T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2022/1804
KARAR NO:2025/939
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:30/03/2022
NUMARASI:2020/95 Esas - 2022/258 Karar
DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
DAVA TARİHİ:24/02/2020
KARAR TARİHİ:29/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 07.03.2019 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ... marka çekici tırın Mardin ili Kızıltepe ilçesi ... caddesi ... numaralı sokak üzerinde müvekkillerinin desteği murisi ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu, davacıların, müteveffa ...'ın bakmakla yükümlü olduğu kişiler olduklarını, müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, meydana gelen olayda sigortalı şirkete ait aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu ve trafik kaza tutanağı, kamera görüntüleri ve adli tıp raporu ile bu hususun sübut bulduğunu, Kızıltepe 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/158 E. sayılı dosyasıyla bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan kamu davası açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, müteveffanın 01.01.1994 doğumlu evli ve çocuksuz olduğunu, Halk Eğitim kamu bünyesinde öğretmenlik mesleği ile iştigal etmek için evraklarını teslim etmeye giderken kazanın vuku bulduğunu, ölümüyle eşi, annesi babası ve kardeşinin yapacağı öğretmenlik hizmetleri ve alacağı gelir ile oluşacak maddi destekten yoksun kaldıklarını, ... plakalı aracının kaza tarihi itibariyle davalı ... şirketi tarafından ZMMS poliçesi kapsamında, diğer davalı ... A.Ş. tarafından kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu nedenle bu sigorta şirketlerinden de sorumluluk sınırı içerisinde maddi ve manevi tazminat istendiğini, davalı sigorta şirketlerinden Kartal ... Noterliğinin 17.04.2019 tarih ... yevmiye nolu ihtarı ile ödeme talebinde bulunulduğunu ancak ihtar kendilerine ulaştığı halde dönüş olmadığını, bu sebeple davalı sigorta şirketlerinin 17.04.2019 tarihinden itibaren temerrüt halinde olduklarını belirterek trafik kazasında eş ve evlat ve kardeşini yitiren davacıların, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca belirlenecek destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigorta şirketi yönünden sigorta limiti aşılmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi birlikte davacılar adına kişi başı 2.500 TL olmak üzere toplam 10.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının ortaklaşa ve müteselsilen tahsiline, yargılamanın davacı başına 200.000'er bin olmak üzere toplam 800.000 TL tutarında manevi tazminat tutarlarının, işleten ve sürücüden ve klozlarında mevcut ise limiti ile sınırlı olmak kaydı ile ... poliçesi keşidecisi davalı Türk ... şirketinden olay tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte ortaklaşa ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davada söz konusu olan vakıanın 07.03.2019 tarihinde gerçekleştiğini, haksız fiillerden doğan tazminat alacaklarının, fiil tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini,davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı aracın müvekkili şirkete 05/07/2018 - 05/07/2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili sigortacı şirketin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, destekten yoksun kalma tazminatı talebi hakkında kanuna ve yargıtay uygulamalarına uygun değerlendirme yapılması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, tazminat talep edenlerin ölen kişi ile ilişkileri, yaşları, medeni durumları ve vefat sebebiyle destekten yoksun kalıp kalmadıkları konularının öncelikli olarak belirlenmesi gerektiğini, faizin hatalı talep edildiğini, müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, talep edilecek faizin yasal faiz olması gerektiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğinden faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağını beyan ederek, davanın zamanaşımı sebebiyle usulden reddini, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirket tarafından dava konusu kazaya karışan araca zorunlu mali mesuliyet sigortası ve kasko sigortası yaptırıldığını, meydana gelen haksız bir fiil sonucu, yaptırım olarak öngörülen maddi ve manevi tazminata ilişkin taleplerin genel koşulunun kusur olduğunu, bu genel koşulun dışında özel sorumluluk hali olarak kusursuz sorumluluk hali öngörüldüğünü, somut olayda işleten olarak müvekkili şirketin sorumluluğunun bu kusursuz sorumluluk hallerinden TBK 71.maddesinde düzenlenen tehlike sorumluluğu olduğunu, işleten şirketin sorumluluğunun KTK 85. maddede de düzenlendiğini,davacı tarafından her ne kadar trafik kaza