T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/2153
KARAR NO: 2025/1325
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 20/05/2022
NUMARASI: 2020/411 Esas - 2022/330 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11/09/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı sürücü ...’in, sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla Bolu İli Merkez İlçesi D-100 katılım yan yoldan İl Sağlık Müdürlüğü istikametine gitmek isterken aracının ön kısımlarına yine dava dışı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla yine aynı istikamette ilerlerken aracın arka tampon kısımlarına çarpması neticesinde iki araçlı maddi hasadı trafik kazası meydana geldiğini, davacının aracında kaza nedeniyle 1.715,77 Euro tutarında maddi hasar meydana geldiğini, söz konusu zararın Almanya'da yaptırılan bilirkişiincelemesi sonucu düzenlenen raporda sabit olduğu, 480,76 Euro tutarında bilirkişi hizmeti ücreti ödendiğini, müvekkilin uğradığı maddi zararın 2.190,53 Euro'ya ulaşmış durumda olduğunu, davalı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, diğer davalı ... adına kayıtlı olup diğer davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS sigortası poliçesi ile sigorta teminatı altına alındığını, kaza neticesinde ortaya çıkan zararlardan davalıların KTK'nın 86,65 maddeleri uyarınca müteselsilen ve müştereken sorumlu bulunduğunu, kazanın ardından müvekkil davacının uğradığı maddi zararının giderilmesi amacıyla davalılara gerçekleştirilen başvuruya istinaden davalılardan ... SigortaA.Ş. tarafından davacının uğradığı maddi zararlarına karşılık olmak üzere 20.11.2019 tarihinde 750 TL tutarında kısmi bir ödeme yapıldığını ancak müvekkilin gerçek zararının 2.190,53 Euro olduğundan ve yapılan kısmi ödeme tarihi itibarıyla 118 Euro'ya tekabül ettiğinden davacının gerçek zararının karşılamadığı, bakiye 2.080.53 Euro'nun davalılarca tazmini gerektiğini, İstanbul 30.İcra Dairesinde ... E. sayılı başlatılan takip davalıların takibe itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, 2.123.96 Euro'nun %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil sigorta şirketi ile sigortalısı arasında düzenlenen davaya konu edilen ZMMS Poliçe hükümleri incelendiğinde, sigorta teminat limitlerinin Türk Lirası cinsinden belirlendiğini bu nedenle davacı tarafça sözleşme hükümlerinde yer almayan yabancı para cinsinden talep edilen alacak miktarının, faiz başlangıç ve oranının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve reddi gerektiğini, davacı tarafın iddiasının aksine, davaya konu, poliçe teminat kapsamına giren ve araçtaki değişimi uygun görülen parçaların, dikkate alınarak, yapılan hesaplama sonucu, müvekkil sigorta şirketince, davacı tarafa, 20.11.2019 tarihinde, 750,00 TL hasar bedeli ödenmiş bulunduğu, bu durum ödeme belgesi ve davacı tarafın dava dilekçesindeki ikrarı ile sabit olduğu, davacının ödemenin yapıldığı tarihte bu konuda herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeden ödemeyi kabul ettiğinin de tartışmasız olduğunu, kaza Türkiye'de gerçekleşmiş olduğundan, Türkiye’deki pazar, işçilik ve onarım maliyetlerin baz alınarak, davacı tarafın gerçek zararının hesaplanması gerektiğinin sabit olduğunu, davacı tarafça, Türkiye'de herhangi bir tespit yaptırılmaksızın, Almanya'da yaptırılan ve dosya kapsamına tercümesi yaptırılarak sunulan raporun da kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili Bolu Mahkemelerinde açılması gerektiğini, davacının teminat gösterme mecburiyeti bulunduğunu, davacının yurtdışında yaşadığını, HMK' nun 84/1-a maddesine göre yurtdışında ikamet eden davacının Türkiye Mahkemelerinde dava açması halinde teminat gösterme zorunluluğu bulunduğunu, bu sebeple davacı tarafından teminat gösterilmesini talep ettiklerini, davacının, maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği tarihten itibaren süresi içerisinde dava açmadığını, bu sebeple dava zamanaşımına uğradığından reddi gerektiğini, davacının dava açma hususunda ehliyetinin bulunmadığını, davacı tarafından yapılan onarım bedelinin fahiş olduğunu, dava konusu araca ilişkin ekte sunulan resimlerden de görüleceği üzere büyük çaplı bir kaza meydana gelmediğini, kazaya sebebiyet veren ...plakalı aracın sigortalı olduğunu, talep edilen maddi hasarın sigorta şirketinden talep edilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili Bolu Mahkemelerinde açılması gerektiğini, davacının teminat gösterme mecburiyeti bulunduğunu, davacının, maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği tarihten itibaren süresi içerisinde dava açmadığı, bu sebeple dava zamanaşımına uğradığından reddi gerektiğini, davacının dava açma hususunda ehliyeti bulunmadığını, davacı tarafından yapılan onarım bedelinin fahiş olduğu, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın sigortalı olduğu, araç sigortalı olduğundan talep edilen maddi hasarın sigorta şirketinden talep edilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile; davacı tarafın başlattığı İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, alacağın belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden ve likit olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece oluşturulan kararın "Hüküm" kısmında davanın kısmen kabulüne denilerek ardından takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına