T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2022/1867
KARAR NO:2025/929
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:28/12/2021
NUMARASI:2018/329 Esas - 2021/955 Karar
DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ:23/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16.07.2007 tarihinde, malikinin ... olduğu, ... plakalı aracın sürücüsü ...’ın tam kusurlu olarak yapmış olduğu kaza neticesinde araçta bulunan müvekkillerinin çocuğu olan ... genç yaşında kaza yerinde vefat ettiğini ayrıca bu kaza neticesinde, araçta bulunan diğer yolcu ...'da hastanede vefat ettiğini, kazaya karışan ... plakalı araç ... poliçe numaralı ZMSS poliçesi ile ... A.Ş.'den sigortalı bulunduğunu, Düzce Ağır Ceza Mahkemesi 2007/263 E. ve 2009/351 K. sayılı ile hükmü ile ...'ın 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, davasın da, HMK 107. maddesine göre yapılacak yargılama sonucunda talebimizi artırmak kaydıyla- ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16/07/2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesini, bir nebze bu acının, ızdırabın ve üzüntünün giderilmesi, huzur ve tatmin duygusu oluşması için davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16/07/2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... A.Ş (Eski Ünvan ... Sigorta) vekili cevap dilekçesinde özetle; Vuku bulan kaza sonucu müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve sigorta poliçe limiti ile sınırlı olacağını bu kapsamda kusur oranlarının tespiti için hem adli tıp trafik ihtisas dairesi’nden hem de karayolları genel müdürlüğü fen heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, öncelikle zamanaşımı def’i dikkate alınarak davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili maliki olduğu ... plakalı aracın sürücüsü ... müvekkilin izin olmamasına rağmen kendi çalışanı olmayan asıl işveren ... Müzik çalışanı ...' i park müzik şirketinin sahibinin talebi ile ve müvekkiline haber vermeden aracını aldığını ve kaza yapıldığını, ... tarafından müvekkilinin haberi olmadan hatır taşımacılığı yapıldığını, meydana gelen kazada vefat eden ...' in müvekkile ait araca binmesinde müvekkiline haber vermeyen şoför ..., ... Müzik sahibi ve ...' in sorumlulukları bulunduğunu, ...' in çalıştığı iş yeri sahibinin sorumlu olduğunu, müvekkilinden habersiz şekilde ve müvekkili tarafından yasaklanmış olmasına rağmen aracına bindirilen ... 'in ölümü ile ilgili müvekkile herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden müvekkil açısından davanın reddini, müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmamasına rağmen davacılar tarafından tarafımızdan talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "a-Maddi tazminat istemi yönünden; 1-Davacının davalı sigorta şirketine yönelik tazminat talebinin konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacının, diğer davalılara yönelik dava ve ıslah dilekçesi ile tazminat isteminin kabulü ile davacı baba ... için 41.315,35-TL, davacı anne ... için 51.706,90-TL olmak üzere toplam 93.022,25-TL destekten yoksunluk tazminatının olay tarihi olan 16.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, b-Manevi tazminat istemi yönünden; 1-Davanın kısmen kabulüne, 2-Davacı anne .... için 40.000,00TL, davacı baba ... için 40.000,00TL olmak üzere toplam 80.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine; fazlaya dair manevi tazminat istemlerinin ise reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; talep sonucunun belirlenmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacının talebini artırabileceğine dair düzenleme yapıldığını ancak Mahkemece bu hakkın kendilerine tanımadığını, anne ... için 51.706,90 TL maddi tazminatın eksik kısmı olan 43.982,10 TL'nin eklenmesiyle 95.689,00 TL, baba ... için ise 41.315,35 TL olan maddi tazminatın eksik kısmı olan 3.108,33 TL'nin eklenmesiyle 44.423,68 TL olarak kabul edilmesini ve toplamda 140.112,68 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16/07/2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müteveffa ...'in asıl işvereni ... Müzik'in davaya katılmadan tazminata karar verilmesinin hukuken doğru olmadığını, asıl işverenin sorumluluğunun davada değerlendirilmesi gerektiğini, hatır taşıması yapıldığına dair ve müvekkilin çalışanı olmayan kişinin sorumluluğunun müvekkilde olmadığına dair itirazlarının Mahkemece ceza davasındaki beyanlar dikkate