T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/2607
KARAR NO : 2025/1720
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 23/09/2022
NUMARASI : 2020/458 Esas - 2022/632 Karar
DAVA : İtirazın İptali
(Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ: 22/10/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın %100 kusurlu olarak karıştığı kaza sonrası sigortalı araç sürücüsünün kaza mahallini terk ettiğini, kazada yaralanan yaya ...'a 65.236,00 TL tazminatın ödendiğini, yasa ve police genel şartları kapsamında davalı sigortalının zarardan sorumlu olduğunu, davalı aleyhine İstanbul 25. İcra Müd. ... E. sayılı dosyası ile takip yapıldığını ve itiraz edildiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile İstanbul 25. İcra Müd. ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, ...'ın kaza sırasında ayağında kırık meydana gelmediğinin Şişli Etfal Hastanesi kayıtları ile sabit olduğunu, araç sürücüsü ...'nin yolcu indirdiği sırada ...'ın araca vurarak sürücüden para istediğini ve kendisine çarptığını iddia ettiğini, sürücünün araçtan inerek yayayı hastaneye götürmeyi teklif ettiğini ancak yayanın özel hastaneye gitmek istediğini ve hastaneye gelmediğini, sürücünün olay mahallini terk ettiği iddiasının doğru olmadığını, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/308 E. Sayılı dosya ile ceza yargılamasının devam ettiğini, bahse konu trafik kazasının gerçekleşmediğini, yayanın ayağının olay günü kırılmadığını, Adli Tıp Raporuna göre iddia edilen kaza sonucu maluliyetin oluşmadığını, İnönü Üniversitesi Adli Tıp Kurumu raporunun gerçeği yansıtmadığını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kabulü ile; Davalının İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 65.236,00-TL asıl alacak olmak üzere toplam 66.265,48 TL üzerinden iptaline, takibin 65.236,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki talep gibi devamına, Alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı 13.253,09 TL' nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İddia edilen trafik kazası hakkında henüz ortada bir mahkeme kararı yokken yani bahsi geçen trafik kazası sadece bir iddiadan ibaretken, karşı tarafa ödeme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, tazminat ödemesine konu edildiği gibi bir trafik kazasının gerçekleşmediğini, ATK raporunda ...’ın olay gününde ayağının kırılmadığını açıkça ortaya koyduğunu, ATK raporuna göre iddia edilen kaza sonucu maluliyet oluşmadığını, dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunun tamamen hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin ceza davasının sonucunu beklemeden karar verdiğini, icra inkar tazminatının hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Olayla ilgili ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/308 Esas 2023/164 Karar dosyasına sunulan bilirkişi raporunda dava dışı sigortalı araç sürücüsü Muhlis'in asli ve tam kusurlu, dava dışı yayanın kusursuz olduğunun belirtildiği, Ceza Mahkemesince bu raporlara itibar edilerek sanığın mahkumiyetine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (HGK'nun 11/10/1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; HGK'nun 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk Mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar.Ceza mahkemesince hükme esas alınan kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen ve kesinleşen maddi olgulara göre (.. olay günü sanığın aracı ile geri geri gelerek tedbirsizliği ve dikkatsizliği sonucu katılan ...'a çarparak yaralanmasına neden olduğu ve meydana gelen kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu anlaşılmış... bu şekilde sanığın mahkumiyetine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir...) ceza yargılamasında keşinleşen maddi olgular kazanın varlığının kesinleştiği ile hükme esas alınan kusur raporu ile uyumlu olduğundan isabetsizlik görülmemiştir.Rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da, ödediği meblağın tamamını değil, ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir.Trafik sigortacısı tarafından sigorta sözleşmesi uyarınca sigortalıya karşı açılan rücuen tazminat davalarında, sigortalının sorumlu olduğu miktar yapılan ödeme miktarı olmayıp gerçek zarar miktarı kadardır. Bu nedenle mahkemece, zarar görenlere yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir.Bu bakımdan sigorta şirketinin zarar görenlere ödemiş olduğu tazminat tutarının tamamı rücu için yeterli değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/5002 E. - 2020/6299 K. sayılı kararı). Somut olayda davacı Sigorta Şirketi tarfından müracaat üzerine ödeme yapılmış olup, ödenmesi gereken gerçek zararın belirlenmesi bilirkişi raporu alınmaksızın karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur. O halde Mahkemece yapılması gereken, davacının dava dışı 3.şahsa yaptığı ödemeye ilişkin belgeler ve hasar dosyası (özellikle bu dosyada bulunan aktüerya raporu ile varsa maluliyet raporu) getirtilerek maluliyet raporunun hükme esas almaya elverişli olup olmadığı denetlenerek meydana gelen trafik kazasında zarar gören dava dışı 3. kişiye yapılması gereken gerçek zarar miktarının ödeme tarihindeki verilere göre belirlenmesi, gerekirse maluliyet raporu alınması, ödeme tarihinden takip tarihe kadar olan süre için işlemiş faizin hesaplanması için resen seçilecek bir aktüerya bilirkişisinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır. Kabule göre de davacı tarafından talep edilen tazminat miktarı likit (muayyen, belirli) olmayıp, gerçek zarar miktarının tespiti ile davacının davalı tarafa rücusu için gerekli şartların oluşup oluşmadığının saptanması, yargılama ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/10/2025