maddi tazminat ile ... için 100.000,00-TL ve ... için 100.000,00-TL olmak üzere toplam 200.000,00-TL manevi tazminatın davalıların temerrüte düştükleri tarihten itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini davacı ... için 512.286,70-TL'ye, davacı ... için 230.140,05-TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle: ZMMS genel şartlarında belirtilen ve ibrazı zorunlu olan belgelerle yapılmış bir başvuru bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, ...plakalı aracın, müvekkili şirket nezdinde 05/09/2018-2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere KTK zorunlu mali mesuliyet (trafik) sigorta poliçesi ile teminat altına alınmış olduğunu, müvekkili şirketin, poliçeden kaynaklanan maddi tazminat taleplerine ilişkin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, söz konusu sorumluluğun aynı zamanda davacının yoksun kaldığı gerçek destek miktarı ile sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunun net olarak tespiti gerektiğini, dava konusu destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin, sigorta teminatı kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davacıların dava ikame etmeden evvel dava şartı olan arabuluculuk yoluna müvekkili ile ilgili başvuru yapmadıklarını, arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, Mersin Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğunu, kazanın oluşumunda müvekkilinin kusuru olduğunu kabul etmemekle birlikte davacıların murisinin söz konusu kazada yaralandığını, ölümünden dolayı müvekkilinin sorumluluğunun ve kaza ile davacıların murisinin ölümü arasında bir illiyet bağının bulunmadığını, kazanın oluşumunda tüm kusur ve sorumluluğun diğer aracın sürücüsü ...’e ait olduğunu, kusur tespiti açısından bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, davacıların murisinin ölümünden müvekkili sorumlu olmadığından, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin yasaya aykırı olduğunu, davacıların makbuza bağlanmayan ve ispatı yapılmayan harcamalarının dikkate alınmaması gerektiğini, davacıların talep ettiği manevi tazminat bedelinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacılar tarafından davalılar aleyhine maddi tazminat talebiyle açılan davanın kabulüne, davacı ... için belirlenen 512.286,70-TL maddi tazminatın (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 248.405,94-TL'den sorumlu olmak üzere) davalı ... Sigorta A. Ş.'den 23/11/2020 tarihinden itibaren, davalı ...'den 12/09/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı ... için belirlenen 230.140,05-TL maddi tazminatın (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 111.594,06-TL'den sorumlu olmak üzere) davalı ... Sigorta A.Ş.'den 23/11/2020 tarihinden itibaren, davalı ...'den 12/09/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davacılar ... ve ... tarafından, davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine manevi tazminat talebiyle açılan davaların ayrı ayrı reddine, davacılar ... ve ... tarafından, davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davalarının kısmen kabul kısmen reddine, davacı ... için takdir edilen 60.000,00-TL, davacı ... için takdir edilen 75.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde makul olan manevi tazminat talebimizin kısmen kabulü adaletli olmadığını, manevi tazminat talebinin tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığını, 30/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda ve 06/03/2023 tarihli adli tıp kurumu raporunda sayın bilirkişiler tarafından objektif tespitler yapılmadan tüm tıbbi uygulamaların yerinde olduğu yönünde mütalaa verildiğini, fakat işbu tespitler mevcut deliller kapsamında değerlendirildiğinde ciddi şüphe uyandırdığını,İlk Derece Mahkemesince objektif değerlendirmeye yer olmayan, hukuka aykırı rapor hükme esas alındığını ve tahkikat sonlandırıldığını, müvekkil şirketin sorumluluğu sigortalı araç sürücünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, müvekkil sigorta şirketine sigortalı araç sürücü ...'ün kaza sonucu müteveffanın ölümüne sebebiyet vermediği mevcut deliller ile anlaşıldığını, sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacağından şirketin, otopsi raporu ve ceza mahkemesi ilamındaki tespiti ve değerlendirmeleri sonucu herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu kaza sonucu ...'ın vefatı sigortalı araç sürücüsünün kusurundan kaynaklanmadığını, üçüncü kişi sağlık çalışanlarının ihmali/kusuru tespit edilmiş olması durumunda ...plakalı araç sürücüsü ...'ün eylemi ile ölüm neticesi arasındaki illiyet bağının kesilmiş olduğundan davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığını, 30/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda ve 06/03/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda objektif tespitler yapılmadan tüm tıbbi uygulamaların yerinde olduğu yönünde mütalaa verildiğini fakat işbu tespitler mevcut deliller kapsamında değerlendirildiğinde ciddi şüphe uyandırdığını, İlk Derece Mahkemesince objektif değerlendirmeye yer olmayan, hukuka aykırı rapor hükme esas alınmış ve tahkikat sonlandırıldığını, müvekkilin kaza sonucu müteveffanın ölümüne sebebiyet vermediği mevcut deliller ile anlaşıldığını, müvekkilin otopsi raporu ve Ceza Mahkemesi ilamındaki tespiti ve değerlendirmeleri sonucu herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu kaza sonucu ...'