alınarak, kendilerince herhangi bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın zamanaşımından reddini talep ettiklerini, kusur oranlarına itirazlarının gözardı edildiğini, gerekçeli kararda tüm tazminat bedelinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, ıslah edilen kısımla ilgili dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi kararının kanuna aykırı olduğunu, müteveffanın davacılara desteğinin kaç sene olacağı ve hangi bedele göre hangi yıldan itibaren faiz işletilmesi gerektiği tespit edilmeden tüm tazminat bedeline olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi kararının hukuka aykırı olduğunu, davacıların başka çocukları olup olmadığı ve onların desteklerinin davacının desteğinden düşülmesi gerektiği hesaplanmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, sigorta şirketi davalı ile davacıların uzlaştıkları bedelin ve ...'dan alınan bedelin tazminat miktarından düşülmeden kendisine ve davalılara yönelik sorumluluklarının belirlenmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı yönünden davanın reddini talep ettiğini, verilen tazminat miktarlarının oldukça yüksek olduğunu, çevresel etkenler dikkate alınmadan bilirkişilerin kusur raporu düzenlediklerini, dava dilekçesinde dava değeri belli iken ve bilirkişi raporundaki bedele göre yapılan ıslah tarihinden itibaren ıslah edilen bedele faiz işletilmesi gerekirken ıslah edilen kısımla ilgili dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi kararının kanuna aykırı olduğunu, tüm tazminat bedeline olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, davacıların başka çocukları olup olmadığı ve onların desteklerinin davacının desteğinden düşülmesi gerektiğini yine sigorta şirketi davalı ile davacıların uzlaştıkları bedelin ve ...'dan alınan bedelin tazminat miktarından düşülmeden kendisine ve davalılara yönelik sorumluluklarının belirlenmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 16/07/2007 tarihinde Düzce İli Kaynaşlı İlçesi, ... Köyü mevkiinde ...otoyolunda davalı sürücü ...’ın idaresindeki...plakalı kamyonla, Bolu istikametinden Kaynaşlı istikametine doğru giderken, ön tarafında aynı istikamette giden dava dışı sürücü ...’un idaresindeki ... plakalı kamyona, arka tarafından çarpması sonucunda ...plakalı araçta yolcu olarak bulunan ...’in vefat ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda davalı sürücü ...'nın % 75, dava dışı sürücünü %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/263 Esas ve 2009/351 Karar sayılı kararında "...Sanık ...'ın sevk ve idaresindeki kamyon ile Bolu istikametinden Düzce istikametine doğru seyrederken önündeki sanık ...'un kamyonuna arkadan çarpmak sureti ile yanında yolcu olarak bulunan maktüllerin öldüğünün anlaşıldı, kazanın vukuunda İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlileri tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre sanık ...'ın tam kusurlu olduğu Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin ve trafikçi bilirkişinin sanık ...'un otoyolda asgari süratinin 40 km. olması lazım gelirken 25 km. hızla gittiği tali kusur olarak değerlendirilmiş ise de bu hususun sonradan alınan bilirkişi raporunda ...'un aracının 40 km. hızla gitse de sanık ...'ın takip mesafesine ve geçiş kurallarına ilişkin trafik kaidelerine riayet etmediğinden zaten kazanın vuku bulacağı bu nedenle tam kusurlu olduğu hususu oluşa uygun olduğu anlaşılmakla, sanık ...'ın taksirle iki kişinin ölümüne sebebiyet verdiği, Her ne kadar sanık ... hakkında taksirle iki kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan dava açılmış ise de, sanığın taksirinin bulunmamasına binaen beraatine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile hüküm kurulmuştur. Karar Yargıtay denetiminden geçerek onama kararı neticesinde kesinleşmiştir.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) Somut uyuşmazlıkta Cihanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/98 Esas ve 2010/74 Karar sayılı kesinleşen kararı ile maddi vakıayı belirlemiştir. Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesi ile maddi olgu da kesinleşmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince, hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusurla ve beraat kararı bağlı değil ise de Ceza Mahkemesince tespit edilen fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını saptayan maddi vakıalar yönünden Ceza Mahkemesi kararı ile bağlıdır. Bu durumda ceza mahkemesince kabul edilen olayın meydana geliş biçimi ile ilgili maddi olgu hukuk mahkemesi içinde bağlayıcı olduğundan mahkemece ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgulara göre düzenlenen kusur raporunun hükme alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir. Somut olayda; davacılar ölen çocuğun anne ve babasıdır. Çocuğun ölmeyip yaşaması halinde, ileride anne ve babasına mali olarak ve bu mümkün olmasa bile hizmet ederek ve bakımlarını sağlayarak destek olacağı aşikar olduğundan davacıların başka çocukları bulunup bulunmadığının araştırılmasına değinen istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/370 E. ve 2019/2705 K. sayılı kararı).2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesine göre işletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Aynı Kanun'un 85/1. maddesinde ise bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda haksız fiil halinde müteselsil sorumluların dış ilişkisi 61.maddede düzenlenerek birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı kabul edilmiş; müteselsil sorumlar arasındaki iç ilişkisi ise 62.maddede düzenlenmiştir.Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesine göre borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.Davalı istinaf dilekçesinde desteğin işvereninin aracı işlettiğini davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Yukarıda belirtilen KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur.Zarar gören davacı,TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Davalılar ... ve ... zarara sebebiyet veren aracın işleteni ve sürücüsü olduğuna göre aleyhlerine dava açılmasında ve tüm tazminattan sorumlu tutulmalarında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar verilmiştir.Desteğin araçta işi nedeni bulunması nedeniyle menfaate dayalı taşıma olmayacağına göre hatır indirimi yapılmamasında isabetsizlik bulunmamaktadır.KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir."Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 16/07/2007 tarihi ile dava tarihi ve ıslah dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir.Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek bulunmadığından ıslah edilen kısım içinde temerrüt tarihi aynı tarih olacağından ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinafın reddi gerekmiştir.Yargılama aşamasında mahkemece aldırılan 22/10/2019 tarihli aktüerya bilirkişi raporuna karşı davacı vekili tarafından hesaplama yöntemi, yaşam tablosu yönünden itiraz edilmemiştir. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde bilirkişi raporunda ki hesaplama ve tazminat miktarı bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece ıslah tarihinden sonra 23/03/2021 tarihli ek raporda 22/10/2019 tarihli bilirkişi raporuna itiraz etmeyen davacı lehine olacak biçimde, asgari ücrette gerçekleşen artışın uygulanmasıyla yeniden hesap yaptırılıp, tazminatın ilk bilirkişi raporundaki miktarı dahi aşacak biçimde belirlenmesinin, davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edecektir. (HGK'nun 18.02.2020 tarih, 2016/21-817 Esas ve 2020/167 Karar sayılı ilamı da bu yönde) Mahkemece bu doğrultuda HMK 107/2 maddesine göre davacı tarafa süre vermeksizin ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Mahkemece hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun desteğin kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak ... ve ... Şirketi tarafından yapılan ödemede düşülerek kusur oranlarına göre tazminatın belirlendiği anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre aktüerya raporundaki hesaplamaya ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle; davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ...'ın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ...'ın vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 804,18 TL harçtan mahsubu ile bakiye 188,78 TL harcın istek halinde İlk Derece Mahkemesince davacılara iadesine,b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 11.819,14 TL harçtan peşin alınan 2.954,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.864,35 TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, c-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 11.819,14 TL harçtan peşin alınan 2.954,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.864,44 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/05/2025