Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2005-2-91
Karar Sayısı : 05-73/984-272
Karar Tarihi : 25.10.2005
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Mustafa PARLAK
Üyeler : Tuncay SONGÖR, Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ,
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, M. Sıraç ASLAN,
Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN
B- RAPORTÖRLER : Murat ÇETİNKAYA, Derya YENİŞEN, Ali ARIÖZ,
Bayram Ali GEÇGİL
C- BİLDİRİMDE
BULUNAN : Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 20
Büyükdere Cad. No:143 34394 Esentepe/İstanbul
D- İLGİLİ
TARAFLAR : - Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu
- Işıl Televizyon Yayıncılık A.Ş.
Doğan TV Center Bağcılar/İstanbul
- Ciner Televizyon ve Radyo İşletmeciliği
San. ve Tic. A.Ş.
Barbaros Bulvarı, Cam Han, No:125,
Kat 4, Beşiktaş/İstanbul
30
E- DOSYA KONUSU : Star TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’nün
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satışı.
F- DOSYA EVRELERİ : Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)’nun
Kurum kayıtlarına 10.8.2004 tarih, 4422 sayı ile intikal eden Star medya
şirketleri için satış ihalesi öncesine ilişkin başvurusu üzerine, söz konusu
başvuru 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile 1998/4 sayılı
"Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik Kazanabilmeleri İçin
Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde ve İzin Başvurularında Takip
Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ" hükümleri ve 1997/1 sayılı 40
“Rekabet Kurulu'ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar
Hakkında Tebliğ” hükümleri çerçevesinde incelenmiş ve başvuruya ilişkin
olarak hazırlanan Mesleki Daire Görüşü 30.9.2004 tarih ve 462 sayıyla
TMSF’ye gönderilerek 1998/4 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca görüşlerinin
Kurum’a iletilmesi talep edilmiştir.
TMSF tarafından oluşturulan görüş 15.10.2004 tarihinde 5817 sayı ile Kurum
kayıtlarına girmiştir.
TMSF’nin görüşü Kurum’a intikal ettikten sonra, Kurul’un 27.10.2004 tarih ve
04-69/981-M sayılı toplantısında;
05-73/984-272
2
“1- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından yönetim ve 50
denetimi devralınan Uzan Grubuna dahil Star medya şirketlerinin cebri
icra yoluyla satışına ilişkin olarak bu aşamada herhangi bir ön koşul
tespitine gerek bulunmadığı;
2- Devir işlemi hangi yöntemle gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, alıcı
adayları belli olduktan sonra 1998/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesi
uyarınca yapılacak değerlendirmede 4054 sayılı Kanun’un ilgili
maddelerine aykırılıklar ve sakıncalar belirlenmesi halinde, devirle ilgili
koşul ve yükümlülükler getirilebileceği veya devre izin
verilmeyebileceği, dolayısıyla bu hususun ihaleye katılacak
teşebbüsün/teşebbüslerin bilgisine sunulması bakımından ihale 60
şartnamesinde belirtilmesinin gerekli olduğu,”
şeklinde oluşan görüşü, 2.11.2004 tarih, 4274 sayı ile TMSF’ye bildirilmiştir.
Bu görüş doğrultusunda, TMSF tarafından “Star TV Ticari ve İktisadi
Bütünlüğü” ihale şartnamesinin 7.1. maddesinde ihale sonucunda en yüksek
teklif veren iki teklif sahibi hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca Rekabet Kurulu’ndan izin alınacağı
ve ihale şartnamesinin ekinde verilen Birleşme ve Devralmalar Hakkında
Bildirim Form’unun katılımcılar tarafından doldurularak TMSF’ye teslim
edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
“Star TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğü”nün satış ihalesi 26.9.2005 tarihinde 70
gerçekleştirilmiş ve ihalede en yüksek teklifi veren iki muhtemel alıcının
bildirim formları TMSF tarafından gönderilen yazı ile Kurum kayıtlarına
27.9.2005 tarihinde intikal etmiştir. Bildirim formlarındaki eksiklikler
14.10.2005 tarihinde tamamlanmıştır.
Başvuru konusu işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve 1997/1 sayılı
Tebliğ çerçevesinde değerlendirilmesine ilişkin 18.10.2005 tarih ve 2005-2-
91/Öİ-05-MÇ sayılı Rapor, 18.10.2005 tarih ve REK.0.06.00.00-120/138 sayılı
Başkanlık önergesi ile Kurul gündemine alınarak 05-73 sayılı Kurul
toplantısında karara bağlanmıştır.
80
G- RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, TMSF tarafından “Star TV
Ticari ve İktisadi Bütünlüğü”nün yapılan ihalede en yüksek teklif sahibi olan
Işıl Televizyon Yayıncılık A.Ş. ya da ikinci en yüksek teklifin sahibi Ciner
Televizyon ve Radyo İşletmeciliği San. ve Tic. A.Ş.’ye satışı için, Rekabet
Kurumu’na, 1998/4 sayılı Tebliğ çerçevesinde yapılan izin başvurusunun,
4054 sayılı Kanun ve 1997/1 sayılı Tebliğ çerçevesinde değerlendirilmesi
neticesinde söz konusu her iki grubun “Star TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğü”nü
devralmasının, 4054 sayılı Kanun kapsamında, bir hakim durum yaratmaya
veya bir hakim durumu güçlendirmeye yönelik olarak, rekabetin önemli ölçüde
azaltılması sonucunu doğurmayacağı ve bu nedenle başvuru konusu işleme 90
izin verilmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir.
H- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME:
H.1. Star TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğü
TMSF tarafından, devre konu işletmenin 6183 sayılı Kanun hükümleri
uyarınca haczedilen aktif değerleri ile lisans, ruhsat, 3984 sayılı Kanun’un
05-73/984-272
3
geçici 6. maddesi hükmü kapsamında geçici frekans ve kanal kullanımından
doğan hakları ve bu mal, hak ve varlıkların feri veya mütemmim cüzü
niteliğindeki sözleşmeler ile bu sözleşmelerden doğan ancak başlı başına
iktisadi değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm mal, hak ve 100
varlıklardan “Star TV” adı altında ticari ve iktisadi bütünlük oluşturulmuştur.
Satış Komisyonu Başkanlığı’nın yayınladığı satış ilanında ise ticari ve iktisadi
bütünlüğün içeriği şu şekilde belirtilmektedir:
Geçici ulusal karasal frekans ve kanal kullanım hakkı,
Kablolu yayın lisansı,
Uydu yayını lisansı,
Verici ve ekipmanları,
Naklen yayın ve uplink aracı ile ekipmanları,
Teknik ekipman ve yayın donanımı,
Marka/marka başvuruları, 110
İnternet alan adı,
FM Radyo/TV verici bağımsız bakım-onarım yetki belgesi,
Arşiv,
Bu mal, hak ve varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki
sözleşmeler.
Halihazırda Star TV, TMSF tarafından kontrol edilmektedir.
H.2. Taraflar
H.2.1.Işıl Televizyon Yayıncılık A.Ş. (Işıl TV)
Star TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’nün satışına ilişkin yapılan ihalenin
sonucunda Işıl TV en yüksek teklif veren katılımcı olarak belirlenmiştir.
Bildirim formunda verilen bilgiler doğrultusunda, Işıl TV’nin ortaklık yapısının 120
aşağıdaki gibi olduğu anlaşılmaktadır:
Tablo 1: Işıl TV’nin ortaklık yapısı
Pay Sahibi Ortaklık Oranı (%)
Doğan TV- Radyo Yayıncılık A.Ş. (…….)
Hür-Bim Görsel Yayıncılık A.Ş. (…….)
Mehmet Ali Yalçındağ (…….)
Ertuğrul Alptekin (…….)
Erdem Değerli (…….)
Toplam 100
Tablodan anlaşılacağı üzere Işıl TV, Doğan TV-Radyo Yayıncılık A.Ş.
tarafından kontrol edilmektedir. Doğan TV-Radyo Yayıncılık A.Ş. ise Doğan
Yayın Holding tarafından kontrol edilmektedir. Doğan Yayın Holding, Doğan
Şirketler Grubu Holding A.Ş.’nin, Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş. ise Adil
Bey Holding A.Ş.’nin kontrolünde bulunmaktadır. Adil Bey Holding de Doğan
ailesinin kontrolündedir. Sonuç olarak Işıl TV, Doğan Grubu tarafından kontrol
edilmektedir.
05-73/984-272
4
Doğan Grubu tarafından medya sektöründe yürütülen faaliyetler şunlardır: 130
Televizyon yayıncılığı alanında;
- Ulusal yayın yapan Kanal D ve CNN Türk,
- Kablo TV üzerinden yayın yapan Dream TV, Fenerbahçe TV, Beşiktaş TV,
Radyo yayıncılığı alanında; Radyo D, CNN Türk Radio, Radyo Foreks,
Televizyon yapımcılığı alanında; Ans Production.
Yazılı medya sektöründe;
- Gazete yayıncılığı alanında; Hürriyet, Milliyet, Radikal, Posta, Fanatik,
Fanatik Basket, Gözcü, Referans, Turkish Daily News,
- Dergi ve kitapçılık alanında; Doğan Burda Rizzoli, Doğan Books, Doğan
Egmont Publishing, DPP, 140
- Dağıtım alanında; Yaysat-Doğan Dağıtım, D&R,
Elektronik medya ve internet servis sağlayıcılığı sektöründe; Doğan İletişim
Elektronik Servis Hizmetleri A.Ş.,
Kablo TV altyapı işletmeciliği sektöründe; Ultra Kablo A.Ş. (İstanbul Anadolu
yakası)
Bunların yanı sıra, Doğan Ofset, Doğan Haber Ajansı, Doğan Music Company
de medya sektörünün çeşitli dallarında faaliyet göstermektedir.
Ulusal televizyon yayıncılığı yapan Kanal D’nin ortaklık yapısı incelendiğinde,
şirketin Doğan TV-Radyo Yayıncılık A.Ş.’nin kontrolünde olduğu, bu şirketin
de Doğan Yayın Holding kontrolünde olduğu, dolayısıyla Kanal D’nin Doğan 150
Grubu tarafından kontrol edildiği anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra, Kanal D’nin
sahibi olan DTV Haber ve Görsel Yayıncılık A.Ş.’nin ortaklık yapısı
incelendiğinde, %(…) oranında hisse ile Doğuş Holding A.Ş.’nin de ortaklar
arasında bulunduğu görülmektedir. Bilindiği üzere, Doğuş Holding ulusal
düzeyde yayın yapan televizyon kanalları olan NTV ve CNBC-E’yi kontrol
etmektedir. Bildirim formunda söz konusu %(…) hisse oranının şirket
yönetiminde herhangi bir etkisi bulunmadığı belirtilmektedir.
Diğer ulusal televizyon kanalı CNN-TÜRK ise Eko TV adlı şirkete aittir. Eko
TV de Doğan TV-Radyo Yayıncılık A.Ş.’nin ve dolayısıyla Doğan Grubu’nun
kontrolü altındadır. 160
H.2.2. Ciner Televizyon ve Radyo İşletmeciliği San. ve Tic. A.Ş. (Ciner
A.Ş.)
