T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1600
KARAR NO: 2025/426
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 25/04/2022
NUMARASI: 2021/509 Esas - 2022/301 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 05/03/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirkete ait ... plaka sayılı aracın 14/10/2018 tarihinde kazaya karışması sonucu davalı sigorta şirketine hasar ihbarı yapıldığını, bunun üzerine görevlendirilen eksper tarafından hasar bedelinin tespit edilerek aracın tamiri yapılıp davalı sigorta şirketi tarafından hasar bedelinin ödendiğini, daha sonra 24/09/2020 tarihinde meydana gelen ikinci kaza ile davalı sigorta şirketine hasar bildirimi yapıldığını, ancak sigorta şirketinin aracın 2018 tarihli kazasına ilişkin olarak pert total kaydının bulunduğunu, aracın sigortalı olmadığını ve ödeme yapamayacaklarını bildirdiğini, aracın ikinci kazaya istinaden de değerinin oldukça altında hurda fiyatına 65.000 TL'ye satıldığını, sigorta şirketi tarafından pert-total kaydının düşülmüş olmasının aracın sigortalanmasına engel mahiyette bir haksız fiil hükmünde olduğunu, ilk kazaya ilişkin aracın pert işlemine tabi tutulması yönünde hiçbir gerekçe olmayıp bu konu üzerinde tarafların anlaşma sağlamadıklarını, rayiç değerinin tespiti yapılarak tespit edilen rayiç değer ile aracın satış tutarı arasındaki farkın belirlenmesini şimdilik 1.000 TL'nin avans faizi ile 24/09/2020 tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin hangi kazaya ve hangi poliçeye ilişkin olduğunun tam olarak anlaşılamadığını talep 14/10/2018 tarihli kazaya ilişkin ise 2 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğini, davalı şirket tarafından .... ... aracın 24/09/2020 tarihini kapsayan bir poliçe ile sigorta edilmemiş olması nedeniyle davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğinden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, aracın 30/03/2018-30/03/2019 tarihleri arasında Kasko Sigorta poliçesi ile sigortalandığını, davalı şirketin sorumluluğunun poliçenin vadesi, teminatı ve limitiyle sınırlı olduğunu, aracın 14/10/2018 tarihinde meydana gelen kazada uğramış olduğu hasarın davalı şirket tarafından 21/10/2019 tarihinde 66.000 TL ödenerek tazmin edildiğini, taraflar arasında bu kaza ile ilgili ihtilaf ve borç kalmadığını, davacı şirketin zaten aracını 14/10/2018 tarihli kazadan sonra yaklaşık 3 yıl boyunca sigorta ettirmediğini ve sigorta ettirmeye de teşebbüs etmediğini, davacı aracının sigorta ettirme girişiminde bulunsa idi pert-total kaydının karşısına çıkacağını, davalı şirket aracın kaydına sehven pert total kaydı düşmüş olsa dahi davacı şirketin aracını sigorta yaptırmak istemesi durumunda bu kaydın kolayca kaldırılacağını, davacı aracını hiçbir sigorta şirketinden sigorta yaptırmaya girişmediğinden sigorta yaptıramaması şeklinde bir mağduriyet veya engel yaşamadığını, davacının 24/09/2020 tarihli kaza ile ilgili doğan mağduriyetinin eğer düşülmüşse pert total kaydı ile ilgili olmayıp aracını sigorta yaptırmaması hatta yaptırmaya dahi teşebbüs etmemesi ile ilgili olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 02.02.2022 tarihli bilirkişi raporu hatalı olduğundan dolayı Yerel Mahkeme tarafından verilmiş olan karar ve gerekçe de hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda kazaya ilişkin olarak yapılmış olan değerlendirmede araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğundan bahsedilen bu durum davanın konusu ile alakalı bir durum olmadığını,müvekkilinin zaten davalı ile arasında kaza dönemini kapsar bir poliçe olmadığı ikrarı sabit olup ancak iddialarının müvekkilin aynı aracının 24.09.2020 tarihindeki ikinci kazasına kadar ve bu kazadan 5 gün sonrasına kadar davalı tarafça haksız olarak kendi kayıtları veya tramer kayıtlarına müvekkilin belirtilen aracı için pert kaydı uyguladığı, bu kaydın müvekkil tarafından aracının kaskolu olduğu zannı ile yapılan başvuru üzerine pert kaydının silinmediği ve bu hususun dilekçesine ek olarak sunulan davalı taraftan sadır olmuş "dosya önce pert biriminde işlem görmüş. daha sonra aracın onarımı ile kısmi birimde sonuçlandırılmıştır. tam hasar kutucuğu sistemde kalmış. kısmi hasara dönüştürülmesi için yardım masasına ... kayıt açılmıştır. 