ın vefatı, müvekkilin kusurundan kaynaklanmadığını, üçüncü kişi sağlık çalışanlarının ihmali/kusuru tespit edilmiş olması durumunda ...plakalı araç sürücüsü müvekkil ...'ün eylemi ile ölüm neticesi arasındaki illiyet bağının kesilmiş olduğuna delalet ettiği anlaşıldığını, hatta kazadan uzun süre sonra vefat olayı gerçekleştiğinde, vefat edenin eşi instagram hesabından "benim eşimin katili Ömer .... Doktordur" diyerek yanlış teşhis ve tedavi yapan hastane personelini suçladığını, ihmal nedeniyle ölüm gerçekleştiğini, yanlış alçı yapıldığını, yanlış damarın bağlandığını, atar damarının kesildiğini söylediğini, bu konuda sosyal medya ve internet haber sitelerinde de bu şekilde dava ile ilgili haberler çıktığını, davacıların murisi bu şekilde üst üste yapılan yanlış teşhis ve tedavilerle durumunun kötüleşmesi neticesi hayatını kaybettiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Kapatılan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/15474 E. ve 2016/4472 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere "Belirsiz alacak davasında davacı alacağını dava açtığı sırada belirleyememektedir. Ancak dava sırasında alacağın tesbiti, yani belirlenebilir hale gelmesi üzerine yeni bir dava açmasına gerek kalmaksızın, aynı davada alacağının tamamını talep edebilmektedir. Başlangıçta belirsiz olan alacak en geç ispat aşamasında; delillerin toplanması ya da bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da hakimin takdiri ile belirlenebilir hale gelmektedir. Talep sonucu belirlendikten sonra belirsiz alacak davası eda davasına dönüşmekte ve eda davasından bir farkı kalmamaktadır.Her ne kadar davacı dava dilekçesinde talep sonucunu açık bir şekilde yazmak zorunda ise de bu talebini dava açarken tam olarak belirleyemediği hallerde davacının bu durumda zarar görmemesi ve hak arama hürriyetinin olumsuz etkilenmemesi gerekir. (Prof.Dr.Hakan Pekkanıtez, Belirsiz Alacak Davası, Ankara-2011 baskı, sayfa 33)Bu çerçevede; eğer talep sonucunun belirlenebilmesi için kusur tesbiti gerekiyorsa, tazminat bilirkişi incelemesi gerekiyorsa, hakimin takdiri sözkonusuysa belirsiz alacak davası açılabilecektir.Bu durumda, destek tazminatı davaları, trafik hasar tazminatı davaları, cismani zararın tazmini davaları belirsiz alacak davası olarak açılabilir."Somut olayda dava, HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacıların murisi trafik kazası sebebi ile vefat etmiş olup alınan bilirkişi raporu ile tazminat miktarı tam olarak belirlendiğine göre davacıların belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararları bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nin 49. maddesine göre; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” Bir başka anlatımla, haksız bir eylemin tazminat borcu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet (nedensellik) bağı bulunması gereklidir. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir. Fiil olmasaydı meydana gelen zararın doğması mümkün olmayacak idiyse, fiil ile zarar arasında bir illiyet bağı var demektir. Müteveffa ...'ın, 12/09/2018 tarihinde saat 17:15 civarında ... yönetimindeki ... plakalı aracın sağ arka yolcu koltuğunda seyahat ederken aracın, Alanya metro kavşağında ... yönetimindeki ...plakalı araç ile çarpışması şeklinde meydana gelen trafik kazasında yaralanması neticesinde Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi sevk edildiği burada ameliyat edildiği gelişen damar yaralanması ve komplikasyonlar neticesinde Başkent Üniversitesi Alanya Uygulama ve Araştırma Merkezine sevkinin sağlandığı ve ameliyata alındığı, netice itibariyle 01/10/2019 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Kaza ile ölüm arasındaki illiyet bağı yaralanma bölgesi, yaralanmanın derecesi, yaralanma sonrasında tedavi süreci ile tüm tedavi evrakları da incelenerek ancak bilirkişi raporu ile tespit edilebilecektir. İlk Derece Mahkemesince alınan ATK 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 22/02/2023 tarihli raporuna göre "kişinin ölümünün 12/09/2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonrası meydana gelen humerus şaft kırığı ve bu nedenle yapılan ameliyatlar ile tedaviler sonucunda gelişen komplikasyonlar neticesinde gerçekleşmiş olduğu, kişinin ölümü ile 12/09/2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası arasında illiyet bağının bulunduğu" tespit edildiğine göre desteğin ölümü ile meydana gelen kaza arasında illiyet bağı bulunduğu anlaşıldığından davacıların desteğin trafik kazası nedeniyle ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, eldeki davada olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının makul olduğu kanaatine varılmış ve davacılar vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Bu nedenlerle; davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... vekili vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-a-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 269,85 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,b-Alınması gereken 59.937,02 TL harçtan peşin alınan 6.150,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 53.787,02 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,c-Alınması gereken 59.937,02 TL harçtan peşin alınan 15.000,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 44.937,02 TL harcın davalı ...'nden tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/12/2025