T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1889
KARAR NO: 2025/920
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 28/01/2022
NUMARASI: 2018/1000 Esas - 2022/49 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 23/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/08/2018 günü saat 16.45 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüsü ile ... Mahallesi ... Caddesinde seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, seyir istikametine göre yolun sağında taşıt trafiğini engelleyecek şekilde yola dik gelecek şekilde park halinde bulunan sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobilin sol arka tampon tarafından çarptığı, çarpma sonucu ... plakalı otomobilde maddi hasar ile neticelenen dava konusu olayın meydana geldiğini, ve davalı sigorta şirketinin 02/02/2018 - 02/02/2019 tarihleri arasında geçerli olan ZMMS poliçesi nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusuru ile maddi hasardan sorumlu olduğunu, müvekkiline ait Alman trafiğine kayıtlı aracın kaza sonrası tamir masrafı, Almanya'da bulunan ... bilirkişisi tarafından düzenlenen 03/09/2018 tarihli bilirkişi raporu ile KDV dahil 2.272,26 Euro olarak tespit edildiğini, müvekkiline ait araçta meydana gelen zararın tespiti amacıyla alınması zorunlu bilirkişi raporunun tanzimi için müvekkilinin 546,10 Euro ödemede bulunduğunu belirterek davanın kabulü ile 2.272,26 Euro maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden temerrüde düştüğü 05/10/2018 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, müvekkilinin bilirkişi ücreti olarak ödediği 546,10 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dahil edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun dava konusu sigorta poliçesi ile ilgili sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limiti olan 36.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesinin olması gerektiğini, davacıya ait araçta meydana geldiği iddia edilen hasar onarım tutarının çok yüksek olduğunu, kazanın Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştiğinden hasar değeri belirlenirken Türkiye'deki fiyatlandırmaların esas alınması gerektiğini, davacıya ait aracın kaskosu bulunup bulunmadığı, kaskosu var ise zararın kasko şirketi tarafından karşılanıp karşılanmadığının araştırılması gerektiğini, yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin KDV'den sorumlu olmadığını, ekspertiz ücreti yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, faiz talebinin reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kabulüne, 20/08/2018 tarihli trafik kazası sonucu ... plakalı araçta meydana gelen maddi hasar nedeniyle, tespit olunan 2.272,26-EURO hasar bedelinin, temerrüt tarihi olan 05/10/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince yürütülecek değişken faizi ile ve fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası'nın efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalı sigorta şirketinden sigorta poliçesindeki poliçe limiti ile sınırlı olarak davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 546,10-EURO Ekspertiz(Bilirkişi) ücretinin fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası'nın efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin talebin yargılama giderlerine dahil edilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının HMK gereği teminat yatırması gerektiğini, teminat yatırılmadığından öncelikle usul yönünden davanın reddinin gerektiğini, kusur tespitinin hatalı olduğunu, zararın meydana gelmesinde park yasağı olan yere park eden ve tek şeritli yolu daraltan davacı tarafın da kusuru bulunmakta olduğunu, davacı tarafından aracının onarımı için ödemiş olduğu ücretin somut olarak ispat edilmesi gerekirken bunun ispatının yapılmadığını, kazanın Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştiğini, bu sebepten dolayı hasar değeri belirlenirken Türkiye'deki fiyatlandırmaların göz önüne alınması gerektiğini, bu bağlamda müvekkili şirket tarafından gerekli araştırma ve tespitler yapılarak dava konusu zararın karşılandığını, müvekkili şirkete ihbarda bulunmadan aracın onarımını sağlayan davacının zararın artmasına neden olduğunu, zarar gören, makul tedbirler almak suretiyle kendi davranışı ile kaçınabilecek olduğu bir zararın tazminini zarar verenden talep edemeyeceğini, davacı tarafın aracını kendisi yaptırmaya diretmeyip, müvekkili şirket ile koordineli şekilde yaptırmış olsaydı yedek parçalar orijinal tedarik edilecek ve işçilik