T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/2206
KARAR NO: 2025/1546
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 05/07/2022
NUMARASI : 2019/149 Esas - 2022/472 Karar
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23.07.2009 tarihinde davalı şirket tarafından sigortalı ve ZMMS poliçesi düzenlenmiş olan ... plakalı aracın karıştığı kazada müvekkilinin yolcu konumunda olduğunu ve söz konusu kazada yaralandığını, birçok ameliyat geçirdiğini, 08.09.2010 tarihinde 26.207,25 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ödendiğini, müvekkilinin kol bölgesinde kazaya bağlı yaralanmadan meydana gelen maluliyet durumunda artış olduğunu, 23.10.2017 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulduğunu, 19.04.2018 tarihinde bu başvurunun reddedildiğini, davalı şirketin müvekkilinin yeni maluliyet durumuna ilişkin başvurusunu Sigorta Tahkim Komisyonu kararına dayanarak reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, ... plakalı aracın karıştığı 23.07.2009 tarıhli kazaya bağlı olarak müvekkilinde meydana gelen maluliyet oranının % 29'dan % 70'e çıkmış olması nedeniyle yeni maluliyet uyarınca kalıcı iş göremezlik zararının hesaplanması için dosyanın bilirkişiye tevdi gerektiğini belirterek şimdilik 5.000,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının faiziyle beraber davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davacı ...'a 29.09.2009 tarihinde 40.685,23 TL, 24.11.2009 tarihinde 8.250,00 TL, 17.05.2010 tarihinde 2.710,80 TL, 02.07.2010 tarihinde 4.892,75 TL, 07.09.2010 tarihinde 4.038,00 TL, 07.09.2010 tarihinde 26.207,25 TL ödeme yapıldığını, dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın ile 20.01.2009-20.01.2010 tarihleri arasında müvekkili nezdinde ZMMS Poliçesi ile teminat altına alındığını, poliçeden dolayı sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında ve bedeni zararlarda azami 150.000,00 TL olduğunu, müvekkili tarafından yapılan ödeme tarihindeki verilere göre yapılan ödemeyle davacının zararlarının karşılandığını, davacının maluliyetinde tıbben artış bulunmadığı halde davacı tarafından sunulan tek yanlı ve hatalı maluliyet raporuna dayalı olarak bakiye tazminata hükmedilemeyeceğini, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ödeme yapmakla yükümlü olduğunu, dava konusu tazminatın ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz olacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile, 123.795,75-TL daimi iş göremezlik tazminatı maddi tazminatın 08.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kesin hüküm itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan ATK maluliyet raporu davacının trafik kazası nedeniyle maluliyetinde artış olduğunu ispatlamaya elverişli olmadığını,davacıya gerçekleştirilen ödeme ibraname karşılığı yapıldığını, hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil şirket aleyhine faize hükmedilmesi hatalı olup gerekçeli kararda temerrüt tarihi olarak tespit edilen 08.02.2019 tarihinden itibaren yasal faize hükmedildiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil şirket diğer şartların varlığı halinde ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile sorumlu tutulabileceğini, bilindiği üzere faiz borcu, asıl alacaktan ayrı fakat ona bağlı bir yan edim olduğunu, faiz borçları asıl alacağın varlığına bağlıdır ve asıl alacak sona erdiğinde faiz borcu da sona erdiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 23/07/2009 trafik kazasında yaralanan ve Diyarbakır Devlet Hastanesi'nden düzenlenen 13.07.2010 tarihli maluliyet raporuna göre %29 oranında kalıcı maluliyeti oluşan davacının, 07.09.2010 tarihinde davalı sigorta şirketi ile anlaşıp maluliyeti sebebiyle tazminat ödemesi aldığı, ibraname düzenledikten sonra davalı sigorta şirketi aleyhine tazminatın eksik ödendiği iddiası ile 23.12.2016 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporunu (%64) eklemek suretiyle 23.10.2017 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğu ancak İtiraz Hakem Heyeti kararında 2 yıllık hak düşürücü süreden sonra başvuru yapıldığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.Davacı İtiraz Hakem Heyeti karar tarihinden sonra 29.05.2018 tarihli İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Adli Tıp Bölümünden almış olduğu 29.05.2018 tarihli maluliyet raporunda %70 oranında maluliyeti belirlendiğini, maluliyetinde artış olduğu iddiası ile artan maluliyeti nedeniyle tazminat talepli olarak eldeki davayı açmıştır. Bu durumda İtiraz Hakem Heyeti dosyasındaki başvurunun eksik ödeme nedeniyle bakiye tazminat, iş bu davanın ise artan maluliyet nedeniyle tazminat istemine dayalı olarak açıldığı anlaşılmakla dava sebepleri ve dayanılan vakıalar farklı olduğundan İlk Derece Mahkemesinin kesin hüküm oluşmadığı yönündeki kabulünde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Mahkemece hükme esas alınan ATK raporunda; "...Mevcut belgelere göre; ...’ın 23/07/2009 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak: E cetveline göre %50.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği'' tespitine göre yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuş ise de, ATK maluliyet raporunun artan maluliyete ilişkin açıklama içermediğinden yetersiz olup hüküm kurmaya elverişli değildir.Davacı, ilk maluliyet rapor tarihinden sonra maluliyet oranında gelişen durum bulunduğu tespit edildiği takdirde tazminata hak kazanabilir. O halde İlk Derece Mahkemesince davacının muayenesi yapılarak, tedavi evraklarının tetkiki ile önceki maluliyet raporları da irdelenerek davacıda dava konusu kaza nedeniyle %29 maluliyet oranının tespit edildiği Diyarbakır Devlet Hastanesi'nden düzenlenen 13.07.2010 tarihli maluliyet rapor tarihinden sonra davacının tedavisinin devam edip etmediği ve maluliyet oranında gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, başka bir ifadeyle maluliyetinde gelişen (artan) maluliyet olup olmadığının tespiti için ATK'dan ek rapor veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıklarından olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine uygun yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihi belirtilmediğinden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken gerekçesi açıklanmadan 08.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz işletilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/10/2025