T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1143
KARAR NO : 2026/1158
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 15/12/2022
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 13/05/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/11/2020 günü ... sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı kamyonetin, ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı çekici ve buna bağlı ... plakalı yarı römorka arkadan çarpması sonucu çift taraflı, ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkillerinin murisi olan ...'ın ...plakalı araçta yolcu olarak bulunduğunu ve kazada hayatını kaybettiğini, bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nun asli kusurlardan arkadan çarpma, tali kusurlardan ise alkollü araç kullanma kuralını ihlal ettiğini, diğer sürücü ...'ın ise kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ... plakalı aracın yaptırması gereken zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptırmadığını, bu nedenle ... ...'nın zararları karşılamak zorunda olduğunu, ... Hesabına 02/02/2021 tarihinde dilekçe ile başvuruda bulunulduğunu, tebligatın ... Hesabına 03/02/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, dilekçeye trafik sigortası genel şartnamesinde belirtilen tüm belgelerin eksiksiz olarak eklendiğini, ayrıca zorunlu arabuluculuk kapsamında dava açılmadan önce arabuluculuğa müracaat edildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını, davalı ...'nun ... plakalı aracın maliki olduğunu bu nedenle sorumluluğunun bulunduğunu belirterek, HMK 107.maddesi kapsamında şimdilik eşi ... için 100,00 TL, kızı ... için 100,00 TL, annesi ... için 100,00 TL, babası ... için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ... Hesabından temerrüd tarihinden, diğer davalılardan ise kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen; eşi ... için 60.000,00 TL, kızı ... için 50.000,00 TL, oğlu ... için 50.000,00 TL, oğlu... için 50.000,00 TL, annesi ... için 50.000,00 TL, babası ... için 50.000,00 TL olmak üzere 310.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ... ve ... yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartlarının bu dava da uygulanması gerektiğini, davacı tarafça davadan önce müvekkili kuruma başvuruda bulunulduğunu, yaptırılan aktüerya ... neticesinde ...'a 05/04/2021 tarihinde 151.464,00TL madde tazminat ödemesi yapıldığını ve ... tarafından müvekkilinin ibra edildiğini, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin tespit edilmesi gerektiğini, böylelikle bu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunda olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, 6704 sayılı kanunun 4.maddesine göre davacının destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı bulunmadığını, tazminat ödemesi yapıldığı takdirde davacının zarara sebebiyet veren mütevefanın mirasçısı olmasından bahisle yapılan ödeme kadar kendisine rücu edileceğini alacaklı ve borçlu sıfatının birleşeceğini, kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini ayrıca tazminat miktarının da uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, mütevefanın araçta yolcu olup emniyet kemerini takmadığını, olayın gerçekleşmesinde ağır kusurunun bulunduğunu, hesaplanacak tazminattan %40 oranında indirim yapılması gerektiğini, istenmesi gereken faiz türünün ise yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kazaya sebebiyet veren aracın kendisi ve babası adına kayıtlı olduğunu, uzun zamandan beri sigortasının olmaması ve arızalı olması nedeniyle atıl vaziyette durmakta iken eşi ...'nun aracı kendilerinden habersiz ve rızaları olmadan alarak müteveffa ...'ın çağrısı üzerine Nazilli'ye gittiklerini, müteveffanın bir işi nedeniyle gidildiğini ve gerek eşi gerekse müteveffanın birlikte alkol aldıklarını, kocası ... ile müteveffanın davranışları nedeniyle bu olayın meydana geldiğini, kendisi açısından illiyet bağının kesildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vasisi tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; söz konusu aracın araç maliklerinden habersiz şekilde ...'ın çağrısı üzerine Nazilli'ye gittiklerini, yolda da birlikte alkol aldıklarını ve bu kazanın gerçekleştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "1-Davacı ... açısından talep edilen destekten yoksun kalma tazminat davasının kısmen kabulü ile, ... açısından tespit edilen 434.840,77 TL tazminatın (sigorta şirketi açısından 281.256,78 TL limitle sorumlu olmak kaydı ile) sigorta şirketi açısından 06/03/2021 tarihinden, diğer davalılar açısından ise kaza tarihi olan 24/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine; davacının fazlaya ilişkin destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine; 2-Davacı baba ... açısından destekten yoksun kalma tazminat davasının kabulü ile, 21.472,63 TL destekten yoksun kalma tazminat miktarının sigorta şirketinden 06/03/2021 tarihinden itibaren, diğer davalılar açısından ise kaza tarihi olan 24/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine; 3-Davacı ... açısından destekten yoksun kalma tazminat davasının kabulü ile, 29.937,33 TL destekten yoksun kalma tazminat miktarının sigorta şirketinden 06/03/2021 tarihinden itibaren, diğer davalılar açısından ise kaza tarihi olan 24/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine; 4-Davacı ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine; 5-Davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, eş ... için 30.000,00 TL, ... için 17.000,00 TL, ...için 17.000,00 TL, oğlu ... için 17.000,00 TL, baba ... için 11.000,00 TL, ... için 11.000,00 TL, toplam 103.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ndan kaza tarihi olan 24/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine; davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili ve davalı ... ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin müteveffanın gelirini doğru tespit edemediğini, ... hizmet dökümünde işten çıkış kodu ve çalışma süresinin yanlış degerlendirildiğini, müvekkillerinden ... yurt dışında eğitim almak için başvuruda bulunmuş olmasına rağmen, mahkemece müvekkiline destek payı ayrılmadığını, temerrüt tarihinin doğru tespit edilemediğini, davalı ... Hesabının yapmış olduğu kısmi ödemelerin dava tarihinden sonra yapıldığını, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerde faiz güncellemesi yapılamayacağını, Mahkemece hatır taşıması indirimi ve müterafik kusur indirimi yapılması yönündeki kararının doğru olmadığını, müvekkilinin maddi tazminata ilişkin tüm taleplerinin HMK 107. madde uyarınca belirsiz alacak olarak açıldığını, bu hususun dava dilekçesinde açıkça belirtildiğini, bu nedenle bedel artırım dilekçesi uyarınca yatırdıkları harç makbuzunun dikkate alınmamasının yanlış olduğunu, manevi tazminatların düşük olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza tarihi 24.11.2020 olduğundan, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları'nın davada uygulanması gerekmekte olduğunu, davacıların başvurusu üzerine belli bir ödeme yapıldığını, ek bedele dair bir başvuruları da olmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, hesaplanan tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hesap raporunda ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılmadığını, bu nedenle yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, tazminat hesabında kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, 1,8 Teknik faiz uygulanması gerektiğini, davacıya ödenen tazminat ibraname mukabilinde ödenmiş olup, müvekkil kurumun başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, raporda belirtilen tutara, daha önce müvekkil kurumdan ödeme almış davacılar bakımından hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi uygulandığında, daha önce ödeme yapılmış davacılar için bakiye alacak kalmadığı görüleceğini, ek talep bulunmadığından ve ödeme tarihindeki verilere göre de davacının zararının tümünün karşılanmış olduğu anlaşıldığından temerrüt tarihinin hatalı tespit edildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 24/11/2020 tarihinde, davalı ... adına kayıtlı olup, trafik sigortası bulunmayan ve davalı ...'nun sevk ve idaresindeki ...plakalı araçla, dava dışı aracın çarpışması neticesinde, ...plakalı araçta yolcu olarak bulunan ...'ın vefat ettiği, müteveffanın mirasçıları olan davacıların destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebi ile eldeki davayı açtıkları; dava açıldıktan sonra davalı ... ... tarafından 05/04/2021 tarihinde müteveffanın eşi ...'a 151.464,00 TL, annesi ...'a 38.152,00 TL ve babası ...'a 32.812,00 TL ödendiği; ancak eş ... için yapılan ödemenin ...'ın hesabının kapanması nedeniyle aynı tarihte ... Hesabının hesabına iade edildiği anlaşılmıştır.
Destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Desteğin kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer desteğin gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir iş yerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir.
Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, desteğin ölüm tarihindeki gelir durumunun ve malul olan davacının kaza tarihi itibariyle gelir durumunun davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Bunun kanıtlanmaması halinde ise maddi destek tazminatının hesabında asgari ücretin esas alınacağı kabul edilmektedir. Sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın belirli bir meslek icra eden kişilerden ise ... kayıtları olup olmadığı da araştırılarak ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/910 Esas ve 2019/12325 Karar sayılı ilamı).
