T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1923
KARAR NO: 2025/941
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 31/05/2022
NUMARASI: 2017/129 Esas - 2022/400 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.09.2016 günü yaya ...’in karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı sırada yaya geçidine 5 m uzaktayken sol yan kısımlarına sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracının sol arka tekerlek kısımlarıyla çarptığını, kazada sürücünün sola dönüş kurallarına uymadığını, kaza sonucu İnegöl C.Başsavcılığının 2016/9153-S sayılı dosyası ile soruşturma başlatılmışsa da 2016/4937 K sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiğini, kazaya neden olan ... plakalı aracın davalı şirkete ZMMS (Trafik) sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, kaza sonucu davacı şirkete 02.12.2016 tarihinde başvurulduğunu ve evrakların teslim edildiğini, davalı şirketçe kazadan itibaren 1 yıllık sürenin dolmadığı, istenen belgelerin mevcut olmadığı gerekçesini ileri sürdüklerini, davacının belirtilen süre beklenmesi halinde hak kaybına uğrayacağını, kaza tarihinde davacının 64 yaşında olduğunu, davacının 2918 sayılı yasadan kaynaklanan hakları için dava açmak zorunda kaldıklarını belirtmiş ve kusur ve tazminat yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, işgücü kaybından doğan 3.200,00 TL daimi maluliyet zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazayla ilgili olarak davalı şirkete davadan önce usulüne uygun başvurulmadığını, dava şartının yerine getirilmediğini, dava dilekçesinde, davacının maluliyetine ilişkin engelli sağlık kurulu raporunun temin edilebilmesi için gerekli olan 1 yıllık sürenin 14.09.2017 tarihinde dolacağının açıkça belirtildiğini, davanın bu süre dolmadan açıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu, 14.09.2017 tarihinden önce davacının maluliyeti tespit edilemeyeceğinden davanın dava şartı yerine getirilmeden açıldığını, davanın reddinin gerektiğini, davacının gerekli belgelerle davacıya başvurduktan 15 gün sonra dava açabileceğini, gerekli belgelerin kendilerine tebliğ edilmesi gerektiğini, bundan sonra cevap verme haklarını saklı tuttuklarını, davacı yönünden müterafik kusur durumunun varlığının araştırılması ve hükmedilecek tazminattan indirime gidilmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin ATK tarafından belirlenmesi gerektiğini, davacının ekonomik durumunun araştırılması ve gerçek zararının aktüer bilirkişi tarafından tespitinin gerektiğini, davacının 02.12.2016 tarihinden itibaren yasal faiz talep ettiğini, ancak usulüne uygun bir başvuru olmadığını, bu nedenle faiz talebinin haksız olduğunu, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile toplam 72.216,74 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve sigorta poliçesi ile sınırlı tutulmak kaydı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı için olması gerekenden yüksek bir maluliyet oranı belirlenmiş olan rapordaki tespitlerin kabulü mümkün olmadığını, kaza tarihi göz önüne alındığında hesaplamanın Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanan raporda tespit edilen maluliyet oranı fahiş ve hatalı olduğundan raporun kabulünün mümkün olmadığını, hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu esas alınarak %1,8 teknik faiz yöntemiyle yapılması gerektiğini, müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunan aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacının kontrolsüz ve dikkatsiz davranışı ile kendi kusuru ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsüne %100 oranında fahiş kusur izafe edilmiş olmasının haksız ve hukuka, hakkaniyete aykırı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurusuz olduğundan müvekkili şirketin sorumluluğuna da gidilmesinin mümkün olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından,14.09.2016 günü saat 20:08 sıralarında Bursa İnegöl ilçesi ... mahallesi ... caddesi ... cami önünde yaya ...'in yolun karşısına geçmeye çalıştığı sırada yaya geçidine 5 m uzakta yolun orta çizgisine vardığında kendisine göre sol yan kısımlarına Sipahi sokaktan Anafartalar caddesine giriş yapan ve Park caddesi yönüne gitmek isteyen sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracın sol arka tekerlek çamurluk kısımlarıyla çarpması sonucu yaralanmalı dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Kaza Tespit Tutanağa göre; 2918 sayılı KTK'nın 53/1-3 maddesine aykırı davranan sürücü ...'in sola dönüş kurallarına uymadığı ve kazada tamamen kusurlu olduğu hususu kaza yeri incelemesi ve ... kameralarından tespit edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, dava dışı sürücünün tam ve asli kusurlu olduğu belirlenmiştir. Bilirkişi raporundaki kusur belirlemesi dosya kapsamı ve Kaza Tespit Tutanağına uygun denetime elverişli olduğundan kusura ilişkin istinafın reddi gerekmiştir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 13/11/2021 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre davacının tüm vücut engellilik oranının % 13 olduğu ve geçirdiği kaza nedeniyle 3 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bu maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH-2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.933,12 TL harçtan peşin alınan 1.234,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.699,12 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.29/05/2025