Stella ve Diğerleri / İtalya – 49169/09 ve diğerleri - 16.9.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar — Tüm başvuranlar, kişi başı yaklaşık 3 metrekarelik yaşam alanına sahip oldukları aşırı kalabalık hücrelerde tutulduklarını iddia etmişlerdir.
Başvuruların Hükümet’e tebliğ edilmesinin ardından Mahkeme, Torreggiani ve Diğerleri / İtalya[1] davasındaki emsal karar usulünü uygulamıştır. Mahkeme söz konusu kararda İtalyan cezaevlerindeki aşırı kalabalıklığın yaygın ve yapısal bir sorun olduğunu belirtmiştir. Mahkeme Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca, davalı Devlet tarafından etkin bir önleyici ve tazmin edici hukuk yolunun veya İtalya’daki cezaevlerindeki kalabalıklıktan kaynaklanan Sözleşme ihlallerinin gerçek anlamda etkili bir şekilde telafi edilebilmesini sağlayacak nitelikte hukuk yollarının tesis edilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Söz konusu kararın ardından İtalya Devleti cezaevlerindeki aşırı kalabalıklık hususundaki yapısal sorunu çözmeyi hedefleyen birtakım yasal tedbirleri yürürlüğe koymuş, buna paralel olarak, tutulan kişilerin tutukluluğun maddi koşullarına ilişkin olarak bir yargı merciine şikâyette bulunabilmelerini sağlayacak şekilde kanunda reform yapmış ve ayrıca Sözleşme’ye aykırı olarak tutuklu bulunan kişilere tazminat ödenmesini öngören bir tazmin edici hukuk yolu tesis etmiştir.
Hukuki Değerlendirme — Madde 35 § 1: Yeni hukuk yollarının tesis edilmesi emsal karar usulünün uygulanmasının doğrudan bir sonucu olmamıştır. Söz konusu hukuk yollarının, çok sayıda benzer davalar nedeniyle Sözleşme sistemine karşı artmakta olan tehdidi giderme amacıyla, cezaevlerindeki kalabalıklığa ilişkin olarak İtalya aleyhine açılan davaları ele alması hedeflenmiştir. Dolayısıyla davalı Devletin yerel makamları Mahkeme’nin bu alandaki içtihadına ve Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca emsal kararda belirtilen bulgulara riayet etmiştir.
(a) Mahkeme’nin önleyici hukuk yoluna ilişkin değerlendirmesi
Davalı Devlet söz konusu yeni hukuk yolunu tesis ederek, Mahkeme’nin önceden mevcut olan hukuk yolunun etkinliğine ilişkin Torreggiani ve Diğerleri kararında ifade ettiği çekincelerine, yani bir taraftan cezaların infazından sorumlu yargıç tarafından alınan kararların bağlayıcı gücü hakkındaki belirsizliğe ve diğer taraftan uygulamada cezaevi yetkililerini mahpuslara Sözleşme’ye uygun tutukluluk koşulları sağlamaktan alıkoyan İtalyan cezaevlerindeki aşırı kalabalıklık hadisesinin yapısal niteliğine ilişkin çekincelerine yanıt vermeyi amaçlamıştır.
Yeni hukuk yolunda cezaların infazından sorumlu yargıç tarafından mahpusların cezaevi idaresine ilişkin şikâyetleri hakkında verilen kararların ilgili idari makamlar için bağlayıcı olduğu belirtilmiştir. İlgili idari makamların yargıç tarafından belirlenen son tarihe riayet etme yükümlülüğü bulunması, adli yargılamaların hızlı olması koşulunu ve hızlı olmadığı takdirde icra işlemlerinin başlatılabilmesi kriterini ilke olarak karşılamıştır. Ayrıca davalı Devletin cezaevlerindeki aşırı kalabalıklık hususundaki yapısal sorunu çözüme kavuşturmayı amaçlayan bir dizi önemli tedbirler almış olması özellikle anlamlı olmuştur. Başka amaçların yanı sıra, tutukluluğa alternatiflerin daha fazla kullanılmasının desteklenmesi ve hafif suçlar için öngörülen cezaların azaltılması amacıyla ceza politikası alanında birtakım yasal hükümler yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu hükümlerin uygulanması halihazırda cezaevi nüfusunun önemli oranda azalmasını sağlamış ve ceza politikasında yapılan yapısal reform kapsamında konulan hükümlerin uygulanmasının İtalya’daki cezaevlerindeki aşırı kalabalıklık üzerinde daha olumlu bir etkisinin olmaya devam etmesi muhtemel olmuştur Ayrıca, mahpusların hücrelerinin dışarısında günde en az sekiz saat geçirmelerini sağlamak üzere başlıca kurumsal değişiklikler yapılmıştır. Son olarak, mevcut cezaevi binalarının yenilenmesi ve yeni yerleşkelerin inşa edilmesi, İtalya’daki cezaevlerinde tutulan tüm mahpusların mevcut durumda kişi başı asgari 3 metrekarelik kişisel alana sahip olabilmesi için uygun olan yer sayısını arttırmış ve mahpusların dağılımının daha sağlıklı bir şekilde yapılmasını sağlamıştır. İç hukuk uyarınca, ortak kullanılan hücreler için kişi başına düşen asgari yüzey alanı 5 metrekare olup, Mahkeme’nin içtihadı ve CPT tarafından tavsiye edilen alandan daha fazladır.
