T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1818
KARAR NO: 2025/809
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 16/02/2022
NUMARASI: 2018/1179 Esas - 2022/98 Karar
DAVA: Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 15/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’a 14/11/2016 tarihinde ... Mah. Silivri/İstanbul’da karşıdan karşıya geçerken ... tarafından kullanılan ... San. ve. Tic. A.Ş. adına kayıtlı ... plakalı araç çarparak yaklaşık 100 metre sürüklediğini, müvekkiline ilk aşamada sağ travmatik kalça çıkığı, sağ humerus distal diafiz oblik kırığı, sağ ayak bileği bimalleoler kırık, sol femr distal tip 2 epifizyoliz kırığı saptandığını, travmatik kalça kırığı sebebiyle acil operasyona alındığını, trafik kazası neticesinde yaya konumunda olan müvekkilin bedensel zararları (sürekli sakatlık tazminatı) sebebiyle fazlaya dair haklarımız saklı kalmak şartıyla şimdilik belirsiz alacak davası olarak açılan bu davada 1.000,00 TL maddi tazminatın delillere göre zararın kapsamı tam olarak belli olduktan sonra o miktarın davalı ... Sigorta Şirketi ve davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'den kaza tarihinden itibaren işleyecek bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, ... Sigorta Şirketi tarafından Nisan 2018 tarihinde yapılan ödemenin belirlenecek olan maddi tazminat tutarından mahsup edilmesini, davalı ... San. ve Tic. A.Ş.’den kaza tarihinden itibaren bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faiziyle birlikte 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... San. Tic. A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, uğramış olduğu zarar miktarı belirlenebilir nitelikte olmasına rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka uygun olmadığını, 14.11.2018 tarihinde, müvekkili şirkete ait işçileri taşıyan ... plakalı servis aracın İstanbul ili Silivri ilçesinde seyir halindeyken, davacının hızlı ve kontrolsüz bir şekilde aniden yola çıkması neticesinde kazanın meydana geldiğini, davacının kazanın meydana gelmesinde kendi ağır kusurlu eylemleri ile sebebiyet verdiğini, manevi tazminatın bir ceza olmadığı gibi, zenginleşme aracı olarak da kullanılamayacağını, manevi tazminat talebinin çok yüksek olduğunu belirterek 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine aykırılık teşkil eden davanın öncelikle usulden reddine, taleplerinin kabul görmemesi halinde, meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinin kusuru bulunmayıp, davacı ağır kusurlu hareketleriyle zararın doğmasına neden olduğundan, maddi tazminat taleplerinin müvekkil yönünden reddine, müvekkilinin, manevi zararlar yönünden sorumlu tutulabilmesi için kanunda aranan şartlar oluşmadığından manevi tazminat taleplerinin müvekkil şirket yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ın maluliyeti sebebiyle 25.04.2018 tarihinde 20.067,49 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davacı ...'ın müvekkil şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağı kalmadığından açılmış olan bu davanın reddinin gerektiğini, 2 yıllık dava açma süresi geçmiş ise davanın zamanaşımı sebebiyle reddinin gerektiğini, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine sevk edilmesi gerektiğini, tazminat hesabının asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusurun tenzilinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile 1.270.748,67 TL kalıcı maluliyet tazminatının 14.11.2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine; Ancak, davalı ... Sigorta Şirketinin sorumluluğunun 289.932,51TL ile sınırlı olmasına, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... Tic A.Ş'den kaza tarihi 14.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, Manevi tazminat davasında fazla istemlerin reddine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... San. Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin bağlı olduğu Gemi Makine Mühendisleri Odasının göndermiş olduğu emsal ücret yazılarında da müvekkilinin Amerikan Doları ile maaş aldığının tespit edildiğini ancak bilirkişi raporu ile karar tarihi arasında geçen sürede, dolar kurundaki yükselişten dolayı yeniden hesaplama yapılarak karar verilmesi talep edilmişsede Mahkemenin talebi reddettiğini, bilirkişi raporlarında kur hesabı dikkate alınarak hesaplama yapılmışsa da, dosyada alınan en son bilirkişi raporunun 09.07.2021 tarihli olduğunu, bilirkişi raporu hazırlanırken 08.07.2021 tarihindeki dolar kuru dikkate alınmış olup 1 Amerikan Dolarının karşılığı olan 8,6807 TL olduğunu, yargılama süreci devam ederken Amerikan Dolar'ında dalgalanma olduğunu, doların yükseldiğini, hesaplamanın yapıldığı 08.07.2021 tarihindeki dolar kuru ile talep ettikleri 17.12.2021 tarihi ve işbu dilekçe tarihindeki dolar kuru arasında fahiş bir fark bulunduğunu, müvekkilinin geçirdiği kaza ve kaza sonucunda yaşadığı süreç dikkate alındığında, menfaati dikkate alınarak, dava dosyası karar aşamasındayken güncel kur üzerinden hesaplama yapılarak karar verilmesi gerektiğini, kurdaki değişiklik nedeniyle tekrar hesaplanmasını talep ettiklerini, Mahkemenin sadece 10.000 TL manevi tazminata hükmetmesinin haksızlığa neden olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... San. Tic. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin herhangi kusuru bulunmamakta olduğunu, kaza sonucu doğan zararlardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ve araç sürücüsünün herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacının, kazanın meydana gelmesine kendi ağır kusurlu eylemleri ile sebebiyet verdiğini, davacının maluliyeti yönünden bütünüyle hatalı değerlendirmeler hükme esas alındığını, hükme esas alınan 09.07.2021 tarihli bilirkişi ek raporundaki hesaplamalarda davacının aktif dönemindeki aylık kazancı belirlenirken baz alınan emsal ücretlerin hukuka ve hakkaniyete aykırı nitelikte olduğunu, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, davacı dosya kapsamında alınan 03.02.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz etmediğinden, rapora itiraz eden müvekkili şirket yönünden usuli kazanılmış hak doğduğunu, davacı tarafından ikinci kez talep artırım dilekçesi sunulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ikinci talep artırım dilekçesi ile artırılan bedeller yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesi tarafından hatalı değerlendirme yapıldığını, davacının manevi tazminat talebinin hukuka aykırı olup, Türk Borçlar Kanununda aranan şartların gerçekleşmediğini, şirket yönünden davacının manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, yüksek tutardaki manevi tazminat miktarını kabul etmediklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Somut olaya 14.11.2016 tarihinde dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otobüs ile Silivri İlçesinde ... Mahallesi yönünden ... Mahallesi istikametine seyir halindeyken, olay yeri olan ... Sokak kesişim kavşağından geçtiği sırada sağ ön kısımları ile, seyrine göre yolun sağ tarafından yolun karşı tarafına geçen davacı yaya ...'a çarpması sonucu dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir. Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi kusur bilirkişi raporuna göre dava dışı sürücünün % 15, davacının ise % 75 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Silivri Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/730 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre sürücünün tali derecede, davacının tali derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı). Davalı ... San. Tic. A.Ş., ... plakalı otobüsün maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Bu nedenle Mahkemece davalı ... San. Tic. A.Ş. yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Çalışma gücü kaybı zararının hesabında yaralanan veya malul olanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Malul kalanın kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer malul kalanın gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir iş yerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Davacının İstanbul Üniversitesi Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği bölümü öğrencisi olduğunu anlaşıldığından mahkemece bu yönde araştırma yapılarak sendikalara müzekkere yazılarak muhtemel ücret tespitleri yaptırılmıştır. Toplanan deliller çerçevesinde davacının mezuniyet tarihine göre muhtemel gelirinin emsal ücret araştırmaları çerçevesinde tespit edilerek tazminat hesabı yapılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde davacı TL üzerinden maddi tazminat talebinde bulunduğu açık olup mahkemece de kaza tarihindeki kur üzerinden davacının gelirinin belirlenmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Yargılama aşamasında mahkemece aldırılan 03/02/2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporuna karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmemiştir. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde bilirkişi raporunda ki hesaplama ve tazminat miktarı bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece maddi tazminat miktarı bakımından 03/02/2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz etmeyen davacı lehine olacak biçimde, hesaplama yöntemi ile birlikte asgari ücrette gerçekleşen artışın kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle uygulanmasıyla yeniden hesap yaptırılıp, tazminatın ilk bilirkişi raporundaki miktarı dahi aşacak biçimde belirlenmesinin, davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edeceği (HGK'nun 18.02.2020 tarih, 2016/21-817 Esas ve 2020/167 Karar sayılı ilamı da bu yönde) hususu dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda usuli kazanılmış hak gereği 03/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 678.850,30 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekmekte olup Dairemiz tarafından hüküm bu yönden düzeltilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19844 E. ve 2019/8286 K. sayılı kararında;"...Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir.Somut olayda, dava tarihi 12.11.2012 olup, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda zarar toplamı 68.815,51 TL olarak belirlenmiştir. Davacı vekili, 05.12.2013 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile alacağını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 40.500,00 TL olarak ıslah etmiştir. Daha sonra ıslah edilmeyen 28.815,51 TL için tamamlama harcını 06.03.2015 tarihinde yatırmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nun 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. Mahkemece davacının ıslah dilekçesi ve bedel artırım talebi esas alınarak bir karar vermek gerekirken sadece ıslah dilekçesindeki talep gibi karar verilmesi ve bedel artırım talebinin dikkate alınmaması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." belirlemesinde bulunmuştur (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6162 E. ve 2021/9730 K. sayılı kararı). Kabule göre eldeki davada davacı vekili, davasını belirsiz alacak davası şeklinde açmıştır. Mahkemece, bir kez talep arttırım dilekçesinden sonra verilen ve ıslah hakkı kullanılması niteliğinde olan 12/12/2021 tarihli ıslah dilekçesi verilmesinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının bir miktar düşük olduğu, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uymadığı, 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığından bu yöne değinen davacı vekili istinaf talebi yerinde görülmüştür. Bu nedenle; davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-678.850,30 TL kalıcı maluliyet tazminatının 14.11.2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine; Ancak davalı ... Sigorta Şirketinin sorumluluğunun 289.932,51TL ile sınırlı olmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-40.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... Tic A.Ş'den kaza tarihi 14.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine 3-Manevi tazminat davasında fazla istemlerin reddine, 4-Başlangıçta peşin olarak alınan 35,90 TL harcın ıslah/tamamlama harcı 1.725,00 TL ile birlikte, alınması gerekli olan 49.104,66 TL harçtan mahsubu ile bakiye 47.343,76 TL karar ve ilam harcının -davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 19.805,29 TL ile sınırlı olmak kaydı ile- davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,5-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 35,90 TL, posta ve tebligat gideri 585,60 TL, bilirkişi ücretleri toplamı 900,00 TL, Adli Tıp Kurumu(Maluliyet) fatura bedeli 687,00 TL olmak üzere toplam 2.208,50 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 2.063,50 TL yargılama masrafına, peşin harç 35,90 TL, ıslah/tamamlama harcı 1.725,00 TL ile birlikte, eklenerek sonuç olarak 2.842,09 TL'nin -davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 865,75 TL ile sınırlı olmak kaydı ile- davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı yan üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... San. Tic. A.Ş.tarafından tebligat ve posta masrafı olarak yapılan 150,00 TL yargılama masrafının davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 71,38 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ... San. Tic. A.Ş.'ye verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Adli yardım kararı gereği suç üstü ödeneğinden karşılanan 500,00 TL bilirkişi ücreti giderinin davanın kabul edilen kısma oranı sonucu bulunan 262,04 TL'sinin -davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 105,75 TL ile sınırlı olmak kaydı ile- davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, bakiye kısmın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Maddi tazminat davası yönünden davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 105.827,55 TL avukatlık ücretinin -davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 28.745,28 TL ile sınırlı olmak kaydı ile- davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 9-Maddi tazminat davası yönünden davalı ... San. Tic. A.Ş. yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 10/2 maddesi uyarınca 92.784,76 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak bu davalı 'ya verilmesine, 10-Manevi tazminat davası yönünden davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalı Sora Kozmetik San. Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, 11-Manevi tazminat davası yönünden davalı ... San. Tic. A.Ş. yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 10/2 maddesi uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak bu davalı 'ya verilmesine, 12-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa, artan delil avansının yatıran davalıya iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacı ile davalı ...San. Tic. A.Ş tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-a-)İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 95,57 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,00 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, b-)İstinaf aşamasında davalı ... San. Tic. A.Ş tarafından yapılan 4,63 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile adı geçen davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025