Ciner A.Ş.’nin ortaklık yapısı aşağıdaki şekildedir:
Tablo 2: Ciner A.Ş.’nin ortaklık yapısı
Pay Sahibi Ortaklık Oranı (%)
Merkez Yayın Holding A.Ş. (…)
Merkez Haber Ajansı A.Ş. (…)
Nalan ERKARAKAŞ (…)
Fercan AYKUTLU (…)
NACİ ÖVÜNÇ (…)
Toplam 100
05-73/984-272
5
Ciner A.Ş., Merkez Yayın Holding A.Ş.’nin, Merkez Yayın Holding A.Ş. de
Park Enerji Yatırım Holding A.Ş.’nin dolayısıyla Ciner Grubu’nun
kontrolündedir.
Merkez Yayın Holding A.Ş.’nin iştiraki olan Merkez Televizyon A.Ş.’nin “K1”
logosuyla yayın yapan televizyon kanalı; Yeni Yayıncılık Prodüksiyon ve
Telekomünikasyon San. ve Tic. A.Ş.’nin “Yeni TV” logosuyla yayın yapan 170
televizyon kanalı ve Merkez ATV Televizyon Prodüksiyon A.Ş.’nin “ATV”
logosuyla yayın yapan televizyon kanalı bulunmaktadır. Söz konusu 3
televizyon kanalının kontrolü fiilen %(…) hisse ile Merkez Yayın Holding
A.Ş.’ye dolayısıyla Ciner Grubu’na aittir.
Bunun dışında Ciner Grubu, Merkez Yayın Holding A.Ş. iştiraki olan Merkez
Gazete Dergi Basım ve Yayın San. Tic. A.Ş. vasıtasıyla gazete ve dergi
yayımcılığı piyasasında da faaliyet göstermektedir. Söz konusu bu şirket
tarafından yayımlanan süreli yayınlar aşağıdaki şekildedir.
Gazeteler: Sabah, Takvim, Yeni Asır ve Pas Fotomaç,
Dergiler: Bebeğim ve Biz, Erkeğin Ağırlık Merkezi, FHM, Gezi, Global Enerji, 180
Harper's Bazaar, Home Art, House Beautiful, Hülya, Kumsal, Oto Haber,
Cosmo Girl, Sinema, Sofra, Süper Alış Veriş, Şamdan Plus, Transport, Garaj,
Yeni Aktüel ve Para.
H.3. İlgili Pazar
H.3.1. İlgili Ürün Pazarı
Parasal kanallar haricinde, televizyon kanallarının temel finansman kaynağını
reklam gelirleri oluşturmaktadır. Bu yayıncılık türünde pazar, reklamveren-
yayıncı ilişkisi çerçevesinde şekillenmekte, televizyon kanallarının pazar gücü
temel olarak reklam yeri satışlarına göre belirlenmektedir. Reklamverenler,
reklam harcamalarını kanallar arasında dağıtırken, kanalların hedef kitleye 190
erişim olanaklarını, dolayısıyla kanalların yayın alanı ve izlenme oranı
kriterlerini öncelikli olarak dikkate almaktadırlar.
Ulusal yayın yapan kanalların yayın alanlarının genişliği, reklamların hedef
aldığı izleyicilere ulaşma olanaklarını artırmaktadır. Bu nedenlerle ulusal yayın
yapan kanalların aynı pazar içinde ele alınması gerekmektedir. Ulusal yayın
yapan kanallar ise, sahip oldukları izlenme oranları doğrultusunda reklam
gelirlerinden paylarını almaktadır.
Bugün itibarıyla karasal ulusal yayın yapan televizyon kanallarının daha fazla
sayıda izleyiciye ulaşabilmek açısından büyük bir avantaja sahip olduğu
bilinmekle birlikte, diğer yayın şekillerinin zaman içinde daha da 200
yaygınlaşması ile bu durumun değişmesi beklenmektedir. Bunun yanında
ulusal yayın yapan televizyon kanallarının, daha kaliteli bir içeriğin daha fazla
tüketici kitlesine ulaştırılması için TV yayını için tahsis edilmiş frekanslar
üzerinden karasal yayıncılığın yanında Kablo TV ve uydu üzerinden de
yayıncılık yaptıkları göz ardı edilmemelidir. Bununla birlikte, her halükarda
yoğunlaşmalara ilişkin yapılacak değerlendirmelerde izlenme oranları ve
reklam geliri kriterleri baz alınacağından, farklı esaslara dayanarak yapılacak
pazar tanımları değerlendirmeleri önemli bir biçimde değiştirmeyecektir.
05-73/984-272
6
Sonuç olarak, üzerinde durulması gereken ekonomik faaliyet ulusal televizyon
yayıncılığıdır. Televizyon yayıncılığı faaliyetinin önemli ölçüde reklamveren-210
yayıncı ilişkisi çerçevesinde şekillendiği ve yukarıda anlatıldığı üzere
reklamverenlerin reklam pastasını hedef kitleye erişim olanakları itibarıyla
büyük ölçüde ulusal düzeyde yayın yapan kanallar arasında bölüştürdüğü
dikkate alındığında, inceleme konusu devralma işlemi özellikle reklam yeri
pazarı göz önüne alınarak değerlendirilecektir.
H.3.2. İlgili Coğrafi Pazar
İlgili coğrafi pazar, televizyon yayınları dolayısıyla ürün reklamları ile ulaşılmak
istenen pazarın ülke geneli olması nedeniyle “Türkiye Cumhuriyeti sınırları”
olarak ele alınmıştır.
