T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/115
KARAR NO: 2025/1459
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 11/10/2022
NUMARASI: 2017/581 Esas - 2022/605 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 24/09/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yolcu olarak bulunduğu davalı ... Otomotiv Sanayi ve Tic A.Ş adına kayıtlı ve ... Kiralama Şirketinden kiralanan, ... Sigorta 'dan KTK zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı davalı-sürücü ... ...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı araç ile 06/07/2016 günü seyir halinde iken trafik kazası meydana geldiği ve davacının ciddi şekilde yaralandığı, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağında davalı ... ...'ın kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kazadan sonra davacının hastanede tedavi gördüğü, davacının tedavi süresinde çalışamaması nedeniyle oluşan kazanç kaybı için 5.000TL, bakım giderleri için 5.000TL ve 100.000TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 06/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davadan önce başvuru dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunun tespiti ile davacının kalıcı bir sakatlığının olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının davalıdan talep ettiği geçici iş göremezlik ve bakıcı bedelinin hukuka aykırı olup, davalının bu giderlerden sorumlu olmadığını, davacının davalı şirketten olay tarihi itibariyle faiz talebinin de hukuka aykırı olduğunu, dava konusu aracın davalı şirkete sigortalı olup, davacının manevi tazminat taleplerinden davalının sorumlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Oto. Tic. San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;Davadan önce sigorta şirketine başvuru dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davalı şirketin araç sahibi olarak üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, kazalı araca ilişkin ... sigortasını yaptırdığını, davacı yanın geçirmiş olduğu rahatsızlıkların davacı yanca beyan edildiği üzere dava dışı ... Hastanesince düzenlenen hatalı tedavilerden ileri geldiğini, davacının aktif olarak çalışmakta olduğu bir işi bulunmadığını, yine davacının bir dizi projesinde yer alacağı ve sırf bu kaza nedeniyle yer alamamış olduğuna ilişkin ifadelerin de davacı yanca ispatlanamadığını, davalı şirketin somut olayda işleten sıfatı bulunmadığını, olayda hatır taşımacılığına ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğini, davacının somut olay bakımından müterafik kusurlu olduğunu, ayrıca hükmolunma ihtimali bulunan tazminat bakımından yasal sorumluluğun SGK'da olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi tazminat davası yönünden; davanın kısmen kabulü ile toplam 159.416,328-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek reskont faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ... Otomotiv Tic. Ve San. A.Ş'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile (tahsilde mükerrer olmamak kaydıyla) davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Davalı ... Sigorta A.Ş yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Manevi tazminat davası yönünden; davanın kısmen kabulü ile toplam 40.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ... Otomotiv Tic. Ve San. A.Ş'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile (tahsilde mükerrer olmamak kaydıyla) davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Otomotiv Tic. San. A.Ş. vekili ile davalı ... ...vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... Otomotiv Tic. San. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Islah dilekçesi ile artırılan taleplerden maddi tazminat talepleri, ıslaha dayanak olan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacak nitelikte olması sebebiyle yine ıslah dilekçesiyle artırılan manevi tazminat taleplerinin ıslah edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava öncesinde sigorta şirketine başvurma ve akabinde talebin olumsuz karşılanması halinde sigorta tahkim kurulu nezdinde talepte bulunma dava şartını yerine getirilmemiş olduğunu, davalı ... sigorta şirketinin yalnızca ZMMS kapsamında ödeme yapıp İMM poliçesini değerlendirmeye almaması sigorta şirketinin hukuki sorumluluklarını yerine getirmediğinin göstergesi olup, İMMS poliçesi teminat kapsamında talep edilen manevi tazminat yönünden sorumluluk öncelikle sigorta şirketine ait olduğundan tarafı için davanın reddi gerektiğini, hukuka ve hakkaniyete aykırı bir kusur oranı belirlendiğini, davacı somut olay bakımından müterafik kusurlu olduğunu, davacı yanın olay esnasında emniyet kemerini bağlamış olup olmadığı kaza raporundan anlaşılamadığını, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya başka bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiği durumlarda araç işleteninin ve sürücünün tazminat ödeme yükümlüğünden söz edilemeyeceğini, olayda hatır taşımacılığına ilişkin hükümler uygulanması gerektiğini, kazanın gerçekleştiği sırada kaza mahallindeki yol şartlarının hali ve yol ile geçitlerde bulunması gereken uyarıcı işaret ve levhaların bulunup bulunmadığının tespiti ile ilgili kazanın gerçekleşmesinde Karayolları Müdürlüğü yahut ilgili belediyenin ihlalinin ve ihmalinin bulunduğunun tespiti halinde, bu kurumun sorumluluğuna gidilmesi gerekeceğini, müvekkil şirket, araç kiralama işlemi için gerekli dikkat ve özeni gösterdiğinden kusursuz olup en azından hakkaniyet indirimi gerektiğini, davacının sürücüden şikayetçi olmadığını, dava konusu sigortalı araç poliçesi Genel Şart değişikliği sonrasında tanzim edilmiş olduğundan Yeni Genel Şartların uygulanması gerektiğini, sakatlık konusunda rapor alınması durumunda poliçe genel şartları gereği Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkındaki yönetmeliği uygun olarak tanzim edilmesi gerektiğini, bu yönetmeliğe göre de kişinini maluliyetinin tespit edilmesi