T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1937
KARAR NO: 2025/976
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 30/05/2022
NUMARASI: 2020/345 Esas - 2022/437 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18.12.2019 tarihinde ... mahallesi ... Sok. ile ... Sokak kesişiminde ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile sokak kesişimine geldiği esnada aracı ile manevra yaparak geldiği yöne dönüş yapmak isterken ... sevk ve idaresindeki bisiklete ön kısmıyla çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazası neticesinde bisiklette yolcu olarak bulunan müvekkili ...'in sakat kalacak şekilde yaralandığını, kaza tespit tutanağında ... plaka sayılı aracın 2918 sayılı KTK 84/J kusurunu işlediği dolayısıyla tam ve asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacının yaralanmasına ve sakat kalmasına sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kazanın meydana geldiği 18.12.2019 tarihinde davalı bünyesinde ZMS (Trafik) Sigortası ile sigortalı bulunduğunu belirterek şimdilik talep etmiş oldukları 100 TL (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 50 TL sürekli, 50 TL geçici iş göremezlik) tutarında ki maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili şirkete yapmış olduğu başvuruda eksik evrak ile başvuru yapmış olduğundan KTK madde 97 uyarınca işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur durumunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından tespitini talep ettiklerini, kazanın meydana geldiği yolda ayrı bir bisiklet yolu bulunmamakta olup, ...'in sürdüğü bisiklet trafiğin akışına göre ters şeritten, kavşağa yakınında iki yönlü yolun sol şeridinden seyrettiğini, dava konusu kazanın meydana gelmesinde ...'in asli kusurlu olduğunun açık ve net olduğunu, maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e uygun olarak alınmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, müterafik kusur durumunun araştırılmasını talep ettiklerini, başvuru tarihinden faiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, soruşturma ve kovuşturma dosyasının celp edilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespitini talep ettiklerini, geçici iş görmezlik tazminatı taleplerinin reddine, birlikte kusur durumu gözetilerek bu hususlarda indirim yapılmasına, SGK nezdinde alınmış bir ödeme olup olmadığının sorgulanmasına, temerrüt tarihinden işleyecek faiz talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile 390.000,00.-TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatının (poliçe limitleriyle sınırlı kalmak kaydıyla) 24/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacılar ile müvekkili şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsü arasında düzenlenen Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/2382 sayılı soruşturma ve uzlaştırma bürosunun 2020/379 sayılı dosyası ile uzlaştıklarını, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, uzlaşma raporu ilam mahiyetinde olduğundan davacının tazminat davası açma hakkı bulunmadığını, mahkeme tarafından kusur raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konusu kazanın meydana gelmesinde bisiklet sürücüsü davacı yanın babası ...'in asli kusurlu olduğunu, maluliyet raporunun 20.02.2019 tarihli çocuklar için Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak alınması gerekirken alınmamış olduğunu, müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, Mahkeme tarafından karara esas alınan aktüer raporuna itirazları değerlendirilmeden ve dosya ek rapora gönderilmeden karar verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin gerek dava öncesi gerekse dava sırasında temerrüdü söz konusu olmadığından ve dava açılmasına müvekkil şirket sebebiyet vermediğinden, yargılama gideri ve faizden müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, dava öncesi müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru söz konusu olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.18/12/2019 tarihinde davacının babası sürücü ... sevk ve idaresindeki bisiklet ile ... sokağı takiben seyir halinde iken kaza mahalli olan ... sokak kesişimine geldiği esnada aracının ön kısmına; seyre göre ilerisinde geldiği yöne dönmek üzere sola manevra yapan davalı nezdinde sigortalı araç sürücüs ... yönetimindeki ... plakalı otomobilin ön kısmı ile çarpması sonucu bisiklet sürücüsü ve yolcusu davacı ...'in yaralanması ile neticelenen dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir. Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan kök ve ek kusur bilirkişi raporuna göre davacının yolcu olduğu bisiklet sürücüsü Murat'ın sevk ve idaresindeki bisiklet ile seyri esnasında, sağ ilerisinde dikkatsiz ve kontrolsüz şekilde sola manevra yapan otomobil sürücüsüne karşı alabileceği bir önlem bulunmadığından kazada atfı kabil bir kusuru bulunmadığı, sürücü Murat'ın sevk ve idaresindeki otomobil ile sol tarafına ve gerisine ilişkin kontrollerini yapmadığı, düz seyreden davacı bisikletlinin geçişini beklemeden dikkatsiz ve kontrolsüz şekilde sola manevra yapıp kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği anlaşılmakla kazada %100 oranında asli kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile kaza tespit tutanağının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Anayasa Mahkemesinin26/07/2023 tarih, 2023/43 Esas ve 2023/141 Karar sayılı ile CMK'nın 253/19 fıkrasının 5. cümlesi olan "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" hükmünün iptali nedeniyle uzlaşma sağlansa bile tazminat davası açılabileceğinden davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamından hükme esas alınan aktüerya raporunun istinaf talep eden davalı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalı vekili rapora itiraz dilekçesinde aktif yaşam süresine ilişkin itirazda bulunmamıştır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde aktüerya raporundaki hesaplaması bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden aktüerya raporundaki hesaplamaya ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürmemiştir. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Davalı tarafın, süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde hatır taşıması olduğuna dair iddiası ve savunması olmadığına göre İlk Derece Mahkemesince hatır indirimi yapılmamış olmasında bir isabetsizlik yoktur.Dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacı vekilinin dava tarihinden önce davalı ... Şirketine başvurduğu ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı, eksik belge ile müracaat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü gerektiğinden başvuru yapılmadığına; başvuru tarihinden sonraki 8. işgününün sonu itibariyle davalı temerrüde düşmüş olacağından faiz başlangıç tarihine ve yargılama giderine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/13931 E. ve 2024/11529 K. sayılı kararında ; "... Her ne kadar Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şarları A.2 maddesinin (i) fıkrasında Kurul Raporu: Usulüne uygun olarak tanzim edilen, 20/2/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen, sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösterir kurul raporunu ifade ettiği belirtilmiş olsa da Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde yönetmeliğin amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin 4. maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel gereksinim” çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği belirtilmiştir. Yönetmeliğin 8. maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi aynı zamanda yönetmeliğin EK.3 de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20 nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmeliğin amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu oysa TBK 54. maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” belirlenerek küçüğün sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenerek buna bağlı olarak bedensel zararları tespit edilmesi gerektiği anlaşıldığından çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır." açıklamasına göre Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin somut uyuşmazlıkta uygulanma imkanın olmadığından, dosya içerisinde bulunan maluliyet raporu tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan ve emsal olarak alınan Yargıtay kararında da belirtildiği üzere Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olduğundan maluliyet raporuna ilişkin istinaf yerinde görülmemiştir.Somut olayda; trafik kazasının meydana gelmesinde istiap haddi aşımının etkili olup olmadığının belirlenmesi bakımından değerlendirme yapılmamış olması doğru olmamıştır. Yine mahkemece ATK trafik ihtisas Dairesi'nden aldırılan kusur raporunda istiap haddinin tartışılmadığı görülmüştür. Mahkemece bu yönde araştırma yapılmadan anne ve babanın sorumluluğu yönünde değerlendirme yapılmadan karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken dosya kapsamındaki tüm iddia ve savunmalar ile deliller göz önünde bulundurulmak suretiyle, mahkemece davacının yolcu olarak bulunduğu bisikletin kaza esnasında istiap haddini aşar şekilde olup olmadığı, anılan tarzda bir taşıma varsa istiap haddi aşımının kazanın meydana gelmesinde münhasıran etkili olup olmadığı konularında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınarak, rapor sonucuna göre davacının müterafik kusur bulunup bulunmadığı tartışılması gerektiğinin gözetilmemiş olması doğru olmamıştır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/4497 Esas 2020/326 Karar).Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2025