T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/2085
KARAR NO: 2025/1319
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 20/06/2022
NUMARASI: 2019/534 Esas - 2022/413 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 10/09/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacılardan ... ve ...'un oğulları, diğer müvekkil ...'un ikiz kardeşi olan ...'un 23.08.2018 günü saat 22:30 sularında ... Mahallesi ... Bulvarı Diş Fakültesi önündeki yaya geçidinde davalı ...'ın kullandığı ... plaka sayılı aracın tam kusurlu olarak çarpması sonucu vefat ettiğini, maktül ...'un kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, davacılar ... ve ...'un uzun yıllar çocuk sahibi olamadığını, uzun tıbbi tedavi sonucu evliliklerinin 12. yılında 11/10/2001 tarihinde davacılardan ... ile birlikte ikiz olarak dünyaya geldiğini, davalı ...Ş. tarafından destekten yoksun kalma tazminatına mahsuben taraflarına 164.218,00 TL yapılan ödemenin yeterli olmadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; davacıların her biri için 500- TL olmak üzere toplamda 1.500-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari falziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile (davalılardan ... Sigorta Sigorta Poliçe Limiti ile sınırlı olmak üzere) davacıların her biri için ayrı ayrı 70.000 TL olmak üzere toplamda 210.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle davalılar ... ile ...'dan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2018/534 E. sayılı dosyasında bulunan şüpheli ve tanık beyanları, kaza tespit tutanakları ve Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlettirilen bilirkişi raporundan yaya ...'in 2918 sayılı KTK m. 68/1-b-3 'teki kuralı ihlal ettiği ve ışıklı işaret veya yetkili kişi bulunmayan geçişte yolu kontrol etmeden araçların hız ve uzaklığını göz önüne almadan taşıt yoluna girdiğini, bilirkişi raporu ve kaza tespit tutanaklarının bu durumu doğruladığını, müvekkili olan davalının meydana gelen olayda hiçbir kastının bulunmadığını, davalının olay anından bu yana elinden geldiği ölçüde davalıların maddi ve manevi olarak yanında olmaya her zaman hazır olduğunu 210.000,00 TL günümüz ekonomik koşullarında bir devlet memuru için oldukça yüksek bir miktar olduğunu davanın reddine; aksi halde manevi tazminat bakımından hakkaniyet uygun bir miktar belirlenmek suretiyle hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacı tarafın tüm zararını gidermiş olup, poliçeden kaynaklı bir sorumluluğu kalmadığını, müteveffanın kardeşinin destek tazminatı talebinin reddi gerektiğini, tazminat hesabı yapılması halinde yargıtay yerleşik içtihatları gereğince ödemenin yapıldığı tarih olan 05.04.2019 tarihindeki verilere göre hesaplama yapılması gerektiğini, ödemenin yetersiz olduğunu kabul etmemek kaydıyla bilirkişi incelemesinde ödemenin yetersiz olduğu sonucuna varılması halinde, karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminatın hesaplanması ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince müvekkil şirket tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme), hesaplanan tutardan mahsup edilmesi gerektiğini, hesaplama yapılırken TRH yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulüne - kısmen reddine, maddi tazminat alacağına konu destekten yoksun kalma talebi yönünden açılan davanın reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile; davacı ... için 20.000,00-TL, davacı ... için 20.000,00-TL, davacı ... için 10.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 23/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ... 'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının oldukça az olduğunu, mahkemenin hükme esas almış olduğu raporda ne hüküm tarihine en yakın olan veriler (2022 verileri) kullanılmış ne de raporda hesaplama yapılan verinin hangisi olduğu açık bir şekilde belirtilmemiş açıkça kurulan ara karara aykırı olan ve eski verilere dayanılarak yapılan hesaplama neticesinde müvekkilin haklarına zarar veren rapora binaen maddi tazminat talepleri yönünden red kararı verilmesi hukuka ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, mahkemenin vermiş olduğu kararın kaldırılarak itirazlar doğrultusunda rapor tarihinin düzenlendiği tarihte geçerli olan veriler kullanılarak yeniden maddi tazminat hesaplaması yapılması ve olayın akıbeti ve davacıların yaşamış olduğu ızdırap açık ve net bir şekilde ortada iken manevi acının ve olayın vehametinin biraz da olsun hafifleyebilmesi, adaletin tecelli edebilmesi adına ... için 70.000, ... için 70.000, ... için 70.000 TL olan manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin maddi tazminat yönünden verdiği kararı hukuka ve hakkaniyete uygun olmakla bu hususa ilişkin herhangi bir itirazı bulunmadığını ancak hükmedilen manevi tazminat miktarları ise kazanın gerçekleşme şekli ve müvekkilin ekonomik durumu düşünüldüğünde hakkaniyete aykırı düştüğünü, Şehirler arası bir yolda, gece vakti, hız sınırlarına uygun olarak hareket eden sürücünün yoluna atlayan yayaya çarpmış olması onu tek başına kusurlu yapmayacağını, olayda açıkça müterafik kusur mevcut olup müterafik kusurun hükmedilecek manevi tazminat bakımından indirim nedeni olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 23.08.2018 günü saat 22.30 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile ... üzerinden Liman Kavşağı yönüne seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde yaya geçidi üzerinden yolun solundan orta refüjden karşıya geçen ve geçişini tamamlamak üzere olan müteveffa yaya ...'a çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana gelmesi nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Kaza nedeniyle davalı sürücünün yargılandığı ceza mahkemesinde hükme esas alınan ATK kusur raporuna göre davalı sürücü tam kusurlu olduğu, müteveffanın ise kusursuz olduğu tespit edilmiş ve davalı sanığın taksirle ölüme neden olma suçundan mahkumiyetine dair verilen kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince ayrıca kusur raporu alınmamış istinaf denetiminden geçerek kesinleşen ceza yargılamasında hükme esas alınan kusur raporuna göre hüküm kurulmuş, hükme esas alınan aktüerya raporunda davalının tam kusuruna göre hesaplama yapılmış ve bu rapor istinaf talep eden davalı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalı vekilinin süresi içerisinde rapora itirazında kusura ilişkin itirazda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur oranları bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. İlk Derece Mahkemesince, ceza mahkemesince sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgulara göre değerlendirme yapılarak kusur oranı bakımından olayın oluş şekli ve ceza dosyası kapsamında alınan kusur raporu ile uyumlu olarak davalı sürücü kusurlu kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin kusura ve kaza sırasında müteveffa yaya konumunda olup müterafik kusurundan söz edilemeyeceğinden müterafik kusura ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta kazada ölüm nedeniyle davalı ... tarafından davadan önce ödeme yapıldığı tarafların kabulündedir. Ancak davalı taraf hasar dosyasında dekont gönderilmiş ise de ibranameye rastlanmamış olmasına rağmen hükme esas alınan aktüerya raporunda davadan önce yapılan ödeme tarihindeki verilere göre yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulması doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılması gereken; Rapor tarihindeki verilere göre hesaplama yapılarak davadan önce sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme miktarlarının güncellenmiş tutarının mahsup edilmesi suretiyle sonuç tazminatın belirlenmesi için aktürya bilirkişisinden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek maddi tazminat talepleri hakkında karar verilmesi olmalıdır. Ayrıca TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının caydırıcılık unsuru taşımadığı bir miktar az olduğu manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın353/1-b/1.maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-a)Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, b)Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.415,50 TL harçtan peşin alınan 853,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62 TL harcın davalı ...'tan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Davacılar ile davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/09/2025