Mahkeme, İtalyan yetkililer tarafından birçok düzeyde gösterilen kayda değer çabalar dolayısıyla alınan önemli sonuçları memnuniyetle karşılamış ve İtalya’daki cezaevlerindeki aşırı kalabalıklık sorununun halen devam etmesine rağmen artık daha az endişelendirici bir seviyede olduğunu belirtmiştir. Mahkeme’nin tek yapabileceği davalı Devleti bu olumlu eğilimi sürdürmesi konusunda teşvik etmek olmuştur.
Yerel mevzuatın sunduğu önleyici hukuk yolunun niteliği ve ilgili yerel makamların mevcut durumdaki tutumlarının bağlamı göz önünde bulundurulduğunda, yeni hukuk yolunun a priori (önsel) olarak davacılara olumlu sonuç elde etme konusunda makul olanaklar sunabilecek erişilebilir bir hukuk yolu teşkil etmiştir.
(b) Mahkeme’nin tazmin edici hukuk yoluna ilişkin değerlendirmesi
Yeni hukuk yolu, İtalya’da Sözleşme’ye aykırı maddi koşullarda tutuklu bulunduklarını iddia eden başvuranlar dahil olmak üzere herkes için erişilebilir bir yol olmuştur. Geçici hükümde halihazırda Mahkeme’ye yapılmış olan başvurulara açıkça atıfta bulunulmasından dolayı, Mahkeme önünde derdest olan ve henüz kabul edilebilir olduğu beyan edilmeyen tüm başvuruları ulusal mahkemelerin yargı yetkisi alanı içerisine getirmek üzere tasarlanmıştır.
Telafinin özelliklerine gelince, söz konusu hukuk yolu iki tür tazminat sağlamıştır. Tutuklu bulunan ve halen ceza sürelerini tamamlaması gereken kişilerin cezalarında Sözleşme’ye aykırı tutuldukları her on günlük dönem için bir gün indirim yapılması sağlanmıştır. Ceza sürelerini tamamlayan veya infaz edilmesi gereken kalan ceza süresinin indirimin tam uygulanmasına izin vermediği durumlarda ise kişilerin Sözleşme’ye aykırı olduğu değerlendirilen koşullarda geçirdikleri her gün için gün başına 8 avro miktarında tazminat alabilmesi mümkün kılınmıştır. Karar verme yetkisi, tutukluların şikâyetleri açısından ceza infazından sorumlu mahkemelere ve tahliye edilen kişiler açısından olağan mahkemelere ait olmuştur.
Ceza indirimi, bir yandan özellikle Sözleşme’nin 3. maddesi ihlallerini telafi etmek üzere yapılması ve diğer yandan ilgili kişinin cezasının uzunluğu üzerindeki etkisinin ölçülebilir olması halinde, tutukluluğun kötü maddi koşullarının söz konusu olduğu durumlarda yeterli bir hukuk yolu teşkil etmiştir. İlaveten, bu biçimdeki bir telafi, tutukluların cezaevinden tahliyelerini hızlandırmak suretiyle aşırı kalabalıklık sorununun çözümlenmesine yardımcı olma hususunda yadsınamayacak bir avantaj içermiştir. Maddi tazminata gelince, iç hukukta öngörülen tazminat miktarının, her ne kadar Mahkeme tarafından belirlenen miktardan az olsa dahi, makul olmadığı veya davalı Devlet tarafından tesis edilen hukuk yolunu etkinlikten yoksun bırakacak nitelikte olduğu değerlendirilemezdi.
Sonuç olarak, başvuranlardan Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı koşullarda tutuklu kaldıklarını iddia edenlerin, ihlalin tespit edilmesini sağlamak ve gerekli olduğu takdirde yeterli tazminatı elde etmek üzere, İtalyan mevzuatında tesis edilen yeni hukuk yoluna başvurmaları gerekirdi. Halen kötü koşullarda tutulan başvuranların ise ayrıca, cezaevindeki yaşam koşullarının derhal iyileştirilmesini sağlamak amacıyla cezaların infazından sorumlu yargıca şikâyette bulunmaları gerekmekteydi.
Sonuç: kabul edilemez (oybirliğiyle).
[1] Torreggiani ve Diğerleri / İtalya, 43517/09 ve diğerleri, 8 Ocak 2013, 159 sayılı Bilgi Notu
Full & Egal Universal Law Academy