ücretilerinin daha makul olacağını, müvekkili şirkete ihbar etmeden işlemleri sonlandırmış olan davacı tarafın zararın artmasına kendisinin neden olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun, kaza tarihi itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, yerleşik Yargıtay kararları gereği onarımı yapılan araçlar için fatura kesilmesinin zorunlu kabul edildiğinden, aracın onarımı yapılmış olduğundan eğer KDV ödenmiş ise faturaların dosyasına sunulması gerektiğini, faturalar dosyasına sunulmadan onarım bedelinin KDV'sinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, itirazlarının reddi halinde olay günündeki yabancı para üzerinden saptanan zararın Türk parasına çevrilmesi suretiyle hüküm kurulması gerektiğini, uyuşmazlık konusu haksız fiilden kaynaklanmakta olup yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, henüz sigorta şirketine başvuru yapmadan ekspertiz raporu alan tarafın iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden TTK 1426. maddesi gerekçesi göz önüne alındığında ekspertiz ücreti hususunun TTK 1426 kapsamında değerlendirilemeyeceğini, ödenmesine karar verilen arabuluculuk ücretinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 20/08/2018 günü saat 11:45 sıralarında sürücü ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı otobüs ile ... Caddesini takiben seyirle gelmiş olduğu kaza mahallinde, idaresindeki aracın sağ yan kısımları ile seyir istikametine göre yolun sağ tarafında, yolu dik kesecek şekilde park halinde bulunan sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı otomobilin sol arka köşe kısımlarına çarpması sonucu davaya konu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır". MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda yabancılık ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır.Buna göre Türk hakimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17 nci maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlıkta davacı hem Türk hem de Alman vatandaşı olup Türkiye de sabit ikametgahı olmasa dahi Almanya 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'ne taraf ülke olduğundan teminat gösterme zorunluluğu bulunmamaktadır.Mahkemece alınan 15/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle: sürücü ...'in %75 oranında asli kusurlu olduğu, sürücü ...un %25 oranında tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda "...sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan otobüs ile meskun mahalde gündüz vakti seyri sırasında gerekli dikkat ve özeni yola vermesi, bahse konu kaza mahalline geldiği anda görüş alanını kontrol altında bulundurması, yolun sağ tarafında park halinde bulunan araç nedeniyle etkili tedbir alması gerekirken, bu hususlara riayet etmeyip, tedbirsizce seyri sırasında yolun sağ tarafında park halinde bulunan aracın sol tarafından geçtiği sırada sevk ve idare hatası sebebiyle idaresindeki aracın sağ yan kısımları ile sağ tarafında bulunan aracın sol arka köşe kısımlarına çarpması sonucu meydana gelen kazada asli kusurludur. Sürücü ...meskun mahalde gündüz vakti, yolun sağ tarafında ve yolu dik kesecek şekilde park halinde bulunan idaresindeki otomobilin sol arka köşe kısımlarına seyir halindeki otobüsün sağ yan kısımlarının çarpması ile meydana gelen kazada atfı kabil kusuru bulunmamaktadır..." kanaati belirtilmiştir.Kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için İTÜ Makina Fakültesi Öğretim Üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti raporunda "... Dosya kapsamında yer alan ve sürücüler arasında düzenlenmiş maddi hasarlı trafik kazası tutanağından kaza mahallinin yerleşim yeri içi olduğu, olayın gündüz vakti ve çarpışma noktasının yolun orta kısmına yakın işaretlenmiştir. Ancak bu trafik tutanağında yolda park yasağı olduğu yönünde bir beyanda bulunulmamış ve ... plakalı aracın hatalı park ettiği yönünde bir tespit de bulunmamaktadır. Bu nedenle 15/03/2020 tarihli Bilirkişi raporunda varılan kanaat, dosya kapsamında sunulan belge ve bilgilere dayalı mevcut bulgulara göre; isabetsiz bulunmuştur. ... plaka sayılı otobüs sürücüsü ... sevk ve idaresinde bulunan otobüs ile meskun mahalde gündüz vakti seyri esnasında yola gereken dikkat ve özeni vermesi, kaza mahalline geldiğinde görüş alanını kontrol altında bulundurması, yolun sağ tarafında park halinde bulunan araç nedeniyle dikkatli ve tedbirli geçmesi gerektiği değerlendirilerek sevk ve idare hatası ile aracının sağ orta kısmını davacıya ait aracın