T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO : 2022/2609
KARAR NO : 2025/1772
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 28/09/2022
NUMARASI : 2021/547 Esas - 2022/645 Karar
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
KARAR TARİHİ: 23/10/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/07/2020 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı motosiklete, davalı ... Sigorta nezdinde trafik sigortası yapılmış olan ... plakalı aracın %100 kusurlu olarak çarpması sonucunda sigortalı araçta hasar meydana geldiğini, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak başvurunun reddedilmesi üzerine Tahkim Komisyonu'na başvurulduğunu, başvurunun görev yönünden reddedildiğini belirtilerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla belirsiz olan hasar bedelinin şimdilik 5.000,-TL'lik kısmının muaccel olduğu 30/10/2020 tarihinden bu yana işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak şeklinde açılmasının mümkün olmadığını, müvekkil şirketin kaza tarihi itibariyle teminat limiti olan 41.000,-TL'ye kadar sorumluluğu bulunduğunu, fatura sunulmadan KDV ödenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulüne, 41.000,00-TL hasar bedeli alacağının 30/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının mümkün olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacı taraf delillerinin taraflarına tebliğ edilmediğini ve bilirkişi tarafından hesaplanan hasar tutarının fahiş olması durumunun yerel mahkeme tarafından göz önünde bulundurmadığını, davacı tarafın KDV talebinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, davacı tarafça sunulan fatura bulunmamakta olup, afaki olarak talep edilen parça ve işçilik bedelinin gerek mevzuat hükümlerine gerekse sigorta prensiplerine aykırı olduğunu, ATK tarafından alınmış olan bir kusur bilirkişi raporu bulunuyor olsa da kazanın niteliği gereği yeterli kanaat oluşturmadığını, açıklığa kavuşturulması için ATK Üst Kurulundan yeni bir rapor alınması gerektiğini, kazanın meydana geldiği tarih olan 19.07.2020 tarihinden ortalama 1 yıl 2 ay sonra davacı tarafın dava yoluna gittiğini, Uyuşmazlık Hakem Heyetinden görev yönünden red kararının alınması sonucunda ortalama 6 ay sonra yerel mahkemede dava açıldığını, Uyuşmazlık Hakem Heyetinden alınan görev yönünden red kararı neticesinde zamanaşımının kesilmemiş sayılacağını, bu nedenle Yerel Mahkeme tarafından davacının istemi olan 30.10.2020 tarihinden başlatılmış olan faizin kabul edilebilmesinin sebepsiz zenginleşme oluşturacağını, kabul anlamına gelmemek şartıyla yerel mahkemede davanın açılış tarihi olan 01.09.2021 tarihinden itibaren başlatılması gerekirken 30.10.2020 tarihinden başlatmasının hukuka ve Yargtay kararlarına aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 19/07/2020 günü saat 21.35 sıralarında ... Sokak üzerinde seyir halinde olan sürücü...'ın, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile gidiş istikametine göre yolun sağ tarafında aynı yönde park halinde olduğu yerden sola manevra ile hareket eden sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin çarpışması sonucu maddi hasarlı dava konusu olayın meydana geldiği anlaşılmıştır.ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunun tüm dosya kapsamı ve taraflar arasındaki maddi hasarlı kaza tespit tutanağı ve fotoğraflar incelenerek denetime elverişli, teknik açıklama ile hazırlanmış olup yeterli bulunduğundan hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.04.2019 tarih, 2017/17-1099 E. ve 2019/460 K. sayılı kararında "Somut olay bakımından davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği; aracında oluşan değer kaybının varlığının ve miktarının belirlenebilmesi ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Bir başka anlatımla değer kaybının miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Bu nedenle davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir. Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır." yönünde karar verilmiştir. Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır. Davalı sigortacı, sözleşmeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olarak, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisini de (3065 sayılı KDV Kanunu uyarınca) zarar görene ödemek zorunda olduğundan, KDV dahil hesaplama yapılamayacağına ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir. Bilirkişi raporu dosyaya ibraz edilen fotoğraflar ve ekspertiz raporu karşılaştırılarak, olayla illiyetli olan olmayan kısımlar değerlendirilerek hazırlanmış, teknik açıklama içeren ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Somut olayda; davacı tarafından dosyaya sunulan, kargo teslim belge örneğine göre, davalıya 06/10/2020 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 16/10/2020 itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Dava dilekçesi ile bu tarihten daha sonraki tarih olan 30/10/2020 itibaren temerrüt faizi talep edilmiş olduğundan bu tarihten itibaren faize hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından istinaf talebi yerinde değildir.Dava dilekçesinde tüm deliller gösterilmiş olup celbi talep edildiğinden davalı tarafça da dosyada görüldüğünden ve bu belgelere göre rapor alınıp tebliğ edilmiş, davalının da itiraz etmiş olmasına göre delillerin tebliğ edilmemesi nedeni ile hak kaybının bulunmadığından bu yöne ilişkin istinafın reddi gerekmiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2- Alınması gereken 2.800,71 TL harçtan peşin alınan 705,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.095,71 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.23/10/2025