H.4. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
H.4.1. İşlemin Niteliği Açısından Yapılan Değerlendirme 220
TMSF tarafından Star TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’nün satışı işlemi, Star
televizyonuna tahsis edilmiş frekansın kullanım hakkının, çeşitli yayın
lisanslarının, tüm ekipman ve donanımın ve sözleşmelerin, dolayısıyla Star
TV’nin işletilmesine ilişkin tüm maddi ve gayrimaddi malların alıcı tarafa
geçmesi ve bu şekilde alıcının Star TV üzerinde belirleyici etki uygulama
olanağına sahip olması, başka bir deyişle Star TV’nin kontrolünü devralması
nedeniyle 1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinin “herhangi bir teşebbüsün ya
da kişinin diğer bir teşebbüsün malvarlığını yahut ortaklık paylarının tümünü
veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren
araçları devralması veya kontrol etmesi” şeklindeki ( b ) bendi kapsamına 230
giren bir devralma işlemidir.
Aynı Tebliğ’in, İzne Tabi Birleşme veya Devralmalar başlığı altındaki 4.
maddesinin;
“Bu Tebliğ’in 2. maddesinde belirtilen bir birleşme veya devralma sonucunda
birleşmeyi veya devralmayı gerçekleştiren teşebbüslerin, ülkenin tamamında
veya bir bölümünde ilgili ürün piyasasında, toplam pazar paylarının, piyasanın
% 25’ini aşması halinde veya bu oranı aşmasa bile toplam cirolarının yirmi
beş trilyon Türk Lirasını aşması halinde Rekabet Kurulu’ndan izin almaları
zorunludur.”
hükmü uyarınca, sadece devralınan teşebbüs olan Star TV’nin ilgili ürün 240
pazarındaki cirosunun1 Tebliğ’de öngörülen ciro eşiğini aşması nedeniyle söz
konusu işlem, ilgili Tebliğ çerçevesinde Rekabet Kurulu’nun iznine tabi bir
devralma işlemidir.
H.4.2. İşlemin 4054 Sayılı Kanun’un 7. Maddesi Açısından
Değerlendirilmesi
4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca, bir birleşme veya devralmanın
yasaklanabilmesi için işlemin, ya hakim durum yaratarak ya da mevcut bir
hakim durumu güçlendirerek ilgili piyasada rekabeti önemli ölçüde azaltması
gerekmektedir. Bu anlamda, başvuru konusu işlemin taraflarının pazardaki
1 TMSF tarafından Kuruma ulaştırılan bildirim formuna göre devredilen teşebbüsün ilgili
pazardaki payı 2004 yılı için %8,8; cirosu ise 2004 yılı için 66,33 trilyon TL’dir.
05-73/984-272
7
konumları ele alınarak, işlem sonucunda bir hakim durum yaratılması ya da 250
mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesinin söz konusu olup olmadığının
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ulusal televizyon yayıncılığı pazarı, 5’i TRT’ye ait kanallar olmak üzere toplam
21 kanalı içermektedir. Bu kanallar arasında hem genel nitelikte yayın
içeriğine, hem de tematik yayın içeriğine sahip kanallar bulunmaktadır. CNN
Türk, NTV gibi haber kanalları ve Joy TV gibi müzik kanalları tematik kanallara
örnek oluşturmaktadır. Bu 21 kanal içinde ulusal yayın lisansına sahip olmakla
birlikte kablo ya da uydu üzerinden yayın yapan kanallar da mevcuttur
(CNBCe, Cine 5 gibi).
Reklam gelirleri şifresiz kanallar için sektörün başlıca finansman kaynağını 260
oluşturmaktadır. TV kanalları reklamverenleri çekebilmek için izlenme oranı ve
izlenme payları ile rekabet etmektedir. İzlenme oranları ve izlenme payları
AGB Anadolu A.Ş. (AGB) tarafından çeşitli zaman ve tüketici kategorilerine
göre incelenmektedir. Buna göre farklı kanallar farklı tarihlerde çeşitli
kategorilerin birincisi olabilmektedir. Reklamverenler ise hedef kitleleri
doğrultusunda tercihlerini kullanmaktadır. Bir kanalın veya programın, belirli
bir zaman diliminde TV izleyen her 100 kişiden kaçı tarafından tercih edildiğini
gösteren "izlenme payı (share)", görsel piyasalarda kanalların gerçek gücünü
gösteren ve yoğunlaşma hesaplarında baz alınabilen bir ölçüttür. Dolayısıyla,
hakim durum analizinde, kanalların pazar gücüne ilişkin değerlendirmelerde ilk 270
olarak izlenme payı kriteri kullanılacaktır.
Ulusal düzeyde yayın yapan açık kanalların hedef kitleye ulaşma olanaklarının
fazlalığı, bunun yanı sıra genel içerikli yayın yapan kanalların izleyiciyi ekran
başına çekebilecek farklı türde birçok yayın programını bünyesinde
bulundurduğu dikkate alındığında, Show TV, Kanal D, ATV, Star TV gibi
kanalların ulaştığı izlenme payları diğer kategorilerdeki kanallara oranla daha
fazladır. Tüm gün ve günün en çok izlenen saatleri olan 20:00 – 22:59 arası
“prime time” olmak üzere AGB tarafından ölçümü yapılan izlenme payları
rakamları da bunu göstermektedir:
Tablo 3: TV Kanallarının Tüm Gün İzlenme Payları (02:00 – 22:59) 280
2003* 2004** 2005
Star TV 13,10 8,80 10,00
Show TV 10,90 17,20 17,10
Kanal D 16,30 15,20 15,30
ATV 14,40 12,20 11,60
TGRT 6,90 7,70 7,10
TRT1 7,30 5,90 5,30
Diğer 31,10 33,00 33,60
Kaynak: AGB (Star TV Tanıtım Kitapçığı)
*2003 yılı verileri Ocak-Mart, 2004 yılı verileri Mart-Aralık dönemini kapsamaktadır.
