T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/2020
KARAR NO: 2025/1190
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 18/07/2022
NUMARASI: 2020/70 Esas - 2022/574 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi özetle; 12.05.2019 tarihinde ... adına tescilli bulunan ... plaka sayılı aracın karıştığı kazada araç içerisinde yolcu konumunda bulunan müvekkilinin çocukları ... ve ...'ın vefat ettiğini, kaza sırasında yolcu konusunda bulunan küçüklerin kazaya etken herhangi bir kusurları söz konusu bulunmadığını, kaza yapan ... plakalı aracın davalı ... Sigorta nezdinde ... nolu poliçe ile ZMSS poliçesi kapsamında sigortalı olup, poliçe klozları gereği teminat altına alınan risk gerçekleşmiş olduğundan, kaza nedeniyle oluşan destekten yoksunluk maddi zararına ilişkin olarak davalı şirkete 11.09.2019 tarihinde başvuru yapıldığını ancak şirketçe herhangi bir cevap verilmediğini belirterek 12.05.2019 tarihinde gerçekleşen kazadan ötürü vefat eden müvekkilin küçük çocukları ... ve ... vefatından kaynaklı destekten yoksunluk zararına ilişkin olarak müvekkili için ileride arttırılmak kaydı ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000 TL destekten yoksunluk maddi tazminatının sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; Kazaya karışan ve müvekkil şirket nezdinde sigortalı olan ... plakalı aracın sürücüsü, anahtar verilen çocuk ... olup, talep edilen istemin teminat dışı olduğunu, uyuşmazlık konusu kazaya karışan ve müvekkil şirket nezdinde sigortalı olan ... plakalı aracın sürücüsü tespit edilemediğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları'nın "Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı A.6. Maddesinde "d) Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri," Genel Şartlarda açıkça belirtildiği üzere destek olan kişinin kusuruna denk gelen tazminat talepleri teminat dışı olduğundan KTK madde 97 uyarınca işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, HMK Madde 61 ve devamı maddeleri uyarınca davanın araç maliki ...'a ihbarı gerektiğini, müteveffalar kaza sırasında emniyet kemeri takmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffaların emniyet kemeri takmadığını, takmış olsa idi araç içerisinden sürüklenmeyeceklerini, bu durumda müteveffanın vefat etmesinde kendi kusurunun da bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, Davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin talimat bilirkişi raporunu müvekkili aleyhine yanlış yorumladığını, raporda mahkeme gerekçesinin aksine ... yolundan kaza noktasına kadar 850 metre kamuya ait olan 350 metre özel mülk alanı içinde olan yer yer 6 metre yer yer 3 metre genişliğinde toprak zeminli, bir aracın rahat bir şekilde geçebileceği yolun bulunduğunu, yolun fotoğraflarının rapora eklendiğini, bilirkişi raporunda fotoğraflandırılıp tarif edildiğini, Göksun Asliye Hukuk Mahkemesinin bizzat keşif mahallinde gözlemleyip keşif zaptına geçtiği ve davanın evveliyatından beri taraflarınca da belirtildiği üzere kazanın meydana geldiği yerin her ne kadar teknik anlamda karayolu olmamakla birlikte karayolu ile bağlantılı yol olduğunu ve dolayısıyla trafik sigortası kapsamı içinde değerlendirilmesi gerektiğinin tartışmasız ortada olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin, Yargıtay içtihatlarının kabul ettiği karayolundan sayılan yerlerden olduğunu, mahkemenin davayı red gerekçesinin tüm emsal içtihatlara aykırı olduğunu, arzedilen sebeplerden dolayı, İstanbul 15.Ticaret Mahkemesi'nin 2020/70 Esas, 2022/574 Karar sayılı karar ile davanın reddine ilişkin kararının ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasını ve delil toplanması gerektiğini, şartların bulunmaması nedeniyle istinaf mahkemesince asgari ücretlerdeki artışlar nazarı dikkate alınarak ek rapor alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından,12.05.2019 günü, saat:18:10 sıralarında sürücü ...'ın yönetimindeki davalı şirkete sigortalı ... plaka sayılı traktör ile Adatepe barajı yanına gelip, traktörü park halinde bıraktıktan sonra kimliği belirsiz sürücü Adatepe barajı yanında park halinde olan traktörü hareket ettirerek traktörü Adatepe barajı sularına kaçırması sonucunda davacı ... 'in çocukları ... ile ... 'ın ölümleri ile neticelenen dava konusu kaza meydana geldiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK’nun 2.maddesine göre "Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa; (a) bendine göre, “Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında, karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler” kanun kapsamındadır. Yargıtay emsal içtihatların da kabul edildiği üzere Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. Kaza tarlanın içerisinde meydana gelmiş olsa dahi karayolu ile bağlantısının olması halinde, 2918 sayılı KTK'nın 2. maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan kazanın meydana geldiği yer karayolu sayılan yerlerdendir. (Yargıtay 17. H.D'nin 17/12/2015 tarih 2014/5898 E. 2015/14368 K) Somut uyuşmazlıkta; olay yeri tutanağının Jandarma tarafından düzenlendiği, talimat yolu ile olayın meydana geldiği yerin bilirkişi incelemesi ile tespit ettirildiği, bilirkişi raporuna göre, "... Kazanın meydana geldiği noktada kamuya açık şekilde kullanılan herhangi bir “Karayolunun bulunmadığı”; Ancak ... Yolundan Kaza noktasına kadar, 850 metresi kamuya ait olan, 350 metresi özel mülk alanı içerisinde bulunan, yer yer 6 metre yer yer 3 metre genişliğinde, toprak zeminli, bir aracın rahat bir şekilde gelebileceği yolun bulunduğu belirtildiğinden kaza yerinin Karayolu bağlantısı olduğu anlaşılmakla, Mahkemece "...Davaya konu edilen olayın meydana geldiği yerin özel mülk/tarla alan olduğu ve karayolu olarak KTK da sayılan yerlerden olmadığı, karayolu ile bağlantısı olan yer de olmadığından davalı sigortacının sorumluluğunu gerektiren trafik kazası bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine..." karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/07/2025