T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/2421
KARAR NO : 2025/1744
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 30/06/2022
NUMARASI : 2021/391 Esas - 2022/601 Karar
DAVA :Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )
KARAR TARİHİ: 23/10/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile sürücü ...'in sevk ve idaresindeki aracın, 21.12.2019 günü çarpıştıklarını, bu kaza neticesinde müvekkillerinin oğlu ...'in olay yerinde hayatını kaybettiğini, nişanlısının da ağır yaralandığını, davalı sigorta şirketinin ... plakalı araç için yapmış olduğu kasko sigortasının manevi tazminatı da karşıladığını, davalı şirkete müvekkillerinin manevi tazminat istemi ile başvuru yapılmış ise de davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir hasar dosyayı açılmadığını, arabuluculuk sürecinin de anlaşmamazlık ile sonuçlandığını, ölen ...'in TBMM'de polis memuru olarak çalışmasının, aldığı maaşın ek ödemelerle 6.000,00 TL'yi geçmesi ve ailenin destek aldığı tek çocuk olması ve ailenin tek geçim kaynağı olması gibi durumların birlikte değerlendirilmesi halinde, taraflarına kişi başı en az 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiğini belirterek 2019 yılı yasal poliçe bedellerindeki limitlerde göz önüne alınarak davacı kardeş ... için 40.000.00 TL, diğer kardeş ... için 40.000.00 TL olmak üzere toplamda 80.000,00 TL manevi tazminatın kazaya karışan aracın ticari nitelikte olması sebebi ile kaza tarihi olan 21.12.2019 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın 18/09/2019-2020 tarihleri arasında müvekkili sigorta şirketi tarafından 231167319 nolu ZMSS poliçesi ile sigortalandığını, zamanaşımı taleplerinin olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limitleri ve sigortaların kusur ile sınırlı olduğunu bu nedenle kusur durumunun tespitinin gerektiğini ve sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelişinde kusurunun bulunmadığını, davacıların desteğin desteğinden yoksun kaldıklarının ispatlamaları gerektiğini, öncelikle davanın yetkisizlik nedeniyle reddiyle dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, esasa girildiği taktirde davanın zamanaşımı nedeni ile reddine bu talepleri kabul edilmediği taktirde de davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile; davacı Şeyma için 15.000,00 TL, davacı Tuğba için 15.000,00 TL'nin 21/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı Sigorta Şirketinin sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere tahsiline" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükmedilen tazminat miktarının kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, kazanın gerçekleştiği gün ...'in nişan günü olması davacılar nezdinde büyük bir yıkıma sebep olduğunu, TBMM Koruma Şube Müdürlüğü kadrosunda polis memuru olarak çalıştığını, ailenin vefat eden ağabey dışında geliri olmadığı gibi müvekkillerin elim olayın meydana geldiği tarihteki yaşları da gözetildiğinde olaydan kötü bir şekilde etkilendiklerini, müteveffanın yaşının, mesleğinin, evin tek çalışanı olmasının, ailenin sosyo-ekonomik durumunun ve günümüzde paranın satın alma gücünün düşmesi, sürücü ...'ın müterafik kusurunun bulunması, davalının tacir olması gibi hususların dikkate alınmadan, hakimin salt takdir yetkisiyle oldukça az bir manevi tazminat belirlemesi hak ve nesafet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, uygun bir manevi tazminatın belirlenerek davacılara ödenmesi gerektiğini belirterek talep etmiştir. Dava, trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 21/12/2019 günü dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüs ile sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında ...'in vefat ettiği, müteveffanın kardeşleri olan davacıların manevi tazminat talep ettiği; Kazanın oluşumunda mütefevva ...'in %70, davalı sigorta şirketine genişletilmiş kasko sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %30 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında müteveffanın kardeşleri olan davacılar lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacılar vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.23/10/2025