T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1921
KARAR NO: 2025/959
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 17/05/2022
NUMARASI: 2020/525 Esas - 2022/382 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.03.2020 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklet ile İkiköprü istikametinden gelip Beşiri istikametine doğru seyir halinde iken ... Petrol önüne geldiği esnada motorunun ön kısımları ile ... Petrolden yola çıkan sürücüsü ... olan ... plakalı aracın sol arka yan kısımlarına çarpması sonucu yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazası neticesinde motosiklette yolcu olan müvekkili ... sakat kalacak şekilde yaralandığını, kaza tespit tutanağında ... plakalı araç sürücüsü ...'ün, 2918 sayılı KTK da yer alan 57/1-b-5 maddesini ihlal ettiği belirtildiği, zararın tazmini adına poliçe limiti dahilindeki maddi tazminatın ödenmesi için davalı sigorta şirketine 27.08.2020 tarihinde başvuru yapıldığını, davalı ile uzlaşı sağlanamadığını şimdilik talep ettikleri 100 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının(50 TL geçici, 50 TL sürekli iş göremezlik) temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir.Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 50.465,29 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Zarar gören kişilerin sigorta kuruluşuna eksik belge ile başvurmaları halinde, sigorta kuruluşu aleyhine doğrudan doğruya dava yoluna gitme haklarının bulunmadığını, başvuran müracaatında ve halihazırda; 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporunu, kaza raporunu, sürücülere ait alkol raporunu ve ceza dosyasına esas soruşturma evraklarını” sunmamış olduklarını, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, davacının aracında seyrettiği sürücünün ehliyetinin olmadığı sabit olup, ehliyeti olmayan bir sürücünün aracında olduğunun tespit edilmesi halinde müterafik kusurunun olduğu sübuta ereceğini, somut olayda hatır taşımasının bulunup bulunmadığının incelenmesini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediği dikkate alınarak davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın artırılan haliyle kabulüne, 20.922,30 TL geçici iş göremezlik 29.642,99 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 50.565,29 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 09/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Tazminat hesaplamasında TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu ve %1.8 teknik faize göre hesaplama yaptırılması gerektiğini, Yargıtay kararlarında belirtildiği şekilde üniversite hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden seçilmiş Adli Tıp Anabilim Dalı Uzmanlarından evraklar üzerinden yapılacak inceleme ile değil bizzat kişinin muayenesi sonucu genel şartlara uygun Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranının belirlenmesini ve her halükarda dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesini ve davacının bizzat muayene edilerek maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatı trafik poliçesi teminatı dışında olduğunu, kusur oranlarına ilişkin yapılan değerlendirme hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağı incelendiğinde kazanın bölünmüş yol ayrımında meydana geldiği bununla birlikte sigortalı araç sürücüsü karşı araç sürücüsünün görüş hizasında olduğu dolayısıyla sigortalı araç sürücüsünün dönmeye çalıştığı esnada korna ile ikaz sağlayabileceği veyahut hızını azaltarak kazanın meydana gelmesini engelleyebileceği açık olduğunu, bu nedenle sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki kusur atfına itibar edilmeyerek itirazları doğrultusunda ek rapor aldırılması gerektiğini, ehliyetsiz araç kullanması, kask ve dizlik takılmaması zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet vereceğini, davacının müterafik kusuru bulunup bulunmadığı hususunun incelenmesini ve bulunduğunun tespit edilmesi halinde belirlenecek tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından,14/03/2020 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı ve dava dışı ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan motosiklete çarpması neticesinde motosiklette yolcu konumunda olan davacı ...'ın yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.Kaza nedeniyle Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/11415 Soruşturma Nolu dosyası incelendiğinde; mağdur ...'ın olay günü amcasının oğlu olan ... ile birlikte İkiköprü beldesinden yola çıktıklarını, Beşiri girişinde ... Petrolün karşısına geldiklerinde gri renkli ... marka aracın bir anda ara yoldan kontrolsüz bir şekilde yola çıktığını, yola çıkması esnasında motora çarptığını bu nedenle ufak şekilde yaralandığını, kimseden davacı ve şikayetçi olmadığını belirttiği soruşturmada mevcut vakıanın taksirle yaralama suçunu oluşturduğu, TCK'nun 89. maddesinde belirtilen taksirle yaralama suçunun takibinin şikayete bağlı bir suç olduğu, mağdurun şikayetinin olmadığı anlaşıldığından şikayet yokluğundan kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda;kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...'ün 2918 sayılı KTK'nın Madde 47/d "Trafik işaret ve kurallarına uyma", Madde 52/a "Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlamak", Madde 57/b-5 "Kavşaklarda geçiş hakkı", Madde 84/h "Asli kusurlu haller" maddelerini ihlal etmesi nedeniyle %100 oranında ve asli kusurlu olduğu, davacının kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığı tespit edilmiştir. Davacı kaza sırasında yolcu konumunda olup kusurundan söz edilemeyeceğinden kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek ve muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle 1,8 Teknik faiz uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K. sayılı kararları). TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Somut olayda, dosyada bulunan kaza tespit tutanağından davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün yeterli sürücü belgesi olmadığı ve sürücü ile davacının kuzen olup yeterli ehliyet belgesi olmadığını bilebilecek durumda olduğu anlaşılmakla hükme esas aktüerya bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat tutarlarından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak 23.714,39 TL sürekli iş göremezlik ve 16.737,84 TL geçici iş göremezlik tazminat talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; Müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet indirimi mahiyetinde olduğundan yargılama giderinin hesaplanmasında nazara alınmamış, davalı lehine bu kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemiştir.Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: Davanın kısmen KABULÜNE, 1-16.737,84 TL geçici iş göremezlik 23.714,39 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 40.452,23 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 09/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,2- Alınması gereken 2.763,29 TL ilam harcından 54,40 TL peşin, 173,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 227,40 TL harcın mahsubu ile bakiye TL 2.535,89 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ve 54,40 TL peşin harç, 173,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 281,80 TL harcın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 176,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 1.600,00 TL bilirkişi ücreti, 1.260,00 ATK fatura bedeli olmak üzere toplam 3.036,50 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 5-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 8-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2025