T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2022/884
KARAR NO:2024/2125
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:28/12/2021
NUMARASI:2018/253 Esas - 2021/1071 Karar
DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ:11/12/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; 02/03/2016 tarihinde ... yönetiminde, ... Makinaları taşeron şirketi üzerinde kayıtlı ... A.Ş.'ye ait ... Sigorta'da sigortalı mikser aracı nedeni ile müvekkilinin trafik kazası geçirdiğini, 02/03/2016 tarihinde 22.30 sıralarında müvekkilinin, idaresindeki ... plakalı araçla Tem bağlantı yolunda Sancaktepe istikametine seyrederken yağışlı ve karanlık havada yolda duran ve hiçbir uyarı ışığı ve levhası olmayan... plakalı araca çarptığını ve yaralandığını belirterek davacı vekilinin 21/05/2018 tarihli beyan dilekçesinde; geçici sakatlık için 300 TL kalıcı sakatlık için 700 TL olmak üzere toplam 1000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminat toplam 61.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 200.000,00-TL manevi yazılmış ise de bu hususun sehven yazıldığını, tüm davalılar yönünden fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL maddi, 60.000,00-TL manevi tazminat talepleri olduğunu, maddi tazminatın 300,00-TL'sinin geçici, 700,00-TL'sinin kalıcı sakatlık açısından talep ettiklerini, dava ile ilgili İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/706 Esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığını ve sanığın ceza aldığını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin usule aykırı olduğunu, bu nedenle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, adli yardım talebinin reddine karar verilmesini, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını, olayın meydana geldiği yolun trafik lambaları ile aydınlatılan işlek bir yol olduğunu, sürücü ...’ün verdiği ifadelerden olay gecesi yolun neresinden gittiğini bilmediği ve dörtlüleri yanan bir araca frene dahi basmadan çarpmasının ancak sürücünün ciddi bir dikkat sorunu olduğuna işaret olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporunda müvekkilin tali kusurlu olduğu, davacının ise asli kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, davacının maddi menfaat temin etme çabasında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkil şirket tarafından 21/05/2015-21/05/2016 vadeli ... poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı tarafından işbu dava açılmadan önce müvekkiline yapılan başvuru üzerine 18/12/2017 tarihinde 52.025,22 TL maluliyet tazminatı ödendiğini, davacının uğradığını iddia ettiği zararları aynı zamanda ispat etmesi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte temerrüt süresi, kaza tarihinden itibaren değil, delillerin tümünün müvekkil şirkete tebliği tarihinden itibaren 8 iş günü geçmesi ile başladığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Maddi tazminat bakımından; davanın kabulü ile; 29.352,89 TL geçici iş göremezlik ve 127.802,39 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 157.155,28 TL maddi tazminat alacağının tüm davalılardan müşterek ve müteselsil sorumluluk kapsamında alınarak davacıya verilmesine, alacağa olay tarihinden itibaren 02.03.2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalı sigorta şirketi bakımından 11.12.2017 tarihinden itibaren yasal fazi işletilmesine, manevi tazminat bakımından; davanın kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi haricindeki davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, alacağa 02.03.2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... Şti. vekili, davalı ... Şirketi vekili ile davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hakkaniyetin tesisi için müvekkilinin zarar hesabı yapılırken gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerektiğini, gerçek zararın hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere dayalı olarak yapılması hukuka uygunluk teşkil edeceğini, dosya hesap bilirkişisindeyken ve hesap bilirkişisinden döndükten sonra yargılama esnasında asgari ücrette ciddi bir artış meydana gelmiş olup, bu artış uyarınca tekrardan hesap bilirkişisinden güncel veriler doğrultusunda hesaplama yapılmasını talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında çelişkiler bulunduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun %25'lik kusur oranı üzerinden yapılan hesabın esas alınması ile belirlenmesi gerektiğini, mahkeme, ATK'dan sürekli maluliyet oranını tespit etmesini talep etmiş olmasına rağmen, ATK tüm vücut engellilik oranını tespit ettiğini, 26.11.2019 tarihli ATK maluliyet raporunda kaza ile illiyet bağı kurulmasına imkan bulunmayan ve ileride iyileşme ihtimali bulunan hastalıklar da sürekli