biçiminde açık olmayan ve çelişkili olan hükmünün usule aykırı olması nedeniyle öncelikle usul yönünden kaldırılması gerektiğini, davacı tarafça, dava dilekçesinde, taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde, icra takibindeki (araç hasar bedeli) talebin dışına çıkılarak (480,75 Euro olduğu iddia edilen bilirkişi hizmetinin de takibe dahil edilmeye çalışılması) usul ve yasaya açıkça aykırı olup, reddi gerektiğini, mahkemece eksik ve açık olmayan biçimde hüküm tesis edilerek, ayrıca söz konusu itirazlarının gerekçe de yer verilmeyerek kurulan hükmün de usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle kaldırılması gerektiğini, müvekkili davacı tarafın kendiliğinden (Almanya'da) yaptırmış olduğu hasar tespit ve tercüme giderlerinin kendilerine yüklenmesinin de hak ve nesafet kurallarıyla bağdaşmadığı, söz konusu raporun geçekliğini tartışmalı olduğunu, davaya konu edilen zarar ancak zorunlu trafik poliçesi kapsamındaki teminatlar ve limitler (36.000,00 TL) dahilinde değerlendirilebilecekken ayrıca davacı tarafça usul ve yasaya aykırı olarak talep edilen faiz başlangıç ve oranı da usul ve yasaya aykırı olmasına karşın, bu husular da yerel mahkemece dikkate alınmadığını, mahkemece karara dayanak yapılan bilirkişi raporuna ilişkin olarak sunulan ve gerekse cevap dilekçemizdeki itirazlarının dikkate alınmayarak ve gerekçelendirilmeyerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece usule ilişkin itirazlarının dikkate alınmadan hüküm tesisinin hatalı olduğunu, HMK'nun 84/1-a maddesine göre yurtdışında ikamet eden davacının Türkiye Mahkemelerinde dava açması halinde teminat gösterme zorunluluğu bulunmakta olup, mahkemece bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmadan davanın sürdürülmesi usule aykırılık teşkil ettiğinden kararın bozulması elzem olduğunu, kazanın meydana geldiği tarihten itibaren süresi içerisinde dava yoluna gidilmediğinden dava hakkı zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin adresi Bolu olup kaza da Bolu ilinde meydana geldiğini, İstanbul Mahkemeleri yetkisiz olduğunu, araç kullanma izni ve yetkisi bulunmayan ... tarafından kullanılan aracın karıştığı kaza sebebiyle davacının talepte bulunabilmesi imkan dahilinde olmayacağını, kendi iradesi ile aracını, yetki ve izni olmayan bir şahsa kullandırdığını, mahkemenin husumet itirazlarını da incelemediğini, davacı tarafça, dava dilekçesinde taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde, icra takibindeki (araç hasar bedeli) talebin dışına çıkılarak (480,75 euro olduğu iddia edilen bilirkişi hizmetinin de takibe dahil edilmeye çalışılması) usul ve yasaya açıkça aykırı olup, reddinin gerektiğini, davacı tarafın, davaya konu ettiği gerçek hasar bedeli diğer davalı sigorta şirketi tarafından ödenmiş olup, gerçek hasar bedelini aşan ve sebepsiz zenginleşmeye yönelik bakiye hasar bedeli taleplerinin reddi gerektiğini, mahkemece eksik ve hatalı incelemeye dayalı, açık ve net olmayan hatta çelişkili bir biçimde oluşturulan hükmün (davanın kısmen kabulüne karar verilen hükümde takibin aynen devamına karar verilmiş olması nedeniyle) kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle oluşan zararın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 1-6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." HMK 7/1 maddesine göre dava, dava dilekçesi ile birden fazla davalıya yöneltilmiş olup, davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde açılabilir. Yine aynı Yasa'nın 16.maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Buna göre haksız fiil halinde HMK'nın 16. maddesi gereğince birden fazla mahkeme yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda kaza yeri Bolu, davalıların adresi Bolu olmakla beraber, davalı sigorta şirketinin dava açıldığı esnadaki adresi Sarıyer/İstanbul olduğundan, davanın açıldığı İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin dava tarihi itibariyle yetkili olduğu, davacı vekilinin dava açarken HMK'nın 16. maddesindeki seçimlik hakkını kullanarak itirazın iptali davasını yetkili Mahkemede açtığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. (HGK'nun 30/4/2013 gün ve 2013/17-2099 esas, 2014/572 karar sayılı ilamı). 2-Haksız fiilden kaynaklı davaların, haksız fiil tarihinden itibaren iki yıllık zaman aşımına tabi olduğu, kaza tarihi 23/07/2019 olup, icra takip tarihinin 28/11/2019 olduğu ve iki yıllık zamanaşımı süresinde takibin başlatıldığı; itirazın iptali davasının ödeme emrine itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü sürede açılması gerektiği, icra dosyası kapsamında ödeme emrine itirazın alacaklıya tebliğine dair bir belge bulunmadığı, davanın 01/09/2020 tarihinde ve süresinde açıldığı anlaşılmış, bu istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 3-Davalılar vekillerinin kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında; 23/07/2019 tarihli kaza tespit tutanağında davalı ... plakalı araç sürücüsü ...'in tam kusurlu olduğunun açıklanmış, İlk Derece Mahkemesi dosyasına sunulan bilirkişi heyet raporuna göre de ... plakalı araç sürücüsü ...'in %100 kusurlu olduğu bildirilmiştir. Bu durumda aksi sabit oluncaya kadar geçerli kaza tespit tutanağı ile İlk Derece Mahkemesince alınan kusur raporunun birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 4-Davalılar ... ve ... vekilinin teminata ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında; 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır". MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda yabancılık ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hakimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacı Alman vatandaşı olup Türkiye de sabit ikametgahı olmasa dahi Almanya 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'ne taraf ülke olduğundan teminat gösterme zorunluluğu bulunmadığından bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.5-Kaza yeri Türkiye olsa bile yurtdışında kayıtlı aracın meydana gelen kaza nedeniyle tamir ettirilmeden yurtdışına götürülmesi halinde, tamir bedelinin yurtdışındaki malzeme ve işçilik fiyatları ile değerlendirilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı taraf bu açıdan aracını Türkiye' de tamir ettirmeye ya da Türkiye koşullarındaki hasar bedeli ile tazmine zorlanamayacağından aksi yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/8078 E.- 2013/9341 K. sayılı kararı). 6-Davalılar vekilleri takip talebindeki miktar ve tazminat kalemi ile dava dilekçesinde talep edilen miktar ve tazminat kalemi arasında çelişki bulunduğu ve davacının bakiye talep edebileceği bir zararı bulunmadığı yönünde istinaf talebinde bulunmuş iseler de dava dilekçesinde istenen 480,76 Euro'luk bilirkişi ücretinin, takip talebinde ve ödeme emrinde herhangi bir açıklama olmasa da talep edilen toplam zarar miktarının içerisine dahil edildiği ve hem takip talebinde hem de ödeme emrinde hasar miktarına dahil olarak gösterildiği anlaşılmış; davalı sigorta şirketinin 20/11/2019'da davacıya 750,00-TL ödemede bulunduğu, bu ödemenin ödeme tarihindeki Euro kur karşılığının 118,00-Euro olduğu, davacının ibraz ettiği yurt dışı ekspertiz raporunun hükme esas alınan bilirkişi raporu ile denetlenmiş olup, yedek parça, boya ve işçilik kalemlerinin kaza ile uyumlu olarak KDV dahil 1.715,77 Euro ve bilirkişi ücretinin de KDV dahil 480,76-Euro olmak üzere toplam 2.196,53-Euro olarak belirtildiğinden bu yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. 7-Davalılar ... ve ...'in husumet itirazları yönünden;KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Davalı ... plakalı aracın maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören ... plakalı yabancı aracın tescil sahibi tarafından kullanılmaması, davalı işleten ve sürücünün sorumluluğunu kaldırmayacaktır. Bu nedenle Mahkemece davalılar ... ve ... aleyhine hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur.8-Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin bakiye poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğuna ve hükümde çelişki bulunduğuna dair istinaf talepleri incelendiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesinde, sigorta şirketlerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde maddi tazminattan sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla zorunlu mali sorumluluk sigortacısı meydana gelen zararı limit dahilinde gidermekle sorumludur. Somut olayda davalı ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti 36.000,00-TL olup, davadan önce yaptığı 750,00-TL'lik ödemenin mahsubu sonucunda bakiye poliçe limiti 35.250,00-TL olarak kalmıştır. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde davalı sigorta şirketinin zarardan poliçe limiti ile sorumlu olduğunun ve bakiye poliçe limitinin açıkça gösterilmemiş olması doğru olmamıştır. 9-Yine kısa hükümde davanın kısmen kabulüne denildikten sonra tam kabul şeklinde hüküm kurulması doğru olmadığından hüküm düzeltilmiştir. Bu nedenle; davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
A- Davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Davanın kabulü ile; davalıların İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile takibin davalılar yönünden (davalı sigorta şirketi yönünden bakiye kalan poliçe limiti 35.250,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) takip şartlarındaki hali ile aynen devamına,2-İcra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE, 3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 1.280,68-TL harçtan daha önceden ödenen 238,78-TL harç düşüldükten sonra kalan 1.041,90-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak Hazineye irad kaydına,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereği hesaplanan 5.100,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan; 54,40-TL Başvuru Harcı, 238,78-TL Peşin/nisbi Harcı, 2.400,00-TL Bilirkişi ücreti, 161,50-TL tebligat, posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 2.854,68TL'nin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,7-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davalılar, ..., ... ve ... Sigorta A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından yatırana iadesine,2-İstinaf aşamasında davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 50,00 TL posta ve tebligat gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcı toplam 270,70 TL'den ibaret yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ... Sigorta A.Ş.'ye verilmesine, 3-İstinaf aşamasında davalılar ... ve ... tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalılar ... ve ...'e verilmesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/09/2025