T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2022/1860
KARAR NO:2025/861
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:14/12/2021
NUMARASI:2017/190 Esas - 2021/1346 Karar
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:15/02/2017
KARAR TARİHİ: 14/12/2021
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )
KARAR TARİHİ:15/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Davacının motorlu servis elemanı olduğunu, 04/07/2016 tarihinde davalı ...'ın kullandığı ... plakalı aracın davacının kullandığı ... plakalı motora çarptığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusursuz olduğunu, davacının kaza nedeniyle sürekli sakatlığı doğduğunu, davacının günlük hayatına devam edemediğini, davalının kazanın ardından davacıyı aramadığını, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu sürekli, geçici maluliyet ile tedavi gideri ve tedavi sürecindeki geçici iş göremezlik şimdilik 100.00'er TL den toplam 400,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davacıya verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının motorlu servis elemanı olduğunu, 04/07/2016 tarihinde yolcu konumunda işe gitmek için yola çıktığını, ...'ın kullandığı ... plakalı aracın kendilerine çarptığını, davacının ağır bir şekilde yaralandığını, yaşanan süreç nedeniyle davacının psikolojik olarak yıprandığını, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu 400,00 TL maddi tazminat ile 7.500,00 TL manevi tazminatın davacıya verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili asıl ve birleşen cevap dilekçesinde özetle; Davadan önce sigorta şirketine başvurulmadığını, ... plakalı aracın davalı nezdinde sigortalı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin poliçe kapsamında olmadığını, tedavi ve bakıcı giderlerinden...'nın sorumlu olduğunu, davacının sakatlığının ve müterafik kusurunun tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalılar ... ve ... vekili asıl ve birleşen cevap dilekçesinde özetle;Kaza tespit tutanağında kusura ilişkin bir ibare yer almadığını, davacının kaza nedeniyle hafif yaralandığını, taleplerin muhatabının sigorta şirketi olduğunu, istenen manevi tazminatın fahiş bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; " Mahkememiz 2017/190 Esas sayılı dosyası yönünden;1-Davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasında sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,2--Davacı ... tarafından davalı ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulüne; 20.000,00 TL manevi tazminatın 04/07/2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davacıya ödenmesine,Birleşen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/202 Esas sayılı dosya yönünden; Davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazmin... tarafından davalı ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulüne 7.500,00 TL manevi tazminatın 04/07/2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. Mahkemenin 22/03/2022 tarihli tavzih kararı ile; "Mahkememizin 14/12/2021 tarihli 2017/190 Esas ve 2021/1346 Karar sayılı ilamı hüküm fıkrasının ana davada (2) numaralı bendin "2-Davacı ... tarafından davalı ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulüne; 20.000,00 TL manevi tazminatın 04/07/2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (... ve ...) müteselsilen tahsiline, davacıya ödenmesine,"; birleşen davada (2) numaralı bendin "2-Davacı ... tarafından davalı ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulüne; 7.500,00 TL manevi tazminatın 04/07/2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (... ve ...) müteselsilen tahsiline, davacıya ödenmesine," şeklinde tavzihine, " karar verilmiştir.Bu karara karşı davalılar ... ile ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalılar ... ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 04.07.2016 tarihindeki kaza nedeniyle yargılama sırasında taraflar kendi aralarında maddi tazminat yönünden sulh olduklarını davaya manevi tazminat davası yönünden devam edildiğini, her ne kadar davacı ..., kazadan sonra ameliyat olduğunu ve yaralanma neticesinde sürekli olarak yatar pozisyonda kalmak zorunda olduğunu bildirmiş ise de, davacı ...'ın iyileşip iyileşmediği bilgisini içeren bir rapor dosyaya sunulamadığını, 30/01/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda belirlendiği üzere davacı ...'