tutanakları, kamera görüntüleri ve Adli Tıp Raporu ile kazaya karışan aracın sevk ve idaresini yürüten ...'in %100 kusurlu olduğu beyan edilmekte ise de dosya kapsamına sunulan bu delillerin eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu, Kızıltepe 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/158 Esas sayılı dosya kapsamında yer alan kamera görüntüleri incelendiğinde müteveffanın tırın kör noktasına denk geldiği, müteveffayı görme şansının olmadığının açıkça göründüğünü, müteveffanın dava konusu olayda dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemiş olmasına rağmen Adli Tıp Raporu'nda kusurun tamamının diğer davalı ...'e isnat edilmesinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, müteveffanın daha önce maddi kazanç sağlayan herhangi bir işte çalışmadığını, destek olduğu öne sürülen müteveffanın maddi bir gelirinin olmaması ve davacıların müteveffanın vefatından dolayı sosyal ve ekonomik durumlarının olumsuz anlamda etkilendiğine dair dava dilekçesinde bir emare bulunmaması sebebiyle bu talebin mesnetsiz olduğunu, talep edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, manevi tazminatın doğası gereği İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası ve Kasko Sigortası kapsamında bulunmadığını ancak ek sözleşme ile hüküm doğurduğunu, davacının iddialarının aksine dava konusu poliçenin özelinde manevi tazminat teminatı bulunmadığından davacının taleplerinin teminat dışı olduğunu, davaya konu kasko poliçesinde İhtiyari Mali Mesuliyet teminatının yalnızca ZMMS poliçesinin hadlerinin üzerinde kalan kısım için ve 20.000,00-TL ile hüküm doğuracağını,ZMMS limitleri üzerinde kalan kısım var ise müvekkili şirketin ancak poliçede yazılı 20.000,00-TL üzerinden sorumlu tutulabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "A-maddi tazminat; Davacılardan ölenin kardeşi ...'un destekten yoksun kalma tazminat talebinin şartları oluşmadığından tüm davalılar yönünden maddi tazminat isteminin reddine, davacılar ..., ... ve ...'un; davalılar ...Sigorta, ....Şti., ...'e karşı maddi tazminat taleplerinin Feragat nedeniyle reddine, davacılar ..., ... ve ...'un; davalı... A.Ş.'ye karşı maddi tazminat isteminin konusu kalmadığından karar vermeye yer olmadığına, B-manevi tazminat: davacıların, davalılardan ..., ....Şti. ve kasko sigortacısı olan... aleyhine açtıkları manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; davacı eş ... İçin 60.000,00 TL., davacı anne ... için 80.000,00 TL., davacı baba ... için 80.000,00 TL., davacı kardeş Abidin için 30.000,00 TL. Manevi tazminatın olay tarihi olan 07/03/2019 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili, davalı ... A.Ş., davalı ... Şti. ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müteveffa ...'ın öğretmen olduğunu, Selçuk Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünden mezun olmuş ve pedagojik formasyon eğitimi de aldığını, hesaplamanın bu şartlar göz önüne alınarak yapılması gerektiğini, aktüerya hesabı için öğretmen maaşının esas alınması gerektiğini, müteveffanın kazanç durumunun tespiti amacıyla Mahkeme tarafından hem halk eğitim merkezi eğitmen hem de öğretmen maaşının tespiti amacıyla re'sen seçilecek kurum ve sendikalara müzekkere yazılması defalarca talep edilmişse de işbu taleplerinin kabul görmediğini,Mahkeme tarafından son asgari ücret zammı ile yeniden hesaplama yapılması gerektiğini, maddi tazminat yönünden yapılan hesaplamaya açıkça itiraz ettiklerini, manevi tazminat belirlenirken hangi kriterlerin dikkate alındığının belirtilmediğini, çok düşük bir miktara hükmedildiğini, İMM poliçesi manevi tazminat taleplerini de karşıladığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; keşif yapılmadan kusur tespiti yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, aracın yüksek olması ve yayanın aracın kör noktasına denk gelmesi sebebi ile müvekkilin yayayı fark etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ...'ın geçimini tır şoförü olarak sağlamakta olup, başkaca hiçbir geliri bulunmadığını, müvekkilinin evli ve küçük yaşta çocukları olup, bakmakla yükümlü olduğu ve geçindirmesi gereken bir ailesi bulunduğunu, mahkemenin manevi tazminata hükmederken bu hususları nazara almadığını,öncelikle manevi tazminat talebinin reddine, aksi kararda manevi tazminat miktarının müvekkilinin sosyal ekonomik durumu nazara alınarak düşürülmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek istinaf talep etmiştir.Davalı... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Olay başı limit 250.000,00 TL olup teminatın tüm zarar görenlere proporsiyon yöntemi ile dağıtılması gerektiğini, bunun için, manevi tazminata etki eden, vefatta talepte bulunanların yakınlığı, tarafların ekonomik durumu vb. hususların tüm mağdurlar açısından tespiti ve garamaten (proporsiyonla) teminatın dağıtılması gerektiğini, manevi tazminat bedelinin belirlenmesi ayrıntılı araştırma gerekeceğinden talebin doğası gereği huzurdaki başvuru ile karara bağlanmamasını talep ettiklerini, müvekkili şirket İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası ile poliçede yazılı olan koşullarla sigortalısının mali sorumluluklarını teminat altına aldığını, konu olayda poliçe teminat limitinin 250.000,00-TL olması sebebiyle tamamına hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, başvuru sahibi vekilinin avans faizi istemi haksız olup reddinin gerektiğini, davacının faiz başlangıç taleplerinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili temerrüde düşürdüğünü ispat etmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Davalı ... Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;23.02.2021 tarihli bilirkişi raporuna konu edilen kaza tutanağı, ceza mahkemesi verileri ve olay anını gösteren cd kaydının incelemesi eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup yerel mahkeme tarafından bu raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın tırın kör noktasına denk geldiğini, sürücü ...'ın müteveffayı görme şansının olmadığını, mahkeme dosyasına ibraz edilen makine mühendisi (adli trafik) ...'dan alınan uzman görüşünden görüleceği üzere, 23.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirket şoförü ...'ın kusur oranı ön yargılı değerlendirmeye tabi tutulduğunu, müteveffanın eşi davacı ...'ın kazanın gerçekleştiği tarihten çok kısa bir zaman sonra 04.07.2021 tarihinde tekrar evlendiği anlaşılmış olup, manevi tazminatın koşulları oluşmadığını, manevi tazminata hükmedilmesinin kabulü mümkün olmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında davacılar lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin hiçbir gerekçe sunulmadığını, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, manevi tazminata yönelik faiz uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, kusuru bulunmayan müvekkili şirketin manevi tazminattan sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığını, davacı tarafın manevi tazminat istemlerinin müvekkili şirket kazaya karışan aracı, diğer davalı... A.Ş. nezdinde bulunan İMM poliçesinin manevi tazminat taleplerini de karşıladığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 07.03.2019 günü saat 10.10 sıralarında sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı çekici ve arkasında takılı ... plaka sayılı yarı römokla birlikte Mardin Kızıltepe ... mahallesi ... caddesi üzerindeki Eczaneler önünden sağa dönüş yaparak ... numaralı sokağa dönüş yaptığı sırada kavşak girişinde taşıt yolunun sağından karşı tarafa geçmekte olan yaya ...'a çarpması sonucu dava konusu ölümlü trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi,doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı). Davalı... Şti. ... plaka sayılı çekicinin maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu kaldırmayacaktır.Bu nedenle davalı ...Şti. vekilinin müvekkilinin maddi ve manevi tazminat sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesine göre borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Bu nedenle müteveffanın ölümüne yol açan aracın Kasko Sigorta poliçesinin manevi tazminat klozu bulunması işletene dava açılmasına engel teşkil etmeyecektir.Kaza tespit tutanağında davalı sürücünün kusurlu olduğu, vefat eden yayanın kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporunda da aynı kusur belirlemesi yapılmıştır.Kızıltepe 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/158 E. sayılı dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda davalı sürücünün kusurlu olduğu, vefat eden yayanın kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Ceza Mahkemesince bu rapora dayanılarak sanık olarak yargılanan ...'