Davacılar vekili desteğin inşaat sektöründe usta olarak çalıştığını iddia etmiş ise de aldığı ücrete ilişkin bir açıklama yapmamış, dosya kapsamına desteğin ...'dan ücret ve gelirlerini gösterir tüm belgeler getirtilmiştir. Desteğin hizmet dökümüne göre son çalışma kaydı 2020 yılının 9.ayında (7 günlük çalışması) olup, hizmet dökümündeki meslek kodu inşaat ustası olduğu, inşaat sektöründe özellikle usta olarak çalışanların asgari ücretin üzerinde kazançları olacağı anlaşılmakla; desteğin ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında ilgili meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorularak karar tarihinde emsal ücret esas alınarak tazminat hesaplanması gerekirken, desteğin gelirinin asgari ücret olarak kabulü ile yapılan hesaplamaya itibar edilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre ise;
Davacıların davalı ... ...'na 02/02/2021 tarihinde yazılı olarak başvurdukları, başvurunun davalı tarafından 03/02/2021 tarihinde teslim alındığı anlaşılmakla, başvuru yapılmadığı yönündeki istinaf yerinde değildir.
Destekten yoksun kalınacak sürenin, çocuklar için yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı belirlenmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabulü gerekmektedir. Somut olayda; davacı ...'ın kazanın meydana geldiği tarihte 22 yaşının içinde olduğu ve üniversite eğitimine devam etmediği için lehine destek alacağı hesaplanmamasında bir isabetsizlik yoktur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).
2918 sayılı KTK'nın 111.maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Ancak dosya kapsamında 2918 sayılı KTK'nın 111.maddesi uyarınca düzenlenmiş, davacı ... imzasını taşıyan bir belge bulunmadığı ve davalı tarafından da ibraz edilmediği anlaşılmakla, ibra nedeniyle bakiye sorumluluk bulunmadığına dair davalı istinafı yerinde değildir.
Müteveffa ... ve tam kusurlu davalı ...'nun birlikte alkol aldıkları, davalının 3,70 promil, müteveffanın ise 2,75 promil alkollü olduklarının tespit edildiği, müteveffanın alkollü olduğunu bildiği sürücünün kullandığı araca binmesinin müterafik kusur halini oluşturduğu anlaşılmakla, mahkemece hesaplanan tazminattan %20 müterafik kusur indirimi yapılmasında bir isabetsizlik yoktur.
Davalı vekili cevap dilekçelerinde davacının hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürmemiştir. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Davalı ... ... süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde hatır taşıması olduğuna dair iddiası ve savunması olmadığına göre İlk Derece Mahkemesince hatır indirimi yapılmamış olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Davalı ... ... müteveffanın anne ve babası olan davacılar için dava açıldıktan sonra ödeme yapmış olup, ödeme tarihindeki verilerin dikkate alınmamasında bir isabetsizlik yoktur. Bilirkişi raporunda davalı ödemesinin güncellenmiş değer üzerinden mahsup edilmesi Mahkemece doğru görülmemiş, Mahkemece resen, hesaplanan tazminatlardan önce %20 müterafik kusur indirimi yapılmış, ardından da anne ve baba için yapılan ödemeler güncellenmemiş şekilde mahsup edilip garame ... yapılmış olup, hesaplama şeklinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Davacı bedel artırım dilekçesinin ve harç tamamlama makbuzunun dikkate alınmadığını iddia etmiş ise de, Mahkemece bedel artırım dilekçesi doğrultusunda davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmış olup bu istinaf yerinde görülmemiştir.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacıların davalı ... ...'na 02/02/2021 tarihinde yazılı olarak başvurdukları, başvurunun davalı tarafından 03/02/2021 tarihinde teslim alındığı anlaşılmakla, davalının 8 işgünü bitimi olan 13/02/2021 tarihinde temerrüde düşeceği gözetilmeksizin temerrüt tarihinin davalı ... ... yönünden 06/03/2021 olarak gösterilmesi de doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ve davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacılar vekili ve davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davacılar ve davalı ... ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/05/2026