T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2022/1914
KARAR NO:2025/940
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:30/11/2021
NUMARASI:2019/411 Esas - 2021/913 Karar
DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ:29/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ...'un sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı motosikleti ile İstanbul İli, Beşiktaş İlçesinde seyir halinde iken ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkilinin motosikletine dikkatsiz ve kontrolsüz bir biçimde araç kapısını açmak suretiyle çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır yaralandığını ve İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 31/10/2018 tarihli Engelli Sağlık Kurul raporu alınmış olup müvekkilinin tüm vücut fonksiyonunda %4 oranında engel oluştuğunun tespit edildiğini ancak müvekkilinin hastane kayıtlarının incelendiğinde maluliyet oranının daha yüksek olduğunun ortada olduğunu, kaza tespit tutanağına göre ... plakalı araç sürücü ...'ın dava konusu kazada asli kusurlu bulunduğunu, kazaya asli kusuru ile sebebiyet veren ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigorta edildiğini, ... A.Ş.'ne yapılan başvuru ile müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararının sigorta eksperlerinde hesaplanarak tazmin edilmesi talep edildiğini, 11.878,00 TL kısmi ödeme yapıldığını ancak ödenen miktar müvekkilinin bedeni zararlarını gidermeye yeterli olmadığını, müvekkilinin su satan bir firmada motosiklet kuryesi olarak çalıştığını, vücudunda meydana gelen maluliyet dolayısıyla bakıma muhtaç duruma düşmüş, vücut fonksiyonlarında sürekli ve geçici kayıp yaşamış olup ağır şekilde zarara uğradığını, müvekkilinin maddi imkanlarının yetersizliği nedeniyle adli yardım talebinin kabulü ile masrafların suç üstü ödeneğinden karşılanmasını talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK'nın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zararlar nedeniyle belirlenecek maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili için şimdilik geçici iş göremezlik tazminatı için 50 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı için 50 TL olmak üzere toplam 100 TL maddi tazminat talebimizin kabulüne, dava konusu kaza nedeniyle duyulan elem ve ızdırap için sigorta şirketi haricindeki davalılardan haksız fiile konu trafik kazasının gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte 20.000 TL manevi tazminat taleplerinin kabulüne, adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. (Eski Ünvan ... Sigorta A.Ş., Bir önceki Ünvan ... Sigorta A.Ş.) vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle, dava dosyasına konu ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 28/03/2018-2019 vade tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alındığını, başvuru sahibine sakatlığına istinaden 30/11/2018 tarihinde 11.878,00 TL maluliyet tazminatı ödemesi yapıldığını ve müvekkili şirketin başvuru konusu kazadan doğan tüm sorumluluğunun yapılan bu ödeme ile son bulduğunu,davayı kabul manasında olmamak üzere, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının ve davacının maluliyet oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp 3. İhtisas Kurumu’na sevk edilmesi gerektiğini, davacının kusura ilişkin iddiaları gerçek dışı olup kabul manasında olmamak üzere kusur oranının tespiti bakımından dosyanın adli tıp trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere davanın kabulü halinde öncelikle açıklamış oldukları üzere müvekkil şirkete gerekli evrakların tümü ile başvuru yapılmamış olduğundan davacıların usule uygun olarak başvuru yapmadığı kabul edilerek temerrüt tarihinin dava tarihi olarak alınması gerektiğini, iş bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ise davanın kabulü halinde başvurunun müvekkili şirkete ibraz edildiği tarihten 8 iş günü sonrasından itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca yine kabul manasında olmamak üzere faiz türünün yasal faiz olarak belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle, herhangi bir haksız fiil dolayısıyla tazminat talep edilebilmesi için zarar verenin kusurlu olmasının şart olduğunu oysaki dava konusu olayda, dava kapsamında zarar veren olarak gösterilen müvekkili ...'ın herhangi bir kusuru bulunmadığından gerek maddi gerekse manevi tazminattan da sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin alması gereken tüm önlemleri aldığını, aracın kapısını açmadan önce aynalardan yolun durumunu kontrol ettiğini, bu kontrol sırasında davacıyı ve motosikleti görmemesinin sebebi ise davacının idaresindeki motosikletin aşırı yük sebebiyle zikzaklar çizmesi olduğunu, kaza anında motosiklet kullanan davacının motosiklet kullanmaya elverişli ehliyeti bulunmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarı fahiş olup davacının bu talebiyle yalnızca zenginleşme amacında olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın maddi tazminat yönüyle kabulü ile; 59.182,40 TL maddi tazminatın (geçici/sürekli iş göremezlik tazminatlarının) sigorta şirketi yönüyle ödeme tarihi olan 30/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (sigorta poliçe limitleri ile sınırlı kalmak kaydıyla), davalılardan ... ve... Yönüyle; 04/04/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından davalılardan ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat yönüyle davanın kısmen kabulü ile; 5.000,00 TL manevi tazminatın 04/04/2018 kaza tarihi itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber müştereken ve müteselsilen davalılar ...ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili, davalılar... ve ... ile davalı ... Sigorta A.Ş.vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; manevi tazminat ücreti yönünden hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olarak tespiti nedeniyle 23.02.2022 tarihli tavzih dilekçeleri ile İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.11.2021 tarihli kararı hakkında tavzih talebinde de bulunulduğunu, vekalet ücreti belirlendiğinde bu ücretin aynı iş için tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde öngörülen maktu vekalet ücretinin altında kalmaması gerektiğini, manevi tazminat nispi vekalet ücretinin maktu ücretin altında kalması halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine karar verilmesini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Çalışma Ve Meslekten Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği dikkate alınarak hazırlanmış olan maluliyet raporunun karara esas alınmasının son derece hatalı olup kararın kaldırılması gerektiğini,maluliyetin belirlenmesi için kullanılması gereken yönetmeliğin kaza tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, uyuşmazlık, poliçe tanzim tarihi olan 28.03.2018 tarihi itibarıyla yeni genel şartlara tabi olduğu halde çok hatalı bir şekilde TRH tablosu ve progresif rant yöntemi dikkate alınarak hesaplama yapılmasının da son derece hatalı ve ve hukuka aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile iptal edilen maddelerin bu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, kararın kaldırılarak öncelikle davanın reddine karar verilmesini, aksi halde TRH tablosu ve %1,8 teknik faiz dikkate alınarak yapılan tazminat hesabına göre karar verilmesini talep ettiklerini, %0 teknik faiz ile hesaplama yapılmasının da kesinlikle kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin, yasa değişikliği ile ...'nın sorumluluğuna eklenen tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında... tarafından karşılanması gerekli bu giderlerden davalı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, uyuşmazlık, poliçe tanzim tarihi olan 12.12.2018 tarihi itibarıyla yeni genel şartlara tabi olup müvekkili şirketin bu talep hakkında da herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, emniyet kemeri takılı olmadığından müterafik kusur indirimi olması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;müvekkillerinin kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığından tazminattan sorumlu olmasının mümkün olmadığını, kaza anında davacının motosiklet kullanması için yeterli ehliyetinin bulunmadığını ve fazla yükleme yapmış olması ve dizlik koruyucu tertibat kullanmaması nedeni ile müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davanın temel olarak haksız fiilden kaynaklı tazminat davası olduğunu, müvekkilinin alması gereken tüm önlemleri almış olması sebebiyle gerek icrai gerekse ihmali hiçbir kusuru bulunmadığı halde yerel mahkemece bu konu hakkında yeterli araştırılma yapılmayarak usule ve yasaya aykırı bir karar verildiğini, müvekkillerinin kusuru olmadığı halde hükmedilen yüksek tutardaki maddi tazminat tutarını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, %4 maluliyet oranının çalışmasına ve kazancına herhangi bir etkide bulunmamış olan dava konusu iş kazası nedeniyle davacıya mahkeme tarafından bu denli fahiş bir maddi tazminata hükmedilmesinin sebepsiz zenginleşmesi sonucunu doğurduğunu, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde olayın oluşumu, kişide yarattığı elem ve ızdırabın boyutu, dava konusu olayda olduğu gibi bedensel zarar durumlarında zararın boyutu ve günlük hayata etki oranı gibi etmenler dikkate alınarak hakim tarafından hakkaniyete uygun bir miktar belirlenmesi gerekirken yerel mahkeme tarafından hakkaniyete uygun bir tutara hükmedilmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 04.04.2018 çarşamba günü saat 12.00 sıralarında davacı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile ... sokağını takiben ... sokak istikametine seyir halinde iken olay mahalli No:... karşısına geldiğinde aracının sağ yan kısımları ile seyir istikametine göre yolun sağında park halinde bulunan ve sürücü kapısını yola doğru açan davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sürücü kapısının çarpmasıyla meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Kaza tespit tutanağında, her iki tarafın da kusurlu olarak belirlendiği, ceza mahkemesinde karara esas alınan raporda davalı sürücünün birinci derecede, davacının 2. derecede kusurlu olduklarının belirlendiği görülmüştür.Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda "...Davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında yolun sağında park halinde bulunan ve sürücü kapısını yola doğru açan davalı sürücü yönetimindeki aracın sürücü kapısının motosikletin sağ yanına çarpmasıyla meydana gelen kazanın oluşumunda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. Davalı sürücü ... park halinde olan aracının sürücü kapısını yola doğru açmadan evvel yol üzerinde düz seyreden vasıtaların seyir durumlarını yeterince kontrol etmesi, güvenli ortam oluştuğunda tedbirli şekilde kapısını açması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, sürücü kapısını açıp düz seyreden davacı sürücü yönetimindeki motosikletin sağ yan kısmı ile sürücü kapısının çarpıştığı anlaşılmakla kazanın oluşumunda kusurludur..." kanaati belirtilmiştir.
Kaza tespit tutanağı ve ceza mahkemesinden alınan kusur raporu aralarındaki çelişki Mahkemece alınan, dosya kapsamı ile uyumlu bulun ATK trafik İhtisas Dairesi raporu ile giderilmiş olduğundan kusura ilişkin istinafın reddi gerekmiştir.Davacının yeterli ehliyetinin olmaması idari para cezasını gerektiren bir husus olup kendisi bakımından müterafik kusur olarak değerlendirilemez. Davacının yükünün fazla olduğu ve koruyucu tertibat bulunmadığı hususu belirsiz olup aksi davalı tarafça ispatlanamamıştır. Davacı motosiklet sürücüsü olup emniyet kemeri takma zorunluluğu bulunmadığından müterafik kusur ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Aynı ATK raporunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre de değerlendirme yapılmış ve sürekli iş göremezlik bulunmadığı belirlenmiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K. sayılı kararları).TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici iş göremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları).TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre de değerlendirme yapılmış ve sürekli iş göremezlik bulunmadığı belirlenmiş olduğundan sürekli iş göremezlik tazminat talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde görülerek davanın reddine karar verilmiştir.Kabule göre de manevi tazminatın kabul edilen kısmı için AAÜT'nin 13/1. Maddesine aykırı olacak şekilde kabul ve red edilen miktar üzerinden hesaplanan vekalet ücreti maktu vekalet ücretinin altında kaldığından maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından istinaf talebi yerinde görülmüş hükmün Dairemizce düzeltilmesi gerekmiştir.Ancak davalılar ... ve ... vekilinin manevi tazminat vekalet ücretine istinaf talepleri bulunmadığından davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle vekalet ücreti aynı şekilde bırakılmıştır.Bu nedenlerle; davacı vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A-Davacı vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı .. Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,Buna göre:1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 10.983,92 TL maddi tazminatın (geçici iş göremezlik tazminatının) sigorta şirketi bakımından ödeme tarihi olan 30/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (sigorta poliçe limitleri ile sınırlı kalmak kaydıyla), davalılardan ... ve ... bakımından 04/04/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2- Sürekli iş göremezlik tazminat talebinin reddine,3-Davacı tarafından davalılardan... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 04/04/2018 kaza tarihi itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Maddi tazminat talebi yönüyle vekalet ücreti:Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2 göre hesaplanan 10.893,92 TL vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketi yönüyle poliçe limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla) Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen kısım yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2 göre hesaplanan 10.893,92 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile müştereken ve müteselsilen davalılara verilmesine,5-Manevi tazminat talebi yönüyle vekalet ücreti: a-) Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/1 maddesine göre hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,b-) Davalılar ... ve ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/2 maddesine göre hesaplanan 750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ...ve ...'a verilmesine,6- Alınması gereken 1.091,86 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketi 750,31 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) 7-Yargılama gideri olarak yapılan posta-tebligat gideri toplamı 340,50 TL ile 1 Adet bilirkişi ücreti 600,00 -TL, Adli Tıp Kurumu faturası 1.120,00 TL, 59,30-TL başvuru harcı, olmak üzere toplam 2.119,80-TL yargılama giderinin tarafların haklı çıktığı oran itibari ile hesap edilen 393,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına 1.726,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 8-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranında 245,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,9-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranında 1.075,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN:1-Davalılar... ve ... vekili ile davalı ...Sigorta A.Ş. vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-a)İstinaf aşamasında davalı ... ve ... tarafından yapılan 67,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalılar... ve ...'a verilmesine, b)İstinaf aşamasında davalı ...Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 36,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı ... Sigorta A.Ş'ye verilmesine, c)Davacı tarafın adli yardım talebi kabul edildiğinden harç konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2025