sol arka kısmına çarpması sonucunda meydana gelen kazada asli kusurludur. ... plakalı aracın sürücüsü ... meskun mahalde gündüz vakti, yolun sağ tarafında ve yolu dik kesecek şekilde park halinde bulunan idaresindeki otomobilin sol arka köşe kısımlarına seyir halindeki otobüsün sağ yan kısımlarının çarpması ile meydana gelen kazada atfı kabil kusuru bulunmamaktadır." kanaatini belirtmişlerdir.Kusurun belirlenmesi için alınan İTÜ bilirkişi heyetince düzenlenen bilirkişi raporunda olay yeri, kaza tespit tutanağı, daha evvel alınan kusur raporları değerlendirilerek düzenlendiği, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmiş olduğu, kazanın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığına göre Mahkemece İTÜ bilirkişi heyet raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Kaza yeri Türkiye olsa bile yurtdışında kayıtlı aracın meydana gelen kaza nedeniyle tamir ettirilmeden yurtdışına götürülmesi halinde, tamir bedelinin yurtdışındaki malzeme ve işçilik fiyatları ile değerlendirilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı taraf bu açıdan aracını Türkiye' de tamir ettirmeye ya da Türkiye koşullarındaki hasar bedeli ile tazmine zorlanamayacağından aksi yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18.6.2013 tarih, 2013/8078 Esas ve 2013/9341 Karar sayılı kararı). 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesine göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir.Yukarıda ifade olunan yasal düzenlemeler de göz önünde bulundurulduğunda, yabancı para borcunun alacaklısı olan davacı tarafın, fiili ödeme günündeki kur üzerinden talepte bulunma hakkına sahip olduğu gözetilerek ve davacının talebiyle de bağlı kalınarak karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/1715 E. ve 2016/6513 K.sayılı kararı). Haksız fiil nedeniyle oluşan gerçek zarar aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma dair fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ile birlikte kusurlu tarafın zarar görene ödemesi zorunludur. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/3630 E. - 2017/9102 K., 2014/16984 E. - 2017/1334 K. sayılı kararları). Bu hususa değinen istinaf itirazı yerinde değildir.
Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Yabancı para borcunda faiz işletilmesine ilişkin 4/a maddesinde "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." hükmü düzenlenmiştir. Bu nedenle kabul edilen euro cinsinden tazminat için 3095 sayılı Kanun 4.a. maddesi uyarınca faiz uygulanması gerektiğinden yasal faiz uygulanması gerektiğine; 6100 sayılı HMK'nın 323. madde gereğince geçici koruma tedbirlerinden olan delil tespiti için yapılan giderler yargılama giderlerinden olup HMK'nın 332. madde gereğince mahkemece resen hükmedilmesi gerektiğinden ekspertiz ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/15201 E. ve 2021/3717 K. sayılı ilamında "... sigortalı aracı hasar gören davacının hasar onarımını davalının belirlediği anlaşmalı serviste yaptırma zorunluluğu bulunmadığından, sigorta sözleşmesindeki "servis muafiyet uygulamaları" başlıklı özel şarta göre zarar hesabı yapılmasına ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmemesine, ... " yönünde ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021/3294 E. 2021/4214 K. sayılı ilamında "... Davalı ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanması, davacı sigortalıyı bağlamaz. Dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda belirtilen %5 oranında iskonto yapılmadan, davacının gerçek zararının tespiti gerekir. ..." yönünde karar verilmiştir. Aktarılan Yargıtay kararlarında da açıklandığı üzere, davacının hasar onarımını davalının belirlediği anlaşmalı serviste yaptırma zorunluluğu bulunmadığından muafiyet kaydı oranında tazminattan indirim yapılmaması ve parça bedellerine iskonto uygulanması gerektiğine; İstinaf dilekçesinde de davacının başvurusu üzerine hasar dosyasının açıldığı beyan edilmiş olduğundan başvuru yapılmadığına; Davacının ibraz ettiği yurt dışı ekspertiz raporu hükme esas alınan bilirkişi raporu ile denetlenmiş olup yedek parça ve işçilik kalemlerinin kaza ile uyumlu olduğu belirtildiğinden onarımın somut olarak ispat edilemediğine ve ödeme yapıldığına ilişkin belge ibraz edilmediğinden ödemenin mahsubuna yönelik istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.009,06 TL harçtan peşin alınan 252,26 TL harcın mahsubu ile bakiye 756,80 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.23/05/2025