T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/427
KARAR NO: 2025/2204
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 03/11/2022
NUMARASI: 2022/704 Esas - 2022/756 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/12/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... Plaka No’lu araç ile davalı sigortalı tarafından sigortalı olan ... plaka no’lu aracın sebep olduğu 13/05/2020 Tarihli kaza nedeniyle hasarlandığını, SBM kayıtlarına , ... plakalı aracın kusurlu olduğunun bildirildiğini, Müvekkilinin 15.05.2020 tarihinde davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketi kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, müvekkilin haklarını(tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gidildiğini tahsil edilmesi gereken tazminatın yasal süresinde tahsil edilemediğini, 24/12/2021 tarihinde 2021.E.282186 sayılı dosyası ile Değer Kaybının da talep edildiğini, dosya tarihinde K-2022/163726 numarasıyla karar verildiğini, ''Yapılan değerlendirmeler ve belirtilen gerekçeler neticesinde; ''1. Başvurudan sonra sigorta şirketinin kabulü ile yaptığı ödeme nedeniyle konusuz kalan tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, eksper ücreti talebinin reddine,2. Başvuru sahibince yapılmış olan 100 TL başvuru ücretinin, başvuru yapmakta haklı olduğu anlaşılmakla aleyhine başvuru yapılan ... Sigorta A.Ş. den alınarak başvuru sahibine ödenmesine, 3. Başvuru sahibi avukat ile temsil edildiğinden, AAÜT 13. ve 6. Maddesine göre başvuru sahibi tarafından 10 TL’lik başvuru yapmakta haklı olup ödeme ile konusuz alacağına 5 TL’nin aleyhine başvuru yapılan ... Sigorta A.Ş. den alınarak başvuru sahibine ödenmesine,4. Sigorta şirketi avukat ile temsil edildiğinden, AAÜT 13. Ve 17. Maddesine göre başvuru sahibi tarafından 10 TL’ lik başvuru yapmakta haklı olup ödeme ile konusuz alacağına 70,80 TL’nin başvuru sahibinden alınarak aleyhine başvuru yapılan ... Sigorta A.Ş. den alınarak başvuru sahibine ödenmesine'' şeklinde karar vererek davalı ... Anonim Şirketi'nin sorumluluğuna karşı hüküm kurulduğunu, müvekkilin haklarının sebepsiz yere ödeme yapılmadığından ihlal edildiğini, Müvekkilinin borcu tahsil etmek amacıyla borçluyu temerrüde düşürdüğünü ancak borcunu 28/12/2021 tarihinde ... ... Bankası ... numaralı hesap ile tahsil edebildiğini, müvekkilinin davalıdan talep ettiği Değer Kaybı talebi temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücü de aynı olmayacağından ve müvekkili zarara uğradığından, Dosyada tahsil edilen faizi ile alacaklı müvekkilinin zararını karşılar nitelikte bir bedel olmadığını beyanla; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL tutarlı kısmının davalıdan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru konusu talepler zamanaşımına uğramış olup haksız başvurunun reddi gerektiğini, başvuruya konu olan kazanın 13.05.2020 tarihinde gerçekleştiği iddia edilmekte olup huzurdaki başvuru ise 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edildiğini, başvuruya konu araca ilikin taleplerin müvekkil sigorta şirketi nezdinde sigortalı araç bakımından poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu, müvekkil sigorta şirketi davacının aracında meydana gelen zarara istinaden hem hasar hem de değer kaybı ödemesi yapılarak tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, Sigorta şirketlerinin sorumluluğu hasara uğrayan araçların masraflarını kusuru ve limiti çerçevesinde tazmin edildiğini, huzurda görülen başvuruya ceza dosyasının celbini talep ettiklerini, başvuran tarafın faiz taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını beyanla; zamanaşımına uğramış haksız davanın reddini, davacının talepleri poliçe limiti teminatı dışında olduğundan haksız davanın esastan reddini, kusur oranlarının tespit edilebilmesi için konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla mutlaka inceleme yaptırılmasını belirterek davanın reddini talep etmiştir. mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Asliye hukuk mahkemelerinin görevli olmasına rağmen davanın esasına girilerek davanın reddine karar verildiğini, Yerel Mahkeme tarafından davalı