Tablo 4: TV Kanallarının Prime Time İzlenme Payları (20:00 – 22:59)
2003* 2004** 2005
Star TV 12,80 9,90 10,90
Show TV 12,20 17,30 17,50
Kanal D 17,80 15,30 15,40
ATV 21,10 14,00 14,50
TGRT 6,50 8,10 7,00
TRT1 6,30 4,80 4,10
Diğer 23,30 30,60 30,70
Kaynak:AGB
05-73/984-272
8
Görüldüğü üzere, 2003-2005 döneminde Show TV, Kanal D, ATV ve Star TV,
toplam izlenmelerin yaklaşık yarısını oluşturmuştur. İzlenme payları, dönemsel
olarak da değişebilmektedir. Kanalların aynı yıl içinde farklı yayın
dönemlerinde başarı sıralamalarının değişebildiği bilinmektedir.
Bu bilgiler çerçevesinde öncelikle Star TV’nin, ihalede en yüksek iki teklifin
sahipleri Işıl TV ve Ciner A.Ş. tarafından devralınması halinde ortaya çıkacak 290
toplam pazar paylarına bakılması gerekmektedir.
Halihazırda Doğan Grubu’nun kontrolünde olan Kanal D ve CNN Türk’ün
reklamverenler açısından, devralınan Star TV ile aynı pazarda bulunduğu
kabul edilebilir. Dolayısıyla Star TV’nin Işıl TV kontrolüne geçmesi durumunda
bu üç ulusal televizyon kanalı aynı ekonomik birlik içinde olacaklardır. 2004
yılı ortalama tüm gün izlenme payları baz alındığında üç kanal [Kanal D 15.20;
Star TV 8.80; CNN Türk 1,24 olmak üzere] %25.24’lük bir izlenme payına
ulaşmaktadır.
Star TV’nin Ciner Grubu’nun kontrolüne geçmesi halinde ise, yine 2004 yılı
ortalama tüm gün izlenme payları dikkate alındığında ulusal televizyon 300
yayıncılığı pazarında faaliyet gösteren ATV ile birlikte grubun ilgili pazardaki
toplam pazar payı %21 olmaktadır.
2005 yılı rakamları dikkate alındığında ise Doğan Grubu ve Ciner Grubu’nun
toplam pazar payları sırasıyla %26.50 ve %24.50’ye ulaşmaktadır.
İzlenme payları yanı sıra, her ne kadar sektörde yer alanlar tarafından
RTÜK’e bildirilen reklam gelirlerinin güvenilirliğinin zayıf olduğu belirtilse de,
reklam gelirleri televizyon kanallarının yayıncılık piyasasındaki pozisyonlarını
anlayabilmek için bir gösterge olarak kabul edilebilmektedir. 3984 Sayılı
Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un 12.
maddesi uyarınca RTÜK’ün gelirlerini oluşturan kalemlerden bir tanesini özel 310
radyo ve televizyon kuruluşlarının yıllık brüt reklam gelirlerinden %5 oranında
ayrılacak paylar oluşturulmaktadır. Aşağıda RTÜK’ten elde edilen verilere
göre ulusal yayın yapan televizyon kanallarının KDV hariç reklam gelirleri
rakamlarını gösterir tabloya yer verilmiştir:
Tablo 5: Ulusal Televizyon Kanallarının Reklam Gelirleri ve Payları
2002 2003 2004*
Miktar
(Trilyon TL)
%
Miktar
(Trilyon TL)
%
Miktar
(Trilyon TL)
%
Kanal D (…) (…) (…) (…) (…) (…)
ATV (…) (…) (…) (…) (…) (…)
Show TV (…) (…) (…) (…) (…) (…)
NTV (…) (…) (…) (…) (…) (…)
Star TV (…) (…) (…) (…) (…) (…)
CNBC-E (…) (…) (…) (…) (…) (…)
CNNTürk (…) (…) (…) (…) (…) (…)
TGRT (…) (…) (…) (…) (…) (…)
Samanyolu (…) (…) (…) (…) (…) (…)
Kanal 7 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
Kanal 6 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
Meltem TV (…) (…) (…) (…) (…) (…)
TRT (…) (…) (…) (…) (…) (…)
Diğer (…) (…) (…) (…) (…) (…)
* Haziran ayına kadar.
05-73/984-272
9
Reklam gelirlerine göre yapılan bir değerlendirmede, Star TV’nin muhtemel
alıcılardan birisine devredilmesi halinde, 2003 yılı verilerine göre, Doğan
Grubu’nun (Kanal D ve CNN Türk) pazar payı %38,6, Ciner Grubu’nun (ATV)
pazar payı %31,3 olarak gerçekleşmektedir. 320
Yukarıda yer verilen toplam pazar paylarının değerlendirilmesine geçilmeden
önce, ulusal televizyon yayıncılığı pazarında, her iki medya grubunun pazar
konumunun yani mevcut durumda hakim durumda olup olmadığının
değerlendirilmesi gerekmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca, hakim durum, belirli bir piyasadaki
bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız
hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik
parametreleri belirleyebilme gücüdür. Pazar payı ise hakim durum tespitinde
ilk ve öncelikli kriterdir. Pazar payının düşük seviyede ve rakipler ile yakın bir
düzeyde olduğu durumlarda, bir teşebbüsün tek başına hakim durumda 330
bulunduğunu öne sürmek mümkün olmayacaktır.
