T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO : 2023/1121
KARAR NO : 2026/1189
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 15/11/2022
NUMARASI : 2020/602 Esas - 2022/815 Karar
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 20/05/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/06/2020 tarihinde meydana gelen olayda müvekkili şirkete ait davalı şirket nezdinde "... Ltd. Şti./..." Acente/Poliçe numarası ile kayıtlı ... plakalı kamyonetin gece park halinde iken herhangi bir dış etkene maruz kalmaksızın, kendiliğinden aniden yanmaya başladığını, yangını fark eden müvekkilinin derhal gerekli tüm kurtarma önlemlerini almasına rağmen araçta maddi hasar meydana geldiğini, işbu hasarın gerçekleşmesi üzerine hasarın Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A-1 maddesi uyarınca sigorta teminatına dahil olması dolayısıyla 22/06/2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış ise de ilgili başvurunun hasarın teminat dışı olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, davalının araçla ilgili tespit yaptırdığını ve 17.468-TL zarar tespit ettiğini, müvekkili şirket tarafından şirket bünyesindeki tüm araçların düzenli olarak periyodik bakımlarının yaptırılarak yağ filtresi, hava filtresi, yakıt filtresi, motor yağının değiştirilmesinin yanı sıra motor, fren değişimleri, ön takım ve genel kontrollerinin yanı sıra triger kayışlarının, balatanın, şanzımanın kontrolü gibi ağır bakımlarının da titizlikle yaptırıldığını belirterek açıklanan nedenlerle araçta oluşan zarar bedelinin şimdilik 1/4 17.468-TL'sinin hasarın meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi tarafından tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 21.600,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usule ilişkin olarak davacının kısmi/belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, esasa ilişkin olarak ise davacının müvekkili şirkete yönelttiği zarar tazmin talebinin poliçede ek bir teminat verilmemiş olması nedeniyle reddedildiğini, hasarın tazmini talebiyle müvekkil şirkete başvurulması üzerine teknik bir rapor alındığını, zarara sebep olan yangının ilgili Genel Şart düzenlemeleri kapsamında teminat dışı olarak düzenlenen hallerden kaynaklandığını, bu nedenlerle davanın reddedilmesi gerektiğini, ayrıca yangının aracın bakımsızlık nedeni ile oluştuğu tespit edildiğinden davanın bu sebeple de reddedilmesi gerektiğini, poliçede muafiyetlerin de dikkate alınması gerektiğini, davanın kabulü halinde ise yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek sonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulüne, 21.600,00-TL'nin 17.468,00-TL'sinin 28/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile, 4.132,00-TL'sinin ıslah tarihi olan 28/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Sigortalının sigortacısına rücusuna ilişkin davanın tüketici mahkemesinin görev alanına girdiğini, davanın ticaret mahkemesince karara bağlanmasının hatalı olduğunu, tüketici uyuşmazlıklarında da dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı haline getirildiğini, davacı tarafça bu şart yerine getirilmediğinden davanın reddedilmesi gerektiğini, davanın ticari bir uyuşmazlık olduğu kabul edildiği takdirinde dahi; davanın zorunlu arabuluculuk şartına tabi olduğunu, davacının işbu davayı belirsiz dava olarak ikame etmesinde hukuki menfaatinin bulunmadığını, zarara sebep olan yangının ilgili Genel Şart düzenlemeleri kapsamında teminat dışı olarak düzenlenen hallerden olduğunu, bilirkişi raporu hatalı olduğundan yeni bir bilirkişi raporu alınması talep edilmesine rağmen başkaca bir rapor alınmadığını, poliçe muafiyetlerinin dikkate alınması, hasar bedelinden %25 indirim yapılması gerektiğini, bu muafiyetin uygulanmamasının kararın kaldırılması nedeni olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından davanın taraflarının tacir ve hasar gören aracın kamyonet olduğundan bahisle ticari avans uygulanmasına karar verilmiş ise de bu uygulamanın hukuka aykırı olduğunu, dava konusu kazanın Türk Ticaret Kanununun 3. maddesi kapsamında ticari iş olarak nitelendirilemeyeceğinden uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarına göre müvekkili tarafından tazminat ödemesi yapılabilmesi için trafikten çekme belgesinin sigortacıya ibrazının gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, Kasko sigortası poliçe kapsamında yanan araçta oluşan maddi hasara bağlı tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından 20/06/2020 tarih gece saat 01:10 sıralarında meydana gelen olayda davalı sigorta şirketine Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın dış etken olmaksızın park halinde iken yanması dolayısıyla oluşan hasarın tazminine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir. Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan TTK.nun 1409/1. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1409/2. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.(HGK 10/12/1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16/12/1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22/12/2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilamları, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/11677 E. - 2017/6905 K., Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/18638 E. - 2021/11512 K. sayılı kararı).