24 saat içerisinde düzelmiş olacaktır. ... Sigorta Şirket" wp yazışmasındaki verdiği cevapta bu husus davalı tarafça ancak kazadan sonra pert kaydı silinmek sureti ile onun tarafından fark edildiği ve bu durum ikrar edildiğini, akabindeki dönemler için de kaskosunun yapıldığını ve aracının kaskolu olduğunu düşünürken, ikinci kazanın meydana geldiği kaza tarihi ile davalı tarafın aracın kaskolanması için engel oluşturur şekilde pert total kaydına binaen kaskosunun yapılamamış olduğunu öğrendiğini ve bu durumu davalıya bildirdiğini, davalı da wp yazışması ile sabit olduğu üzere ikrar ettiğinden davalının bu haksız eylemi olmasa idi müvekkilin kredi kullandığı banka tarafından primleri ödenmek suretiyle aracı kaskolu olacağından ve meydana gelen ikinci hasardan dolayı da kasko poliçesine tabi kılınıp zararı karşılanacağından bu zararın karşılanması hususunda davalının basiretli tacir kuralına aykırı kusurlu eylemi nedeniyle ulaşamamış olup meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğunu, davalı 24.09.2020 tarihindeki ikinci kazadan, müvekkilin bildiriminden sonra haksız fiilini gizlemek için pert kaydını sildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, davacıya ait ... plakalı aracın ilk kaza tarihinde hasarlanması nedeniyle kasko sigortacısı olan davalıya başvuru üzerine önce perte ayrılmak istendiği ancak daha sonra pert olmadığından hasar bedeli ödendiğini, daha sonra aynı aracın 24.09.2020 tarihindeki oluşan kazadan sonra davalı tarafça haksız olarak kendi kayıtları veya tramer kayıtlarına pert kaydı uygulandığı, bu kaydın davacı tarafından aracının kaskolu olduğu zannı ile yapılan başvuru üzerine pert kaydının silinmediği aracın kaskolanması için engel oluşturur şekilde pert total kaydına binaen kasko sigortasının yapılamamış olması nedeniyle oluşan zararın tazmini talep edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 1421. maddesinde "aksine sözleşme yoksa sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksitin ödenmesi ile başlar" düzenlemesine yer verilmiştir. Sigorta sözleşmesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için, 6102 Sayılı TTK'nun 1409, 1421, 1430 ve 1431. maddeleri hükümleri uyarınca primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olması gerekmektedir. TTK'nın 1431. maddesi emredici nitelikte bir düzenlemedir.( Sigorta hukukunda kural olarak sigorta sözleşmesinin meydana gelmiş olması sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için TTK'nın 1421, 1430 ve 1431 maddeleri hükmünce rizikodan önce primin tamamının veya ilk taksidinin ödenmiş olması zorunludur. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/15848 E - 2017/9133 K. sayılı kararı)) Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; Taraflar arasında ... plakalı araç için ... nolu 30/03/2018-30/03/2019 tarihleri arasında geçerli "Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi tanzim edildiği, 14/10/2018 tarihli kaza ile ilgili 2 adet ekspertiz raporu alındığı, her iki raporun sonuç kanaat alanında sigortalı aracın pert total olması uygun olacaktır tespiti yapıldığı, 27/11/2018 tarihli raporda; pert total alanında "evet" kaydının işaretlendiği, 30/08/2019 tarihli raporda; pert total alanında "hayır" kaydının işaretlendiği, 14/10/2018 tarihli kaza ile ilgili davalı ... şirketinin ... plakalı araç için önce pert total kaydı açtığı sonra ilgili kaydı düzelttiği ancak dava konusu ikinci kaza tarihi olan 24/09/2020 tarihini kapsar bir kasko poliçesi bulunmadığı, davacının ilk kazadan sonra sigorta şirketine poliçe düzenlemek üzere başvuruda bulunduğu ya da sigorta primi ödediğine dair herhangi bilgi belge dekont vs. ibraz edilmediği, prim ödemenin davacının yükümlülüğü olduğu, sona eren kasko poliçesinden sonra aradan geçen zaman zarfında prim dahi ödemeyen davacının geçerli ve yürürlükte bulunan poliçe bulunmadığını bilmesi gerektiği açıktır. Sonuç olarak kaza tarihi olan 24/09/2020 tarihini kapsar şekilde davacının aracı için davalı sigorta şirketi nezdinde yürürlükte bulunan kasko poliçesi bulunmadığından davalı sigorta şirketinin oluşan zarandan sorumluluğuna gidilemeyecektir. İlk Derece Mahkemesince kaza tarihini kapsar poliçe bulunmadığından gerekçesi yanında, araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu nedeniyle de davanın reddine karar verilmiştir. Kusur kasko sigorta poliçesi genel şartlarına göre teminat dışı hal olarak düzenlenmemiş olduğundan bu yönden mahkeme gerekçesi doğru değil ise de davacının iki kaza arasında kasko sigortasının devam ettiğini zannederek ikinci kaza tarihinde poliçesi bulunmadığı halde, davalının kusuru ile ikinci kazayı kapsar poliçesinin olmadığı gerekçesiyle de tazminat talebinin reddine karar verildiğinden sonuç olarak verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/03/2025