Güvenilirliği zayıf olan reklam geliri bir kenara bırakıldığında ve izlenme
payları dikkate alındığında, Doğan Grubu, ilgili pazarda yaklaşık %17’lik bir
pazar payına sahiptir. Kendisini izleyen rakiplerinin de yakın Pazar paylarına
sahip olduğu bilinmektedir. Bu durumda Doğan Grubu’nun ilgili pazarda hakim
durumda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Geçmiş Rekabet Kurulu Kararları da
aynı tespiti içermektedir2.
Ciner Grubu’nun ilgili pazardaki faaliyetleri dikkate alındığında da aynı durum
söz konusudur. Yaklaşık %15’lik bir pazar payı ile Ciner Grubu’nun da tek
başına hakim durumda bulunmadığı anlaşılmaktadır. 340
Bununla birlikte Ön Bildirime İlişkin Mesleki Daire Görüşü’nde de yer verildiği
üzere, ulusal televizyon yayıncılığı pazarında hiçbir medya grubu tek başına
hakim durumda değildir.
İzlenme payı rakamlarına dayalı olarak yapılan bu tespitler çerçevesinde, Star
TV’nin gerek Doğan Grubu, gerekse Ciner Grubu tarafından devralınması
halinde, sadece pazar payına dayalı olarak hakim durum oluştuğu veya
mevcut bir hakim durumun güçlendirildiğini öne sürmek mümkün
olmayacaktır. Durum böyle olmakla birlikte, pazar payı dışında ilgili pazarın
işleyişi, pazardaki potansiyel rekabet tehdidi, alıcıların pazarlık gücü gibi
unsurların herhangi bir teşebbüsün rakiplerinden ve müşterilerinden bağımsız 350
olarak hareket etme kabiliyeti üzerindeki etkilerine de bakılması
gerekmektedir.
Ulusal televizyon yayıncılığı pazarı toplam 21 kanalın faaliyet gösterdiği, bu
kanallar arasında da karasal açık yayıncılık yapan Show TV, ATV, Kanal D ve
Star TV’nin öne çıktığı bir pazardır. Bu pazarda rekabet izlenme oranları ve
paylarına dayalı olarak gerçekleşmektedir. Bu nedenle içerik temini önem
kazanmaktadır. İzleyiciyi özellikle de “prime time” zaman diliminde ekran
başına çekebilmek için diziler, eğlence programları, spor programları, filmler
gibi yayınlar için cazip içerik elde etmeye çalışan kanallar, farklı yayın
dönemlerinde farklı başarılar elde etmektedirler. Örneğin popüler bir 360
2 BİMAŞ-1 Kararı (01.02.2000 tarih ve 00-4/41 sayılı Rekabet Kurulu Kararı), ZEDPAŞ Kararı
(12.6.2003 tarih ve 03-42/470-205 sayılı Rekabet Kurulu Kararı), BİMAŞ-2 Kararı (21.10.2002
tarih ve 02-64/803-325 sayılı Rekabet Kurulu Kararı)
05-73/984-272
10
sanatçının rol aldığı bir dizinin yayın haklarını ele geçiren bir kanalın izlenme
oranları ve payları aniden yükselebilmektedir. Geçmiş 3-4 yılın izlenme
oranları ve paylarına ilişkin farklı kategoriler için derlenmiş olan AGB
verilerinin3 incelenmesi de, pazarda ilk sıraları paylaşan kanalların dönemsel
olarak birbirinin önüne geçtiğini, çeşitli cazibesi yüksek programların kanallar
arasında zaman zaman yer değiştirdiğini göstermektedir. Dolayısıyla iyi bir
içeriğe ulaşabilen bir ulusal kanalın izlenebilirliğini artırması önünde bir engel
bulunmamaktadır. İçeriğe erişim olanakları ise, yapımcı şirketlerin sayıca
fazlalığı ve yapım piyasasında kayda değer bir giriş engeli bulunmaması
nedenleri ile kanallar açısından oldukça fazladır. Bu da piyasada belirli 370
düzeyde bir dinamizm ve kanallar üzerinde bir rekabet tehdidi yaratmaktadır.
Bununla birlikte piyasada dinamizm yaratan diğer bir unsur, gelişen yayın
teknolojileridir. Özellikle de dijital yayıncılığa geçişin önümüzdeki dönemlerde
piyasada hareketlenmeye yol açacağı ve mevcut aktörlerin pazar gücü
üzerinde baskı yaratabileceği düşünülmektedir. Diğer yandan, mevcut
durumda da gerek uydu üzerinden yapılan yayınlar gerekse dijital platform
üzerinden yapılan yayınlar, ulusal karasal yayın yapan televizyon kanallarının
pazar gücü üzerinde belli oranda bir tehdit yaratmaktadır.
Diğer yandan, pazarda alıcı konumundaki reklamverenlerin pazarlık gücünün
yüksekliği de, reklam yeri satışı konusunda, kanalların mevcut ve potansiyel 380
güçlerini dengeleyici bir etki oluşturmaktadır. Reklamverenlerin Star TV’nin
satışı konusunda dile getirmiş olduğu hususlar bu açıdan dikkat çekicidir.
