T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2022/1850
KARAR NO:2025/859
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:12/04/2022
NUMARASI:2021/96 Esas - 2022/256 Karar
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ:15/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından akaryakıt servis istasyonları sigorta poliçesi ile sigorta edilen sigortalı ... AŞ'ye ait akaryakıt istasyonuna 05/10/2013 tarihinde davalıların maliki ve sigortacısı olduğu... plakalı aracın çarpması sonucu istasyonda hasar meydana geldiğini, davacının, sigortalısı tarafından davacı şirkete açılan dava neticesinde verilen Siirt 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/314 esas 2018/462 karar sayılı ve 18/07/2018 tarihli kararı gereği sigortalısına 21/04/2015 tarihinde 16.712,41 TL tazminat ödediğini, söz konusu tazminat kararının icraya konulması sebebiyle ... sayılı dosyasına ödendiğini, kasko tazminatını ödeyen davacının sigortalısının haklarına halef olduğunu, davalı aracın 8/8 kusurlu olduğunu belirterek 16.712,41TL tazminatın ödenme tarihi olan 21/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, öncelikle zaman aşımı itirazları bulunduğunu, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zaman aşımına uğrayacağını, husumet itirazları bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığının ve kusur oranının belirlenmesinin önem taşıdığını, davacının talep etmekte olduğu tutarın da afaki olup açıklattırılması gerektiğini belirterek haksız davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile 9.558,00-TL'nin ödeme tarihi olan 21/04/2015 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... A.Ş. ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin icra dosyasına zamanında ödeme yapmaması durumundan bahsedilemeyeceğini, Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/314 E. sayılı dosyasına ve ... sayılı dosyasında kendisinden gerçek hasar miktarından çok daha fazlası talep edilmiş olduğundan ve buna itiraz ederek sorumlu olduğu gerçek hasar miktarının tespiti yapılan yargılama ile kesinleştiğinden ve sorumlu olduğu gerçek hasar tazminatı tespit edildikten sonra icra dosyasına ödemesini yaptığını, yerel mahkeme kararında sanki müvekkil şirkete önce takibi yapılmış ve müvekkil şirket tarafından icra takibine itiraz edilmiş gibi kanaate varıldığını, oysa ki davacı Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/314 E. sayılı dosyası ile açılan tazminat davası ile dosya davacısının alacaklı olduğu ve ne miktarda tazminat talep edebileceği yargılama sonucunda tespit edilerek kesinleştiğini, bu nedenle yerel mahkeme kararında bahsedildiği gibi dava öncesinde davacıya yapılan bir icra takibi bulunmadığını, dolayısıyla icra dosyası ferilerinin ve takip giderlerinin doğmasına sebep olmadığını, kısmen kabul kararının kaldırılması ve davanın tamamı üzerinden kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğradığını, davacı sigortacının sigortalısına halefiyeti, tazminatın ödenmesi ile gerçekleştiğinden, davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödeme yaptığı 21.04.2015 tarihinde zararı da, tazminat yükümlüsünü de öğrendiği kabul edilmesi gerektiğini, kaldı ki davacı taraf bir sigorta şirketi olup ödeme tarihinden önce yaptırmış olduğu eksper incelemesi ile söz konusu bilgi ve belgelere kavuşmuş olacağını, 2 yıllık zamanaşımı süresinin somut olayda dava açıldığı zaman dolduğunu, davacı tarafça KTK.97madde öngörüldüğü üzere hasar başvurusu yapılmadığını, Siirt Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/314 Esas, 2018/462 Karar sayılı kararındaki tespit kabul edilmiş ise de ilgili mahkemenin 18.07.2018 tarihli kararında hasarın 10.641,18-TL olduğu, kusur tenzili ile 7.980,88-TL olması gerekirken sehven 9.558-TL üzerinden hüküm kurulduğu belirtildiğini, bundan dolayıdır ki sehven yazılan tutar üzerinden hüküm kurulması da açıkça başka bir bozma gerekçesi olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kusur oranı %40 olmasına ve aracının zorunlu trafik sigortası kapsamında sigortalı olmasına rağmen sigorta şirketi yanında kendisi hakkında da dava açılmış olması hukuka aykırı olup ancak ihbar olunan olarak davaya dahil edilebileceğini, kaza nedeniyle Siirt Belediye Başkanlığına karşı açtığı ve Siirt 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05/04/2022 tarih, 2021/109 Esas ve 2022/22 Karar sayılı kararı ile tazminat davasında Gaziantep BAM kararı uyarınca önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosya İstanbul Teknik Üniversitesi bilirkişi heyetine gönderilmiş ve müvekkilin %40 oranında kusurlu olduğu, yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluşun ise %60 oranında kusurlu olduğu belirtildiğini bu nedenle iş bu dosyada müvekkilinin 8/8 oranında kusurlu olduğuna ilişkin bilirkişi raporları da yerinde olmayıp tüm kusurun müvekkile yükletilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 05.10.2013 tarihinde saat 05.35 sıralarında Siirt ili Merkez ilçesinde... caddesi üzerinde seyir halinde olan... plaka sayılı aracı sevk ve idare eden İlhami...’ın, yolun yapım ve bakımından sorumlu ilgili kurumun mazgal çalışması olması ve gerekli trafik yön işaretleri yapmaması ve araç trafiğinin cadde üzerinde bulunan ... İstasyonu içinde olması sebebi ile sürücü ...’