T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1245
KARAR NO : 2026/1133
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 21/03/2022
NUMARASI : 2021/129 Esas - 2022/277 Karar
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12.02.2019 tarihinde saat 15.30 sıralarında İpek yolu üzeri Gaziantep il çıkışında meydana gelen kazada ...sevk ve idaresindeki ...plakalı otomobili ile Gaziantep istikametinden Osmaniye yönüne seyir halinde iken kaza mahallinde otomobilin sol ön kısımları ile; seyir istikametine göre yolun sağ tarafından karşıya geçmek isteyen yaya olan davacı ... ...'a çarparak 35 metre ileride durakladığını, yaşanan maddi zararlı ve yaralamalı trafik kazası sonucu ... ... geçici ve kalıcı iş gücü kaybına uğradığını belirterek şimdilik geçici iş göremezlik zararı 1.000,00 TL, kalıcı iş göremezlik zararı 2.000,00 TL, tedavi giderleri için 500 TL, bakım ve bakıcı ücretleri 500 TL, olmak üzere toplam 4.000 TL'nin (sigorta limiti aşılmamak üzere) dava tarihinden işletilecek faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsünün bu olayda kusursuz olduğunu, dolayısıyla müvekkil şirketin hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, davaya konu tedavi giderlerini karşılamak sigorta poliçesi kapsamında olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla, KTK’nun 90.maddesinden, 6704 sayılı torba yasayla yapılan eklemeler çıkarıldıktan sonra artık, sigorta Genel Şartları'ndaki koşulların bir geçerliği kalmadığını, 6704 sayılı Torba yasadan önceki dönemdeki tek yanlı kazalarda işletenin veya sürücünün kaza yaparak ölmeleri durumunda yakınlarının sigorta şirketlerinden tazminat isteyebilecekleri sonucuna varıldığını, bu kararlardan anlaşılacağı üzere (i) bendini iptali ile engel ortadan kalktığını, 90.maddeye 6704 sayılı Yasa ile eklenen sözler nedeniyle, görülmekte olan davalarda sigorta Genel Şartlarına göre işlem yapılmışsa, AYM iptal kararından sonra bu usul işlemlerinin geçersiz sayılması ileri sürülebilecek, ıslah yoluna başvurulmaksızın, yeniden işlem yapılması istenebileceğini, Anayasa Mahkemesi, 17.07.2020 gün E .2019/40-K. 202040 sayılı kararıyla, KTK 92 maddesine 6704 sayılı yasa’nın 4.maddesiyle eklenen (i) bendini, Anayasaya aykırı bularak iptal etmekle, işleten ve sürücü yakınlarının, işletene ait ve sürücünün kullandığı aracın trafik sigortasından, 92. maddenin (b) bendine dayanarak tazminat alabilme hakları önündeki yapay engel ortadan kalktığını, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının görülmekte olan davalara uygulanması gerektiğini, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak, dosyanın destekten yoksun kalma ve iş göremezlik (aktüerya) nitelikli hesaplamalar bilirkişisine gönderilerek müvekkillerin destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı ve ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 12.02.2019 günü saat 16:00 sıralarında sürücü ...sevk ve idaresindeki davalıya sigortalı ...plakalı otomobili ile Gaziantep istikametinden Osmaniye yönüne seyir halinde iken kaza mahallinde otomobilin sol ön kısımları ile; seyir istikametine göre yolun sağ tarafından karşıya geçmek isteyen davacı yaya ...'e çarparak 35 metre ileride durakladığı hemen akabinde davacının eşi, müteveffa Selçuk'un davacıya yardım etmek amaçlı kontrolsüz bir şekilde koşarak kaplamaya girmesiyle kendisine, aynı yönde seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı çekicinin çarpması sonucu yaralamalı ve ölümlü trafik kazası meydana gelmiş ve davacının yaralanması nedeniyle ...plakalı aracın zmms sigortacı olan davalıdan tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/11568 Soruşturma dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 27/05/2019 tarihli raporuna göre, "Müşteki ... ..., olay mahallinde yaya üst geçidi olmasına rağmen burayı kullanmayıp araç trafiği yoğunluğunu dikkate almadan, gelmekte olan araçların seyir durumunu kontrol etmeden tedbirsizce kaplama içerisine girdiği, ilk geçiş hakkına sahip olan otomobilin seyir şeridini kapatarak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği anlaşılmakla dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları ile gerçekleşen kazada asli kusurludur." şeklinde belirtilerek söz konusu kazada ...'un asli kusurlu olduğu, şüpheli ...'ın kusursuz olduğu bildirilmiştir.
Mahkemece bilirkişi heyetinden alınan 27/12/2021 tarihli kusur raporuna göre de, davacı ...'un 2918 sayılı Trafik Kanunun 68/b-1 maddesini ihlal ederek taşıt yoluna kontrolsüz bir şekilde girerek aracın seyir yolunu kapattığından kazanın meydana gelmesinde direk etkili bulunduğundan asli kusurlu bulunduğu, ...plakalı araç sürücüsü ... kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
6098 sayılı TBK'nin 49. maddesine göre; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” Bir başka anlatımla, haksız bir eylemin tazminat borcu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet (nedensellik) bağı bulunması gereklidir. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir. Fiil olmasaydı meydana gelen zararın doğması mümkün olmayacak idi ise, fiil ile zarar arasında bir illiyet bağı var demektir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; Mahkemece hükme esas alınan kusur raporuna göre kazanın oluşumunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurun bulunmadığı, tüm kusurun 2918 sayılı Trafik Kanunun 68/b-1 maddesini ihlal ederek taşıt yoluna kontrolsüz bir şekilde girerek aracın seyir yolunu kapattığından davacıda olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporlarının birbiriyle örtüştüğü, olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun gerekçeli ve yeterli olduğu ve bu nedenle hükme esas alınabileceği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı sorumluluğu tarafların kusurlu olması şartı ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olup somut olayda ise kazaya neden olan aracın sürücüsünün kusuru bulunmadığından davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. Maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/05/2026