T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1120
KARAR NO: 2025/448
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 03/02/2022
NUMARASI: 2016/663 Esas - 2022/36 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 12/03/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalılardan ...'ün sevk ve idaresinde ve ...'nin maliki olduğu ... çekici, ... römork plakalı aracın 14/03/2015 tarihinde Ortaköy yönünden Silivri yönüne giderken TEM köprüaltı Ortaköy mevkii civarında çarpışması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza sonucu ağır şekilde yaralandığını, mesleğinin tır şoförlüğü olduğunu ancak kazadan sonra mesleğini icra edemez hale geldiğini, sürekli işgöremezlik durumu oluştuğunu, aynı işyerinde masa başı bir işte daha az ücretle çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin henüz 38 yaşında evli ve bir çocuk babası olduğunu, vücut bütünlüğünün bozulması nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü, eşi ve 11 yaşında çocuğunun bu durumdan manevi olarak zarar gördüklerini, kazaya karışan aracın ... Sigorta AŞ. tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu belirterek müvekkillerinden ... için 80.000,00TL, ... için 15.000,00TL, ... için 5.000,00TL olmak üzere toplam 100.000,00TL manevi ve işgöremezlik nedeniyle 50.000,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar ıslah dilekçesi ile talebini 525.974,49 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartının yerine getirilmemesi sebebiyle davanın usul yönünden reddi gerektiğini, ... plakalı aracın, müvekkili şirkete 30.05.2014-30.05.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS (Trafik) Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 290.000TL olduğunu, trafik sigortacısı şirketin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, dosyada öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, davacının trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığını ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini, meydana gelen trafik kazası, davacı yan bakımından bir iş kazası olduğunu, iş kazası olması sebebi ile açılmış başka bir davanın olup olmadığını, işveren poliçesinden destek tazminatını kapsayan bir ödeme yapılıp yapılmadığını, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı ve aylık bağlanıp bağlanılmadığı tespit edilmesi gerektiğini, tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde, ödenen tutarların hesaptan mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden aleyhlerine hüküm kurulmasına kanaat getirilmesi halinde, faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak dikkate alınması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacılar haksız fiilden kaynaklı zararın karşılanmasına ilişkin taleplerini kaza tarihi 14.03.2014 olup 14.03.2015 tarihine kadar 1 yıl içinde ileri ileri sürülmesi gerekeceğini, bu sebeple davacıların taleplerine karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, manevi tazminatın çok afaki olduğunu, söz konusu durumun haksız kazanç haline dönüştürülmeye çalışıldığını, müvekkilinin söz konusu kazaya karışan aracın maliki olduğunu, davacı yan tarafça dava dilekçelerinde belirtmiş oldukları araç sürücüsünün tam kusurlu olduğuna yönelik iddialarını kabul etmediklerini, ceza mahkemesinin kabul etmiş olduğu kusur oranına itiraz ettiklerini, ceza mahkemesinde verilen kusur raporu doğrudan hukuk mahkemesinde kabul edilemeyeceğini, kusurun yeniden değerlendirilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada görevsizlik kararı verilmiş olup, karar kesinleştikten sonra dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinden tarafına hiçbir tebligat yapılmadığını, söz konusu görevsizlik kararının kesinleşmiş olmasının mümkün olmadığını, karar kesinleşmeden davaya devam edilmesinin usule aykırılık teşkil ettiğini, işbu nedenle açılan davanın her şeyden önce usul yönünden reddedilmesinin gerektiğini, kaza tensip tutanağı düzenlenirken neye göre düzenlendiğinin dahi belli olmadığını, hiçbir kamera kaydı bulunamadığını, hiçbir görgü tanığının beyanı da bulunamadığını, kaza mahallinin manevra yapılacak bir yer olmadığını, davacı tarafın kusur konusundaki beyanlarını kabul etmediğini ve itiraz ettiğini, emsal yargı kararlarında da manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak değerlendirilmemesi gerektiği hassasiyetinin de göz önüne alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminat talepleri yönünden konusu kalmadığından Karar Verilmesine Yer Olmadığına, Davacının ekonomik geleceğinin sarsılması tazminat talebinin Kabulü ile 235.974,49-TL'nin kaza tarihi olan 14.