T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1021
KARAR NO: 2025/479
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 09/02/2022
NUMARASI: 2020/277 Esas - 2022/98 Karar
DAVA: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
KARAR TARİHİ: 12/03/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; 24.02.2019 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı, ölümlü ve yaralanmalı trafik kaza sonrasında tutulan tutanak ve ekspertiz raporu gereği kazanın meydana gelişi davalı sigortalı ... plakalı aracın kontrolden çıkarak ... plakalı araca çarpması ve ... plakalı aracın kendi etrafında dönerek çarpma noktası tespit edilemeyen yayaya ve daha sonra tekrar ... isimli Tekel Bayi'ye çarpması şeklinde olup, kazadan sonra İstanbul Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi'nde alınan alkol raporunda sigortalıya ait aracı kullanan sürücünün 1.68 promil alkollü olduğu tespit edildiği, bu kazadan kaynaklı olarak hak sahiplerince Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu gerçekleştirildiğini ve ayrıca hasar aşamasında da bir kısım ödemelerin hak sahiplerinden ... adlı firmaya 32.760,00 TL, kazaya karışan diğer aracın ruhsatta yer alan hak sahipleri olan ..., ... ve ...'a ayrı ayrı 8.566,60 TL, hak sahiplerinden ...'a yapmış olduğu Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu neticesinde 2019/52284 E. 2019/79725 K. sayılı dosyada gerçekleştirilen sulh gereği 17.515,00 TL ve yine hasar aşamasında 30.590,03 TL olmak üzere toplam 106.564,83 TL ödeme gerçekleştirildiğini, kaza sırasında müvekkili şirkette ZMSS poliçesi bulunan ... plakalı araç sürücüsünün alkollü araç kullanılması nedeniyle sebebiyet verdiği kaza dolayısıyla Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinin c ve f fıkraları uyarınca ödenen tazminatın rücuen sigortalısından tahsilini talep zorunluluğu doğduğunu, bu kapsamda 17.02.2020 tarihli İstanbul Arabuluculuk Bürosu 2020/13110 arabuluculuk numaralı Arabuluculuk dosyası, 17.02.2020 tarihli İstanbul Arabuluculuk Bürosu 2020/13109 arabuluculuk numaralı Arabuluculuk dosyası, 17.02.2020 tarihli İstanbul Arabuluculuk Bürosu ... arabuluculuk numaralı Arabuluculuk dosyası ile rücu talepleri dava şartı gereği talep edilmiş ise de uzlaşma sağlanamadığını belirterek toplam 106.564,83 TL tutarın, 30.590,03 TL'sinin ödeme tarihi olan 14.05.2019 tarihinden; 32.760,00 TL'sinin ödeme tarihi olan 03.04.2019 tarihinden; 25.699,80 TL'sinin ödeme tarihi olan 08.07.2019 tarihinden; 17.515,00 TL tutarın ise 04.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak sahiplerinden ... İnş. Ve Hayv. firmasına 32.760,00 TL ödeme yapıldığının belirtildiğini ve ekinde dekont sunulmuş ise de kaza tutanağında bu firmanın adı geçmediğini dava konusu kazayla ilgisinin anlaşılamadığını ayrıca dava öncesi yapılan arabuluculuk başvurularında bu firmaya yapılan herhangi bir ödemeden ve bu ödemeye ilişkin rücu talebinden bahsedilmediğini bu alacak talebi yönünden dava şartı gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Açılan rücuen tazminat davasının 32.760,00TL’lik kısmının iş bu alacağa konu arabulucuk dava şartı gerçekleşmediğinden usulden reddine, açılan rücuen tazminat davasının 73.804,83 TL (25.699,80TL + 17.515,00TL+30.590,03TL)’lik bakiye kısmının rücuen tazminata ilişkin yasal şartlar oluşmadığından esastan reddine, " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe yapılan arabuluculuk başvurusunda davalı tarafa karşı arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, ticari alacaklara ilişkin olarak yapılan bu başvuru Arabuluculuk Bürosu tarafından ödeme kalemlerine göre başvurulara bölünmüş olup söz konusu durum usul ekonomisine aykırı olduğunu, dosya kapsamında toplam 3 arabuluculuk anlaşamama tutanağı sunulmakla davalıdan talep edilen tüm tazminatlar bakımından anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle aslında her bir tutanak alacağın bir kül halinde talep edildiğini göstermesine rağmen mahkemece bu husus değerlendirilmeden bir kısım alacağa ilişkin olarak usulden ret kararı verilmesi usul ekonomisine aykırı olduğunu, HMK madde 115(2) kapsamında kesin süre verilmeden dava usulden reddedildiğini, Arabuluculuk başvurusu giderilebilir bir noksanlık olmasına rağmen mahkemece bu hususta ara karar kurularak süre verilebilecekken bir süre verilmeden doğrudan davanın reddilmesi HMK'nın ilgili hükmüne aykırı olduğunu, davanın reddini kabul anlamına gelmemekle birlikte esastan redde ilişkin kısımda hükmedilen vekalet ücreti maktu olmalıyken mahkemece nispi olarak hesaplandığını, ilk derece mahkemesi tarafından davanın bir kısmı bakımından usulden ret, bir kısmı bakımından ise esastan ret verilerek davanın tamamı reddedildiğini, AAÜT'nin 13. Maddesi kapsamında davaların tamamının reddi durumunda (red sebebinden bağımsız olarak) maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ancak mahkemece bu husus dikkate alınmadan nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olup bu durum yasaya aykırı olduğunu, 01.06.2015 tarihli genel şarta göre rücu şartının oluşması için sigortalı araç suç üstünün mevzuatta belirtilen oranın üzerinde alkollü olması yeterli olduğunu, münhasırlık aranmasına gerek bulunmadığını, yeni genel şartların lafzından da anlaşılacağı üzere mevzuatta belirtilen seviyenin üzerinde alkol alınmış olması artık sigortacının sigortalısına alkolden rücu edebilmesi için yeterli olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Yargıtay HGK'nun 11.05.2011 tarih, 2011/17-182 Esas ve 2011/294 Karar sayılı kararında"... taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez. Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. Başka bir anlatımla sürücü alkollü olsa da olmasa da kaza meydana gelecektiyse bu durum sigortacının sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir. Bu kapsamda alkollü araç kullanma sebebiyle oluşan bir rizikoda sigorta tazminatı ödeyen sigortacı kendi sigortalısına rücu ederken TTK 1281. madde uyarınca böyle bir durumun varlığını ispat ile yükümlüdür. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının her zaman doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağının kabulü gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. ....Yerel Mahkemece nörolog, hukukçu ve trafik uzmanından oluşan bilirkişi kurulundan alınan raporda davacının salt alkolün etkisi altında kalması dolayısıyla kazanın ortaya çıktığı belirtilmiş ise de bu tespit olayın yukarıda özetlenen oluşumu ve dosya kapsamı ile bağdaşmamaktadır. Alkollü olmayan bir sürücü de kavşakta geçiş önceliğine uymama nedeniyle kazaya sebep olabilir. Kaldı ki, davacının sigortalısı olayda %75 oranında kusurlu olup, ... plaka sayılı araç sürücüsünün de olayın meydana gelmesinde %25 oranında kusuru bulunmaktadır. Açıkça görüleceği üzere ve yukarıda değinildiği gibi kaza, tek başına davacı şirket sigortalısı araç sürücüsünün alkollü olmasının etkisiyle meydana gelmemiştir. Olayda bu etmen yanında sigortalı araç sürücüsünün kavşakta geçiş önceliğine uymaması ve diğer araç sürücüsünün kavşağa aracın hızını azaltmadan girmesi şeklindeki davranışlar da rol oynamıştır. Hal böyle olunca, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekirken; olayın oluş şekline, dosya içeriğine ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına aykırı bulunan bilirkişi raporundaki görüşlere itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. ..." yönünde karar verilmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/4790 E.- 2024/11091 K. sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta mahkemece içinde nöroloji uzmanı bulunan heyetten alınan bilirkişi raporuna göre; trafik kazasının münhasıran sürücünün alkollü olması nedeniyle meydana gelmediği hava-yol şartları ve diğer sürücünün ve yayanın kusuru gibi dış faktörlerinde olayda etkili olduğu tespit edildiği, bu durumda rücu koşulları oluşmadığından 73.804,83 TL için davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin sigortalı araç sürücüsünün mevzuatta belirtilen oranın üzerinde alkollü olması yeterli olduğuna (sürücü 1,68 promil) ilişkin istinaf itirazının reddi gerekmiştir. Dosya kapsamından, dava dilekçesine ekli arabuluculuk ... nolu karşı araç maddi hasar için, ... nolu(... büro no) tutanağın hak sahibi ...'a yapılan ödeme rücusu yine ... büro ... nolu arabaluculuk tutanağının hak sahibi ...'a sigorta tahkim sonucu ödenen rücu için olduğu görülmüştür. 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde davanın arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açılmış olmasına, davacı dava tarihinden sonra arabulucuya başvurmuş olsa dahi zorunlu dava şartı olan "arabulucuya başvuru" koşulunun tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre İlk Derece Mahkemesince zorunlu dava şartı arabuluculuk koşulu yerine getirilmediğinden ve arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesince;" ... adlı firmaya yapılan ödemelere ilişkin arabuluculuk yoluna müracata ilişkin dava şartının sağlanmadığı, bu yönden talep edilen 32.760,00 TL'ye ilişkin arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine" dair davanın esasına ilişkin bir değerlendirme yapmaksızın usulden red kararı verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Mahkemenin gerekçeli karar hüküm fıkrasında; "6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan usulden reddi yönünden 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan esastan reddi yönünden 10.394,63TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine" karar verilmiş ise de usulden red kararı verildiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13/4maddesi gereğince maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücreti verilmesi doğru olmamış, İlk Derece Mahkemesi kararı, vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi için kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Açılan rücuen tazminat davasının 32.760,00TL’lik kısmının iş bu alacağa konu arabulucuk dava şartı gerçekleşmediğinden USULDEN REDDİNE, 2-Açılan rücuen tazminat davasının 73.804,83 TL (25.699,80TL + 17.515,00TL+30.590,03TL)’lik bakiye kısmının rücuen tazminata ilişkin yasal şartlar oluşmadığından esastan reddine 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 80,70.-TL red karar harcının, mahkememiz veznesine yatırılan 1.819,87.-TL peşin harcından mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 1.739,17.-TL harcın karar kesinleşince ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan toplam 100,00TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan usulden reddi yönünden 5.100,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan esastan reddi yönünden 5.100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 8-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.096,27TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 67,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/03/2025