T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/62
KARAR NO : 2026/1118
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 06/07/2023
NUMARASI : 2016/720 Esas - 2023/598 Karar
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİH: 07/06/2016
KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili; dava dilekçesinde özetle; 30/07/2013 tarihinde davalı sürücü ... sevk idaresindeki ... plakalı, davalı ...'a ait kamyon ile Konya ilinden Cihanbeyli istikametinde seyir halindeyken, Karabağ yoluna dönmek istediği sırada, Cihanbeyli istikametinden Konya istikametine seyir halinde olan davacı müvekkili ...'nın kullandığı ...plakalı otomobille çarpışmak suretiyle kazaya sebep olduğunu ve işbu kaza neticesinde, müvekkili ..., çocukları ... yeğeni ...'nın yaralandığını, eşi ..., kızı... ve kardeşi ...'nın vefat ettiğini, kazanın oluşumunda Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapora göre, asli kusurlu olarak değerlendirilen sürücü davalı ...'ün, yapılan ceza yargılaması sonucunda, Konya 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 08/05/2014 tarih, 2013/840 E. ve 2014/253 Karar sayılı kararıyla cezalandırıldığını belirterek davacının iş gücü kaybına uğraması sebebiyle şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın, kaza tarihi müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...A.Ş. (eski unvan ...) vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce müvekkil sigorta şirketine başvuru yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, ... plakalı aracın 08/03/2013-08/03/2014 vadeli ... sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, yaralanma ve ölümlerde poliçe kişi başına azami teminatının 250.000,00 TL olduğunu, kazanın meydana geliş şeklinin, kusur durumunun ve maluliyet derecesinin tespit edilmesi gerektiğini, davacının olay tarihinden itibaren faiz talep etmesi yasal mesnetten yoksun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Sigorta şirketi yönünden, davanın feragat nedeniyle reddine, davalı sigorta şirketinin vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden ise davanın esastan reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin bilirkişi raporuna itirazlarının şablon gerekçe ile reddetmesi kabul edilebilir olmadığını, sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme, müvekkilin tüm zararını karşılamadığını, bilirkişi raporlarında, her ne kadar sigorta şirketinin 250.000,00 TL ödeme yaptığı ve bu ödemenin zararı fazlasıyla karşıladığı belirtilmişse de, işbu yapılan hesaplar hatalı ve eksik olduğunu, TBK 100 ve 117 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde davalı borçluların temerrüte düştüğünü ve zararın doğduğu kaza tarihinden itibaren faiz uygulanacağı ve yapılacak ödemenin öncelikle faize mahsup edileceğinin nazara alınması gerektiğini, bilirkişi raporuna yapılan itirazların gerekçesiz bir şekilde reddedilmesi hukuka aykırı olduğunu, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, müteselsil borçlulukta alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebileceğini, (BK m. 163/1). Bu itibarla davalı sigorta yönünden yapılan feragat işlemlerinin diğer davalıları bağlamayacağını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından 30/07/2013 günü saat 20:05 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonu ile Konya istikametinden Cihanbeyli yönüne seyir halinde iken kaza mahalli olan kavşağa geldiği esnada sol tarafında kalan Karabağ, köyüne, Cihanbeyli yönünü yeterince iyi kontrol etmeden döndüğü esnada aracının sağ arka köşe kısmına; Cihanbeyli istikametinden Konya yönüne sağ şerit üzerinde seyir halinde olan davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ...plakalı otomobilin ön kısmıyla çarpması neticesi dava konusu ...plakalı otomobilin sürücüsü ...'nın yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 23/03/2023 tarihli ek aktüerya bilirkişi raporunda meydana gelen kaza neticesinde davacının %13.30 maluliyet oranı ile davalının %70 kusur oranına göre, 27.291,06 TL geçici iş göremezlik ve 192.482,24 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 219.773,30 TL tazminat belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacının belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosuna göre düzenlendiği, yapılan ödemede düşülerek kusur oranlarına göre tazminatın belirlendiği anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur (TBK 162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder (TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.(BK163/1).Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur.
Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır (TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez. Yine sigorta şirketleri limit kadar tazminattan sorumlu olduklarından yapılan ödemenin zararı tamamen karşılamaması halinde, davalı işleten poliçe limitini aşan miktarda zarar varsa limiti aşan kısımdan sorumlu olacaktır, limitin altında bir zarar varsa davalı işleten ibra nedeni ile bu oranda sorumluluktan kurtulmuş olacaktır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/3589 E. - 2019/11257 K.,Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/20842 E. - 2021/8707 K. sayılı kararları).
Somut uyuşmazlıkta, davaya konu kaza 30/07/2013 tarihinde meydana gelmiş, dava 07/06/2016 tarihinde açılmıştır. Davalı sigorta şirketi tarafından 15/12/2016 tarihinde 250.000,00 TL ödeme yapılmıştır. 15/12/2016 tarihli "İbraname feragatname ve makbuz" başlıklı belgenin dosyaya sunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta, davacılar vekili, 09/01/2017 tarihli dilekçesi davalı ... A.Ş.(... A.Ş) hakkındaki davadan feragat etmiş, davacılar vekili ile davalı sigorta vekili arasında imzalanan 15/12/2016 tarihli ibraname ve feragatname başlıklı belge dosyaya sunulmuştur. Sunulan ibranamede toplam 250.000,00 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. Davacılar vekilinin 09/01/2017 tarihli feragat dilekçesinde diğer davalılar hakkında talepleri olmadığına ilişkin açık bir beyanı bulunmamaktadır. Sulh sözleşmesi ve buna dayalı feragat sadece davalı ... A.Ş.'yi kapsamaktadır. Mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporuna göre davacı lehine belirlenen toplam tazminat tutarı 211.226,11 TL olup kaza tarihindeki 250.000,00 TL olan poliçe limitinin altındadır.
Yukarıya aktarılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davalı işletenin aracının işletilmesi sırasında doğacak 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu trafik sigortacısı karşılamak durumunda olduğundan, limitin altında zarar olduğu için davalı işleten ibra nedeni ile bu oranda sorumluluktan kurtulacaktır. Başka bir ifadeyle Sigorta şirketinin ibra karşılığı davacıya yaptığı ödeme zararı tamamen karşıladığından (sigorta limitini aşan bir tazminat bulunmadığından) diğer müteselsil sorumlularında da tazminattan sorumluluğunun sona erdiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince "...Dava açıldıktan sonra davalı sigorta şirketi davacıya ödeme yapılmış, poliçe limiti sakatlanma ve ölüm halinde kişi başına 250.000,00 TL olduğu halde davacı vekili davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat etmiştir. Bu durumda, davacının, davalı sigorta şirketinin yaptığı ödemenin üzerindeki bakiye teminat limitinden zimnen feragat ettiğinin kabulü gerektiği, aldırılan bilirkişi raporunda da teminat limitini aşan bir zararın bulunmadığı anlaşıldığından sigorta şirketi dışındaki diğer davalıların teminat limiti kadar borçtan kurtulduğu" gerekçesiyle sigorta şirketi dışındaki diğer davalılar bakımından davanın konusuz kalması nediyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Yargıtay yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu davalarda davadan feragatte hakkın özünden feragat söz konusu olmayıp davacı alacağına yargılama sırasında kavuştuğu için feragat etmiş, esasen dava konusuz kalmıştır. Davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle, feragat sebebiyle reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından davacılar vekilinin bu yöne değinen istinaf talebinin kabulüne ve hükmün bu maddesinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
I- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
Buna göre:
A-Sigorta şirketi yönünden;
1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Davalı sigorta şirketinin vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
B-Diğer davalılar yönünden;
1-Davanın konusuz kalması nediyle karar verilmesine yer olmadığına,
2-Alınması gereken 179,90 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 170,78 TL harçtan mahsubu ile eksik alınan 9,12 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı ... ve ... lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
II-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;
1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,
2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 220,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 738,00 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/05/2026