T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2022/1875
KARAR NO:2025/894
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:13/07/2021
NUMARASI:2018/226 Esas - 2021/739 Karar
DAVA:Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
KARAR TARİHİ:20/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin çocukları/ kardeşleri olan ...'ın 04/01/2018 tarihinde davalılardan ...'ın kullandığı ... plakalı aracı ile çarpması sonucu gerçekleşen kaza neticesi vefat ettiğini, müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını bu nedenle ve ileride arttırılmak kaydı ile maddi tazminata esas şimdilik toplam 40 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacılar...ve anne ... için 70.000'er TL, kardeşler ..., ..., ..., ..., ... ve ... için 25.000'er TL olmak üzere toplam 290.000 TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müteveffanın kardeşlere destekliğini gerektiren herhangi bir duruma ilişkin belge sunulmadığını, kardeşlerin birbirlerine destekliğinden bahsedebilmek için ölenin maddi anlamda refah içinde olduğunun ispatlanması gerektiğini, davacı tarafın avans faizi talebi haksız olduğunu, yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, kazaya karışan araç ruhsatta görüleceği üzere araç hususi olduğunu belirterek davanın esastan ve usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazada müvekkilinin kusursuz olduğunu, kusurun müteveffada olduğunu, müvekkilinin seyir halinde iken İETT'ye ait sarı renkli belediye otobüsünün arkasından, otobüsü sağlayarak ve aşırı hızlı bir şekilde gelerek aracın arka sağına vurduğunu, müvekkilinin kendisine yeşil ışık yandığı sırada dönüşünü gerçekleştirdiğini, kavşakta sola dönüş yapılamayacağına dair bir trafik işareti veya uyarı levhası bulunmadığını, kazanın meydana gelmesine müteveffanın neden olduğunu bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Davacılardan ... ve ...'a önceki celsenin 1 numaralı ara kararına istinaden usulüne uygun tebligat yapıldığı anılan davacıların duruşmada hazır bulunmadığı görülmekle anılan davacılar yönünden HMK 150 maddesi gereği dosyanın işlemden kaldırılmasına, 3 aylık süre içinde yenilendiği taktirde mahkememizin ayrı bir esasına kaydına, yenilenmediği taktirde davanın anılan davacılar yönünden açılmamış sayılmasına, 2-Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ...'in açmış olduğu destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine,3-Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ...'in davalı ... hakkında açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile,-Taktiren anne ... için 5.000,00-TL baba...için 5.000,00-TL, kardeşler ..., ..., ..., ... yönünden her biri için 1.500,00 TL olmak üzere toplam 16.000-TL manevi tazminatın 04/01/2018 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir Bu karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle müvekkiller ... ve ... yargılama süresinde reşit olmaları dolayısıyla söz konusu kişilerin velileri tarafından kendisine verilen vekaletnamenin geçersiz sayılması hukuken doğru olmadığını, söz konusu kişiler tarafından verilen vekaletname ile temsil edebilmesi gerektiğinden söz konusu kişilerin dosyalarının takipsizlikten tefrik edilmesi kararının kaldırılmasını ve söz konusu kişiler için talep ettiği manevi tazminat tutarlarının hüküm altına alınmasına karar verilmesini, diğer davacılar için belirlenen manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müteveffa motorsiklet sürücüsü uyuşturucu etkisinde olup, kazanın oluşumunda tamamıyla kusurlu olduğunu, yerel mahkemenin manevi tazminat miktarları yüksek olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 04/01/2018 tarihinde saat 19:30 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki... plaka sayılı minibüs ile ... Caddesini takiben seyri sırasında olay mahalli kavşağa yeşil ışıkta girip sola manevra ile ...Caddesi istikamete dönüş yaptığı esnada aracının sağ arka kısmına, karşı yönden gelen otobüsün sağ tarafından geçiş yaparak gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin ön kısımlarıyla çarpışması sonucu dava konusu trafik kazası meydana gelmiş ve davacıların yakını ...'ın kazada ölmesi nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamından hükme esas alınan kusur raporunun istinaf talep eden davalı ... vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur raporu bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden kusur raporuna ilişkin davalı ... vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Kaldı ki; Kaza nedeniyle davalı ... hakkında yapılan ceza yargılamasında, mahkemece hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumundan 11/03/2019 tarihli alınan raporda müteveffa sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu, sanık sürücü ...'ın ise alt düzeyde tali kusurlu olduğu belirtilmiş ve davalı sanığın cezalandırılmasına dair verilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulduğu ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 14/11/2019 tarih, 2019/2582 Esas ve 2019/3786 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kararın kesinleştiği görülmüştür. Yine mahkemece alınan ATK kusur raporunda da davalı sürücü ...'ın alt düzeyde tali ve % 5 oranında, müteveffa sürücü ...'ın ise asli ve % 95 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş olup, Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü anlaşılmaktadır.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece; "... kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ile müteveffanın kusur durumu, davalı sürücünün kusurunun alt düzeyde olması yine kaza esnasında motosiklet sürücüsü müteveffanın dosyada mevcut olan 04/01/2018 tarihli tutanaktan kaskının olmadığı ve 05/01/2018 tarihli Otopsi Tutanağında ölüm sebebinin genel beden travmasına bağlı kafatası sternum kırıklarıyla beraber iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama beyin kanaması olduğunun tespit edilmiş olması, soruşturma dosyasında motosiklet sürücüsü müteveffanın olay tarihinde ekstazi, esrar ve kokain içerek motosiklet kullandığının" tespit edilmiş olması birlikte değerlendirilerek belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. HMK''nın 114/1-f maddesine göre; vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması dava şartlarındandır. Davacılardan ... ve ... adına velayeten babası...tarafından verilen 09/01/2018 tarihli vekaletnameye dayanılarak davanın açıldığı, davacı ...'ın 19/01/2003 doğumlu olduğu ve yargılama sırasında 19/01/2021 tarihinde reşit hale gelerek dava ehliyeti kazandığı yine davacı ...'ın 16/11/2001 doğumlu olduğu ve yargılama sırasında 16/11/2019 tarihinde reşit hale gelerek dava ehliyeti kazandığı ve bu davacılar için yasal temsilcinin sıfatı sona erdiğinden davanın ergin ... ve ... tarafından bizzat yahut vekalet verdiği bir avukat tarafından takip edilmesi zorunlu olduğu, ehliyetin dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği ve reşit hale gelen ... ve...'a bizzat duruşmalara katılmasının sağlanılması veya kendisi adına verdiği vekaletname kapsamında vekili aracılığıyla yargılamayı sürdürmesi gerektiğinden mahkemece usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen anılan davacılar duruşmaya katılmamış olup bir vekil aracılığı ile de kendisini temsil ettirmediği nedeniyle anılan davacılar yönünden dosyanın HMK nun150/1 maddesi gereği davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Aynı nedenlerle davacılar ... ve ... adına vekil tarafından sunulan vekaletname bulunmadığından kararın bu davacılar yönünden istinaf edilmesi de mümkün değildir.Bu nedenlerle; davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacılar vekili ve davalı ... vekili vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.20/05/2025