T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/818
KARAR NO: 2024/1821
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 02/12/2021
NUMARASI: 2018/588 Esas - 2021/888 Karar
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 22/03/2018
KARAR TARİHİ: 02/12/2021
Birleşen İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin
2021/753 Esas- 2021/936 Karar Sayılı Dosyasında;
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 31/10/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/226 Esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle; 30/07/2016 günü, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın Beyköy Beldesinden Düzce iline seyir halindeyken sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla çarpışması sonucu çift taraflı yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, ... yönetimindeki araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'un ağır yaralandığını geçici/kalıcı iş gücü kaybına uğradığını belirterek, iş bu belirsiz alacak davası kapsamında müvekkilindeki geçici ve kalıcı iş gücü kaybının tespitiyle buna göre ödenmesi gereken tazminatın hesaplanarak şimdilik 200,00 TL tutarındaki kısmının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, hükmedilecek tüm tazminata kaza tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/226 Esas sayılı dosyasına sunduğu cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın ... poliçe no’lu zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, öncelikle davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın ortak ve kesin yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, ayrıca davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu belirterek aleylerine açılan haksız ve mesnetsiz davanın usulden yetkisizlik nedeniyle; esasına girildiği takdirde, cevap dilekçesinde sırasıyla sayılan ve açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Asıl davanın kısmen kabulü ile; 40.987,94 TL sürekli iş göremezlik tazminatının sigortaya başvurudan 8 iş günü sonrası olan 05/09/2016 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, birleşen dosya açısından; Davanın kısmen kabulü ile; 6.450,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatının sigortaya başvurudan 8 iş günü sonrası olan 05/09/2016 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı ... adına velayeten ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde davacı müvekkili ...'un herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi kaza esnasında veya sonrasında zararın artmasına sebebiyet verecek bir davranışı veya kusurunun da olmadığını, yerel mahkemece uygulanan indirim oranı da olayın meydana geliş şekli ve oluşan zararın ağırlığı dikkate alındığında fahiş miktarda yüksek ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ATK'nın 13.08.2021 tarihli fatura bedelinin ödenerek, ödemeye ilişkin dekontun 17.08.2021 tarihli dilekçe ekinde sunulduğunu ancak kararda hükmedilen yargılama giderleri içerisinde söz konusu ATK ödemesi dikkate alınmadığını, 2.050,90-TL yargılama giderine hükmedilmişse de dosya kapsamında yapılan posta, bilirkişi ve sair giderler yanlış hesaplanmış olup, dosyada yapılan reddiyat miktarının daha fazla olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyete ilişkin iki bilirkişi raporundaki çelişkinin giderilmesi için davacının İstanbul ATK Genel Kurulu'na sevki ile yeni bir maluliyet raporu alınması gerekirken %5 maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davaya konu kaza neticesinde zararın oluşmasında ...'un ağır kusuru bulunduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kendisinden beklenebilecek tüm özen ve yükümlülüklere uygun davrandığını, kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, hesaplamaların TRH 1,8 teknik faiz ve aktüeryal yöntem ile yapılması gerekirken, progresif rant esasına göre hesap yapılmış olması karşısında da rapora itiraz ettiklerini, rapor hesap tarihi itibariyle güncel değerler üzerinden tazminat hesabı yapıldığından davacı tarafın faiz talebine yer olmadığı ancak rapor hesap tarihinden itibaren faiz talep edebileceğinden 05.09.2016 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, kaza tarihindeki verilere göre hesap yapılması halinde müvekkili şirkete karşı, tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz işletileceğini ancak güncel veriler kullanılarak hesaplanan işleyecek dönem zararına ayrıca faiz işletilmesi hakkaniyete aykırı olacağını, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, ıslah tarihinden, bu talep kabul görmez ise rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi gerekirken 05.09.2016 tarihinden itibaren hüküm kurulmasının dayanaksız ve isabetsiz olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümleri, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik hükümleri, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları) İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde alınan maluliyet raporunun Adli tıp uzmanlarından oluşan heyet tarafından düzenlendiği, dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, davacının yeni tarihli tıbbı muayene evrakları istenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak, davacının %5 maluliyeti olduğu da belirtilerek ve bu durumu da gözetilerek kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. Somut uyuşmazlıkta, kaza tespit tutanağında ... plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK 84/A,56/1a maddesini, ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK 54/1 maddesini ihlal ettiği açıklanmış, mahkemece alınan kusur raporunda ... plaka sayılı araç sürücüsünün %60, ... plakalı araç sürücüsünün %40 oranında kusurlu olduğu belirlemiştir. Bu durumda kaza tespit tutanağı ile Mahkemece alınan kusur raporunun birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Müterafik kusur ise; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Y. 2015. S. 582)Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta Mahkemece davacının yaralanmasının mahiyetine göre motosiklette koruyucu ekipmanlar (kask ) olmaksızın seyahat etmiş olmasının zarara etkili olduğu değerlendirildiğinde hesaplanan tazminattan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları da göz önüne alınarak %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının kask takmamış olmasının illiyet bağını kestiğine , ağır kusur olduğuna yönelik istinaf başvurusu yerinde değildir. Tazminat hesabına etkili unsurlardan birisi olan asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olup; aynı davada, asgari ücretin artması halinde bunun mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir. Hatta davacının ilk asgari ücrete göre yapılan hesaba itiraz etmemesi, o günkü verilerin doğru olduğuna inandığı içindir. Bu durum sonraki gelişmeler nedeniyle asgari ücretlerde gerçekleşen artışlardan kaynaklanan hakkını istemesine engel olamaz. Hüküm tarihine en yakın asgari ücret esas alınarak zarar miktarı tespit edilmelidir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/8419 E. ve 2017/6601 K., 2021/20414 E. 2022/3521 K.) Mahkemece bu doğrultuda bilirkişiden ek rapor alınarak karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece yargılama gideri hesaplanırken davacı tarafından ödemesi yapılan 820.00 TL Adli Tıp Faturasının eklenmemesi doğru olmamıştır. Hükmün bu yönden Dairemiz tarafından düzeltilmesine karar verilmiştir. Bu nedenle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince reddine, Buna göre: 1-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile; 40.987,94 TL sürekli iş göremezlik tazminatının sigortaya başvurudan 8 iş günü sonrası olan 05/09/2016 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin REDDİNE, 2-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 40.987,94 TL lik kısım yönünden alınması gereken 2.799,88 TL harçtan peşin alınan 35,90 TL harç ile 155,38 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 2.608,60 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, 3- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin harç ve 155,38 TL ıslah harcının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 6.128,43 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan (Geçici iş göremezlik talebi ) A.A.Ü.T. 13/2 göre alınması gereken 10,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından yapılan toplam 2.870,90 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 2.870,19 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
-BİRLEŞEN DOSYA AÇISINDAN; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 6.450,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatının sigortaya başvurudan 8 iş günü sonrası olan 05/09/2016 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 6450,71 TL lik kısım yönünden alınması gereken 440,64 TL harçtan peşin alınan 62,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 378,10 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, 3-Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 62,54 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Her ne kadar davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise de reddedilen miktar ,takdiri indirim nedeni olan müterafik kusur sebebiyle reddolunduğundan davalı lehine vekalet ücretine YER OLMADIĞINA,6-Birleşen dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-a-)Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 47.438,65 TL harçtan peşin alınan 810,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 46.628,52 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 2-a-)İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 24,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, b-)İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/10/2024