maluliyet oranının hesaplanmasında esas alındığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından dava konusu olayın gerçekleşmesinde kabul edilen olgular ile dava dosyasında alınan kusur raporunda belirtilen kusur oranlarının çelişki oluşturduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin sorumluluğunun açıkça %25 kusura denk düşen tutar, kabul anlamına gelmemekle birlikte 55.974,60 TL olacağı belirtildiğini, mahkemenin olayın oluşuna ilişkin kabulü doğrultusunda kusur ve tazminat miktarı arasındaki çelişkinin giderilmesini talep ettiklerini, dava konusu kaza 02.03.2016 tarihinde gerçekleşmiş olup kaza tarihinde müvekkili şirket tarafından tanzim edilen zorunlu mali mesuliyet poliçesinin tanzim tarihi 21.05.2015 tarihi olduğunu, poliçe tanzim tarihinde Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği geçerli olup bu yönetmeliğe göre belirlenecek maluliyet oranının hesaplamaya esas alınmasını talep ettiklerini, davacının kaza öncesi "tip 1 daiebetes mellitus (şeker hastalığı) ve her iki gözde diabetik retinopatiye bağlı görme kayıpları" olduğunun dosyada mevcut hastane evrakları ile sabit olduğunu, kaza öncesi mevcut olan bu arazların kaza ile illiyet bağı bulunmadığı açık olup raporda bu hususta değerlendirme yapılmadığını, dolayısıyla tespit edilen arazların kazayla illiyeti bulunmadığı kabulünün mümkün olmadığını, hesaplamaya esas Adli Tıp Raporu'nda davacının sürekli iş göremezlik oranı tespiti yerine mevcut engellilik oranı tespiti yapıldığını, Yargıtay içtihatları gereği sürekli iş göremezlik tazminatı hesabında sürekli maluliyet oranının kullanılması gerektiğini, davacının devam eden süreçte iyileşmesi halinde davacı yönünden sebepsiz zenginleşme ortaya çıkabileceğini, davacının psikolojik arazlarına ilişkin kalıcı maluliyet atfedilebilmesi için öncelikle kesintisiz ve sürekli şekilde tedavi görüldüğünün, gerekli ilaçların kullanıldığının; buna rağmen işlevselliğin düzelmediğinin kanıtlanması gerektiğini, gerekli tedaviler tamamlandığında tedavi sonrası stres bozukluğu iyileşebilen/ tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu, bilirkişi raporu alındığı tarihte daha kaza üzerinden kısa zaman geçtiğini, davacının tedavi olduğuna, ilaç kullandığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığını, bu arazın sürekli olup olmadığı yapılacak tedaviler tamamlandığında anlaşılacağından, kişinin en az bir buçuk yıl aralıksız psikiyatri tedavisi görmesi gerektiğini, davacıya, kesintisiz şekilde tedavi görüldüğü, buna rağmen iyileşmenin sağlanmadığına ilişkin olarak tedavi evrakları, medula kayıtları ve ilaç reçetelerinin sunulması için süre verilmesini ayrıca dosyayı, tespit edilen psikolojik arazların sürekli nitelik taşıyıp taşımadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesine gönderilmesini talep ettiklerini, gerekli tedaviler yapılmadığından kaynaklanan zararın kendilerinden talep edilememesi gerektiğini, tedavi gideri taleplerinin ...'ya yöneltilmesi gerektiğini, davacı yanın geçici iş görmezlik taleplerinin reddini talep ettiklerini, davaya konu kazada iş kazası olduğunu, temerrüt başlangıç tarihini ispat yükü davacı tarafta olup ödemeye esas tüm bilgi ve belgelerin müvekkili şirkete tebliğ tarihi tam olarak ispatlanamamasına rağmen dava tarihinden önce 11.12.2017 tarihinde temerrüdün gerçekleştiğinin kabulünün hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının talep etmiş olduğu alacaklar zamanaşımına uğradığını, dava konusu olayda müvekkili şirkete husumet yöneltilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemeye sunulan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, mahkemece hükmedilen tazminat miktarları fahiş miktarda olup tazminat zenginleşme aracı yapılmaması gerektiğini, mahkemece herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin müvekkili şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 02/03/2016 tarihinde, davalı sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı kamyonu ile E-80 TEM Kuzey Kartal Bağlantı yolunu takiben Samandıra istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde aracında oluşan arıza nedeniyle sağ şerit üzerinde durduğu sırada arka kısımlarına, gerisinden gelip aynı yöne doğru sağ şerit üzerinde seyir halinde olan davacı sürücü .. sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonetin ön kısımlarıyla çarpması neticesi tazminata konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 03/02/2016 tarihi ile dava tarihi olan 28/02/2018 tarihi ve 18/11/2020 ıslah tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazları yerinde görülmemiştir.5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun birinci maddesi uyarınca; İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde İş Mahkemeleri kurulur. Bu tür davalara iş mahkemelerince bakılır. İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerdeki bu davalara o yerde görevlendirilecek mahkeme tarafından, bu kanundaki esas ve usullere göre bakılır. Somut uyuşmazlıkta davacı trafik kaza nedeniyle yaralanmasına kusuruyla sebep olan aracın işleten, sürücü ve ZMM sigortacısından talepte bulunduğuna, davacı işçi, davalılar işveren olmadığı gibi iş akdinden veya İş Kanununa dayanan talepte de bulunulmadığından davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Kaza tespit tutanağında, her iki sürücü de kusurlu bulunmuştur. Ceza Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda; İncelenen bu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesinde önceden teknik olarak belirlenmiş hukuk normunu (KTK' 59. Mad, KT yönetmelik 116, 117/ a,cve 135/a. Md. Yerleşim Birimleri Dışında, Arızi Hallerde Durma ve Park etmede Alınacak Tedbirler.) ihlal ile aracını meydana gelen arıza nedeni ile park ederken dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ... plakalı kamyon sürücüsü ...' nın asli kusurlu olduğu ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda ikili ayrım yapılarak; olayın, sanık sürücünün ifadesinde belirttiği üzere kamyonun dörtlülerinin yanması esnasında gerçekleştiği şeklinde kabul edildiğinde sürücü ...' nın tali kusurlu, aksi halde her iki sürücünün eşit kusurlu olduğu belirtilmiştir.İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen sanığın (...) kazada tam kusurlu olduğu, sanığa yüklenen taksirle yaralama suçunun (m.89/1-2.b) yasal unsurlarının oluştuğu sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı gözetilerek cezanın alt sınırından uzaklaşılarak mahkumiyetine karar verilmiş, bu karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin 25/09/2018 tarih, 2018/1957 Esas ve 2018/2707 Karar sayılı ilamı ile istinaf talebinin kesin olarak esastan reddine karar verilmesi üzerine kesinleşmiştir.6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. İlk Derece Mahkemesince davalı vekilinin kusura yönelik itirazlarının değerlendirildiği, ceza mahkemesince sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgulara göre (Sürücü belgeli ve alkolsüz olan sanığın olay gecesi yağıştan zeminin ıslak olduğu akşam saatlerinde yönetimindeki araçla seyrederken, aracında arıza çıkması üzerine yolun sağına aracını çekerek park ettiği, ancak aracın bir kesimi trafiğin aktığı sağ şekilde olacak şekilde kaldığı, dörtlülerin yanmadığı ve yolda reflektör yada benzeri her hangi bir uyarıcı koymadığı, akşam karanlığında arkadan gelen mağdurun yönetimindeki aracın son anda fark etmesi üzerine kurtarmaya çalışsa da çarpmaktan kurtaramadığı) değerlendirme yapılarak kusur oranı bakımından olayın oluş şekli ve ceza dosyası kapsamında alınan ve yargılama sırasında alınan yine ikili inceleme yapan ATK kusur raporu ile uyumlu olarak davalı sürücü %50 kusurlu kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalıların kusura ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 30/12/2020 tarihli maluliyet raporunda davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan değerlendirme sonucunda davacının trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması nedeniyle "... Kas-İskelet Sistemi Arızaları-Alt Ekstremiteye Ait Sorunlarda Özürlülük Oranları-Tablo 3.30a göre alt ekstremite özürlülük oranı %75,Tablo 3.2 ye göre;1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %38 olduğu, 2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 36 aya kadar uzayabileceği” belirlenmiştir. Bu raporda davacının 02/03/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasına bağlı psikiyatri/ psikolojik arazları oluştuğu tespiti ile maluliyet belirlenmesi yapılmadığı sadece bedensel yaralanması nedeniyle maluliyete belirlendiğinden İlk Derece Mahkemesince maluliyet raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Mahkemece, kök raporda TRH 2010 tablosu ve "progresif rant" uygulanarak hazırlanan hesaplamaya göre dava ıslah edilmiş olduğundan taleple bağlı kalmak suretiyle hüküm kurulmuş olduğundan bu yöne ilişkin istinafların Yargıtay ilamı da gözetilerek reddi gerekmiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiği yönünde karar vermiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları). Bu nedenle Mahkemece geçici iş göremezlik giderinden davalı sigorta şirketini sorumlu tutmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Somut olayda; davacı tarafından dosyaya sunulan, başvuru dilekçesi üzerinde davalı ... A.