T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/2297
KARAR NO : 2025/1590
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 21/06/2022
NUMARASI : 2017/1087 Esas - 2022/532 Karar
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 03/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 06/10/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 09/06/2016 tarihinde ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçta yolcu olduğunu, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacının bulunduğu araca çarptığını, davacının kaza sonucunda ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde ...'in tamamen kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını belirtmiş; 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kusur durumu ile ilgili ATK ya da İTÜ'den rapor alınması gerektiğini, ... ...'nın kazada asli kusurlu olduğunu, davacının yaralanmasının herhangi bir kalıcı hasar bırakmayacağını, kırığın mesleğini icra etmesine engel olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, ... plakalı aracın davalı şirket tarafından sigortalandığını, davacının gerçek zararının ispatlanması gerektiğini, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının araştırılması gerektiğini, davacının kalıcı maluliyeti olmadığını, manevi tazminatın teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iyiniyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, ceza mahkemesinin kusur takdiri ve zarar miktarı hususundaki kararının hukuk hakimini bağlayacağı, ... ...'nın kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne; davacı ...'ın yapmış olduğu 100,00 TL belgesiz tedavi giderinin davalılar ... - ... - ...'dan müteselsilen tahsiline ve davacıya ödenmesine, aşan istemin reddine, Kabul edilen tutara davalılar ... ve ... için 09/06/2016 kaza tarihinden itibaren, davalı ... için 09/06/2017 tarihinden itibaren yasal faiz (taleple bağlı kalınarak) uygulanmasına, Davacı tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulüne; 5.000,00 TL manevi tazminatın 09/06/2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte anılan davalılardan müteselsilen tahsiline ve davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundaki tespite rağmen 100 TL belgesiz tedavi giderlerine istinaden 100,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davacı tarafça bu hususlarda dosyaya herhangi bir delil sunulmadığını, davacının tüm tedavilerinin devlet hastanelerinde ve imkanlarıyla yapıldığını, bu durumda davacının herhangi bir harcaması olmadığını, Yerel mahkeme tarafından belgesiz ve davacı tarafından ispatlanamayan tedavi giderlerinin hükmedilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin meydana gelen kazada herhangi bir kusuru olmadığını, kazanın dava dışı ... ...’nın tam ve asli kusuru nedeniyle meydana geldiğini, müvekkili şirket araç sürücüsünün kusuru olmadığını, bunun aksine düzenlenen bilirkişi raporunun son derece hatalı olduğunu, müvekkili şirketin kusuru olmadığı, davacının maluliyeti olmadığı nedenle davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Maddi tazminata ilişkin istinaf talebinin değerlendirilmesinde;HMK'nın 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Aynı kanunun 341/4. maddesinde de "alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üçbin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." düzenlemesi mevcuttur. Ayrıca HMK'nın ek 1. maddesinin 1.fıkrasında: "HMK'nın 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında: "HMK'nın 341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır.Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu somut olayda yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00 TL olacaktır.Bu halde, maddi tazminat tönünden davanın kabul edilen 100 TL karar tarihine göre uygulanması gereken 2022 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından davalının İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı HMK'nın 341/4.fıkrası gereğince istinaf hakkı yoktur. Yerel mahkemece, kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.Manevi tazminata ilişkin istinaf talebinin değerlendirilmesinde;Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre davalı sürücü ...'in %75 , davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı karşı araç sürücüsü ...'ın ise % 25 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 43.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/403 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre sürücü ...'in 1.derecede, sürücü ...'ın 2. derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir."TBK’nın 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazı da yerinde değildir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 422,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 193,15 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.03/10/2025