T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO : 2022/2156
KARAR NO : 2025/1455
DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 24/09/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16.02.2012 tarihinde TEM otoyolu Kuzey (İstanbul) istikameti Çamlıca turnikelerine 700 metre kala dava dışı sürücü C...’un sevk ve idaresindeki ...plakalı araç 3. Sol şeritte seyir halindeyken, kaza mevkiine geldiğinde önünde seyreden trafiğin duraklaması sonucu bulunduğu şeritte durakladığını, müvekkil şirket nezdinde ZMMS sigortası bulunan müteveffa...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ise duraklayan trafiği fark etmeyerek ... plakalı araca çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, raporda araç sürücüsü ...'ın 2.71 promil alkollü olduğu, vefat ettiği, İstanbul Anadolu 39. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/1262 E. ve 2014/203 K. Sayılı dosya ile yapılan yargılama neticesinde ... plakalı araç sürücüsü ...’un hakkında meydana gelen kazada tamamen kusursuz olması nedeniyle beraatine karar verildiğini, müteveffa ...'ın eşi tarafından Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ölüm ve cismani zarar sebebiyle tazminat davası açıldığını ve yapılan yargılama neticesinde müvekkil şirket aleyhine 165.569,48 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, tazminatın müvekkili şirket tarafından ödendiğini, şirket nezdinde ZMMS sigortası bulunan hem 2.71 promil alkollü hem de arkadan çarpmadan dolayı asli kusurlu müteveffa ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın işleteni davalı ...'dan yapmış olduğu ödemeye ilişkin davalıya karşı İstanbul Anadolu 18. İcra Müd. ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine konu edilen davanın müvekkile ihbar edilmediğini, dava şartının oluşmadığını, davacı tarafından başlatılan icra takibinin, dava dışı mütevvefa ...'ın eşi tarafından ikame edilen Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/86 E. ve 2017/422 K. sayılı dava neticesinde hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatının rücu talebinden ibaret olduğunu, ilgili davanın müvekkile ihbar edilmediğini, huzurdaki davanın dava şartı yokluğuna sebebiyet verdiğini, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, kaza tarihinde aracın zilyetliği ... isimli şahısa ait olduğunu, aracın kaza tarihinde geçerli bir trafik sigortası olduğunu, Sigorta şirketi ZMMS kapsamında yüklenmiş olduğu sorumluluk neticesinde tazminat ödeme yükümlülüğü altında kaldığını, sigorta şirketinin rücu hakkı bulunmadığını, alacağın, likit olmadığını belirterek davanın usul ve esastan reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 165.569,48- TL asıl alacak, 6.788,34-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 172.357,82 TL alacak ve işleyecek faiz yönünden asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faiz üzerinden devamına,
-Fazlaya yönelik talebinin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin kendi yükümlülüğünü yerine getirmeyerek temerrüde düşmenin neticelerini sigortalısına yansıtamayacağını, yasa ve Genel Şartlar'da tazminat tutarı haricinde ödenecek yargılama giderlerinin rücu edileceği düzenlenmemiş bulunduğundan davacı şirketin ödediği tazminat tutarı oranında rücu hakkı bulunacağı, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerini talep hakkı bulunmayacağını, ödeme tarihinden takip tarihine kadar da 6.788,34 TL faiz işlediğinin imza altına alındığı bilirkişi raporu tüm itirazlara rağmen doğrudan hükme esas alındığını ve kısmen kabul kısmen red kararı ihdas olduğunu, kısmen red kararına itiraz ettiğini, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/86 E. ve 2107/422 K. sayılı ilamı ile de sabit olduğu üzere, müteveffa ...'ın eşi tarafından dava açılmadan önce müvekkil şirkete başvuru yapılmadığını, müteveffa ...'ın eşi olan davacı tarafın taleplerinin haklı olup olmadığını ve Mahkemece taleplerin haklı olduğuna kanaat getirilmesi halinde ödenmesi gereken tazminat tutarı yargılama ile belirlenmesi gereken hususlar olduğunu, müvekkil şirket tarafından yargılama neticesinde hükmedilen tazminat tutarı, faiz, vekalet ücreti, yargılama giderleri, harçlar ve bilcümle hükmedilen ve kanundan doğan işbu kalemlerin ilamlı icraya rağmen ödenmemiş olmaması halinde haciz ile karşı karşıya kalınacağından aslında işleten olan davalının da sorumlu olduğu ancak davanın müvekkil şirkete yöneltilmesi sebebiyle müvekkil şirket tarafından 03.11.2017 tarihinde 233.048,00 TL olarak ödenen tutarın ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş olan faiziyle birlikte davalıya rücu edilebileceğinin kabulü gerekirken, bu husustaki taleplerin reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, rücu edilebilecek tutar olarak belirtilen 165.569,48 TL tutarına ilişkin itirazlarını tekrar ettiklerini, 03.11.2017 tarihinde 233.048,00 TL olarak ödenen tutarın ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş olan faiziyle birlikte davalıya rücu edilebileceğinin kabulü gerektiğini, kabul edilen alacağın %20 oranında müvekkil şirket lehine hesaplanan icra inkar tazminatına karşı bir itirazlarının olmadığını ancak icra inkar tazminatının da taleplerinin reddedilen kısmi meblağı için hakkaniyete uygun bir yargılama yapıldıktan sonra hesaplanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; rücu talebine konu yargılamanın müvekkile ihbar edilmemesi müvekkilin adil yargılanma haklarının ihlal edilmesine sebebiyet verdiğini, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, dava konusu kazaya konu aracın zilyedi ve fiili hakimiyeti müvekkilinde olmadığını, zilyet ve fiili hakimiyet sahibi olmayan müvekkili aleyhine rücu talep edilemeyeceğini,