ın çalışma alanına girmemek için aniden sola doğru manevra yaparak akaryakıt pompasına çarpması sonucu tek araçlı maddi hasarlı trafik kazasımeydana gelmiş bu nedenle akaryakıt servis istasyonları sigorta poliçesi ile sigortalının davacıya karşı açtığı dava sonucu ödediği zararı tam kusurlu olduğunu iddia ettiği davalı ZMMS sigortacısı ve işleteninden rücuen tazmin talep edildiği anlaşılmıştır.Mahkemece hükme esas alınan heyet bilirkişi kusur raporunda; kazanın oluşumunda... plakalı aracın sevk ve idare eden ...'ın kazayı önleme adına gereken özen ve dikkati göstermediğini, kazanın oluşumunda aracın hızının etkili olduğunu ve kazaya sebebiyet verdiğini, zamanında gerekli fren tertibatını kullanıp şeridinde kalması gerekirken etkin fren ve direksiyon tedbirine başvurmadığını, idaresindeki araç ile önce refüj sonrasında sabit bir cisme çarpmasıyla kazanın oluşmasına kaza ile birlikte hasar ve zararların meydana gelmesine sebebiyet verdiğini ve ...'ın 1. derece asli kusurlu (%75) olduğunu, yolların yapım, bakım, onarım tamirat ve tadilat kısımlarından sorumlu ilgili kurum/kuruluşların bakım sürecinde kazanın oluşumunda yeteri kadar önlem almadığından (%25) tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir.Davacıya karşı açılan Siirt 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde keşif sonucu alınan bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağında da aynı doğrultuda kusur belirlemesi yapıldığından kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir.Davalı ... zarara sebebiyet veren aracın işleteni olduğuna göre aleyhine dava açılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar verilmiştir. Yine KTK'nın 88. maddesindeki "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesi ile birden fazla kişinin zararı tazminle yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumluluk ilkesi benimsenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 61. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 51.) maddesindeki "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine göre de davacı halefiyete dayalı olarak ve müşterek müteselsilen talepte bulunduğundan davalının kusur oranına göre karar verilmemiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Yargıtay'ın 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür rücu davalarında, sigortacının tabi olduğu zamanaşımının, sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir.Dolayısıyla sigortacı, sigorta ettiren bakımından işlemeye başlayan zamanaşımı süresinden geriye kalan süre içinde rücu davasını açmak durumunda olup, sigortalısına yaptığı ödeme ile zamanaşımı kesilmez ve kendisi için yeni baştan işlemeye başlamaz.KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava,cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir."Somut olayda, tek taraflı trafik kazasından kaynaklanan maddi hasar 05/10/2013 tarihinde meydana gelmiştir.Davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına hasar bedeli 21/04/2015 tarihinde ödenmiş, eldeki dava ise 08/02/2021 tarihinde açılmıştır. Dava iki yıllık süre içerisinde açılmadığı, davalı sigorta şirketinin süresinde zamanaşımı defi ileri sürdüğü anlaşılmakla davalı ... A.Ş. yönünden davanın zamanaşımından reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Davacı taraf icra dosyasına ödediği faiz ve diğer giderler için de dava değerini belirtmiş ve harcını yatırmış olmakla rücu edebileceğinden, davalı sigorta dışındaki diğer davalı bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü de doğru olmamıştır.Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek davalı sigorta şirketi için davanın zamanaşımından reddine, diğer davalı ... yönünden davacı tarafın sigortalısına ödediği dava değeri olarak belirtilen 16.712,41 TL olarak davanın kabulüne dair esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A- Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine,Davacı vekili ile davalı ... A.Ş. vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Davalı ... A.Ş. Aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle Reddine, 2-Davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne, 16.712,41 TL'nin ödeme tarihi olan 21/04/2015 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya ödenmesine,3-Alınması gereken 1.141,63 TL nispi karar harcından peşin alınan 285,41 TLnın mahsubu ile bakiye 856,22 TL'nin davalı ...'tan tahsili ile Hazineye irad kaydına,4-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin 775,20 TLsinin davalı ...'tan, 584,80 TLsinin davacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 16.712,41 TL ücreti vekaletin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.191,70 TL'nin yargılama giderinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,7- Dva açılırken davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 285,41 TLnin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde İADESİNE,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN;1-Davacı vekili ile davalı ... A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 652,90 TL istinaf karar harcının davalı ...'tan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine,4-İstinaf aşamasında davalı ... A.Ş. tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, 5-Davalı ...'ın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,6-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025