hususunda yönetmelikçe sayılan uzmanlık alanlarının tamamı olmalı ve her branşa ait özür durumu tek tek belirtilmesi gerektiğini, mezkur raporda kişinin özürlülük oranı tek tek tespit edilmediği gibi olması gereken uzmanlık alanlarının hiç biri de bulunmadığını, bu haliyle raporun kabulünün mümkün olmadığını, geçici iş göremezlik giderinden, bakıcı giderinden müvekkili şirket sorumlu tutulamayacağını, bu konuda sorumluluk tamamen SGKya ait olduğunu, %23 oranında tüm vücut engellilik oranı belirtilen davacının Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi ve Avrasya Hastanesi raporlarında belirtilen bulgular, kazadan 1 hafta sonra taburcu edilmesi hayatın olağan gerçekleri ile uyuşmamakla birlikte 2020'ye kadar ne tedavi gördüğü veya görmesi gerekmesine rağmen böyle bir tedavi görüp görmediğinin incelenmemesi eksiklik olduğunu, aynı şekilde toplam tedavi süresi 10 gün olarak belirtilen, fizik tedavi gördüğüne ilişkin bulgu bulunmayan ve hastane tarafından verilmiş başkaca bir iş göremezlik raporu bulunmayan kişi için izafi olarak gün belirtilmesi eksik araştırma ile yapılmış olan hatalı tesbiti gösterdiğini, kazadan sonra tedavi sürecinin 9 aya kadar uzayabileceği kanısı izafi olup davacı tarafından sunulmuş olması gereken tedavi sürecine göre aradan geçen sürenin yaklaşık 5 yıl olduğu dikkate alındığında zaten hesaplanabilir olması gerektiğini, davacının kazanç durumu ve sosyal durumu tespit edilmeksizin afaki bir bedel üzerinden manevi tazminat tayin edildiğini, aktif olarak çalışmakta olduğu bir işi bulunmadığını, davacı yanın bir dizi projesinde yer alacağı ve sırf bu kaza hadisesi dolayısıyla yer alamamış olduğuna ilişkin ifadeler de davacı yanca ispatlanamamış hukuki geçerliliği olmayan bir iddiadan ibaret olduğunu, davacı lehine bu yargılama konusu kaza sebebiyle hükmedilen manevi tazminat miktarı olan 40.000 TL fahiş olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... ... vekili istinaf başvurusu hakkında istinaf harç eksikliği tamamlanmadığından istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına dair 23/12/2022 tarihli ek kararın tebliğ edildiği ek karara karşı istinaf edilmediğinden bu davalı yönünden istinaf talepleri inceleme konusu yapılmamıştır.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 06.07.2016 günü, saat 21:40 sıralarında davalı sürücü ... ... sevk ve idaresindeki... plaka sayılı otomobil ile ... Caddesi üzerinde Sarıyer-Levent istikametine seyir halindeyken, olay mahalli olan varyant altında bulunan köprü ayağındaki orta refüje geldiği sırada refüje çarparak savrulup varyant ayağına çarpıp akabinde idaresindeki aracın ön kısımlar ile refüjdeki demir bariyer çitlere çarpması sonucu otomobilde yolcu olarak bulunan davacı ...'in meydana gelen trafik kazası sonucu davacı yaralanmış eldeki davayı açarak maddi ve manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesine göre işletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Aynı Kanun'un 85/1. maddesinde ise bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda haksız fiil halinde müteselsil sorumluların dış ilişkisi 61.maddede düzenlenerek birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı kabul edilmiş ; müteselsil sorumlar arasındaki iç ilişkisi ise 62.maddede düzenlenmiştir. Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesine göre borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.Davalı ... Otomotiv Tic. San. A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde aracın sigorta poliçesi bulunduğunu, bu nedenle zararın sigorta şirketinden tazmin edilmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Yukarıda belirtilen KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Davalılar zarara sebebiyet veren aracın işleteni ve sürücüsü olduğuna göre aleyhine dava açılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından ve KTK'nın 97.madddesindeki başvuru koşulu sigorta şirketleri için düzenlenmiş olduğundan bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 16/01/2020 tarihli kusur raporunda; Davalı sürücü ... ... idaresindeki otomobil ile gece vakti olay mahalli yolda seyrederken, far ışığı altındaki görüş alanını kontrol altında bulunduracak şekilde müteyakkız seyretmesi, köprü ayağına yaklaşırken hızını azaltarak mahal şartlarına uygun bir şekilde seyretmeye ve aracını kaplama içerisinde tutmaya özen göstermesi gerektiği halde bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, anlaşılmakla yola gereken dikkatini vermeyerek sevk ve idare hatası ile direksiyon hakimiyetini kaybedip varyant altında bulunan orta refüje çarpması sonucu meydana gelen kazada, %100 oranında asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davacı araçta yolcu konumunda bulunduğundan kusurundan söz edilemeyecektir.Kaza tespit tutanağında emniyet kemeri belirsiz olarak işaretlendiği davalı tarafça aksi de ispat edilememiş olmasına göre müterafik kusur uygulanmamış olmasında usul yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Yine mahkemece zaten hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi uygulanmıştır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde manevi tazminat için kasko sigorta poliçesini göremediklerinden aracın işleteni ve sürücüsünden talep ettiğini açıkça bildirmiş olduğuna ve öncelikle İMMS poliçesinden tahsil zorunluluğu bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesince taleple bağlı kalınarak işleten ve sürücünün manevi tazminattan sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Bu nedenlerle; davalı ... Otomotiv Tic. San. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı ... Otomotiv Tic. San. A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 13.622,12 TL harçtan peşin alınan 3.405,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.216,57 TL harcın davalı ... Otomotiv Tic. San. A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2025