T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2025/1234
KARAR NO : 2026/995
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 25/02/2025
NUMARASI : 2015/303 Esas - 2025/200 Karar
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 22/04/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.08.2013 tarihinde davalı ...'nin maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracın ... yönetimindeki ... plakalı araçla çarpıştığını, çarpmanın etkisiyle ... plakalı aracın devrildiğini, araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'nın kazada ağır yaralandığını, davacının önce Hadim Devlet Hastanesi'ne, oradan da Konya Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne sevk edildiğini, temel tedavisi yapıldıktan sonra zorunlu olarak daimi ikametgahı olan Paris'e döndüğünü, orada da tedavi gördüğünü, kazanın oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, trafik kazasında yaralanarak beden gücü kaybına uğrayan davacıya ilişkin daimi sakatlık, geçici iş göremezlik ve tedavi giderleri olmak üzere şimdilik 3.000,00 TL maddi tazminatın tutarının belirlenerek davalı Yusuf yönünden kaza tarihinden davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 50.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı Yusuf'tan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı 22/11/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 28.100,98 Euro karşılığı 1.022.597,41 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin tedavi giderleri ile ilgili maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat taleplerinden müvekkilinin sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, davacının avans faizi talebinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kazadan iki yıl sonra dava açılmasının mümkün olmayacağını, davacının gelirinin tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davacının maddi tazminat davası yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddine; davalılardan ... A.Ş.'nin sorumluluğu 250.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere, toplam 78.309,39 TL alacağın, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden, diğer davalı Yusuf yönünden kaza tarihi olan 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine; davacının manevi tazminat davası yönünden davanın kabulüne, 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine" şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin daha önceki tarihte gerçekleşen kaza nedeniyle dizinin altında amputesi ve protezinin bulunduğunu ve günlük yaşamını idame ettirmekte zorlandığını, davaya konu kazanın meydana gelmesinden sonra ise müvekkilinin sol bacağının kesilmek zorunda kalındığını ve artık iki koltuk değneğiyle yaşamını idame ettirmek zorunda kaldığını, kalıcı iş göremezlik durumunun oluşmadığı yönünde Adli Tıp Kurumu raporunun oluşa uygun olmadığını, tedavi süreci tamamlanmadan oluşturulan bir rapor olduğunu ve mahkemece bu hususa dair itirazları dikkate alınmadan hükme esas alındığını, dava dilekçesinde sakatlık, geçici iş görmezlik ve tedavi giderleri olarak talepte bulunduklarını ancak mahkemece bu hususta her bir talep için ne kadar miktarda talepte bulunduklarını açıklamaları yönünden kesin süre verilmeden dava değerini belirlemek durumunda kaldıklarını, müvekkilinin Euro karşılığında ücret kazandığını, bu hususa dair belgelerin dosyaya sunulmuş olduğunu, taleplerinin de Euro karşılığı TL olarak belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece TL bazında değerlendirme yapıldığını, mahkemece davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 250.000 TL poliçe limiti ile sınırlı olarak belirtilmiş olsa da davalı tarafın da sigorta şirketi aynı olduğundan her iki araç için de sigorta şirketinin toplam 500.000 TL limit ile sınırlı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; zamanaşımı yönünden itirazlarının olduğunu, dosyada bulunan ATK raporunda müvekkilinin kusur oranının %100 olarak tespit edilmiş olduğu rapordaki kusur tespitine itirazlarının olduğunu, müterafik kusurun değerlendirilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik süresinin 24 aya kadar tespit edilmiş olmasının hatalı olduğunu, aktüerya bilirkişisi tarafından hesap edilen zarar miktarına itiraz ettiklerini itirazlarının dikkate alınmadığını, 10.000 TL tedavi ücretinin çok fazla olduğunu, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş nitelikte olduğunu, müvekkilinin dava konusu kaza nedeniyle bir sorumluluğunun bulunmadığını, sigorta şirketinin sorumlu olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 07/08/2013 tarihinde davalı ... A.Ş. Tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan ve davalı ...'nin maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile dava dışı ... yönetimindeki ... plakalı aracın karıştığı kaza neticesinde, ... plakalı araç içinde yolcu konumunda olan davacı, yaralanması nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik ile tedavi zararının ve manevi zararının tazmini talebiyle eldeki davayı açmıştır.
HMK'nın 319.maddesine göre savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK'nın 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. Eldeki davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürmediğine ve davacı tarafından açık muvafakati bulunmadığına göre istinaf aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'inin nazara alınması olanaklı değildir.
Davaya konu olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Hadim Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/69 Esas sayılı dosyasına sunulan trafik bilirkişi raporuna göre sanık ...'nin tam kusurlu olduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan 28/02/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydan gelmesinde davalı sürücü ...'nin %100 tam kusurlu, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün kusursuz olduğu görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazı yerinde değildir.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek sürekli maluliyet oranının ve iyileşme süresinin tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına, davacının dava konusu kaza nedeniyle bu kez diz üstü ampute olduğuna dair bir belirleme olmamasına ve tıbbi belgeler ve muayene sonucuna göre maluliyete değinen istinaf itirazları yerinde değildir.
Trafik kazası sonucu oluşan zararlardan kusuru ile sebebiyet veren davalı sürücü ve davalı trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşı da tazminat davası açabilir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince sürücü ve ZMMS sigortacısı olan davalıların, davalı sürücünün %100 (tam) kusurlu olması nedeniyle tazminatın tamamından sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmayıp, davalı Yusuf vekilinin zarardan öncelikle ... A.Ş.'nin sorumlu olduğu yönündeki istinafı yerinde değildir.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan raporda ZMMS poliçesi yine davalı ... A.Ş. tarafından yapılan ... plakalı aracın sürücüsü ...'in kusursuz olduğu ve poliçe limitinin kaza başına belirlendiği dikkate alındığında, davacı vekilinin, poliçe limitinin toplam 500.000 TL olarak kabul edilmesi gerektiği yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir.
Davacının belgelendirilmeyen tedavi giderinin, tüm tıbbi belgeleri incelenerek, doktor bilirkişi tarafından gerekçeli şekilde tespit edildiği anlaşılmakla, tedavi giderinin yüksek belirlendiğine yönelik istinaf da yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde maddi tazminat olarak; geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve tedavi gideri olmak üzere toplam 3.000,00 TL talep etmiş, hangi zarar kalemi için ne kadar talep ettiğini belirtmemiş, mahkemece bu yönde bir açıklama kendisinden istenmemiş; bedel artırım dilekçesinde geçici iş göremezlik ve tedavi gideri için tazminat talebini toplam 1.022.597,41 TL'ye artırdığını bildirmiştir. Maluliyete dair ATK raporunda davacının sürekli iş göremezliği çıkmadığına göre, davacıya her bir kalem için ne miktarda tazminat talep ettiğinin açıklatılmaması sonuca etkili görülmemiştir.
Mahkeme taleple bağlı olup talepten fazlasına karar veremez. Davacı vekili dava dilekçesinde EURO olarak tazminat talebinde bulunmamış, davasını bu yönden ıslah etmemiş, sunduğu bedel artırım dilekçesinde tazminatın EURO cinsinden ödenmesini istemiş olup, Mahkemece TL üzerinden hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Bu nedenlerle; davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1- Davacı vekili ve davalı ... vekili vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 5.349,31 TL harçtan peşin alınan 2.192,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.157,31 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/04/2026