yanın kusurlu olup olmadığı hususu incelemeksizin karar verilmesinin adil yargılama hakkına aykırı düştüğünü, haklı davaya dayanak teşkil ettiği kanuni düzenlemenin TBK 122 maddesi olduğunu, ilgili maddenin açık bir şekilde kusursuzluğunu ispat edemeyen tarafın bu zararları da ödemek zorunda olduğu düzenlemesi gereğince müvekkilinin aktifinde bir azalma olmasına binaen iş bu davaların esas incelemeye girerek zararının tespit edilmesi gerektiğini, munzam zarara faizi aşan bir talebin ve enflasyon ile buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği hususunun yerel mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü (BK 105), asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borç olduğunu, yerel mahkeme kararına dayanak teşkil eden Yargıtay kararı sonrası Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş olan karar ile adeta ortadan kalmış ve kişilerin ekonomik değişkenlik karşısındaki maddiyatı korunmak amacı ile soyut ispat hususunun kabul edildiğini, somut olarak delil taleplerine paranın alım gücünün zaten somut ibare olduğu, müvekkilin kredi çekmesi durumunda somut zararın olacağı lakin kredi yerine cebinde ki aktif varlığını kullandığında ise somut munzam zararın olmayacağı düşüncesinin dürüstlük, açıklık ve eşitlik ilkesiyle hukuka aykırı olacağını, müvekkilinin aktifinde ki azalmanın ortada olduğu, mahkemelerin davayı aydınlatma yükümlüğünün olduğu göz önünde bulundurularak dosyanın esasına girilerek adil dengenin kurulması amacıyla bilirkişi atanmasını, İlk Derece kararının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 13/05/2020 tarihli maddi hasarlı trafik kazası nedeni ile davacı tarafından 15/05/2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurduğu tarihten 8 iş günü içerisinde ödeme yapılmadığı, Sigorta Tahkim Komisyonuna 24/12/2021 tarihinde başvurulduğu ödemenin 28/12/2021 tarihinde yapıldığını TBK 122 maddesi gereğince davacının aşkın (munzam) zararının belirlenmesi gerektiği iddiasıyla aşkın zararın tahsili talep edilmiştir.Yargıtay 4 . Hukuk Dairesinin 08/05/2023 tarih ve 2023/1888Esas - 2023/6062 Karar sayılı ilamında "...Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin munzam zararının olduğunu belirterek munzam zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar miktarı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121. maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir.Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. Somut olayda; davacı vekili yalnızca davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını ve başvurunun sürüncemede bırakıldığını belirterek munzam zararı olduğunu iddia etmiştir. Ancak davalı tarafından zamanında ödeme yapılmış olsaydı ödenen miktarın ne şekilde değerlendirileceği hususunda açıkça bir beyanda bulunulmamıştır. Yine davacı vekili, davalı tarafından ödeme yapılmaması nedeniyle müvekkilinin somut olarak ne şekilde bir zarara uğradığını da açıklamamıştır. Bu hali ile davacı vekilinin munzam zarar talebi soyut iddialara ilişkin olup davacının zamanında ödeme yapılmaması nedeniyle munzam zararının doğduğu somut delillerle ispat edilememiştir. Açıklanan nedenlerle İtiraz Hakem Heyetince ispatlanamayan munzam zarar isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." belirtilmiştir.6098 sayılı TBK'nın 122. maddesinde: "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklinde düzenlenmiştir. Munzam zarar, borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olması, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden Borçlar Kanununda karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durumdur.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, munzam zararın borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olması, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden 6098 Sayılı Borçlar Kanununun 122. maddesinde karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukları (enflasyon oranı) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durum olduğundan mahkemece davacı tarafça ispat külfeti yerine getirilemediğinden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/12/2025