T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1366
KARAR NO : 2026/1138
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 02/02/2023
NUMARASI : 2021/401 Esas - 2023/82 Karar
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 17/06/2021
KARAR TARİHİ: 02/02/2023
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 11.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/512 E.-2022/21 K. SAYILI DOSYASI
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 17/08/2021
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kay. Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı, davalı .... Tic. A.Ş. adına kayıtlı aracın, 27.02.2020 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresinde iken ... plakalı araca çarparak yaralanmalı ve maddi hasarlı kazaya sebebiyet verdiğini, sürücü ...'ın alkollü olduğu ve kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, müvekkili şirket tarafından, kazada zarar gören ... plakalı araç sahibine/zarar gören sigortacısına 27.07.2020 tarihinde 41.000-TL tazminat ödemesi yapıldığını, sigortalı ... ... Tic. AŞ'de kayıtlı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde alkollü ve kusurlu olması nedeniyle müvekkil şirketin 3. kişiye ödediği tazminat tutarını sigorta ettirene rücu hakkı olduğunu, başlatılan itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ve takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu riziko sigorta poliçesi kapsamı dışında kalmadığından davacının rücuen tahsil hakkı bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu'nun 59. maddesini ihlal ettiği, müvekkilin maliki olduğu ... plakalı aracın da aynı kanunun 56/1-c bendini ihlal ettiği, bu sebeple müvekkilin maliki olduğu araç sürücüsünün %100 kusurlu olmadığı, kusurun kazaya karışan araç sürücüleri arasında paylaşıldığının görüleceğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları gereğince zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt(münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerektiğini belirterek davanın reddine, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirkete Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı, sigortalı ... İnş. ... A.Ş. adına kayıtlı aracın; 27.02.2020 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresinde seyir halindeyken, ... plakalı ... adına kayıtlı sürücü ... sevk ve idaresindeki araç ile çarpışması sonucunda maddi hasarlı ve ölümlü/yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi gereğince müvekkili olan davacı şirket tarafından 28.09.2020 tarihinde 4.305,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, sürücü ...'ın alkollü ve kusurlu şekilde kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle sigortalı ... İnş. ... A.Ş.'nin ortaya çıkan hasardan müvekkili olan şirkete karşı sorumlu olduğunu, müvekkili olan davacı şirket tarafından ödenmiş tazminat tutarı 4.305-TL ile takip tarihi itibariyle işlemiş faiz miktarı 442,51 TL olmak üzere olmak üzere toplam 4.747,51-TL'nin tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün ... E. İle başlatılan takibe itirazın iptali ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/401 E. Sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketi tarafından müvekkili olan davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, dava konusu rizikonun sigorta poliçesi kapsamı dışında kalmamakta olduğunu, bu sebeple sigorta şirketi tarafından karşılanan maddi zararın müvekkili olan rücuen tahsil hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Asıl ve Birleşen davanın reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın müvekkili şirket sigortalısının, dava konusu kazanın meydana gelmesinde alkollü ve kusurlu olması nedeniyle müvekkili şirkete karşı sorumlu olup olmayacağı noktasında olduğunu, dosyada mevcut olduğu üzere sigortalı (Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi - Trafik Sigortası ile Sigortalı) ... plakalı ... sevk ve idaresindeki sigortalı aracın ... plakalı ... otobüsüne arkadan çarpması sonucunda 27.02.2020 tarihinde maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, düzenlenen kaza tespit tutanağında ve tutanaktaki krokide, otobüs durağında başkaca araçların park halinde bulunduğu, bu nedenle ... otobüsünün sürücüsünün durağa yanaşamadığı, bu kapsamda da kendisine herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini, kaza tespit tutanağında ... otobüsünün duraklama yaptığı esnada otobüs ile yan bariyerler arasında 3,00 metre olduğu tespit edildiğini, söz konusu aracın bekleme halindeki otobüs ile bariyer arasından rahatça geçebileceğini, sigortalı araç sürücüsünün yan bariyerle ... aracı arasında 3 metre mesafe olduğu halde kendi aracının genişliği de dikkate alındığında, bekleme halindeki ... otobüsüne çarpmasının tümüyle kendi kusuruna dayandığı ve kazanın münhasıran alkol etkisi altında meydana gelmiş olduğu açık olduğunu, kaza tespit tutanağı ile kazanın oluş şekli dikkate alındığında, özellikle otobüs durağında park halinde araçlar olduğu sabit olduğundan, ... otobüsünün sürücüsüne %30 oranında kusur atfedilmesi hukuken mümkün olmadığını, kazanın oluş şekli itibarıyla münhasıran alkol etkisi altında kazanın gerçekleşmiş olduğunun kabulünün gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 27.02.2020 günü saat 02.42 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ... otobüsü ile D-100 Kuzey Yan Yol Kadıköy istikametinde seyir halindeyken, Yenisahra ... durağına geldiğinde, durakta bekleyen ticari taksilerden dolayı tam olarak durağa yanaşmadan duraklayarak yolcu indirdiği sırada, otobüsün arkasından aynı istikamette seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracının sağ ön kısımlarıyla otobüsün sol arka kısımlarına çarpması sonucu meydana gelen kaza nedeniyle davacı sigorta şirketinin dava dışı ... plakalı araç sahibine ödediği tazminatın rücuen tahsili talebiyle yapılan icra takiplerine itirazın iptali ve icra inkar tazminat ile kötü niyet tazminatı talep edildiği anlaşılmıştır.
