T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/12
KARAR NO: 2025/874
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 13/06/2023
NUMARASI: 2018/1014 Esas - 2023/501 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 15/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in 05.03.2018 tarihinde, trafik sicilinde ... adına tescilli bulunan, ZMMS poliçesi ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan, ... Ltd. Şti. tarafından şehir içi yolcu servisi olarak işletilen ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucunda ciddi biçimde yaralandığını, söz konusu kazanın tamamen ... otobüs firmasının şoför olarak istihdam ettiği ...'ın uyuması ve direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle gerçekleştiğini, aracın müvekkilinin de içlerinde olduğu bir grup yolcusu ile seyahat halinde iken yoldan çıkıp şarampole yuvarlandığını, kaza sonrası hastaneye kaldırılan müvekkilinin yapılan kontrollerinde kaburga kemiklerinde ve omuz kürek kemiğinde kırıklar, sol gözünün üstünden alnına uzanacak şekilde cildinde açılma meydana geldiğini, daha önce nakil yapılan böbreğinde travmaya bağlı kanama olduğunu, sürekli şekilde vücutta bir takım nörolojik uyuşmalar ve ağrılar meydana geldiğini, bedeninde meydana gelen kırıklar, sinirsel uyuşmalar ve ağrıların vücudunu eskisi gibi kullanmasına engel olduğunu, hareket kabiliyetinin kısıtlandığını, öte yandan sol gözünün üstünden alnına doğru atılan dikiş izinin kalıcı olacağının doktoru tarafından müvekkiline söylendiğini, tüm bu hususlar dikkate alındığında, hareket kabiliyetinde meydana gelen azalmanın müvekkilinin çalışma gücünü düşürdüğünü ve yüzündeki izin ise insanlarla yüz yüze ilişki kurabileceği bir işte çalışmasını güçleştirip çalışma gücünü olumsuz olarak etkilendiğini, bu nedenle müvekkilin uğradığı ve uğrayacağı maddi zararların giderilmesi gerektiğini, kazadan önce ... Hastanesi'nde Kalite Direktör Yardımcısı olarak çalışmakta olan müvekkilin aylık net gelirinin 2.165,30-TL olduğunu, ... Sigorta A.Ş.'ye zararın giderilmesi için başvuru yapılması üzerine müvekkilin kaza nedeniyle maluliyete uğradığı tespitleri yapılarak 66.668 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığını, bu ödemenin mahsubu gerektiğini belirterek HMK madde 107'nin anlam ve amacı doğrultusunda belirsiz alacak davası şeklinde yönelttikleri maddi tazminat talebinin kabulü ile şimdilik (aktüerya hesabı yapıldıktan sonra esas miktar bildirilmek üzere) 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 20.000 TL manevi tazminat tutarının ... Sigorta haricindeki davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı dava değeri artırım dilekçesi ile talebini 345.064,08 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazası anılan zamanaşımı süreleri geçtikten çok sonra açılmış olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddi gerekeceğini, KTK'nın değiştirilen 97.maddesinin yeni düzenlemesine göre zarar görene başvuru zorunluluğu getirildiğini, buna göre zarar görenler öncelikle Sigorta Kuruluşu’na zararının giderilmesi için başvuruda bulunacak, bu başvurunun üzerinden 15 gün geçmesine rağmen başvuruya herhangi bir cevap verilmemesi, olumsuz cevap verilmesi veya verilen cevabın (ödenecek tazminatın) talebi karşılamadığı hususunda uyuşmazlık bulunması halinde zarar görenlerin dava hakkını kullanabileceğini, davacı tarafa yapılan ödeme tarihinde davacının hak etmiş olduğu tazminat tutarı, zorunlu mali mesuliyet genel şartları ve yargıtay içtihatları uyarınca TRH tablosu dikkate alınarak hesaplanıp bu tutarın tamamının ödendiğini,buna binaen müvekkili şirketçe tüm sorumluluk yerine getirilmiş olup, davanın esastan reddi gerektiğini, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan-yapılacak ödemelerin müvekkili Şirket’in sorumluluğundan tenzili gerektiğini, kusur, maluliyet raporu ve aktüer bilirkişiden rapor alınarak gerçek zararın tespiti gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kabulü ile; 325.064,08 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 14.05.2018 tarihinden davalı sürücü ve işleten ... Ltd. Şti., ... yönünden ise 05.03.2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... Ltd. Şti., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılardan ... Tic. Ve Ltd. Şti. vekili ve ... Sigorta A.Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Tic. Ve Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile iktisap edilecek yol kayıtları gibi delillerin tetkiki neticesinde kazaya ilişkin hususların belirlenerek kusur oranlarının tespiti gerektiğini, kazaya ilişkin sorumlulukların kusur dağılımın gerçekleşmesi neticesinde belirleneceğini, Yargıtay HGK, 2015/10-2682 E. 2019/986 K. ve 01.10.2019 tarihli kararında işverenin kusurlu olmadığı durumlarda meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasının adalet ve hakkaniyet duygularını inciteceğini ve Yargıtay HGK'nun 18.3.1987 tarihli ve 1986/9-722 E., 203 K. sayılı kararının da aynı yönde olduğunu, 20.09.2019 tarihli ATK raporunda davacının tüm vücut engel oranının %10 olduğunun belirlendiğini, ATK raporunda yapılan hesaplamaların, davacının fiziki durumu ve kaza sonrasında gördüğü tedaviler dikkatle incelendiğinde belirlenen oranın yüksek olduğu sonucuna varıldığını, davacının yaşı, davacının geçirmiş olduğu kazanın davacının gündelik hayatına etkisi gibi hususlar ayrıntılı incelenmemiş ve eksik inceleme sonucu rapor oluşturulmuş olduğunu, davacının kaza sonrası çalışmaya sorunsuz devam etmesinin de davacının maluliyet oranının daha az olduğunu gösterdiğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada kullanılan yöntemin hatalı olduğunu, kaza tarihi dikkate alınmadan TRH-2010 tablosu hesaplama yönteminde belirlenmiş olup, bu nedenle hatalı sonuç elde edildiğini, bununla birlikte %10 artırım ve %10 iskonto yöntemi ile hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu, kazaya karışan aracın müvekkili şirketin öz malı olmayıp şehiriçi hizmet veren diğer davalı emir ve talimatları ile işletilen bir araç olduğunu, ... plakalı aracın maliki ... olup müvekkili ile arasında hizmet alım sözleşmesi bulunduğunu, işbu sözleşme uyarınca şehir içi servis hizmetlerinin bu kişi vasıtası ile temin edildiğini, şoförler araç malikinin çalışanı olup müvekkili şirket ile aralarında iş akdi bulunmadığını, fiili anlamda müvekkil şirketin araç sürücülerinin eylemleri bakımından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının emniyet kemeri takmıyor olmasının tazminattan indirim sebebi olduğunu, fahiş manevi tazminata hükmedildiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 17.03.2023 tarihli güncel asgari ücret verilerine göre tanzim edilen hesap raporunda "... Güncel verilere göre yapılan incelemeye göre davacının nihai ve gerçek sürekli iş göremezlik maddi zararının 325.064,08 TL olduğu, ancak talebin 38.010,60 TL’na ıslah olunduğu..." şeklinde yapılan tespitle de izah olunduğu üzere ıslah işleminin dosya nezdinde gerçekleştirilmiş olduğunu, davacı vekili 17.03.2023 tarihinde düzenlenen dilekçede her ne kadar bedel artırım dilekçesi sunulduğunu belirtmişse de yapılan işlemin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığını, 07.01.2021 tarihli hesap raporuna göre tazminat talebinin artırılmış olup bu haliyle sunulu bedel artırım dilekçesinin kabulü yönünde kurulan hükmün kabulünün mümkün olmadığını, davaya konu tazminat hesabında TRH yaşam tablosu değil, PMF yaşam tablosunun kullanılması gerektiğini, bu karma yöntemle davacı lehine haksız kazanç kapısı sağladığının açık olduğunu, %10 artırım ve %10 iskonto yönteminin kullanılmasının hatalı olduğunu, hazine müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamalar yaptırılması gerektiğini, bu konuda uzman olmayan hukukçulara bu görevin tevzi edilmemesi gerektiğini, müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulacak olması ihtimalinde dahi, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, yerel mahkemece bu hususa da riayet edilmediğini ve müvekkili şirketin 14.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile sorumlu tutulduğunu belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, davalı ... üzerine kayıtlı, davalı ... Tic.ve Ltd Şti tarafından şehir içi ücretsiz personel yolcu taşıma yapan ... plakalı minibüs, 05.03.2018 günü saat 05:30 sıraları davalı sürücü ... sevk ve idaresinde gece vakti Kurtköy yönünden D-100 Karayolu yönüne gitmek üzere E-80 Tem Kurtköy bağlantı yolu üzerinden seyri sırasında 23 Nisan Köprüsüne 200 metre yaklaşımında seyri olan sol şerit üzerinden yoldan çıkarak şarampol kısma takla atıp durma sırasında araç içi davacı ...'in de bulunduğu birden fazla yolcunun yaralanmasıyla sonuçlanan tek araçlı maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.Kaza tespit tutanağında yol kusuru açıklaması bulunmadığı gibi resmi mercilerce düzenlenmiş tutanağın aksi de ispatlanamamış olduğundan kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamına uygun düzenlenen kusur raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 20/09/2019 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre davacının tüm vücut engellilik oranının % 10 olduğu ve iyileşme iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 1,5 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K. sayılı kararları). Kaza tespit tutanağında emniyet kemeri belirsiz olarak gösterilmiştir. Davacının minibüs içinde yolcu olması, kazanın meydana geliş şekline ve yaralanma bölgesine göre emniyet kemerinin takılı olması sonuca etkili olmayacağından müterafik kusura ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta kazaya sebebiyet veren araç üzerinde Pamukkale logosunun bulunması ve dava dışı malik ile davalı ... Tic. Ve Ltd. Şti arasında hizmet alım sözleşmesi bulunması ve bu şirketin servis aracı olarak kullanılması nedeni ile 3. kişiler nazarında aracın davalı ... Tic. Ve Ltd. Şti'ne ait olduğu hususunda intiba (kanaat) oluşacağından, davalı ... Tic. ve Ltd. Şti 3. kişilere karşı zarardan sorumlu olacaktır. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davalı ... Tic. Ve Ltd. Şti bakımından da davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/5684 E. ve 2018/1394 K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta davacı 23/02/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 38.010,60 TL'ye çıkarmış, 17/03/2023 tarihli talep arttırım dilekçesi ile talebini 325.064,08 TL olarak arttırmıştır. Bu durumda davanın alacağın miktarının tam olarak belirlendiği tarih itibari ile ıslah dışında talep arttırımı hakkı da bulunduğundan ve davacının 2. olarak verdiği dilekçesi talep arttırım dilekçesi olarak verildiğinden dilekçe kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6162 E. ve 2021/9730 K. sayılı kararı). Hükme esas alınan aktürerya bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişinin uzmanlığının teslim tutanağında aktüerya uzmanlığı olarak gözükmesi nedeni ile bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde değildir. KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Somut olayda; davacı tarafından dosyaya sunulan evraklardan, başvuru dilekçesinin davalıya 30/04/2018 tarihinde tebliğ edilmiş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 14/05/2018 itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Sigortacı yönünden bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından istinaf talebi yerinde değildir. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle; davalılardan ... Tic. ve Ltd. Şti. vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş vekili vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalılar ... Tic. ve Ltd. Şti. Vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 22.205,13 TL harçtan peşin alınan 5.551,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.653,88 TL harcın davalı ... Tic. ve Ltd. Şti.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Alınması gereken 22.205,13 TL harçtan peşin alınan 5.552,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.653,13 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.15/05/2025