T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1848
KARAR NO: 2025/850
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 09/02/2021
NUMARASI: 2018/1221 Esas - 2021/129 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plaka sayılı çekici ve çekiciye bağlı olan ... plakalı yarı römorkun 22/11/2015 tarihinde park halindeyken kendiliğinden harekete geçerek ağır kusur ile üçüncü şahsa ait binaya hasar verdiğini, aracın zarar verdiği dava dışı üçüncü şahsa sigorta şirketince 09/02/2016 tarihinde poliçe limiti dahilinde 12.567,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, ağır kusur sebebiyle Karayolları Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca davacının rücu hakkı bulunduğunu, hasar tazminatı olarak ödenen 12.567,00 TL'nin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz edilmesi nedeniyle davanın açılması gerektiğini belirtmiş, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde sigortalı .. plaka sayılı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı yarı römorkun 3. şahsa ait binaya çarparak ağır kusuru ile hasar verdiğini, bu hususun Adli Bilimler ve Trafik Kazaları Kusur Hasar ve Değer Tespit Uzmanı tarafından tutulan 11.06.2019 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, ilgili raporda "Davalı tarafa ait ... plaka sayılı ... 385 4x2 marka/tip, 1998 model park halinde iken harekete geçen araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu" belirtildiğini, dosya yeniden bilirkişiye tevdi edildikten sonra düzenlenen 12.10.2020 tarihli ek bilirkişi raporu ile de yine davalı tarafa ait ... plaka sayılı araç sürücüsü %100 kusurlu bulunarak açık bir şekilde"Olayın araçtaki teknik bir yetersizlikten veya arızadan kaynaklandığına dair somut-teknik bir verinin bulunmadığı, olayın trafik kurallarının kusur ile ihlali niteliğinde olduğu, davalı taraf sürücüsünün ağırlıklı-ağır kusurlu olduğu" tespitinin yapıldığını, kusur hasar ve değer tespit uzmanı tarafından davalı tarafın ağır kusurlu olduğuna kanaat edildiğini, her iki raporun da birbiri ile örtüştüğünü, davalı yanın trafik kurallarını ihlal ederek ağır kusurlu olduğu hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde subuta erdiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 2918 sayılı yasanın 95/2.maddesinde, zarar gören üçüncü kişiye ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesi ve kanun hükümleri çerçevesinde kendi akidine rücu edebileceğini belirtirken, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B 4. maddesinde ise rücu halleri düzenlenmiştir. Genel Şartlar B.4.a. maddesinde; "Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucu meydana gelmiş" olması halinde sigortacının rücu hakkının bulunduğu kabul edilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/16576 Esas ve 2016/3671 Karar sayılı benzer nitelikteki ilamında "...ZMSS Genel Şartları’nın B.4.a maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, sigortacının sigortalısına rücu edebileceği hüküm altına alınmıştır. Daire’nin yerleşmiş uygulamalarına göre; Genel Şartların bu maddesinde “tam kusur” dan değil, “kasıt” veya “ağır kusur”'dan söz edilmekte olup, ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği kabul edilmektedir. İlgili madde de tam kusurdan değil kasıt veya ağır kusurdan söz edilmektedir. Somut olay değerlendirildiğinde, bilirkişi raporunda davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kasıtlı olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder. Dava konusu olayda ise sigortalı araç sürücüsü kırmızı ışıkta geçmesinden dolayı %100 kusurlu olmakla, ağır kusurlu olmadığının kabulü gerekir. Olayda ağır kusur oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde rücu şartının gerçekleştiği düşüncesiyle davanın kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir..." şeklindedir. Somut uyuşmazlıkta, davacı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı davalıya ait aracın aracın park halindeyken kendiliğinden harekete geçmesi neticesinde hasar meydana gelmesi nedeniyle sigortalının, ağır kusurlu olduğunu iddia ederek ödenen hasar bedelinin ZMMS Genel Şartları B.4.a. maddesine dayanarak rücuen tazmini talep edilmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün olayda asli ve ağır kusurlu olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere, ağır kusur kavramı özel hukuk kavramı olup kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder. Dava konusu olayda ise davalı sigortalı aracın sürücüsünün kazada %100 kusurlu bulunması, başlı başına kasıtlı yada ağır kusuru olduğunun kabulünü gerektirmemektedir. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışında kaldığını ispat yükü TTK'nın 1282.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Sigorta ettirene rücu sebepleri belirli olup davacı tarafından diğer rücu sebepleri ileri sürülüp kanıtlanmadığına göre İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır (Emsal olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3422 Esas - 2016/6357 Karar sayılı kararı). Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.15/05/2025