Televizyon yayıncılığı pazarında asıl müşteri konumunda olan Reklamverenler
Derneği tarafından raportörlere şifahen;
Söz konusu devir işleminin, reklamveren teşebbüsler olarak kendileri ile
televizyon kanalları arasındaki ticari ilişkilerin seyrine lehte veya
aleyhte büyük bir değişim getirmeyeceği,
Son birkaç yıldır reklamveren-televizyon kanalı arası ilişkileri etkileyen
iki değişim olduğu, bunlardan ilkinin RTÜK’ün yayın-içi yayın-arası
reklam kuşakları ile ilgili süre kısıtlamaları düzenlemelerini sıkılaşan bir 390
biçimde takip etmesi, diğerinin ise tematik ulusal yayın yapan NTV,
CNBC-e gibi birtakım kanalların reklamverenler tarafından tercih edilme
oranının artmaya başlamasının olduğu,
Bu iki gelişmeden ilkinin reklamverenler karşısında televizyon
kanallarının pozisyonunu kuvvetlendirirken, ikincisinin ise
reklamverenlerin karşısında daha çok arz miktarının çıkmasına yol
açmakta ve reklamveren firmaların pazarlık gücünü artırmakta4 olduğu
Genel bir değerlendirme yapıldığında ise, zaten devir öncesi ilişkilerde
de kanalların tek taraflı olarak ticari şartları belirleyebilme gibi bir
güçlerinin var olmadığı, 400
Star TV’nin de üç büyükler olarak adlandırılan ATV, Show TV veya
Kanal D’ye sahip gruplardan birisinin mülkiyetine geçmesinin, bu
3 Star TV Tanıtım Kitapçığı
4 Bununla birlikte, daha önce ulusal kanallara reklam vermeyen birtakım firmaların artık
reklam planlamalarında ulusal kanallara da yer vermeye başlamış olmaları, bu etkiyi
azaltmaktadır.
05-73/984-272
11
gruplar ile reklamverenler arası ilişkilerdeki dengeyi reklamverenler
aleyhine bozmayacağı
ifade edilmiştir. Ayrıca reklamveren firma ile televizyon kanallarının reklam
yeri fiyatları konusundaki pazarlıklarını birebir ticari ilişkiler içerisinde
yaptıklarını, televizyon kanallarının herhangi bir yapılanma içerisinde
reklamveren karşısında -daha önce Rekabet Kurumu soruşturmalarına konu
olan BİMAŞ gibi- tek bir blok halinde çıkıp ticari görüşmelerin bu şekilde
sürmesi şeklinde bir durumun söz konusu olmadığı da Reklamverenler 410
Derneği Başkanı tarafından iletilmiştir.
Bütün bu koşullar birlikte değerlendirildiğinde, gerek Işıl TV vasıtasıyla Doğan
Grubunun, gerekse Ciner A.Ş. vasıtasıyla Ciner Grubu’nun Star TV’nin
kontrolünü ele geçirmesi halinde, piyasada söz konusu teşebbüslerin rakipleri
ve müşterilerinden bağımsız bir şekilde davranacakları bir ortamın doğması,
yani bu teşebbüslerin hakim duruma geçmesi mümkün görünmemektedir.
Alıcı televizyon kanallarının Star TV’yi iktisap etmeleri suretiyle tek başına
hakim duruma gelmeyeceğine ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra, söz konusu
devir ertesinde ilgili pazarda oluşabilecek koordinasyon etkileri açısından da
bir değerlendirme yapılmasında, pazarın devir sonrası alabileceği halin 420
anlaşılması bakımından fayda bulunmaktadır. Bir pazarda, mevcut aktörler
arası devir veya birleşme işlemlerinden sonra, pazarda yoğunlaşmanın
artması kaçınılmaz bir durumdur. Star TV’nin, ilgili pazardaki en büyük
aktörlerden olan Doğan Grubu veya Ciner Grubu tarafından devralınması da,
öncelikle pazardaki önemli büyüklükteki aktörlerin sayısının azalması
dolayısıyla, pazarda yoğunlaşmayı artırıcı, yani pazardaki rekabet seviyesini
azaltıcı bir işlemdir. Buraya kadar yapılan pazarın işleyişine ilişkin
değerlendirmeler çerçevesinde, reklamverenlerin pazarlık gücünün, içeriğe
erişim olanaklarının sınırlı olmamasının ve alternatif yayın tekniklerindeki
gelişmenin, yani hem alıcıların gücünün, hem de potansiyel rekabet 430
olanaklarının, ilgili pazarda önemli pazar gücüne sahip aktörlerin davranışları
üzerinde bir kısıt yarattığı bilinmektedir. Bu faktörler, ilgili pazarda aktörler
arası koordineli davranışların sürdürülebilirliğini de azaltıcı etkiye sahiptir.
Gelecekte aktörlerin koordineli davranışlara yönelmesi halinde 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin tekrar işletilmesi önünde hiçbir engel olmamakla
birlikte, bu aşamada söz konusu koordinasyon riskinin, devir işleminin
yasaklamasını gerektirecek bir tehdit olmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak, 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi çerçevesinde “hakim durum
yaratmaya veya hakim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik” bir işlemin
bahse konu olmayacağı zira her iki grubun ilgili pazarda halihazırda hakim 440
durumda bulunmadığı ve Star TV’nin kontrolünün ele geçirilmesi ile de hakim
duruma gelmeyeceği, dolayısıyla, TMSF tarafından Star TV’nin en yüksek
teklifi veren Işıl TV’ye ya da ikinci en yüksek teklifi veren Ciner Televizyon ve
Radyo İşletmeciliği San. ve Tic. A.Ş.’ye satılmasına izin verilmesinde bir
sakınca olmadığı değerlendirilmiştir.
