T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/2102
KARAR NO: 2025/1399
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 07/06/2022
NUMARASI: 2017/320 Esas - 2022/458 Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 18/09/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; olay günü olan 30.05.2016 tarihinde sürücü ..., sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... Cafe karşısından ... bulvarını takiben gelip,...kavşağı istikametine seyir halinde iken kaza yeri olan ... karşısına geldiği esnada, beyanına göre orta şeritte iken yaya geçidinden geçmekte olan seyyar tablaya çarpmamak için sola ani manevra yaptığı esnada aracının sol ön köşe ve çamurluk kısmı ile gidiş istikametine göre sağından Kebabçı İbo istikametinden gelen ve taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yaya ...'a çarpması sonucu tek taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Kaza Tespit Tutanağında, ... plaka sayılı araç sürücüsü İsmail Kiracı'nın 2918 sayılı K.T.K'nın 67/A bendinde yer alan kuralı ihlal ettiğini, yaya ...'ın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, davacının kaza dolayısıyla yaralandığını, Adana Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındığını, davacı müvekkilinin kaza sebebiyle sağ ayak bileği kırıldığını, sürücü İsmail Kiracı hakkında "taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/40204 soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatılmış olup "şikayet yokluğu" nedeniyle "kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" verildiğini, kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı araç, davalı ... Anonim Şirketi'ne ... poliçesi ile kaza tarihinde sigortalı bulunduğunu, davalı ... Anonim Şirketi'ne 28.06.2016 tarihinde yazılı başvuruda bulunuluğunu, temini talep edilen müvekkilinin maluliyetine ilişkin engelli sağlık kurulu raporunun alınması için gerekli olan bir yıllık süre 30.05.2017 tarihinde dolacağını, söz konusu süre geçene kadar davacı müvekkilinin hak kaybına uğrayacağını ve mağduriyeti artarak devam edeceğini, davacı 14.11.1984 doğumlu olup kaza tarihi itibariyle 32 yaşında olduğunu, kaza dolayısı ile işgücü kaybından doğan daimi sakatlık tazminatını ve geçici iş göremezlik tazminatını alabilmesi için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu belirterek işgücü kaybından doğan 3.200,00-TL daimi maluliyet (sakatlık) tazminatı ve 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 3.300,00-TL tazminatın başvuru tarihi olan 28/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 59.937,89 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddini talep ettiklerini, davacının müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapmamış olması nedeniyle dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddini talep ettiklerini, manevi tazminat talepleri poliçe teminatı dışında olduğunu, davacının müvekkili şirket bakımından manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, SGK tarafından rücuya tabi herhangi bir ödemenin ve yahut gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulması gerektiğini, davacının kendi can güvenliği nedeniyle gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığı ve müterafik kusur durumunun tespiti gerektiğini, müvekkili şirket poliçe dahilinde davacının tedavi giderlerinden ve tedavi giderleri dönemine ait olduğu yargıtay’ca da kabul edilen geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, davacının müterafik kusurunun varlığı halinde, bu husus da ayrıca indirim sebebi olduğunu belirterek öncelikle davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise zamanaşımı, müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, müvekkili şirket dava açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "54.009,73 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 14.07.2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3.200,44 TL geçici iş göremezlik tazminatının 14.07.2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamında aldırılan kusur raporunun hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağında kaza anını görebilen kamera bulunmadığı yönünde tespit yapıldığını, olay yerinde mobese kameralarının bulunduğunu, kaza mahallinde mobese kamerasının olmamasının mümkün olmadığını, detaylı araştırmanın yapılmadığını, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğünün bulunduğunu, olay yerinde düzenleme altına alınan kaza tespit tutanağının hatalı olduğu yönündeki itirazlarının değerlendirilmediğini, olay yerinde keşif yapılması istemlerinin yerel mahkemece kabul görmediğini, olay yerinde düzenlenen kaza tespit tutanağı yanlış beyanlar doğrultusunda, görgü tanığı olmadan, davalı sigortalı araç sürücüsünün anlatımları doğrultusunda düzenlendiğini, olay yerinde keşif yapılmış olması halinde kazanın nasıl gerçekleştiği hususunun netliğe kavuşturulacağını, hatalı, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek istinaf istinaf talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, karara esas bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yöntemi kullanıldığını, hesaplamalar TRH 2010 yaşam tablosu, aktüeryal irat formülü ve %1,8 teknik faiz oranı ile yapılması gerektiğini, bilirkişi tarafından bakiye ömür hesaplamalarının TRH 2010 yaşam tablosu esas alındığını ancak progresif rant yönteminin esas alınmasının hatalı bir hesaplama yöntemi olduğunu, ilk derece mahkemesi kararına esas bilirkişi raporunda müterafik kusur indirim sebeplerinin değerlendirilmediğini, ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen geçici maluliyetten kaynaklı maddi tazminat talepleri ve buna bağlı olan diğer masraflar bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, davacı taraf dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının açıkça belirtilmediğini, buna rağmen ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının belirtilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu kazanın 30.05.2016 tarihinde gerçekleştiğini, 31.03.2017 tarihinde maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava açıldığını, davacının 05.02.2019 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğunu, süresi içerisinde sunulmayan ıslah dilekçesine zamanaşımı definde bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı defi talebinin dikkate alınmadığını, davanın fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere 3.300,00TL maddi tazminat talepli açıldığını, dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminatın neye ilişkin olduğunun açıklanmadığını, talebin artırılacağına dair bir ibare