ın sürekli maluliyeti bulunmadığı, meslekte kazanma gücü kaybının ise %2.3 olduğu belirlendiği, davacının taleplerinin aksine fiziksel olarak kaza sonrası bir engeli kalmadığını buna rağmen belirlenen manevi tazminat çok yüksek olduğunu, dava dosyasında müvekkillerinin kusurlu olduğuna ilişkin alınan bilirkişi raporları ve ATK raporlarına ilişkin itirazları değerlendirilmediğini, diğer yandan davacı ... kalıcı hasar görmediğini ve çalışabilir durumda olduğunu, bu nedenle davacının kaza tarihinden bu yana çalışamadığı ve maaşından mahrum kaldığı yönündeki iddiaları gerçeği yansıtmadığını, davacının durumu ve müvekkillerin sosyal ve ekonomik durumu nazara alındığında fahiş olması nedeniyle manevi tazminat talebinin reddi ile itirazları doğrultusunda yeniden kusur konusunda bilirkişi raporu alınması gerektiğini, davalılar yönünden maddi tazminat davasında vekalet ücretine karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen karar da hukuka ve hakkaniyete aykırı olup her iki davacının maddi tazminat davası yönünden ayrı ayrı müvekkiller lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 04.07.2016 günü saat 11:00 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile tek yönlü D-100 Kuzey yan yol üzerinden sol şeridi takiben seyirle ... mahallesi çıkışına gelip, ters yönde ... Mahallesi istikametine gitmek üzere kontrolsüzce sağa manevra yaptığında otomobilin sağ yan kısımlarına; kendisiyle aynı istikametten sağ şeridi takiben geriden gelen davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısımlarıyla çarpması sonucu davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklette yolcu...' ın yaralanmaları nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan ATK kusur bilirkişi raporuna göre; Davalı sürücü ... idaresindeki otomobil ile tek yönlü yan yol üzerinde seyirle olay mahalline gelip, nizamlara aykırı olarak ... Mahallesine ters istikametten giriş yapmak üzere sağa manevra yaptığı, buna rağmen kendisiyle aynı istikametten sağ geriden gelen trafiği kontrol etmediği, geriden yolun sağını takiben düz seyirle gelen davacı sürücü idaresindeki motosikletin istikametini kontrolsüzce kapatması ile sebebiyet verdiği kazada asli kusurlu, davacı sürücü ... idaresindeki motosiklet ile tek yönlü yan yol üzerinden yolun sağını takiben seyirle olay mahalline geldiğinde, sol ön ilerisinde seyreden ve kontrolsüzce sağa manevra ile istikametini kapatan araca çarpması ile karıştığı kazada atfı kabil kusuru bulunmadığı, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/158 Esas sayılı sayılı dosyasına sunulan trafik bilirkişi raporuna göre davalı sürücü nün tam kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından hükme esas alınan asıl dava davacısı ... için alınan maluliyet raporunun istinaf talep eden davalılar vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalılar vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde maluliyet oranları bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden asıl dava yönünden maluliyet raporuna ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Yine birleşen dosya davacısı... için alınan ATK maluliyet raporunda kalıcı maluliyet oranının %5 olarak tespit edildiği anlaşılmakla davalılar vekilinin bu davacı yönünden kalıcı hasar görmediğine ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir.Yargılama sırasında davacılar ayrı ayrı davalı sigorta şirketi ile maddi tazminat talebi için sulh sözleşmesi yaptıkları ve karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri olmadığı sulh sözleşmesinde belirtilmiş ve sulhün sürücü ve sigortalıyı da kapsadığı görülmüş olmasına, birleşen dosyada ise davacı vekilinin sulh nedeniyle feragat dilekçesi vermiş olması ve karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri olmadığını belirtmiş olması karşısında davalılar vekilinin vekalet ücreti yönünden istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.TBK'nın "manevi tazminat " başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Bu nedenlerle; davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1- Davalılar ... ile ... vekili vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.366,20 TL harçtan peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalılar ... ile ...'tan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.15/05/2025