T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1838
KARAR NO: 2025/837
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 08/02/2022
NUMARASI: 2017/407 Esas - 2022/90 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 09/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 19/11/2016 tarihinde sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı motosiklet ile Tıbbiye caddesinde seyir halinde iken ...'ın sevk ve idaresinde ki ... plakalı araç ile müvekkiline çarpması neticesinde yaralandığını, kazaya karışan davalı sürücüsünün sevk ve idaresindeki aracın davalı ...'ya ait olduğunu, davalı ...'nın müvekkiline karşı kusursuz olarak sorumlu olduğunu, davalıya ait aracın davalı ... tarafından sigortalı olduğunu, yapılan başvuruya rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını açıklanan nedenlerle 300 TL sürekli sakatlık tazminatı ve 200 TL geçici iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 500 TL maddi tazminatın ve 29.500,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan(sigorta poliçesinin manevi tazminatı kapsaması halinde sigorta şirketi poliçe limitine kadar sorumlu olarak) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, manevrasını yani dönüşünü tamamlamak üzere olan müvekkilinin aracına aşırı hızla ön kısımdan çarptığını ve çarpmanın etkisi ile motorundan savrulduğunu ve yaralandığını, davacının iddiasının aksine müvekkili ...'ın bu kazada hiç bir şekilde kusurunun bulunmadığını, davacının iddia edildiği şekilde davacının yaralanmasının söz konusu olmadığını açıklanan nedenlerle haksız ve fahiş talepli olarak ikame edilen davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu talebin zamanaşımına uğramış olduğu,davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davaya konu kaza neticesinde zararın oluşmasında davacı yanın ağır kusurunun bulunduğunu, davacının kask ve kolluk gibi diğer koruyucu teçhizatları kullanmadan motosiklet ile seyahat ettiğini bu tutumu neticesinde maluliyetinin ortaya çıktığını, bu hususun zarar ile kaza arasındaki illiyet bağını kopardığını, ,davaya konu olayın haksız fiil niteliğinde olup ticari iş söz konusu olmadığını bu nedenle davacı yanın ticari faiz taleplerinin reddi gerektiğini, davacının SGK'dan rücuya tabi bir ödeme alınıp alınmadığının araştırılarak alınmış ise bu tutarın tazminat hesabından mahsup edilmesini talep etiklerini,davacı tarafça dava açılmadan önce müvekkiline herhangi bir başvuru yapılmadığını açıklanan nedenlerle davaya konu talebin zamanaşımına uğraması, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmaması, meydana geldiği iddia edilen zararın kaza ile illiyeti bulunmaması nedeniyle reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile takdiren 13.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yaşanan kazada müvekkile atfedilebilecek kusur bulunmadığını, müvekkilinin yaşanan kazada kusursuz olduğu, kask takmadığı nedenle kusur verildiğini, hatalı olduğunu ve tazminat miktarının daha yüksek hesaplanması gerektiğini, manevi tazminat yönünden tam kabul kararı verilmesi gerektiğini, Mahkemece manevi tazminatın belirlenmesi kriterlerinin tam olarak uygulanmadığını, Mahkeme tarafından müvekkilin karşılanmayan maddi zararlarının da dikkate alınmadığını, kaza sonrasında davalı sürücünün olay yerinden kaçmış olduğundan bu durumda müvekkilinin manevi olarak yıprandığını, manevi tazminatın tamamının kabul edilmesini talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Somut olayda 19/11/2016 tarihinde davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Tıbbiye Caddesi'ni takiben Kadıköy yönünden Doğancılar istikametine seyir halindeyken olay yeri olan kavşağa gelip bu kavşakta sola dönüş yapmak isterken aracının ön kısımlarıyla, karşı yönden gelen davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin ön kısımlarının çarpışması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir. Mahkemece hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan bilirkişi raporunda; davalı sürücü ...'ın idaresindeki otomobil ile sola dönüşe geçmeden evvel karşı yönden gelen motosikletin hız ve yakınlığını dikkate alarak ilk geçiş hakkını karşı yönden gelen motosiklete vermesi gerekirken anılan bu hususa riayet etmeksizin sola dönüşü hatalı bir şekilde gerçekleştirdiği sırada karşı yönden gelen motosiklet ile çarpıştıkları anlaşılmış olup, meydana gelen olayda %85 oranında, davacı sürücü ...'nin idaresindeki motosiklet ile olay mahalli kavşağa hızını asgari hadde düşürerek yaklaşması gerekirken anılan hususa riayet etmeksizin yaklaştığı ve karşı yönden gelip sola dönüşe geçerek istikamet yönünü kapatan otomobil ile çarpışmaları neticesinde meydana gelen olayda %15 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Aynı olaya ilişkin ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 32. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/342 Esas 2019/108 Karar sayılı dosyasında hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan bilirkişi raporunda;davalı sürücünün asli kusurlu olduğu, davacı sürücünün ise tali kusurlu olduğu, belirtilmiştir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü ayrıca davacı sürücüye kask takmadığı için kusur verilmediği gibi mahkemece bu yönde müterafik kusur indirimi yapılmadığı nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davacı vekilinin istinaf itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacı tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.09/05/2025