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve davalı ... müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... Sigorta yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Davalıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile; Davacı ... 12.000,00-TL, Davacı ... 7.000,00-TL, Davacı ... 3.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve davalı ... müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davalı ... Sigorta yönünden reddine, ekonomik geleceğin sarsılması tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili, davalı ... ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın, davalı sürücü ...'ün %100 kusurlu olduğu sabit olan trafik kazası sebebiyle, işi olan tır şoförlüğünü yapamaz hale geldiğini ve %38,2 oranında meslekte kazanma gücü kaybı olduğunun tespit edildiğini, belirlenen manevi tazminatların düşük kaldığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Somut olayda tüm kusur müvekkilinin maliki olduğu araç sürücüsüne yükletilmiş ise de olayda araç sürücüsünün %100 kurusu olmayıp kazanın gerçekleştiği yerin TEM otoyolu olmasının ve hiç bir tedbir de alınmamış olması, bilirkişi raporunda zeminin ıslak olduğu, kaplama üzerindeki asfaltın sökülmüş olduğunun tespit edilmiş olması, davalı araç sürücüsünün sökülmüş asfaltı gördüğünde hızını azaltmış ise de sökülmüş alana girmemek için manevra yaptığı sırada çekici arkasında bulunan römorkun sol arka yan tarafının yolun sol tarafa geçmesi neticesinde kazanın meydana geldiği olayda davalı sürücüye %100 kusur atfedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacıda %47 oranında maluliyet tespit edilmiş ise de ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle hesaplanan tazminatının eksik ve hatalı değerlendirmeler sonucu belirlendiğini, davacının son gelir durumunun net olarak belirlenmesi gerekirken bu hususta hatalar yapıldığını, davacıya bu konuda ispat imkanı verilmesi ve davacının yaptığı işe göre varsa resmi kayıtların getirilmesi bu konu ile ilgili kuruluşlara yazı yazılarak muhtemel gelirinin tespit edilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından ücret tespiti yapılmış olsa da davacının ücretinin fahiş miktarlarda hesaplandığını, hesap hatası yapıldığını, SGK'dan gelen yazıda davacıya 14.001,22 TL geçici iş görmezlik ödeneği ödendiği bildirilmiş olup bu ödeneğin tazminattan düşülmesi gerekli olmasına rağmen mahkemenin belirlenen tazminattan ödenen tutarı düşmediğini, tüm nedenlerle müvekkilinin maliki oldu araçta meydana gelmiş olan kazada araç sürücüsünün %100 kusurlu bulunarak müvekkilinin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınmaksızın belirlenen tazminat bedelleri fahiş olup hiç bir malvarlığı bulunmayan müvekkilinin maddi ve manevi olarak mahvına neden olacağını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mevcut kazanın oluşumunda müvekkilinin kusuru bulunmadığını, dosya içeresinde kazanın oluşumunu gören görgü tanığı veya kamera kaydı bulunmadığını, kazaya ilişkin resimlere bakıldığında kaza tespit tutanağının aksine kazanın köprü altında olmadığını, dikkatlice bakıldığında müvekkilinin ne bir şerit ihlali yaptığını, ne de yolda bir çukur bulunmadığını, yolda çukurun olduğu, çukurdan kaçmak amacıyla şerit ihlalinin yapıldığı şeklindeki beyanların gerçeği yansıtmadığını, dosyada ceza yargılamasındaki kusura ilişkin rapor dışında kusur raporu bulunmadığını, davalı sigorta şirketince de yeniden kusur incelemesi talep edildiğini, fakat kusur incelenmediğini, kaza sonrası davacıda oluştuğu beyan edilen maluliyetin geçici nitelikte olup olmadığı ve kaza ile illiyet bağının olup olmadığı hususlarının tespiti gerektiğini, bu yönde bir incelemenin dosyada yapılmadığını, kaza sonrası davacının kazanç kaybının söz konusu olmadığını, davacının çalışmasına devam etmekte olduğunu, gelirinin düştüğü şeklindeki beyanın geçersiz olduğunu, hesap uzmanı bilirkişiden hem kusura ilişkin rapor hem de tazminat hesabı yapılması talebinin hatalı olduğunu, kusura ilişkin itirazları değerlendirme fırsatı verilmeden hesaplama yapılmasının kabul edilebilir olmadığını, kazanın oluşum şartları değerlendirildiğinde davacının kusurlu olduğunu, kaza