T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/2178
KARAR NO: 2025/1467
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 16/05/2022
NUMARASI: 2019/636 Esas - 2022/367 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 24/09/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.07.2018 tarihinde ... ... idaresindeki ... plakalı aracıyla Batman'dan Diyarbakır'a seyir halinde iken, ... Petrol istasyonundan manevra yaparak karşı Batman istikametine geçmek için açılan kaçak geçiş için doldurulmuş toprak yoldan karşı yola geçmek isteyen ... idaresindeki kaza tarihinde geçerli bir poliçesi bulunmayan ... plakalı traktörün arkasına takılı tırmığın son tellerine çarpması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiğini, kazada ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan müvekkili küçük Irmak'ın yaralanarak malul kaldığını, anlatılan biçimde meydana gelen trafik kazasında müvekkili küçüğün ağır şekilde yaralandığını, mezkur kazada tarafların kusur durumunu gösteren rapor bulunmamakla birlikte 22.07.2018 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağında trafik kazasının meydana gelmesinde ... plakalı traktör sürücüsünün kusurlu olduğunun belirlendiğini, müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet veren kaza nedeniyle müvekkili lehine hesaplanacak tazminatın ödenmesi istemiyle davalıya 04.09.2019 tarihli dilekçeyle başvuruda bulunulduğunu, olay tarihindeki sigorta limiti çerçevesinde, 50,00 TL sürekli çalışma gücü kaybı ve 50,00 TL'de süreli veya sürekli yardımcı bakıcı gideri olmak üzere toplam 100,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6704 sayılı kanun gereği dava açılmadan önce sigorta şirketlerine başvuru şartı bulunduğunu, kazaya sebebiyet veren ve sigortasız olduğu iddia edilen araç sürücüsüne ve işletenine davanın ihbarını talep ettiklerini, davaya konu kazaya ilişkin kusur oranlarının tespiti Adli Tıp Kurumu vasıtasıyla yapılması gerektiğini, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesi’nden Özürlü Sağlık Raporu Alınması gerektiğini, davaya konu maluliyet tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, bakıcı giderinden dolayı sorumluluğu bulunmadığını, hesaplanan tazminat miktarı üzerinden müterafik kusur indirimine ve hatır taşıması indirimine gidilmesi gerektiğini, SGK tarafından davacıya ödenmiş rücuya tabi tazminat miktarının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulayacağını, öte yandan davacı tarafın ticari temerrüt faizin talebi mesnetsiz olup, müvekkili kurum yönünden ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile, 167.907,11 TL maddi tazminatın 25/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 20/02/2019 tarih 30692 esas sayılı resmi gazetede Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, bu yönetmeliğin 7.maddesi gereğince bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren yeni rapor başvurularının Sağlık Bakanlığı tarafından yetkili kılınmış sağlık kurum ve kuruluşlarının sağlık kurulları tarafından düzenlenmiş ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Yönetmelik’e göre sonuçlandırılması gerektiğini, maluliyet raporunun rapor tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuata göre düzenlenmediğinden tazminatın belirlenmesi aşamasında dikkate alınamadığını, kuruma başvuru şartı yerine getirilmediğinden, açılmış olan davanın öncelikli olarak, başvuru şartları yerine getirilmemiş olması sebebi reddedilmesi gerekirken karara hükmedilmiş olması hatalı olduğunu, söz konusu bakıma muhtaç olduğu dönem aslında bakıcı gideri sağlık gideri teminatından karşılanması gerektiğini ayrıca bakıcı gideri tazminatının brüt ücret üzerinden hesaplanması için bakıcı tutulduğunun ve davacının fiilen çalıştığnın ispat edilmesi gerektiğini, Genel Şartların destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplamasını düzenleyen maddelerin 4. bendinde; hesaplamalarda iskonto oranı (teknik faiz), %1,8-%1,65 olarak dikkate alınır… denildiğini, bu sebeple hesaplama yapılırken TRH 2010 tablosu ve iskonto oranı (teknik faiz), %1,8-%1,65 olarak dikkate alınması gerektiğini, hesaplanan tazminat miktarı üzerinden müterafik kusur indirimine gidilmesi gerektiğini, davacının ceza davasında yaralanmasına sebebiyet veren şahıstan süresinde şikayetçi olmadığı görüldüğünü, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, hükmedilmiş olan faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, müvekkili şirket dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 25/01/2021 tarihli maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Dosya kapsamında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan aldırılan 25/01/2021 tarihli maluliyet raporunda Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerinin uygulanması nedeni ile iki rapor arasında çelişkinin bulunmadığından bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., sayılı kararları). TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden geçici iş göremezlik tazminat sorumluluğunun sona erdiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacı vekilinin dava tarihinden önce davalı Güvence Hesabına başvurduğu ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı, eksik belge ile müracaat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü gerektiğinden başvuru yapılmadığına; başvuru tarihinden sonraki 8. işgününün sonu itibariyle davalı temerrüde düşmüş olacağından faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Mahkemece hükmedilen tazminata yasal faiz işletilmiş olması nedeni ile bu yöne değinen istinaf yerinde görülmemiştir. Kaza tespit tutanağında emniyet kemeri belirsiz olarak işaretlendiği davalı tarafça aksi de ispat edilememiş olmasına göre müterafik kusur uygulanmamış olmasında usul yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Ceza soruşturması aşamasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73/7. maddesi gereğince, davacının suça ilişkin şikayetten vazgeçme beyanında, şahsi haklarından da vazgeçtiğini açıkça ifade etmediği gözetildiğinde, şikayetten vazgeçme beyanının eldeki davayı açmaya engel teşkil etmeyeceğine göre davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde değildir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 11.469,73 TL harçtan peşin alınan 2.867,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.602,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2025