T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO : 2022/2220
KARAR NO : 2025/1475
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 12/05/2022
NUMARASI : 2021/633 Esas - 2022/330 Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/12/2010 tarihinde... plakalı aracın karışmış olduğu kaza sonucu ...'un vefat ettiğini, kazaya karışan aracın ... Sigorta A.Ş.'ın ... no'lu zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalandığını, kazada ... vefat ettiğinden müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını beyan ile haklı davanın kabulü ile, tahkikat sonucunda zararın değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğu anda artırılmak üzere her bir müvekkili için ayrı ayrı 8000TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 120.493.42 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığından reddi gerektiğini, davacı tarafın delillerinin taraflarına tebliğini, davacılar murisinin kendi kusur ile sebep olduğu kaza sonucu meydana gelen zararları davacı taraftan talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ...'un Sigorta Tahkim Komisyonuna yaptığı başvuru üzerine itiraz hakem heyeti tarafından sürücü konumundaki ...'un %100 kusuru nedeniyle başvurunun reddedildiğini, müteveffa sürücünün yasal sınırlar üzerinde alkollü olduğunu, davacıların dava hakkı bulunmadığını, müteveffanın davacılara destek olduğu hususunun ispatlanması gerektiğini, müvekkili şirketin faizden sorumlu olmadığını beyan ile, zamanaşımı defi dikkate alınarak haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini, müteveffa sigortalı araçta sürücü olduğundan ve kendi kusuruyla ölüme sebebiyet verdiğinden haksız davanın reddi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti ile ölen kişinin destek olduğunun ispatı gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, " Davanın kısmen kabulü ile, 104.493,42 TL destekten yoksun kalma tazminatının 19/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 6.237,04 TL destekten yoksun kalma tazminatının 19/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin 1.762,96 TL bakımından talebin reddine, 7.170,54 TL destekten yoksun kalma tazminatının 19/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin 829,46 TL bakımından talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın, ceza zamanaşımı süresi dahi dolduktan sonra ikame edilmiş olduğunu, haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, dava konusu 06.12.2010 tarihli trafik kazası bakımından ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği düşünüldüğünde dahi, davacı vekilince 07/10/2021 tarihinde ikame edilen işbu davanın TCK'da öngörülen 8 yıllık zamanaşımı dolduktan sonra açıldığını, müteveffanın sigortalı aracın sürücüsü olduğunu, başvuran tarafın müvekkili şirketten tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, davacılar murisinin kendi kusuru ile sebep olduğu kaza sonucu meydana gelen zararları davacıların talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın murislerinden ... tarafından destekten yoksun kalma tazminat talebiyle SİGORTA TAHKİM Komisyonu'na başvurusu üzerine İtiraz Hakem Heyeti'nin 2017.e.76183, 2018.i.5539, 06.09.2018-2018/ İHK-7434 sayılı kararında, sürücü konumundaki ...'un %100 kusuruyla kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle başvurunun reddedildiğini, müteveffa sigortalı araç sürücüsünün yasal sınırın üzerinde alkollü olması nedeniyle müvekkili şirketin davacı mirasçılara rücu hakkı doğduğunu, davacı mirasçıların alacaklı ve borçlu sıfatları birleştiğinden borcun sona erdiğini, bu nedenle davacıların dava hakkı bulunmadığını, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli kararı ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması ve genel şartlar gereğince TRH 2010 Yaşam Tablosu, %1,8 teknik faiz oranı, peşin değer formülü olarak devre başı ödemeli belirli süreli rant formülüne göre tazminatın belirlenmesi gerektiğini, 7.kaza esnasında sigortalı araç sürücüsü olan müteveffanın emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılması gerektiğini zira bu hususun kaza tespit tutanağında belirlenemediğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Davalı vekilinin davacılar ... ve ... yönünden istinaf talebi değerlendirildiğinde:İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Aynı kanunun 341/4. maddesinde de "alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üçbin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." düzenlemesi mevcuttur. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu somut olayda yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00 TL olacaktır.İlk Derece Mahkemesince davacı ... için 6.237,04 TL, davacı ... için 7.170,54 TL destekten yoksun kalma tazminatının kabulüne karar verilmiş olup tazminat miktarları karar tarihine göre uygulanması gereken 2022 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından davalı vekilinin istinaf hakkı yoktur. Yerel mahkemece, kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir. Bu nedenle davacılar ... ve ... bakımından istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin davacı ... yönünden istinaf talebi değerlendirildiğinde:Dosya kapsamından 06/12/2010 tarihinde müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki... plakalı aracı ile seyir halindeyken, kaza mahalline geldiği esnada, direksiyon hakimiyetini kaybederek park halindeki araçlara çarpması sonucu tek taraflı ölümlü trafik kazası meydana geldiği, davacıların eldeki davayı açarak destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği, ...plakalı aracın 28/12/2009-28/12/2010 tarihlerini kapsar şekilde davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre açılan tazminat davalarının temyiz taleplerini inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel 13.02.2023 tarih, 2021/10033 E. ve 2023/1688 K. sayılı kararında "... Somut olayda da; davacıların desteği, kusuru sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu vefat etmiş; davacılar destekten yoksun kalan sıfatıyla, zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunmuştur. Davacıların üçüncü kişi konumunda olduğu, işleten (veya sürücü) yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır.Davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacı da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı sigorta şirketi zararın tamamından sorumlu olacağından, davacı davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecektir. (YHGK., 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas - 411 karar; YHGK., 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas, 2012/92 karar; YHGK., 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 esas, 2013/74 karar).Eldeki dosyada, sigorta şirketine karşı açılan davada İlk Derece Mahkemesince her ne kadar davacıların desteği kendi kusuruyla kazaya ve ölüme sebebiyet verdiğinden, davacıların davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.Davaya konu kaza 24.08.2010 tarihinde meydana gelmiş olup, bu tarihte yürürlükte olan ve yukarıda açıklanan Yasa ve Genel Şartlar hükümleri ve konuya ilişkin Yargıtayın yerleşiklik kazanan içtihatlarına göre; davacıların talebinin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı gözetilerek, davacıların davalıdan destek tazminatı talep etme hakkı bulunduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir." yönünde karar verilerek uyuşmazlığın çözümünde poliçe tarihindeki yasal mevzuat ile ZMMS Genel Şartlarına göre değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmıştır. (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.02.2023 tarih, 2021/10040 E. ve 2023/2123 K., 23.02.2023 tarih, 2022/16941 E.- 2023/2335 K., 20/04/2022 tarih, 2021/15379 E.- 2022/7547 K., 08/02/2022 tarih, 2021/13342 E.- 2022/1821 K. sayılı kararları)Yukarıya aktarılan güncel Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatlarına göre somut uyuşmazlıkta, ZMSS poliçesinin başlangıç tarihi 28/12/2009 olup kaza 06/12/2010 tarihinde gerçekleşmiş ve trafik sigortalı aracın sürücüsü vefat etmiştir. Bu halde davalı Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe tarihinde yürürlükte bulunan 12.08.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile yasal mevzuat ve Yargıtay içtihatlarına göre belirlenecektir. 01.06.2015 tarihli yeni ZMSS Genel Şartları'nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK'nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nın 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere davacı eş, 3. kişi sıfatı ile yansıma yolu ile oluşan destekten yoksun kalma zararını talep edebilecektir. Davacı talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacı eş, ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyecektir. Bu durum karşısında; davalı Sigorta Şirketi zarardan sorumlu olup davacı eş, zarar gören 3. kişi sıfatına dayanan zarar giderim talebi nedeniyle, desteğin kazadaki kusuru ve müterafik kusuru davacıya yansıtılamayacağından destekten yoksun kalma tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalı vekilinin zamanaşımı yönündeki istinaf taleplerinin incelenmesinde KTK'nın 109/2. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için kamu davasının açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş bulunması aranmamakta olup cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir. Ölümle sonuçlanan söz konusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir ve sürücü davacılar desteğinin vefat etmiş olması sonuca etkili değildir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır. KTK'nın 109. maddesinin 2.fıkrasındaki “cezayı gerektiren fiil” ifadesi ile fiili tarif ettiği zamanaşımı yönünden yukarıda da açıklandığı gibi soruşturma veya kovuşturma yapılması koşullarının aranmadığı sonucunu doğurmaktadır. Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 66/1-d maddesinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında kazanın 06/12/2010 tarihinde meydana geldiği davanın ise 07/10/2021 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından hükme esas alınan aktüerya raporunun istinaf talep eden davalı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde aktüerya raporunda ki hesaplama yöntemi ve tazminat miktarları bakımından davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden aktüerya raporunda ki hesaplamanın Genel Şartlardaki esaslar doğrultusunda TRH 2010 Yaşam Tablosu, %1,8 teknik faiz oranı uygulanarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun davacılar ... ... yönünden HMK'nın 352/1-b maddesi uyarınca reddine, davacı ... yönünden ise HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun davacılar ... ,... yönünden HMK'nın 352/1-b maddesi uyarınca REDDİNE, davacı ... yönünden ise HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 8.053,81 TL harçtan peşin alınan 2.013,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.040,36 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, ... ... yönünden HMK'nın 352. maddesi gereğince KESİN, ... yönünden ise HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2025