mahallinde yapılacak keşif ile maddi gerçeğin ortaya çıkarılabileceğini, müvekkilinin kullandığı aracın sola manevra yaparak davacıya vurduğunu ve kusurlu olduğunu gösterir hiçbir delilin dosyada bulunmadığını, tamamen davacının beyanlarına göre ve yeterli inceleme yapılmadan rapor verildiğini, raporun yerel mahkemece karara esas alınmasının hatalı olduğunu, denetime elverişsiz raporun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, bozma sebebi olduğunu, davacının ekonomik geleceğin sarsılmasından bahisle bir zarar talebinin söz konusu olmadığını,Mahkemece verilen ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı 315.077,94 TL tazminat ile 208.804,69 TL sürekli iş göremezlik kararının hukuka aykırı olduğunu, davacının hem sürekli iş göremezlik hem de ekonomik geleceğin sarsılmasından bahisle çifte zarar hesabının yargı kararlarına ve hakkaniyete uygun olmadığını, davacının dava dilekçesinde hiç çalışmadığından bahsetmediğini, davacının yine aynı şirkette masa başı işte çalışmaya devam ettiğini açıkça beyan ettiğini, davacının SGK tarafından davacıya 143.333,70 TL PSD bağlandığını, Bu PSD tutarının tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davacının dilekçesinde de beyan ettiği üzere kendi çalıştığı iş yerindeki iş kazası kolundan maluliyet geliri alıp almadığının veya almamışsa bu gelirin bağlanması için kuruma müracaatının sağlanması ve kurum tarafından davacıya yapılacak ödemeler ile bağlanacak gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısımlarının hesaplanarak tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 14.03.2015 günü saat 09.00 sıralarında davalı sürücü ... yönetimindeki diğer davalı ...'nin maliki olduğu ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS poliçeli ... plaka sayılı çekici arkasında ... plaka sayılı römork olduğu halde TEM otoyolunu takiben Ortaköy istikametinden Silivri istikametine seyri sırasında, TEM köprüsü altında, karşı yönden gelen davacı ... yönetimindeki ... plaka sayılı kamyonetin sol ön köşesine çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Ceza Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda; "... Kaza tespit tutanağına ekli kaza yeri krokilerinde ... mahallesi istikametine göre yolun sağ şeridi içerisinde orta şerit çizgisine 2.30cm mesafede 5cm derinliğinde asfalt kaplamasının sökülmüş kısmının işaretlendiği,kaza sonrası araç parçalarının Kavaklı mahallesi istikametine göre yolun sol şeridi içerisinde işaretlendiği görülmüştür....Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki araçla virajlı kesimde kendi şeridini takiben seyrini sürdürmesi gerekirken müşteki sürücü'nün şeridine geçerek şerit ihlalinde bulunduğu,müşteki sürücü'nün istikamet şeridini kapattığı, ilk geçiş hakkını müşteki sürücü'ye vermediği anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurludur. Müşteki sürücü ... sevk ve idaresindeki araçla kendi şeridini takiben seyrini sürdürdüğü esnada sanık sürücü'nün kendi şeridine geçtiği ve kendi aracına çarptığı olayda çarpma noktasının yeri,banket üzerindeki izler ve dosya içerisindeki tüm veriler dikkate alındığında kazanın oluşumunda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. Kaza tespit tutanağına ekli kaza yeri krokilerinde belirtilmiş boyutlarda işaretlenen sökülmüş asfalt kısmının kazanın oluşumuna etkisi bulunmamaktadır..." kanaati belirtilmiştir. Ceza Mahkemesince, "... sanığın olay günü sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ile seyir halinde iken TEM Otoyolu köprüsü altına gelindiğinde yolun virajlı olması sebebiyle geliş yönüne doğru yolun sağ tarafından seyir etmekte olan katılana ait ... plakalı aracın şeridine girdiği, şerit ihlalinde bulunmak suretiyle katılana yol vermeyerek söz konusu kazanın oluşmasına sebep olduğu, yaşanan bu olayda sanığın virajlı yolda kendi şeridini takiben seyir etmesi gerekirken gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek söz konusu kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, katılan sürücünün ve kaza tespit tutanağında görülen sökülmüş asfaltın kazanın oluşumunda herhangi bir etkisinin olmadığı Mahkememizce de değerlendirilmiş, bu yöndeki Adli Tıp İhtisas Kurulu raporuna itibar edilmek suretiyle suçun işleniş biçimi, sanığın taksir kusurunun ağırlığı gözetilerek takdiren ve teşdiden alt sınırdan sanık hakkında ceza tayin edilmiş,..." maddi vakıa açıklaması ile karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinde incelenerek 19/03/2019 tarih 2017/8010 Esas ve 2019/3725 Karar sayılı karar ile onama kararı verildiği ve bu suretle kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı yönde kusur belirlemesi yapılmıştır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. İlk Derece Mahkemesince davalı vekilinin kusura yönelik itirazlarının değerlendirildiği, ceza mahkemesince sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen ve kesinleşen maddi olgulara (... sanığın olay günü sevk ve idaresindeki ...plakalı çekici ile seyir halinde iken TEM Otoyolu köprüsü altına gelindiğinde yolun virajlı olması sebebiyle geliş yönüne doğru yolun sağ tarafından seyir etmekte olan katılana ait ... plakalı aracın şeridine girdiği, şerit ihlalinde bulunmak suretiyle katılana yol vermeyerek söz konusu kazanın oluşmasına sebep olduğu, yaşanan bu olayda sanığın virajlı yolda kendi şeridini takiben seyir etmesi gerekirken gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek söz konusu kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, katılan sürücünün ve kaza tespit tutanağında görülen sökülmüş asfaltın kazanın oluşumunda herhangi bir etkisinin olmadığı...) uygun olarak alınan ksur raporuna göre değerlendirme yapılarak karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davalı sürücüye görevsizlik kararının Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği görülmekle bu yöne ilişkin istinafın reddi gerekmiştir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 23/10/2019 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre davacının meslekte kazanma gücünü % 38,2 oranında kaybettiği ve geçirdiği kaza nedeniyle 9 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. SGK tarafından geçici iş göremezlik ödemesi ve peşin sermaye değerle ödeme yapılmış ve hesaplanan tazminattan düşülmüştür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/9671 Esas ve 2021/2136 Karar sayılı kararında;"... Dava, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK m. 54) gereğince davacının uğradığını iddia ettiği cismani zararların tazminine ilişkin olup, sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali BK m. 46/I’de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar BK m. 46/I’de “iktisaden mahrum kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zararlar” şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin,vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur (Oğuzman Kemal/Öz Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. B, İstanbul 2009, s. 562).... mahkemece yapılacak iş, davacının kaza tarihinde çalışıp çalışmadığı belirlendikten sonra, yüzünde sabit iz oluştuğuna ilişkin iddiasına yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacı bizzat hazır edilerek yeni ve denetime uygun bir rapor alınarak, daha sonra yüzde sabit izin tespiti halinde, davacının yaşı, medeni hali, sosyal durumu ve mesleği dikkate alınmak suretiyle, davacının varsa yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir...." belirlemesinde bulunmuştur. Dava konusu olay nedeni ile davacının yaralanması ile ekonomik geleceğinin sarsılmasına ilişkin dosya kapsamında inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. O halde Mahkemece yapılması gereken, karar tarihinden sonra davacı ...'nın vefat ettiği de dikkate alınarak mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğini belirlemek, Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulunca hazırlanan 23/10/2019 tarihli maluliyet raporu kapsamında, davacının maluliyetinin şoför olarak çalışmasına engel olup olmadığı hususunun Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan rapor almak, karar tarihinden sonra davacı ... vefat ettiği de dikkate alınarak mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğini belirlemek sonucuna göre tüm dosya kapsamına göre usulü kazanılmış haklar gözetilerek ve olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkelere göre davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının bir miktar düşük olduğu gözetilerek açıklanan konularda yeni bir karar vermekten ibarettir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili, davalı ... ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekili, davalı ... ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar, davalı ... ile davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/03/2025