Asıl dosya yönünden yapılan incelemede;
2918 sayılı KTK'nun 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde ise alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Dava, trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. ZMMS'de sigortacının rücu hakkı, TTK’nın 1301/2. maddesi, 2918 sayılı KTK'nın 95/2. maddesi ile ZMSS poliçesi genel şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. ZMSS Poliçe Genel Şartlarının 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işletenin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir.
Yine davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay HGK'nun 11.05.2011 tarih, 2011/17-182 Esas ve 2011/294 Karar sayılı kararında "... taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez. Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. ...
Yerel Mahkemece nörolog, hukukçu ve trafik uzmanından oluşan bilirkişi kurulundan alınan raporda davacının salt alkolün etkisi altında kalması dolayısıyla kazanın ortaya çıktığı belirtilmiş ise de bu tespit olayın yukarıda özetlenen oluşumu ve dosya kapsamı ile bağdaşmamaktadır. Alkollü olmayan bir sürücü de kavşakta geçiş önceliğine uymama nedeniyle kazaya sebep olabilir. Kaldı ki, davacının sigortalısı olayda %75 oranında kusurlu olup, ... plaka sayılı araç sürücüsünün de olayın meydana gelmesinde %25 oranında kusuru bulunmaktadır.
Açıkça görüleceği üzere ve yukarıda değinildiği gibi kaza, tek başına davacı şirket sigortalısı araç sürücüsünün alkollü olmasının etkisiyle meydana gelmemiştir. Olayda bu etmen yanında sigortalı araç sürücüsünün kavşakta geçiş önceliğine uymaması ve diğer araç sürücüsünün kavşağa aracın hızını azaltmadan girmesi şeklindeki davranışlar da rol oynamıştır. Hal böyle olunca, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekirken; olayın oluş şekline, dosya içeriğine ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına aykırı bulunan bilirkişi raporundaki görüşlere itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. ..." yönünde karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince içinde nörolog bilirkişi de bulunan bilirkişi heyetinden alınan rapora göre "davalı sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...’ın; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 52/b-c, 56/c ve 84/d kurallarını ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddelerdeki kuralları ihlal ederek %70 oranında kusurlu bulunduğu,... plakalı ... yolcu otobüsü şoförü ...'nün; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 59’u ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddelerdeki kuralları ihlal ederek %30 oranında kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün
kaza esnasında 0,99 promil alkollü olması nedeniyle adı geçen davalıdan rücu talebinde
bulunduğu; Alkol almamış bir sürücünün de sadece dikkatsizlik tedbirsizlik ve trafikte özensiz davranışları sebebi ile hız yaparak önünde seyir halinde olan sürücüyü izlerken güvenli bir mesafe bırakmadan takip mesafesi ile izleyerek arkadan çarpma şeklinde trafik kazasına neden olabileceğinden, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediği yönündeki raporu dikkate alındığında ve kazanın oluşumunda başka sebeplerin de etken olduğu gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Birleşen dosya yönünden yapılan incelemede;
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı hakkında İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek itirazının iptalini talep etmiştir.
HMK'nın 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Aynı kanunun 341/4. maddesinde de "alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üçbin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." düzenlemesi mevcuttur. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu somut olayda yerel mahkeme hükmünün verildiği 2023 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 17.830,00 TL olacaktır.
Bu halde, red edilen maddi tazminat miktarı (4.747,51) karar tarihine göre uygulanması gereken 2023 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı HMK'nın 341/4.fıkrası gereğince istinaf hakkı yoktur. Yerel mahkemece, kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir. Bu nedenle istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun asıl dava yönünden HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine, birleşen dava yönünden ise HMK'nın 352/1-b.maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-a) Asıl dava yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
b)Birleşen dava yönünden HMK'nın 352/1-b.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/05/2026