05-73/984-272
12
I- SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre; 450
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından “Star TV Ticari ve İktisadi
Bütünlüğü”nün yapılan ihalede en yüksek teklif sahibi olan Işıl Televizyon
Yayıncılık A.Ş. ya da ikinci en yüksek teklifin sahibi Ciner Televizyon ve
Radyo İşletmeciliği San. ve Tic. A.Ş.’ye satışı için, Rekabet Kurumu’na,
1998/4 sayılı "Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik
Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde ve İzin
Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ"
çerçevesinde yapılan izin başvurusunun, 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun ve 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması
Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ” çerçevesinde 460
değerlendirilmesi neticesinde;
Yukarıda adları belirtilen gruplardan herhangi birisinin “Star TV Ticari ve
İktisadi Bütünlüğü”nü devralmasının, 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun kapsamında, bir hakim durum yaratmaya veya hakim
durumu güçlendirmeye yönelik olarak, rekabetin önemli ölçüde azaltılması
sonucunu doğurmayacağına, bu nedenle başvuru konusu işleme izin
verilmesinde sakınca bulunmadığına Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ’ın farklı
gerekçesi ve OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
05-73/984-272
13
FARKLI GEREKÇE
(25.10.2005 tarihli ve 05-73/984-272 sayılı Kurul Kararı)
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satışa sunulan Star
TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’nün ihale sonucu en yüksek teklif sahibi olan
iki teşebbüsten herhangi birisine devredilmesine izin verilmesi kararına
aşağıdaki farklı gerekçeyle katılıyorum:
Rekabet Kurulu, TMSF tarafından icra kanalı ile yapılan satışları
özelleştirme kapsamında işlemler olarak kabul etmiş, bu görüşünü TMSF’ye
bildirmiş ve Kurula yapılan başvuruları da bu kapsamda değerlendirmiş ve
sonuçlandırmıştır. Bu işlemlere Kanun’un 7 nci maddesi, buna dayanılarak
çıkarılan ikincil mevzuattan 1998/4 ve 1997/1 sayılı Tebliğ hükümlerinin
uygulanacağı açıktır. İlgili düzenlemelerde icra yoluyla satışlar öngörülen
işlemlerden hiçbir şekilde muaf tutulmamıştır.
Ancak, 27.10.2004 tarihli ve 04-69/981-M sayılı Star Medya
Şirketlerinin cebri icra yoluyla satışına ilişkin Kurul görüş kararındaki karşı oy
gerekçemde de belirttiğim gibi, ihale öncesi bildirimden vazgeçilmesi,
uygulama güçlükleri nedeniyle dahi olsa, 1998/4 ve 1997/1 sayılı Tebliğlere
aykırılık oluşturur. Buna bağlı olarak ihaleyi kazanan teşebbüslerin veya
TMSF’nin ihale sonrasında Rekabet Kurumuna başvurması ve Kurulun
inceleme yaparak izin değerlendirmesinde bulunması hukuken geçerli bir
anlam kazanmayacak veya sonuç doğurmayacaktır. Çünkü, İcra ve İflas
Kanunu (İİK) 134 üncü madde bağlamında ihaleyi kazanan (alıcı) malik
sıfatını elde edecek, ihalenin feshi gündeme gelmediği takdirde, tasarruf
yetkisini kullanamayacaktır. Haliyle, Rekabet Kurulunun ihalenin feshi dışında
izin vermemesi hukuki bir sonuç doğurmayacaktır. Yaklaşık iki yıldır yapılan
özelleştirmeler nedeniyle bu hukuki eksiklikler tarafımdan ifade edilmiş ve
mevzuat değişikliği önerilmişti.
5354 sayılı ve 25.05.2005 tarihli Kanun’la Bankalar Kanunu’nda
değişikliğe gidilmiş ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15 inci maddesinin 7
nci fıkrası a bendinde TMSF işlemlerinde ve ihale prosedüründe Fon
Kuruluna ihalenin sonuçlandırılması yetkisi tanınmıştır. Hükme göre; “ihalenin
sonuçlanması, Fon Kurulunun onayına bağlıdır.”. İşte bu hükümle, İİK
sisteminde ihalenin kesinleşmesi (sonuçlanması) Fon Kurulu kararına
bağlanmıştır. Eksiklik, izin verilmeme vb. nedenlerle Fon Kurulu ihaleyi
sonuçlandırmayacak, buna bağlı olarak mülkiyet hakkı ve tasarruf yetkisi
ihaleyi kazanan tarafından kullanılamayacaktır. Bu değişiklikle İİK 134 vd.
hükümlerine bir tür istisna getirilmiş olmaktadır. Dolayısıyla Rekabet
Kurulunun ön bildirimler sonucunda nihai izin değerlendirmesi hukuki anlam
ve gerekçeye kavuşmuş olmaktadır. Rekabet Kurulunun izin vermemesi
durumunda Bu husus Fon Kuruluna bildirilecek ve Fon Kurulu kararıyla ihale
sonuçlandırılmamış olacaktır. Fon Kurulunun Rekabet Kurulu kararına
uymaması durumunda ise Rekabet Kurumunun bir sorumluluğu söz konusu
olamayacaktır. Sonuçta, gerek görüş kararında yazmış olduğum 27.10.2004
05-73/984-272
14
tarihli, gerekse daha önceleri yazılan karşı oy gerekçesi ortadan kalkmaktadır.
Artık, Rekabet Kurulunun nihai izin kararları ön bildirime gelinmiş olması ve
işlemlerin usulüne uygun olması koşuluyla, diğer özelleştirme işlemleri gibi
değerlendirilecek ve izin kararı alınabilecektir.
Yukarıda belirttiğim hususlar farklı gerekçe olarak saklı kalmak üzere
alınan izin kararını paylaşıyorum.
Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy