T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/2232
KARAR NO : 2025/1476
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 29/04/2022
NUMARASI : 2018/1227 Esas - 2022/350 Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03/03/2018 tarihinde Çiftehavuzlar-Esenler mevkinde, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı ... plakalı, sürücü ... sevk ve idaresindeki aracın seyir halindeyken müvekkilinin içinde yolcu olarak bulunduğunu, yine davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı ... plakalı, ... sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu müvekkilinin ağır şekilde yaralanmasına sebep olduğunu, müvekkilinin işbu kaza sebebiyle uzun süre tedavi gördüğünü ve sağlığına kavuşamadığını, ... plakalı araç sürücüsü olan ...'nın 2918 sayılı KTK'nın 56/1 A maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, müvekkili yolcu olduğundan kusursuz olduğunu, müvekkilinin kaza neticesinde ağır yaralandığını ve Özel ...Hastanesi ve S.B.Ü İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, kazaya karışan araçların kaza tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS'lerinin bulunduğunu, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru üzerine 3411980-0 numaralı hasar dosyası açıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından hiçbir sulh teklifi ve ibraname sunulmadığını, hiçbir onayları alınmadan 2.430,000 TL ödeme yapıldığını, bu miktarın taleplerinin çok altında olduğunu, müvekkilinin hiçbir şekilde zararını karşılamadığını belirterek dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 53.311,95 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile sigortalanan ... plakalı araç ile ... plakalı araçlar arasında 03/03/2018 tarihinde trafik kazası gerçekleştiğini, kazada yolcu olarak bulunan davacı ...'nin yaralandığını, davacının dava dilekçesinde maddi tazminat talebinde bulunduğunu, maddi tazminat talebinin ayrıştırılmadığını, müvekkili şirket tarafından 18/04/2018 tarihinde inceleme yaptırıldığını, davacının tazminat talebi ile ilgili aktüer hesaplaması yaptırıldığını, yapılan hesaplamaya göre; müvekkil şirketin poliçe limitleri ve davacının kusuru oranında davacıya ödeme yaptığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte Mahkememizin aksi kanaatte olması durumunda davacının zararının hesaplanması için ATK'nın ilgili İhtisas Dairesinden maluliyet ve kusur oranının tespitine ilişkin rapor alınmasının gerektiğini, davacının, kaza nedeniyle oluşan zararına ilişkin ödeme yapıldığı halde huzurdaki davanın ikame edilmesinin kötü niyetli ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kaza tespit tutanağında da görüleceği üzere, kazada ... plakalı aracın sürücüsünün seyir halinde iken ani manevra yaparak kazaya sebep olduğunu, KTK'nın 56/1-a maddesini ihlal ettiğini, sigortalının kusursuz olduğunu, hatır indirimi yapılması gerektiğini, bilirkişi incelemesinde hesap yapılırken davacının kusura katılımının dikkate alınarak tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 53.311,95.-TL'nin 25/04/2018 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 03/03/2018 tarihli trafik kazası sonucu müvekkili şirket tarafından 27/11/2018 tarihinde 2.430,00 TL ödeme yapıldığını, davacının anılan ödemeyi kabul etmesi ile müvekkili şirketin sigorta poliçesi hükümlerini tamamen yerine getirdiğinin net bir şekilde kabul ve ikrar edildiğini, buna karşın hak iddia edilmesinin hiçbir iyiniyet kuralı ile izah edilemeyecek kötüniyetli bir davranış olduğunu, müvekkili şirket poliçe dahilinde davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinden sorumlu olmadığını, davaya konu geçici iş göremezlik tazminatından, tedavi gideri kapsamında olması sebebiyle, 6111 sayılı yasanın 59. maddesi ile değiştirilen KTK 98 düzenlemesi gereği, müvekkili sigorta şirketi değil Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için aksi düşünülür ve dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilir ise elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi gerektiğini,tazminat hesabının da uzmanlık gerektirdiğini, hazine müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması gerektiğini, hükme esas hesap raporunda hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, sigortanın bir zenginleşme aracı olmadığını, sigorta şirketi sigortalısının, kaza nedeniyle oluşan maddi zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, Hazine Müsteşarlığı’nın 05.02.2010 tarih ve 2010/4 sayılı genelgesi uyarınca, aktüer hesaplamalarının müsteşarlık nezdinde tutulan aktüer siciline kayıtlı aktüerler tarafından yapılmasının uygun görüldüğünü, söz konusu kazanın trafik iş kazası niteliğinde olduğunu, ifade tutanaklarından ve savcılık dosyasından anlaşılacağı üzere kaza, başvuranın işe gittiği sırada bulunduğu servis aracında gerçekleştiğini, somut olayın trafik iş kazası olarak değerlendirilmesinin ve bu nedenle başvurana peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının, geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, başvuran tarafın bu hususta belge ibraz etmesinin zaruri nitelikte olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte ilgili belgeler temin edildikten sonra olası tazminat hesaplamasının yapılabileceğini,başvuru konusu kaza sırasında davacı sigortalı araçta yolcu konumunda bulunduğundan hatır taşıması niteliğinde olup olmadığının incelenmesi ile hatır taşıması olduğu tespit edildiği takdirde hesaplanacak tazminattan hatır indirimi uygulanması gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 03/03/2018 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı ... plakalı, sürücü ... sevk ve idaresindeki aracın seyir halindeyken davacının içinde yolcu olarak bulunduğu, yine davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı ... plakalı ... sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişinin uzmanlığının teslim tutanağında aktüerya uzmanlığı olarak gözükmesi nedeni ile bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde değildir. KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 03/03/2018 tarihi ile dava tarihi olan 15/12/2018 tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı gibi KTK 109/2 deki iki yıllık sürenin de dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir.Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Davacının hatır için taşındığına ilişkin dosyada somut bir delil bulunmadığı ve davalı tarafça ispat edilmediği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince tazminattan hatır indirimi uygulanmamış olmasında isabetsizlik görülmemiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları). TBK'nın 54. m. ile KTK'nın 98. m. hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici iş göremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup 6111 sayılı Yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Yine davacının kaza tarihinde SGK kaydı bulunmadığından rücuya tabii ödeme alamayacağından mahsubu gerektiğine ilişkin istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.Davacı, dava açmadan önce davalıya başvurmuş olup davalı tarafından davacıya 27/11/2018 tarihinde 2.430,00 TL ödeme yapılmıştır. Mahkemenin hükme esas aldığı 10/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacı için toplam 56.443,59 TL tazminat hesaplanmış ve hesaplanan bu tazminattan, davalının daha önce ödediği bedel güncellemeye yapılarak düşülmüştür. Bilirkişi raporunda ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu ödeme yetersiz olduğu tespit edildiğine ve ibraname de düzenlenmediğine göre davacının tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.641,74 TL harçtan peşin alınan 915,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.726,74 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2025