ın cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ceza Mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 09/06/2021 tarih, 2020/1367 Esas ve 09/06/2021 Karar sayılı kararı ile "...Dosya kapsamında mahkemece olay yerinde keşif yapılmadan dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek rapor aldırıldığı anlaşılmakla, olay yerinde mahkemesince keşif yapılarak ve kaza tespit tutanağını düzenleyen kolluk görevlisinin de tanık olarak dinlenerek, olay tarihinde kazaya karışan tırın, olay yerinde seyir halinde bulunmasının yasak olup olmadığı, olay yerinde tır araçları için azami hız limitinin kaç km/s olduğu, buna ilişkin uyarı levhasının bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılarak tespiti, takograf cihazına ilişkin de aracın kaza anında hızının tespiti için ayrıca trafik bilirkişisinden rapor aldırılarak düzenlenecek raporlardan sonra, raporlar ile evvelce alınmış bulunan 09.08.2019 tarihli Adli Tıp Kurumunca düzenlenen rapor arasında çelişki bulunması halinde bu kez Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan veya Üniversitelerin konu ile ilgili bölümlerinde uzman öğretim görevlilerinden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınıp raporlara karşı katılan ve sanık beyanları alındıktan sonra bilinçli taksir halinin olup olmadığına ilişkin sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar.Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (HGK'nun 11/10/1989 gün ve E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları)6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar.Bu durumda ceza mahkemesi kararının bozulması nedeniyle olayın meydana gelmesine ilişkin maddi olgu kesinleşmemiş olduğundan ceza mahkemesi kararı beklenmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Bu nedenle davalı işleten/sürücü bakımından talebe uygun olarak kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. Manevi tazminat ve maddi tazminat yönünden de ayrı ayrı faiz istenmesinde ve Mahkemece hükmolunmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. İşleten şirketin bu yöndeki istinafının reddi gerekmiştir.Kabule göre hükmedilen toplam manevi tazminat miktarı 250.000,00 TL olup teminat limiti aşılmadığından proporsiyon hesabı yapılması gerekmeyecektir. Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiştir. ... plaka sayılı çekicinin trafik kaydında kullanım şekli ticari olarak açıklanmıştır. Bu durumda kazaya sebebiyet veren araç ticari nitelikte çekici olmasına ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine göre avans faizine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Davalı ... AŞ.'ye başvuru tarihinden itibaren 8.gün temerrüt tarihi olarak belirlenmesi gerekirken kaza tarihinden faiz uygulanması doğru olmamıştır.Dava dilekçesinde, müteveffanın Üniversite Lisans mezunu olduğu ve kazanın meydana geldiği ilçede öğretmenlik yapacakken vefat ettiği belirtilmiştir. Ancak müteveffanın olay tarihinde elde ettiği ücretine ilişkin olarak ücret bordrosu ve prime esas aylık kazançlarını gösterir ... kayıtları vs bulunmadığından aktüerya hesabında müteveffanın elde ettiği ücret ve kazançları gösterir yazılı bir belge bulunmadığı açıklanarak hesaplamalar yasal asgari ücretlere göre yapılmıştır.Destek işe girmemiş olsa bile lisans mezunu öğretmen olduğundan emsal ücret araştırılarak belirlenen ücret üzerinden tazminatın hesaplanması gerektiği halde asgari ücret üzerinden tazminat hesaplaması yapılması doğru olmamıştır.Somut uyuşmazlıkta davacılar vekili maddi tazminat taleplerinden limite kadar olan kısın için feragat etmiş olup kalan kısım için davasını devam ettirdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ZMMS limitini aşan maddi zarar olması halinde işleten ve sürücü bu tazminattan sorumlu olacaktır. O halde Mahkemece yapılması gereken, ceza mahkemesi kararının bozulması nedeniyle akıbetini araştırmak, yeni bir karar verilip verilmediği kusur durumunun kesinleşip kesinleşmediğini belirlemek, ceza dosyasında kesinleşen olayın oluş şekline ilişkin maddi olgu ile bağlı kalınarak kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli kusur raporu almak, desteğin lisans mezunu öğretmen olması nedeni ile kaza tarihi itibariyle emsal ücret araştırması yapmak, belirlenen kusur oranı ve emsal ücret üzerinden destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması için aktüreya bilirkişiden ek rapor almak, ZMMS limiti 200.000,00 TL'yi aşan destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması halinde limit aşan kısım için işleten, sürücü ve... sigortacısı sorumlu olacak şekilde karar vermek, tazminat limitin altında kalırsa aynı kararı vermekten ibarettir. Manevi tazminatın belirlenmesinde kriterlerden biri de kazanın meydana gelmesindeki kusur oranıdır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; kusur raporu alınması gerekmekte olup bu halde kusur durumu netleşmeden manevi tazminatın belirlenmesi eksik incelemeye dayalı olduğundan manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazı da yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı .... Şti. vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı .... Şti. vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar, davalı ... A.Ş., davalı .... Şti. ve davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2025