Davalı sigorta şirketi tarafından görevlendirilen eksper ...'in sunduğu 29/06/2020 tarihli ön rapora göre; "meydana gelen hasarın mukayesesi neticesinde , olayın ilişik tutanaklarda belirtildiği şekilde yanma sonucu meydana gelebileceği kanaatine varılmıştır. Aracın rayiç sorgulamasında 35.000TL-36.000TL aralığında alınıp satılabileceği, ...yangın sonucu meydana gelen hasarın incelenmesinde motor kısmında oluşan yanmanın tam olarak nereden çıktığına ilişkin tespit yapılamamış olup dosya ile ilgili bilirkişi ataması uygundur. Hasar ile ilgili kanaatim olumludur. şeklindedir.
Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 25/06/2020 tarihli itfaiye birim raporuna göre de "belirlenemeyen bir nedenle aracın motor kısmında yangın çıktığı kanaatine varılmış olup yangın çıkış nedeni bilirkişi tarafından tespiti uygundur. Şeklinde yangın raporu düzenlendiği; Davacı tarafça dosyaya sunulan fotokopi belgeye göre aracın son bakımının 17/04/2020 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafça davalı sigorta şirketine 22/06/2020 tarihinde ihbarda bulunulmuş, davalı tarafça 29/07/2020 tarihinde "poliçeniz Genel Şartları A4.14 gereği yağsızlık susuzluk, donma, bozukluk, eskime, çürüme, paslanma veya bakımsızlık nedeniyle meydana gelen zararlar teminat dışı" olduğunu belirterek davacıya hasar tazminat ödemesi yapılmamıştır.
Mahkemece alınan 09/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda "...Alternatörün şase yapmasıyla motor ve şanzıman yağ kaçaklarının tutuşması söz konusu olmayacağından, yağ kaçakları ile yangın arasında illiyet bağı mevcut olmadığına, sonuç olarak yangın alternatör ana kablosunun zemin bozuklukları ve kasislere bağlı olarak, bağlantısından çıkmasıyla kısa devre yapması sonucu çıktığı görüşü ile oluşan gerçek zararın 21.600,00 TL olduğu" tespit edilerek bildirilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, yangının çıkış nedeni ve dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığının belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır.
Kasko Sigortası Genel Şartları teminat dışında kalan haller başlıklı A.5.7 maddesine göre;" (Yağsızlık, susuzluk, donma, bozukluk, eskime, çürüme, paslanma ve bakımsızlık nedeniyle meydana gelen zararlar,) teminat kapsamı dışında" olduğu düzenlenmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; avacının Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5. maddesi ve TTK'nın 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini yerine getirmediğinin davalı sigorta tarafından ispatlamadığı, bu itibarla hasarın poliçe kapsamında olmadığının davalı sigorta tarafından ispat edilmesi gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre yangının alternatörün şase yapmasıyla motor ve şanzıman yağ kaçaklarının tutuşması söz konusu olmayacağından, yağ kaçakları ile yangın arasında illiyet bağı mevcut olmadığı, sonuç olarak yangın alternatör ana kablosunun zemin bozuklukları ve kasislere bağlı olarak, bağlantısından çıkmasıyla kısa devre yapması sonucu çıktığının tespit edilmesine göre mahkemece bilirkişi raporunun teknik verilere ve dosya kapsamı ile uyumlu denetlenebilir olduğu gözetilerek hükme esas almasında ve davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
Sigortalı aracın sovdajı davacı sigortalıda kaldığından çekme belgesi ibrazına gerek bulunmamaktadır. Yine araç pert kabul edilerek rayiç bedeli ödendiğinden başka bir ifadeyle onarımı yapılmadığından %25 yetkili servis indirimi yapılmayacaktır.
Somut uyuşmazlıkta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.11.2020 tarih, 2017/17-1102 E. ve 2020/905 K. sayılı kararı doğrultusunda dava konusu talep belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceğinden davanın belirsiz alacak davası olarak açılmayacağına; davacı ile davalı tüzel kişi tacir olup, zararın davacının ticari iş ve işletmesiyle ilgili olduğu anlaşıldığına göre 6102 sayılı TTK' nın 4/1ve 5. maddesi gereğince tacirler arasındaki haksız fiile dayalı ihtilafın çözümünde özel yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olacağından mahkemenin görevine; Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiş olup taraflar tacir olduğundan TTK'nın 3. maddesi uyarınca ticari iş niteliğinde ki davada avans faiz uygulanması gerektiğinden faize; arabuluculuk başvurusu yapılarak dava açıldığından arabuluculuk dava şartına ilişkin istinaf talepleri de yerinde görülmemiştir.
Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.475,50 TL harçtan peşin alınan 548,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 926,73 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.20/05/2026