mahkemenin gerekli görmesi halinde ... isimli şahıs mahkeme huzurunda dinlenebileceğini ve hatta yemin delili doğrultusunda beyanları da alınabileceğini, sigorta şirketinin rücu hakkı bulunmadığını, alacak likit olmadığını, bedelin tespiti yargılamayı gerektirdiğini, icra inkar tazminatının koşullarının oluşmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen destekten yoksun kalma bedelinin rücuen tazmini istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 16.02.2012 tarihinde davacıya ZMMS ile sigortalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın dava dışı ...un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması ile meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsü vefat ettiği ve kaza sırasında hem 2,71 oranında alkollü olduğu, hem de arkadan çarpma nedeniyle tam ağır kusurlu olduğu, ölenin mirasçılarına davacıya karşı açılan tazminat dava sonucunda ödenen tazminatın sürücünün alkollü olması nedeniyle sigortalı aracın işleteni olan davalıdan rücu için başlatılan icra takibine itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalıya Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesinde ki tazminat davasının ihbar edilmesi dava şartı olmadığından davalı bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Dava, trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. ZMMS'de sigortacının rücu hakkı, TTK’nın 1301/2 maddesi, 2918 sayılı KTK'nın 95/2. maddesi ile ZMSS poliçesi genel şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. ZMSS Poliçe Genel Şartlarının 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işletenin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir.2918 sayılı KTK'nin 95/2.maddesi uyarınca, sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan nedenlerle sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller sigortacı tarafından 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra tazminatın kaldırılması yada indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde değildir.Kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ZMSS poliçesi genel şartlarının B.4 maddesinin c fıkrası maddesi hükmü uyarınca da ehliyet belgesine sahip olmayan kişi tarafından aracın kullanılması sırasında kazanın oluşması halinde, sigortacı 3.kişinin zararını karşıladıktan sonra akidi olan kendi sigortalısına rücu edebilir. Davacı sigorta şirketinin aracın ehliyetsiz kullanılmış olması nedeniyle bu aracın neden olduğu kaza sonucu 3.kişiye ödenen sigorta tazminatını talebe hakkı bulunmaktaysa da, bu talebi sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına isabet eden miktarla sınırlıdır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/1288 E. ve 2013/6353 K., 2010/8921 E. ve 2011/2631 K. sayılı kararları).Somut olayda, davacıya trafik sigortalı aracın sürücüsünün 2019 yılına kadar sürücü belgesinin geçici olarak iptal edildiği belirtilmiştir. Davacı kaza sırasında dava dışı ehliyetsiz sürücü ... yönetimindeyken meydana gelen kazada sürücü ...'ın ölümü nedeniyle davacı sigorta şirketinin trafik sigortası poliçesi kapsamında zarar gören 3.şahıslara Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/86 E. ve 2017/422 K. sayılı ilamı gereğince 165.569,48 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini belirterek toplam 240.978,02 TL'nin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptalini talep etmiştir.Trafik sigortacısı tarafından sigorta sözleşmesi uyarınca sigortalıya karşı açılan rücuen tazminat davalarında, sigortalının sorumlu olduğu miktar yapılan ödeme miktarı olmayıp gerçek zarar miktarı kadardır. Bu nedenle mahkemece, zarar görenlere yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir. Bu bakımdan sigorta şirketinin zarar görenlere ödemiş olduğu tazminat tutarının tamamı rücu için yeterli değildir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/438 E. ve 2021/504 K. sayılı kararı).6100 sayılı HMK`nun 194/1. maddesinde; "...taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar..." hükmüne; 31. maddesinde ise "Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açısından belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir. Davanın doğru biçimde sonuçlandırılması için davanın ne olduğunun anlaşılması gerekir. Mahkemece, dilekçenin içeriğine göre davacının isteği belirlenip uyuşmazlık buna göre çözüme kavuşturulmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamına göre dava dilekçesinde davalıya ait aracın sürücüsünün ağır kusurlu ve alkollü araç sürmesi nedeniyle ödenen tazminatın talep edildiği, takip dosyasında ise ehliyetnamesiz araç kullanmaktan dolayı rücu edildiği belirtilmesine rağmen HMK'nın 31 ve 194.maddeleri gereğince davacı vekiline talebini açıklamak ve gerektiğinde düzeltmek konusunda süre verilmeden karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur. Yine rücu alacaklısının ödeme tarihindeki verilere göre zarar hesabı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken kesinleşen ilamdaki miktara göre karar verilmesi de doğru olmamıştır. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken; İcra Müdürlüğünün takip dosyası getirtilerek tüm dosya kapsamına göre resen seçilecek bir hesap bilirkişisinden takibe konu rücu alacağının dayandığı Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/86 E. ve 2017/422 K. sayılı hükmü gereğince davacının davalı sigortalısına rücu edebileceği işlemiş faiz miktarları, asıl alacak miktarı (ilamla bağlı kalınarak) ile asıl alacak için takip öncesi işlemiş faiz ve takip tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş faiz miktarı, ilam vekalet ücreti ve işlemiş faizi, ilam yargılama gideri ve işlemiş faizi, ödeme tarihi itibariyle icra vekalet, harç ve giderleri de dahil olmak üzere gerçek alacak miktarının belirlenmesi için denetime elverişli bilirkişi rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır.Kabule göre de; davacı tarafından talep edilen tazminat miktarı likit (muayyen, belirli) olmayıp, gerçek zarar miktarının tespiti ile davacının davalı tarafa rücusu için gerekli şartların oluşup oluşmadığının saptanması, yargılama ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davacı ile davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2025