olmadığını, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında davanın belirsiz alacak olarak açıldığından bahisle zamanaşımı defleri taleplerinin dikkate almamasının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, yaramalı trafik kazası nedeniyle maddi geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, kazanın 30/05/2016 tarihinde sürücü İsmail Kiracı, sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... Cafe karşısından ... bulvarını takiben gelip, ... kavşağı istikametine seyir halinde iken kaza yeri olan ... karşısına geldiği esnada, beyanına göre orta şeritte iken yaya geçidinden geçmekte olan seyyar tablaya çarpmamak için sola ani manevra yaptığı esnada aracının sol ön köşe ve çamurluk kısmı ile gidiş istikametine göre sağından Kebabçı İbo istikametinden gelen ve taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yaya ...'a çarpması sonucu; tek taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği davacının bu kazaya ilişkin geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen kusur raporuna göre kazanın oluşumunda "dava dışı sigortalı araç sürücüsü sürücü ...nın %60 oranında kusurlu, tablayı sevk ve idare eden kimliği belirsiz sürücünün %40 oranında kusurlu olduğu" tespit edilerek bildirilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. Bu düzenleme gereğince usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. HMK'nın 357/1. maddesinde de Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.Dosya kapsamından hükme esas alınan kusur raporunun istinaf talep eden davacı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacı vekilinin 26/11/2018 tarihli dosyada mevcut beyan dilekçesi ile kusur raporuna itiraz etmediği ve raporu kabul ettiği ve davayı ıslah ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur oranları bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden davacı vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta trafik kazası 30/05/2016 tarihinde gerçekleşmiş, davacı yaralanmıştır. Eylem için (TCK'nın 89/1.maddesi) kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Eldeki dava 31/03/2017 tarihinde açıldığına ve ıslahta 05/02/2019 tarihinde yapıldığına göre zamanaşımı süresi dolmamıştır. İlk Derece Mahkemesinin davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirtmesi sonucu etkili değildir. TBK'nın 54. m. ile KTK'nın 98. m. hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatından sorumluğunun sona erdiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Davacı tarafça 28/06/2016 tarihinde yazılı olarak davalı Sigorta Şirketi'ne başvuru yapıldığı ve olumlu cevap verilmediği anlaşıldığından, eksik olduğu belirtilen yönetmelikteki kriterleri sağlayan maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK'nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerektiğinden başvuru koşulunun yerine getirilmediğine; Davacı yaya olarak yolun karşısına geçmeye çalışırken kaza meydana geldiği ve kazanın oluş şekline ve davacının yaya olmasına göre müterafik kusuru davalı tarafından açıklanmadığı ve ispat da edilemediğine göre müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K., 2021/13398 E. - 2022/10498 K. sayılı kararları). Somut olayda; davacının hak kazanabileceği iş gücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan kök aktüer raporunda; davacının ev hanımı olduğu, asgari ücret üzerinden gelir elde ettiği, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre %13 maluliyeti bulunduğu kabul edilerek sigortalı araç sürücüsünün %60 kusuru üzerinden TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre ve %1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesabı yapılarak 3.200,44 TL geçici iş göremezlik ve 56.737,46 TL sürekli işgöremezlik tazminatı hesaplandığı; İlk Derece Mahkemesince davalı vekilinin rapora itiraz üzerine alınan 08.07.2020 tarihli ek raporda 3.200,44 TL geçici iş göremezlik ve 20.535,26 TL sürekli işgöremezlik tazminatı hesaplandığı; davalı vekilinin itirazı ve Anayasa Mahkemesinin 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararı doğrultusunda KTK.'daki yapılan bir kısım değişikliklerin iptal edilmiş olması nedeniyle tekrar ek rapor alınmasına karar verilerek alınan 16.12.2020 tarihli 2. e aktüerya raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre 3.200,44 TL geçici iş göremezlik ve 22.969,59 TL sürekli işgöremezlik tazminatı hesaplandığı; Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda dosya içerisinde mevcut olan 10.04.2018 tarihli maluliyet raporunun ve 2021 asgari ücret tarifesinin dikkate alınarak 3. ek rapor tanzimi yönünde ara karar kurularak alınan 24.05.2021 tarihli 3. ek raporda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre 3.200,44 TL geçici iş göremezlik ve 88.969,52 TL sürekli işgöremezlik tazminatı hesaplandığı; davacının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen % 4 maluliyet oranı, sigortalı araç sürücüsünün %60 kusur oranı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre tazminat hesaplanması için alınan 25.03.2022 tarihli 4. ek raporda ise 3.200,44 TL geçici iş göremezlik ve 54.009,73 TL sürekli işgöremezlik tazminatı hesaplandığı anlaşılmıştır.Davacı vekili ıslahını kök aktüerya raporuna göre yapmış, davacı için 56.737,46 TL sürekli işgöremezlik tazminatı ve 3.200,44 TL geçici işgöremezlik tazminatı talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince 4.ek rapor hükme esas alınarak ve taleple bağlı kalınarak ıslah ile talep edilen tazminat tutarlarına hükmedilmiştir. Davalı vekilinin, davacının %13 maluliyet oranı belirleyen ATK maluliyet raporuna itirazı olmadığı gibi kök aktüerya raporuna geçici işgöremezlik tazminatın teminat dışı olduğu, davacının kusuru ve müterafik kusuru bulunduğu belirterek itiraz ettiği, hesaplama yöntemi, yaşam tablosu ve hesaplamaya esas alınan kriterlere itirazı bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda davacının %13 maluliyet oranı ile kök rapordaki hesaplama yöntemi ve kriterleri bakımından davacı yararına usulü kazanılmış hak oluştuğundan, kök aktüerya raporu hükme esas alınması gerekirken 4.ek aktüerya raporunun hükme esas alınması doğru olmamış ise de sonuç olarak davacı vekili ıslahını kök aktüerya raporunu göre yaptığı ve bu raporda hesaplanan tazminat miktarlarına hükmedildiğinden verilen karar da usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekili ve davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.908,03 TL harçtan peşin alınan 1.000,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.908,03 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2025