Ş.'nin kaşesinden 30/11/2017 tarihinde başvuruda bulunulduğu görüldüğünden bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 12/12/2017 itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Sigortacı yönünden bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi doğru olmamıştır. Mahkemece ...'ya yazılan müzekkereye verilen cevapta peşin sermaye değerli ödeme yapıldığı belirtilmediğinden ve geçici ödemenin de hesaplamada dikkate alındığı görüldüğünden davalı sigorta şirketinin bu yöne ilişkin istinafının ve hesap raporunun hatalı olduğuna ilişkin istinafının reddi gerekmiştir.KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Somut uyuşmazlıkta, davalı ... A.Ş.'nin aracın maliki ve işveren olması nedeni ile olayda müteselsil sorumluluğu bulunmakta olduğundan pasif husumeti bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK hükümlerine göre tahkikat aşaması İlk Derece Mahkemesi yargılaması sırasında sona ermekte olup istinaf mahkemesinin görevi HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın denetiminden ibarettir. Bu nedenle istinaf aşamasında yeni ortaya çıkan durum nedeniyle (asgari ücretteki artış nedeniyle) delil toplamayacağı gibi asgari ücretteki artış nedeniyle yeniden bilirkişi incelemesi de yapılamayacaktır. Kaldı ki İlk Derece Mahkemesince hükme esasa alınan bilirkişi raporunda hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücret verileri esas alınarak hesaplama yapıldığı, davacılar vekili tarafından rapor kapsamına göre ıslah yapıldığı anlaşıldığından karar tarihinden sonraki asgari ücret verilerine göre istinaf aşamasında bilirkişi raporu alınması gerektiği yönündeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Reddedilen manevi tazminat nedeni ile davalı ... A.Ş. lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmadığından Dairemizce kararın bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir.HMK'nın 355.maddesi gereğince resen yapılan incelemeye göre de hükmün 5.maddesinde davada taraf olmayan davalı ... Sigorta ve ... Sigorta lehine reddedilen manevi tazminat için vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükümden bu madde çıkartılmıştır. Bu nedenle; davacı vekili, davalı ... Şti. vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere A-Davacı vekili, davalı ... Şti. vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, davalı ... Sigorta Şirketi vekili, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,Buna göre:
A-MADDİ TAZMİNAT BAKIMINDAN:1-Davanın kabulü ile; 29.352,89 TL geçici iş göremezlik ve 127.802,39 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 157.155,28 TL maddi tazmimnat alacağının tüm davalılardan müşeterk ve müteselsil sorumluluk kapsamında alınarak davacıya verilmesine,Alacağa olay tarihinden itibaren 02.03.2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalı sigorta şirketi bakımından 12.12.2017 tarihinden itibaren yasal fazi işletilmesine
B-MANEVİ TAZMİNAT BAKIMINDAN:1-Davanın kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi haricindeki davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, Alacağa 02.03.2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 2-Harçlar kanunu uyarınca alınması alınması gereken 13.126,13-TL karar harcının, peşin alınan 1.045,00-TL ve ıslah harcı olarak yatan 534,00-TL harç toplamı 1.579,00-TL harç'dan mahsubu ile bakiye 11.547,13-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 2.483,70-TL yargılama giderinin davanın kabul red kısmına isabet eden 2.197,76-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, geri kalan masrafın üzerinde bırakılmasına,4-Maddi tazminat talebi yönünden davacı lehine AAÜT uyarınca taktir edilen 18.879,75-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Manevi tazminat talebi yönünden davacı lehine AAÜT uyarınca taktir edilen 5.250,00-TL vekalet ücretinin sigorta şirketi (... Şirketi) dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Manevi tazminatın reddedilen kısmı üzerinden AAÜT 10/2. maddesi gereğince hesaplanan 5.250,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... A.Ş.'ye verilmesine,7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN;1-Davalı ... A.Ş. ve davalı ... Şirketi tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-a)İstinaf aşamasında davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, b)İstinaf aşamasında davalı ... Şirketi tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıdavalı ... Şirketi'ne verilmesine, 3-a)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,b)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 13.126,13 TL harçtan peşin alınan 3.281,53 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.844,60 TL harcın davalı ... Şti.'nden tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ile davalı ... Şti. üzerinde bırakılmasına,5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/12/2024